İçeriğe geç

Karanlık duvarlar

Bölüm 6 · 3 dk okuma

Karanlık duvarlar

Bölüm 6

Karanlıkta bir adım daha

Kerem, Defne'yi binanın arkasına kadar götürmüştü. Gökyüzü bulutlarla kaplıydı, rüzgâr hafifçe esiyor, hava boğucu bir şekilde ağırlaşıyordu. Defne, etrafındaki karanlık, terkedilmiş yerleri inceledi. Yıkık dökük binalar, kararmış camlar, her şeyin uzun zamandır terk edildiği izlenimi veriyordu. Burası, Kerem’in dünyasıydı.

"Burada ne var?" diye sordu Defne, sesi hala biraz titreyerek.

Kerem, gözlerini kısıp çevresine baktı. "Burada her şeyin başladığı yer var," dedi, ama sesindeki sertlik, bir yumuşama belirtisi taşımıyordu. "Bir şeyler öğrenmek istiyorsan, buraya gelmelisin."

Defne, karanlıkta bir adım daha atmak için içindeki cesareti zorladı. Ne yapmak istediğinden emin değildi. Ama bir şekilde, Kerem’i daha yakından anlamak, onu korumak istemek—belki de bir şekilde bu karanlık dünyadan kurtarmak—içinde bir yerde yankı buluyordu.

"Bu... tehlikeli," dedi Defne, sesini yükseltmeden, ama gözlerindeki korku her şeyi anlatıyordu. "Burada olmak, gerçekten tehlikeli."

Kerem, Defne'nin gözlerindeki korkuyu fark etti ama o kadar alışmıştı ki, bunun üzerine herhangi bir şey söylemedi. "Benim için her şey tehlikeli," dedi alaycı bir şekilde. "Ama şu an seninle burada olmam, farklı bir şey demek."

Defne, “Ne demek istiyorsun?” diye sordu, ama içindeki korkuyu bastırarak.

Kerem başını salladı, derin bir nefes aldı. “Sana her şeyi anlatmak istiyorum ama… hala hazır değilsin.”

Defne, ona doğru bir adım daha attı. “Hazır değil miyim?” diye sordu, bu sefer daha kararlı bir şekilde. “Benim için en büyük tehlike, seni anlamadan buraya gelmek.”

Kerem, Defne’nin gözlerinin içine bakarak kısa bir an duraksadı. İçinde bir şeyler kırılıyordu ama bunun ne olduğuna karar veremedi. Belki de Defne’nin bu kadar cesur olması, ondan daha güçlü olması, ona biraz daha yakınlaşmasıydı. Ama… korkuyordu. Korkuyordu çünkü kendisi bile karanlık dünyasında ne yapacağını bilmiyordu.

“Buraya gel,” dedi, bir adım atarak Defne’ye yol gösterdi.

Defne, Kerem’in ardında yürümek zorunda olduğunu fark ettiğinde, adımlarını hızlandırdı. Derin bir nefes alarak, ona biraz daha yaklaşıp, “Sadece anlat, Kerem,” dedi. “Bana her şeyi anlat. Hangi karanlıkla uğraşıyorsun?”

Kerem, bir süre sessiz kaldı, ama sonunda, “Her şey babamın yaptığı hatalarla başladı,” dedi.

Defne, söylediklerini dikkatle dinledi. “Baban mı?”

Kerem başını salladı. “Evet. Her şey onun yüzünden.” Bir anlık sessizlik, karanlıkta dondurulmuş gibiydi. “Baba, tüm bu işleri yaparken beni de içine çekti. Şimdi, bu borçları ödemek zorundayım. Bunu tek başıma halletmem gerek… ama seni tehlikeye atmak istemiyorum.”

Defne, Kerem’in söyledikleri karşısında ne diyeceğini bilemedi. O kadar karmaşıktı ki, bu dünyaya adım atmak, kendi hayatını riske atmak istiyor muydu? Ama bir şekilde ona güveniyordu. Kerem’in acısını, korkusunu, içindeki derin boşluğu hissediyordu.

Biraz daha ilerlediklerinde, sonunda bir kapı gördüler. Kerem, kapıyı açtı ve içeri girmeleri için Defne'ye işaret etti.

Defne, “Nereye gidiyoruz?” diye sordu, ama Kerem bir şey söylemedi.

İçeri adım attıklarında, içerisi karanlık ve havasızdı. Ama bir şey vardı… burada bir şeyin çözüleceğini hissediyordu.

Kerem’in İç Dünyası

Kerem, Defne’yi içeri aldıktan sonra, kapıyı dikkatlice kapattı. İçerisi, bir zamanlar onun babasının çalıştığı, kirli ve karanlık bir ofise benziyordu. Ama bu ofiste, sadece geçmişin kalıntıları vardı. Her şeyin bir bedeli vardı burada. Ama Defne, o bedeli anlamadan girerse, daha fazla acı çekecekti.

“Burada,” dedi Kerem, odadaki masanın üstüne yerleştirilmiş eski bir evrak çantasını göstererek, “bu borçların tam dökümünü bulabilirsin.”

Defne, evrak çantasına baktı. İçindeki belgeler, el yazıları, eski faturalar… hepsi Kerem’in geçmişine ait olan karanlık bir dünyayı işaret ediyordu.

“Kerem,” dedi Defne, içeriği anlamaya çalışırken. “Bunlar ne?”

Kerem, bir an boyunca başını eğdi ve sonra sessizce, “Babamın son borçları,” dedi. “Ve benim onları ödemem için verilen süre…”

Defne, kaşlarını çattı. “Süre? Ne kadar var?”

Kerem, gözlerini kapattı. “Bir hafta.”

Bir hafta.

Defne, bu kadar kısa bir süre içinde, Kerem’in geçmişiyle yüzleşeceğini ve belki de onu bu karanlık yolda yalnız bırakmak zorunda kalacağını fark etti. Bir hafta içinde neler olacağı belirsizdi. Ama bir şey kesindi: Kerem, bu dünyadan kurtulmak için her şeyi yapacak ve Defne, ona yardım etmek istese de, kendisini bu yolda kaybetmekten korkuyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.