İçeriğe geç

Karanlık Gözlerimin Parlayan İncisi

Bölüm 12 · 1 dk okuma

Karanlık Gözlerimin Parlayan İncisi

Bölüm 12

Tehlikeli Yakınlık

​Atlas bileğimden tutup beni okulun arka koridorundaki o kimsenin uğramadığı yangın merdivenine çıkardığında, kalbimin atışından başka hiçbir şey duymuyordum. Kapıyı arkamızdan sertçe kapatıp kilitledi. İçerisi dışarının gürültüsünden tamamen izole, loş ve yabancı bir dünyaydı.

​Sırtım yine o soğuk duvara yaslandığında, Atlas üzerime doğru eğildi. Öyle yakındık ki, soluduğu hava tenime çarpıyordu. Gözlerindeki o az önceki buz gibi öfke yerini derin, kelimelerle anlatılamayacak kadar yoğun bir tutkuya bırakmıştı.

​"İyi misin?" diye fısıldadı, kalın sesi bu sefer tehlikeli bir şekilde yumuşamıştı. Parmakları hâlâ bileğimi tutuyordu ama artık canımı yakmıyor, aksine tenimi okşar gibi hafifçe üzerinde geziniyordu.

​"B-ben iyiyim," diye mırıldandım, gözlerini kaçırmaya çalışarak. "Ama Pelin ve diğerleri... Beni rahat bırakmayacaklar, Atlas. Bu çok tehlikeli."

​Atlas, diğer elini kaldırıp parmak uçlarıyla çenemden tuttu ve yüzümü, doğrudan kendi karanlık gözlerine baktıracak şekilde yukarı kaldırdı.

​"Bırak tehlikeli olsun," dedi, dudaklarında o bildik, kararlı tebessüm belirdi. "Benim olduğum yerde sana kimse zarar veremez, inci. Bunu kafana iyice kazı."

​Nefesim kesilmişti. Aradaki o son mesafe de yok olurken, kalbimin sesinin odadaki her şeyi bastırdığını hissettim. Bütün kurallar, bütün yasaklar, okulun dedikoduları ve Pelin’in tehditleri... Hiçbiri umurumda değildi artık. Dünyanın sonu gelse bile, o an sadece onun kollarında yok olmak istiyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.