İçeriğe geç

Karanlık gölgesindeki aşk

Bölüm 7 · 2 dk okuma

Karanlık gölgesindeki aşk

Bölüm 7

Gerçeğin Yükü

:alistarin zehirli kılıç darbesiyle yere serilişinin üzerinden üç gün geçmişti. Şatonun alt katındaki revir odasında, meşalelerin titrek ışığı taş duvarlara kasvetli gölgeler düşürüyordu. Vesper, yatağın kenarındaki ahşap sandalyede oturmuş, elindeki mühürlü mektuba bakıyordu. Babasının en sadık muhafızının getirdiği bu kağıt parçası, prensesin yıllardır üzerine kurduğu tüm dünyayı bir anda yerle bir etmişti. Mektuptaki satırlar netti: Babasını öldüren Alistair değil, tahtı ele geçirmek isteyen kendi amcasıydı. Alistair ise sırf Sınır Krallığı iç karışıklığa sürüklenmesin ve Vesper hedef olmasın diye bu acımasız suçu üzerine almış, halkın nefretini sessizce sırtlamıştı.

Vesper’ın gözlerinden süzülen bir damla yaş, mektubun üzerindeki kurumuş mürekkebe damladı. İçindeki o yıllanmış nefret, devasa bir taştan kale gibi çatırdayarak çökmüştü. Şimdi o harabelerin altında kalan şey sadece büyük bir utanç ve tarif edilemez bir vicdan azabıydı. Başını yavaşça yatağa doğru çevirdi. Alistair, solgun yüzü ve hafifçe aralık dudaklarıyla öylece yatıyordu. Solunumu düzensizdi, zehir vücudunu yavaş yavaş tüketmeye devam ediyordu.

"Bunca zaman..." diye fısıldadı Vesper, sesi hıçkırıkla boğularak. "Bunca zaman benim nefretimi bir zırh gibi taşıdın, değil mi?"

Daha fazla vakit kaybetmeden ayağa kalktı. Masanın üzerindeki dağ otlarını, şifalı kökleri ve muhafızın getirdiği panzehir şişesini aldı. Yıllardır bir savaşçı gibi kılıç tutan parmakları, şimdi bir adamın hayatını kurtarmak için incelikle çalışıyordu. Otları ezdi, merhemi hazırladı ve Alistair’in böğründeki o korkunç, morarmış yaraya bizzat bastı. Adamın kasları acıyla gerildi, hafif bir inleme koptu dudaklarından. Vesper, onun alnındaki soğuk teri gazlı bezle silerken gözlerini bir an bile adamın yüzünden ayırmadı.

Gecenin en zifiri saatinde, Alistair’in kirpikleri hafifçe kıpırdadı. Derin bir nefes alarak gözlerini yavaşça araladı. İlk gördüğü şey, hemen yanı başında duran ve gözleri ağlamaktan kızarmış olan Vesper’dı. Alistair, kurumuş boğazıyla zorlukla fısıldadı: "Vesper... Sen... Buradasın."

Vesper, adamın sesini duyduğu anda içindeki o katı duruşun tamamen eridiğini hissetti. Sesi artık eskisi gibi keskin veya nefret dolu değildi; aksine içinde derin bir kırılganlık barındırıyordu. "Buradayım," dedi, parmaklarını Alistair’in eline doğru hafifçe kaydırarak. "Uyanmak zorundaydın. Beni bu yalanın altında tek başıma bırakamazdın."

Alistair, kadının gözlerindeki o değişimi hemen fark etti. Nefret gitmiş, yerini karmaşık bir merhamete bırakmıştı. Ancak Vesper, kalbinin daha fazla açılmasına izin vermemek için hızla elini geri çekti ve ayağa kalktı. Ona olan nefreti bitmiş olabilirdi ama yılların getirdiği o mesafe ve prenseslik gururu bir gecede yok olacak gibi değildi. "İyileşmen gerek," dedi arkasını dönerek. "Sadece... Çabuk iyileş."

Hazırda 21 bölüm var isteyin paylaşayim( yayınlanmadan önce bölüm stikluyirumda :)) eğer 20 beğeni gelirse arjadasiniza psyladin yani 5 bölüm birden aticagim

Bölüm sonu

1 yorum