İçeriğe geç

Karanlık Gözlerimin Parlayan İncisi

Bölüm 11 · 1 dk okuma

Karanlık Gözlerimin Parlayan İncisi

Bölüm 11

Buz Kütlesi

​Atlas’ın o sözleri kulaklarımda çınlarken, dolapların arasından nasıl çıktığımı ve kendimi eve nasıl attığımı hatırlamıyordum bile. Odamın penceresinden dışarıya bakarken, onunla aramızdaki sınırların ne kadar ince ve ne kadar tehlikeli olduğunu ilk defa bu kadar net fark etmiştim.

​Ertesi gün okulun bahçesine adım attığımda havadaki o gerginliği derinden hissediyordum. Pelin ve çetesi, kafeteryanın önündeki banklarda oturmuş, resmen beni infaz etmek için gözleriyle arıyorlardı. Atlas ortalıkta görünmüyordu; ne o siyah deri ceketi ne de o tütün kokusu havadaydı.

​Tam sınıfa yönelmiştim ki Pelin yolumu kesti. Yüzündeki o sahte gülümseme ve zehirli bakışlarla önümde dikildi.

​"Bakıyorum da epey havalara girmişsin, inci tanesi," dedi, sesindeki o aşağılayıcı ton bütün koridorda yankılandı. "Atlas seninle sadece oyun oynuyor. Sen onun için sadece okyanustaki küçük bir oyuncaksın. Birkaç güne sıkılıp seni çöpe atacak."

​Kalbim acıyla kasıldı ama ona boyun eğmek istemiyordum. "Ne dediğini bilmiyorum, çekil yolumdan," diye mırıldandım sesimi dik tutmaya çalışarak.

​Pelin tam elini kaldırıp beni itecekken, arkadan gelen o buz gibi, adeta cehennemden fırlamış gibi çıkan ses bütün koridonun kanını dondurdu:

​"Ona dokunursan, o ellerini bir daha asla kullanamazsın, Pelin."

​Sıcaklık bir anda sıfırın altına düştü sanki. Pelin ve etrafındakiler taş kesildi. Atlas, koridorun köşesinde, elleri ceplerinde, gözlerinden ateş saçarak bize doğru yürüyordu. Öyle bir buz kütlesiydi ki, karşısındaki kim olursa olsun dondurabilirdi.

​Yanıma kadar geldi, Pelin'e dönüp son kez uyardı: "Bir daha onun adını o kirli ağzına aldığını duymayacağım."

​Sonra bileğimden tutup beni kalabalığın ortasından çekip aldı. Dünyanın en tehlikeli adamı, o an sadece benim koruyucummuş gibi hissettiriyordu.

Bölüm sonu

1 yorum