İçeriğe geç

Karanlık gölgesindeki aşk

Bölüm 16 · 1 dk okuma

Karanlık gölgesindeki aşk

Bölüm 16

Bölüm: Yorgun Savaşçı

Alistair’den kaçmak, Vesper’ı ruhen ve fiziken tamamen tüketmişti. Günlerdir doğru düzgün uyuyamıyor, yemek yiyemiyordu. Kendi iç dünyasında verdiği bu savaş, meydanlardaki savaşlardan çok daha acımasızdı. Alistair’e aşık olduğunu biliyordu, adamın da kendisini sevdiğini duymuştu; peki neyi korumaya çalışıyordu? Gururunu mu? Yıkılmış bir geçmişin hayaletlerini mi?

Gece yarısı Vesper yataktan kalktı. Üzerinde sadece ince, beyaz bir gecelik vardı. Odanın ortasında durup aynadaki yansımasına baktı. Gözlerinin altı morarmıştı, yüzü solgundu. Kaçmanın hiçbir şeyi çözmediğini, aksine kalbindeki ateşi daha da körüklediğini anladı. Artık savaşacak gücü kalmamıştı. Pes etmişti.

Yavaş adımlarla kilitli kapıya doğru yürüdü. Anahtarı çevirdi ve kapıyı açtı. Koridor sessiz ve karanlıktı.

Vesper, adımlarını Alistair’in kaldığı odaya doğru attı. Her adımında üzerindeki o ağır gurur yükünün bir parçası yere düşüyordu. Odasının kapısının önüne geldiğinde duraksamadı. Kapıyı hafifçe iterek içeri girdi.

Alistair, şöminenin karşısındaki koltukta oturmuş, elindeki kadehle ateşi izliyordu. Kapının açılma sesiyle başını çevirdi. Beyaz geceliği içinde, saçları omuzlarına dökülmüş halde duran Vesper’ı gördüğünde ayağa kalktı.

Vesper, adamın gözlerinin içine baktı. Sesi bu kez ne öfkeliyse ne de korkulu; sadece yorgun ve dürüsttü.

"Pes ediyorum, Alistair," dedi fısıltıyla. "Artık kaçmayacağım."

Bölüm sonu

1 yorum