İçeriğe geç

Karanlık gölgesindeki aşk

Bölüm 8 · 2 dk okuma

Karanlık gölgesindeki aşk

Bölüm 8

Bölüm: Bitmeyen Husumet

Haftalar sonra Alistair yeniden ayağa kalkmıştı. Zırhını henüz tam giyemese de saraydaki otoritesi ve duruşu eskisinden farksızdı. Büyük Konsey Salonu’nun ortasındaki devasa ahşap masanın etrafında krallığın önde gelen komutanları ve lordları toplanmıştı. Masanın başında Alistair, tam karşısında ise Sınır Krallığı'nı temsil eden Vesper oturuyordu.

Alistair, önündeki haritaya elini bastırarak söze başladı. Sesi, salondaki tüm fısıltıları kesecek kadar tok ve kararlıydı. "Bu kanlı husumet artık son bulmalı. Sınır boylarında her gün onlarca masum köylü can veriyor. Gerçek ortaya çıktı; artık savaşmak için tek bir geçerli nedenimiz bile yok. Barış antlaşmasını imzalamalı ve iki krallık arasındaki sınırları kaldırmalıyız."

Salonda bir onaylama mırıltısı yükseldi. Ancak Vesper, oturduğu sandalyede dikleşti. Yeşil gözlerinde hâlâ aşılması zor bir gurur ve direnç vardı. Alistair’in babasını öldürmediğini biliyordu; evet, ona karşı içindeki o kör öfke dinmişti ama bu, iki halkın arasındaki onlarca yıllık kan davasını tek bir kalem darbesiyle sileceği anlamına gelmiyordu.

"Barış demek bu kadar kolay mı Alistair?" dedi Vesper, sesi soğuk bir rüzgâr gibi salonda yankılanarak. "Halkımın dökülen kanı ne olacak? Yıkılan köyler, yetim kalan çocuklar? Gerçek ne olursa olsun, senin orduların benim topraklarıma kılıçla girdi. Benim halkım senin bayrağını gördüğü yerde hâlâ acı duyuyor. Ben bir prenses olarak onların ahını hiçe sayıp seninle el sıkışamam."

Alistair derin bir nefes aldı. Kadının gözlerindeki o sarsılmaz inadı görüyordu. Yavaşça masanın etrafından dolanıp Vesper’ın oturduğu yere doğru birkaç adım attı. "Halkının acısını anlıyorum Vesper," dedi alçak ama etkileyici bir tonla. "Ama geçmişin cesetlerini besleyerek geleceği inşa edemeyiz. Bu savaşı sürdürmek sadece daha fazla kan demek. Gururunu halkının geleceğinden üstün mü tutacaksın?"

Vesper ayağa kalktı. Aralarındaki mesafe aniden kısaldı. "Bu gurur değil, sorumluluk!" diye karşılık verdi, yüzü Alistair’e tehlikeli derecede yakındı. "Seni affetmiş olmam, seninle aynı masada dostça oturacağım anlamına gelmez. Bu krallık benim halkımın kemikleri üzerine kurulu ve ben teslim olmayacağım."

İkili arasındaki gerilim, salondaki herkesin nefesini kesmişti. Alistair, kadının bu amansız direnişi karşısında pes etmeyeceğini biliyordu; ancak barışın sağlanması için başka yollar bulması gerekecekti.

Bölüm sonu

3 yorum