“Akrep benim.”
Derya’nın sesi ormanda yankılandı.
Maskeli adamlar aynı anda silahlarını kaldırdı.
Nehir, kaseti daha sıkı kavradı.
“Demek bütün bunların arkasında sendin.”
Derya gülümsedi.
“Keşke bu kadar basit olsaydı.”
Kuzey bir adım öne çıktı.
“Nehir, ona inanma.”
Derya gözlerini Kuzey’e çevirdi.
“Yirmi yıl önce de hep aynı şeyi söylerdin.”
“Ve yine haklıydım.”
İkisinin bakışları çarpıştı.
Aralarında eski, yarım kalmış bir hesap vardı.
Derya elini kaldırınca maskeli adamlar silahlarını indirdi.
“Bugün kimse ölmeyecek.”
Nehir kaşlarını çattı.
“O zaman neden buradasın?”
“Kaseti almak için.”
“Vermeyeceğim.”
“Biliyorum.”
Derya başını hafifçe eğdi.
“Çünkü sen de baban gibi inatçısın.”
Nehir donup kaldı.
“…Babam mı?”
“Evet.”
“Sen benim babamı nereden tanıyorsun?”
Derya cevap vermedi.
Savcı Selim bir anda öfkeyle bağırdı.
“Kes sesini!”
“Anlaşmamız bu değildi!”
Derya ona soğuk bir bakış attı.
“Anlaşmalar, işimize yaradığı sürece vardır.”
Bir el hareketiyle adamlarına döndü.
“Selim’i alın.”
Maskeli iki kişi savcıyı kollarından tuttu.
“Ne yapıyorsunuz?”
Selim çırpınıyordu.
“Ben sizin tarafınızdayım!”
Derya’nın cevabı kısa oldu.
“Artık değilsin.”
Nehir şaşkınlıkla olanları izliyordu.
Akrep kendi adamını gözünü kırpmadan harcıyordu.
Tam o sırada Aras öne çıktı.
“Derya.”
“Yeter.”
Derya’nın yüzündeki ifade ilk kez değişti.
“Sen hâlâ yaşıyor musun…”
“Bu seni hayal kırıklığına uğrattı mı?”
Aras cebinden eski, gümüş renkli bir madalya çıkardı.
Üzerinde aynı akrep sembolü vardı.
Ama bu sembolün kuyruğu kırılmıştı.
Derya’nın gülümsemesi kayboldu.
“Nereden buldun onu?”
“Ben bulmadım.”
Aras madalyayı Nehir’e uzattı.
“Bu, örgütün ilk amblemiydi.”
Nehir dikkatlice inceledi.
“Kuyruğu neden kırık?”
Aras gözlerini Derya’dan ayırmadan konuştu.
“Çünkü Akrep ikiye bölündü.”
Ormanda sessizlik oluştu.
“Nedir bu demek?”
“Yirmi yıl önce…”
“…Akrep’in içindeki bazı insanlar çocukları kurtarmaya çalıştı.”
Derya sertçe güldü.
“Kurtarmaya mı?”
“Hepsi korkaktı.”
Aras başını salladı.
“Hayır.”
“İnsan olmaya çalışıyorlardı.”
Bir anda uzaktan helikopter sesi duyuldu.
Herkes gökyüzüne baktı.
Siyah bir helikopter ağaçların üzerinden alçalmaya başladı.
Derya’nın yüzü ilk kez gerildi.
“Hayır…”
Maskeli adamlardan biri koşarak yanına geldi.
“Komutanım!”
“Plan değişti!”
“Onlar geldi.”
Derya fısıldadı.
“İmkânsız…”
Nehir şaşkınlıkla sordu.
“Kim geldi?”
Derya’nın gözleri ilk kez korkuyla doldu.
“Bizim bile hesap vermek zorunda olduğumuz kişi.”
Helikopterin kapısı açıldı.
İçeriden uzun siyah bir palto giyen biri indi.
Yüzü görünmüyordu.
Derya dahil herkes istemsizce bir adım geri çekildi.
Yabancı sadece tek bir cümle kurdu.
“Kaseti bana verin.”
Ve ilk kez…
Derya bile emre itaat etti.