İçeriğe geç

Karanlık duvarlar

Bölüm 8 · 2 dk okuma

Karanlık duvarlar

Bölüm 8

Çatışma

Bina içindeki hava bir anda değişti.

Sanki duvarlar bile nefes almayı bırakmıştı.

Defne’nin eli Kerem’in elindeydi. İlk kez bu kadar net hissediyordu onu: soğuk, sert ama titreyen bir el.

“Kaç,” demişti Kerem.

Ama Defne kıpırdamadı.

Üç adam yavaşça yaklaştı. Ayak sesleri metal zeminde yankılanıyordu. Her adım, biraz daha yaklaştırıyordu felaketi.

Adamların en öndeki Kerem’e baktı.

“Bu iş uzadı.”

Kerem çenesini sıktı. “Siz uzattınız.”

Adam güldü. “Cesursun hâlâ.”

Kerem bir adım öne çıktı.

Defne istemsizce onun kolunu tuttu.

“Kerem…”

Kerem kısa bir an ona baktı.

Ve o bakışta Defne ilk kez şunu gördü:

Kendini feda etmeye hazır bir adam.

“Geri çekil,” dedi Kerem ona çok alçak sesle.

Defne başını salladı. “Hayır.”

“Defne, lütfen.”

Bu “lütfen” kelimesi, onun ağzından çıkması en zor şeydi.

Ama artık çok geçti.

Adamlar bir anda saldırdı.

İlk darbe Kerem’e geldi.

Omzuna sert bir yumruk.

Kerem geri savruldu ama düşmedi.

İkinci adam arkadan yaklaştı.

Defne çığlık atmadı.

Dondu.

Ama sonra… içgüdüyle hareket etti.

Yerdeki demir bir parçayı aldı.

Ve bağırdı:

“Bırakın onu!”

Ses binada yankılandı.

Her şey bir an durdu.

Kerem başını çevirdi.

“Defne!”

Ama çok geçti.

Adam Defne’ye döndü.

Bir adım attı.

Kerem bir anda araya girdi.

Darbe bu sefer çok sertti.

Kerem dizlerinin üstüne çöktü.

Defne’nin nefesi kesildi.

“Kerem!” diye bağırdı.

Ama Kerem ayağa kalktı.

Kan tadını hissetti.

Ve ilk kez yüzündeki ifade değişti.

Artık kaçmıyordu.

Artık saklamıyordu.

“Onu bırakın,” dedi Kerem.

Adamlar güldü.

“Onu mu?”

Kerem’in gözleri Defne’ye kaydı.

Ve sonra geri döndü.

“Evet.”

O an oldu.

Kerem saldırdı.

Bu sefer kontrol yoktu.

Bu sefer hesap yoktu.

Sadece öfke vardı.

Ve korku.

Defne için.

Dar alan bir kaosa dönüştü.

Metal sesleri, nefesler, darbeler…

Defne geri çekildi ama gözlerini ayırmadı.

Kerem savaşıyordu.

Ama bu savaş onun kazanabileceği bir şey değildi.

Bir darbe daha.

Kerem duvara çarptı.

Bu sefer kalkmadı.

Sessizlik.

Defne’nin içinde bir şey koptu.

Koştu.

Kerem’in yanına çöktü.

“Kerem…”

Nefes almıyordu düzgün.

Ama gözlerini açtı.

Zorla.

Ve baktı.

“Kaç dedim sana…” diye fısıldadı.

Defne gözyaşlarını tuttu.

“Yapamadım.”

Kerem hafifçe güldü.

Acı bir gülüş.

“İnatçı.”

Adamlar yeniden yaklaştı.

Ama bu sefer daha yavaşlardı.

Zafer emindiler.

Kerem elini yere koydu.

Kalkmaya çalıştı.

Ama gücü yoktu.

Defne ayağa kalktı.

Ve ilk kez Kerem’in önüne geçti.

“Yeter,” dedi.

Ses titriyordu ama netti.

“Bırakın onu.”

Adamlar ona baktı.

“Sen kimsin?”

Defne bir an durdu.

Sonra söyledi:

“Onun yanında olanım.”

Kerem gözlerini kapattı.

Bu, en kötü cevaptı.

Adam bir adım attı.

Ama tam o anda…

Dışarıdan siren sesi duyuldu.

Herkes dondu.

Kerem’in gözleri açıldı.

“Defne…” dedi.

“Ne yaptın?”

Defne hiçbir şey söylemedi.

Sadece nefes aldı.

Ve o an…

Işıklar binaya vurdu.

Bölüm sonu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.