Ayak sesleri gittikçe yaklaşıyordu.
Nehir silahını doğrulttu.
“Kaç kişiler?”
Kuzey el fenerini söndürdü.
“En az dört.”
“Nereden biliyorsun?”
“Çünkü bu sesleri daha önce de duydum.”
Tünel yeniden sessizliğe gömüldü.
Sadece damlayan suyun sesi duyuluyordu.
Kuzey duvara yaslandı.
“Geldiklerinde sakın ateş etme.”
Nehir şaşkınlıkla ona baktı.
“Ne?”
“İlk kurşunu onlar sıksın.”
“Delirdin mi?”
“Eğer önce biz ateş edersek, yerimizi belli ederiz.”
Nehir istemese de hak verdi.
İkisi de nefeslerini tuttu.
Ayak sesleri tam köşeye yaklaştığında…
Bir el feneri ışığı karanlığı yardı.
Maskeli adamlardan biri bağırdı.
“Buradalar!”
Peş peşe silah sesleri duyuldu.
Kurşunlar duvara saplanırken Kuzey, Nehir’in kolundan tutup onu eski bakım odasının içine çekti.
Demir kapıyı hızla kapattılar.
Kurşunlar kapıya çarpmaya devam ediyordu.
Nehir nefes nefeseydi.
“Burada sıkıştık.”
Kuzey odanın arkasını gösterdi.
“Hayır.”
Eski elektrik panosunun yanında dar bir kapı vardı.
Kapıyı açtığında içerisi küçük bir kontrol odasına çıkıyordu.
Toz içindeki bilgisayarlar, eski haritalar ve paslı dolaplar…
Sanki yıllardır kimse buraya girmemişti.
Tam içeri girerken Nehir’in gözü duvardaki bir panoya takıldı.
Üzerinde onlarca çocuk fotoğrafı vardı.
Her fotoğrafın altında bir isim…
Ve tarih…
Nehir yavaşça yaklaştı.
Parmakları titriyordu.
Fotoğrafların en ortasında kendi çocukluk fotoğrafını gördü.
Altında kırmızı kalemle tek kelime yazıyordu.
DENEK 12
Kalbi hızla çarpmaya başladı.
“Bu da ne?”
Kuzey başını eğdi.
“Senin bulmanı istemediğim şey buydu.”
Nehir panodan bir fotoğraf daha aldı.
Bu kez Kuzey’in çocukluk fotoğrafıydı.
Altında ise farklı bir not vardı.
DENEK 13
“Denek…”
Nehir’in sesi titriyordu.
“Biz… neyin deneğiydik?”
Kuzey cevap vermek üzereydi ki odanın tavanından bir gürültü geldi.
Bir bomba…
Demir kapının üzerine yerleştirilmişti.
Kuzey’in yüzü bembeyaz oldu.
“Yere yat!”
Kulakları sağır eden patlamayla birlikte oda sarsıldı.
Tavan çökmeye başladı.
Nehir son gördüğü şeyin Kuzey’in ona doğru koştuğunu fark etti.
Sonra…
Her yer karanlığa gömüldü.