İçeriğe geç

Karanlık duvarlar

Bölüm 5 · 4 dk okuma

Karanlık duvarlar

Bölüm 5

Sınırda

Defne evine dönerken adımlarının hızlandığını fark etti. Ne kadar hızlı yürürse yürüsün, sanki arkasından biri hep izliyormuş gibi hissediyordu. O kadar yoğun bir hissiyat vardı ki, bu kadar sıradan bir yolculuğun bile ona tehditkâr bir havası vardı.

Kerem’in söyledikleri… “Çok geç.” Bu sözler hala kulaklarında çınlıyordu. Bir şeyler değişmişti. İkinci bir kez onunla karşılaştığında, aralarındaki sınır kaybolmuştu. Kerem’in bakışlarında farklı bir şey vardı. Korku, kaygı ve… belki de bir tür çaresizlik. Ama bir de yakınlık vardı. O yakınlık, Defne’yi ürpertse de bir o kadar da cezbediyordu.

İçeri girdiğinde, gözleri annesinin kaybolmuş bakışlarıyla karşılaştı. Evde yalnızdı. Annesi, babası ve küçük kardeşi bir yıl önce kaybolmuştu. O zamandan sonra Defne’nin hayatı, bir boşluk gibi devam etmişti. Ancak şu an, evdeki bu sessizlik, ona daha fazla hapsolmuş gibi hissettiriyordu.

Ellerini çantasına daldırarak, küçük bir kağıt parçası buldu. Kerem’in yazdığı bir numara. Hatırladı, o numara telefonuna kaydedilmişti. Zihninde yankılandı: “Beni bulduğun bir gün, seni de bulurum.”

Kerem evine dönerken, sırtında ağır bir yük varmış gibi hissediyordu. Bir yanda babasının borçları, diğer yanda çevresindeki karanlık işlere bulaşmış insanlar. Hayatına dokunan insanlar bir şekilde onu bu yolda sürüklüyordu. Ama Defne… Defne onun için başka bir şeydi. Ne kadar uzak tutmaya çalıştıysa da, ona dokunmaktan alıkoyan bir şeyler vardı. Belki de bir parçası, onun dünyasına kaybolmuştu.

Ancak Kerem, bunu kabul etmekten korkuyordu. Her adımda, her geçen gün, Defne’ye biraz daha yaklaşırken, aralarındaki bu karmaşık duygular onu sarmaya başlıyordu.

Kerem, evinin önüne geldiğinde bir anda bir figür belirdi. Hızla ilerleyerek, çaldığı kapıyı çalması bir oldu. Gözleri karanlıkta ışıldayan adam, Kerem’in geçmişine ait biri olduğu belliydi. "Hadi bakalım, Kerem," dedi adam soğuk bir şekilde. "Yarından itibaren yeni bir oyun başlıyor. Hepimiz için."

Kerem, omuzlarını silkerek içeri girdi.

Ertesi sabah, Defne’nin aklındaki tek şey Kerem’di. O gün okula giderken, diğer öğrenciler gibi değil, adımlarında bir hız vardı. İçinde bir belirsizlik, bir korku, ama aynı zamanda bir merak vardı. Onunla daha fazla vakit geçirmesi gerekiyordu. Ama ne amaçla? Hala bunu çözemiyordu.

Okulda, Kerem’in olduğu yönü aradı. Bir süre aradıktan sonra, onları gördü. Kerem ve etrafındaki birkaç arkadaşını. Ama bu sefer farklıydı. Onlar gülümsüyordu, konuşuyorlardı. Ama bu, Defne’ye daha fazla yabancı hissettirdi.

Defne, Kerem’i bulmaya karar verdi. İçinde ona doğru gitme dürtüsü vardı ama bir yandan da, “Neden?” diye sorguluyordu. Fakat, içindeki ses onu itekledi. "Git," dedi o ses. "Bir şeyler değişiyor."

Defne, koridorun sonunda onları gördü. Kerem yine duvara yaslanmış, başını biraz eğmişti. Ama etrafındaki gülüşmeler, tuhaf bir şekilde, ona yabancı geliyordu. Aralarındaki mesafeyi, hissettikleri tek şeyin bir yanlış anlamadan ibaret olduğunu düşündü.

Kerem onu fark etti.

Gözleri doğrudan ona kilitlendi. Sanki bir anlık bir boşluk oluştu, hiçbir şeyin gerçek olmadığını düşündü. Ama sonra o boşluk yavaşça kırıldı.

Defne, adımlarını hızlandırarak onların yanına yaklaştı.

Kerem, etrafındaki gülüşmeleri keserek ona bakmaya başladı. Bir an, gözlerinde tanıdık bir korku vardı. Ama bu korku, Defne’ye ait değildi. Bir şeyler saklıydı.

"Defne, gel," dedi Kerem, sesinde tanıdık olmayan bir ton vardı.

“Gel?” diye tekrar etti Defne, biraz şaşkın. “Ne demek ‘gel’?”

Kerem’in arkasındaki çocuklar bir süre birbirlerine baktılar, ama kimse bir şey demedi. Kerem ise Defne’yi daha dikkatlice süzmeye devam etti.

“Benimle bir yere gel,” dedi Kerem, son derece ciddi bir şekilde.

“Bir yere mi?” Defne, korkusunu gizlemeye çalışarak sordu. “Nereye?”

“Gel ve öğren,” dedi Kerem, gözlerini kısıp. "Biraz daha yakından öğren."

Defne, bu teklifin altında ne olduğunu anlamaya çalışırken, içindeki garip bir dürtüyle adımlarını attı. Her şey bir tuhaflık içeriyordu. Ama bir şekilde, Kerem'in dünyasında daha fazla zaman geçirecekti. Bunu hissediyordu. Birlikte gidecekleri o "yer" artık sadece bir belirsizlik değil, bir seçim gibiydi.

Birlikte yürümeye başladılar, Kerem başını eğmişti ama adımları hızlandı. Her adımda, aralarındaki mesafeyi biraz daha küçülterek, Defne'yi daha fazla içine çekiyordu.

Defne’nin aklında, Kerem’in o karanlık geçmişi ve içine çekmeye çalıştığı dünyası vardı. Her adımda biraz daha korkuyordu, ama aynı zamanda bir çekim vardı. Bir yandan içindeki korkuyu bastırarak, diğer yandan her adımda biraz daha yakınlaşıyorlardı.

Sonunda, Kerem bir binanın arkasına doğru yöneldi. Defne bir an durakladı, ama bir adım sonra onun peşinden gitmekten başka seçeneği kalmadığını fark etti.

Kerem bir an duraksadı. Arkasına döndü.

"Burada," dedi. "Burası… her şeyin başladığı yer."

Defne, buranın ne olduğunu anlamaya çalışırken, bir anda her şeyin daha karmaşık bir hale geldiğini fark etti. Bu, artık sadece Kerem’in dünyası değildi. Bu, onun dünyası oluyordu.

Bölüm sonu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.