Helikopterin pervaneleri toprağı savuruyordu.
Siyah paltolu adam yavaş adımlarla ilerledi.
Yüzü gölgede kalıyordu.
Ne Derya…
Ne Savcı Selim…
Ne de maskeli adamlar tek kelime edebiliyordu.
Adam durdu.
Bakışları doğrudan Nehir’in elindeki kasete çevrildi.
“Onu bana ver.”
Nehir kaseti arkasına sakladı.
“Sen kimsin?”
Adam cevap vermedi.
Bir adım daha attı.
“Kaseti bana ver.”
Bu kez sesi daha sertti.
Kuzey sessizce Nehir’in önüne geçti.
“Nehir.”
“Ne olursa olsun…”
“…kaseti kimseye verme.”
Adam hafifçe başını eğdi.
“Demek beni hâlâ hatırlıyorsun”
Kuzey’in çenesi sıkıldı.
“Seni unutmadım.”
Tam o anda…
Ormanın diğer tarafından siren sesleri yükseldi.
Bu kez gerçekten polisti.
Araçlar açıklığa girdi.
Silahlı ekipler hızla çevreyi sardı.
En öndeki araçtan Emre indi.
“Nehir!”
“Nehir, iyi misin?”
Nehir derin bir nefes aldı.
“Emre!”
Emre ona doğru koştu.
Tam sarılacak gibi oldu.
Sonra çok alçak bir sesle konuştu.
“Kaset nerede?”
Nehir’in yüzündeki ifade değişti.
“Ne?”
“Kaset.”
“Nerede?”
O an zaman durmuş gibiydi.
Emre’nin gözlerinde ilk kez tanımadığı bir ifade vardı.
Soğuk…
Hesapçı…
Sabırsız.
“Neden kaseti soruyorsun?”
Emre birkaç saniye sustu.
Sonra yavaşça doğruldu.
“Bunu kolaylaştırabilirdin.”
Ceketinin içinden silahını çıkardı.
Namlu…
Doğrudan Kuzey’e çevrildi.
Pat!
Kurşun Kuzey’in omzunu sıyırdı.
Kuzey sendeledi.
“Emre!”
Nehir çığlık attı.
“Sen ne yapıyorsun?”
Emre’nin gözleri dolmuştu.
“Özür dilerim.”
“Başka seçeneğim yoktu.”
“Kim zorluyor seni?”
Emre başını iki yana salladı.
“Onlar…”
“…annemi öldürür.”
Nehir’nin öfkesi yerini şaşkınlığa bıraktı.
“Ne?”
Emre titreyen sesiyle konuştu.
“İki yıldır annemi ellerinde tutuyorlar.”
“Ne isterlerse yaptım.”
“Dosyaları sildim.”
“Bilgileri verdim.”
“Seni takip ettim.”
“Ama…”
Gözlerinden yaş süzüldü.
“Sana zarar vermek istemedim.”
Tam o sırada siyah paltolu adam alkışladı.
“Güzel.”
“Demek sonunda itiraf ettin.”
Emre öfkeyle döndü.
“Anlaşmamız bu değildi!”
“Annem nerede?”
Adam hafifçe gülümsedi.
“Anlaşmalar değişebilir.”
Emre’nin yüzü bembeyaz oldu.
“Yalan söyledin…”
Adam cevap vermedi.
Sadece Derya’ya baktı.
“Artık işe yaramıyor.”
Derya hiç tereddüt etmeden silahını kaldırdı.
Nişan aldığı kişi…
Emre’ydi.
Nehir refleksle bağırdı.
“Hayır!”
Silah sesi ormanda yankılandı.
Emre yere düştü.
Göğsünden kan yayılıyordu.
Nehir koşarak yanına diz çöktü.
“Emre!”
Emre güçlükle gözlerini açtı.
“Nehir…”
“Cebim…”
“Neyi?”
“Cebimde…”
Nehir titreyen ellerle Emre’nin ceket cebini yokladı.
İçinden küçük, metal bir anahtar çıktı.
Üzerinde tek sayı yazıyordu.
35
Emre son kez konuştu.
“Onun…”
“…odasını açıyor.”
“Neresi?”
Emre cevap veremedi.
Başını yana çevirdi.
Gözleri kapandı.
Ormanda ölüm sessizliği hâkimdi.
Siyah paltolu adam arkasını döndü.
“Gidelim.”
Helikoptere doğru yürürken tek cümle söyledi.
“Artık son perde başlıyor.”