Ejderha Elara'nın önünde diz çöktü.
Mürettebat dehşet içinde izliyordu.
Adrian kılıcını indirdi.
"Bu mümkün değil."
Elara yaratığın başına dokundu.
Ejderha gözlerini kapattı.
Bir ses Elara'nın zihninde yankılandı.
Kalp seni çağırıyor.
Elara geri çekildi.
"Adrian..."
"Ne dedi?"
"Kalbin yerini biliyor."
Adrian'ın gözleri büyüdü.
"Ne bekliyoruz?"
Ejderha onları adanın merkezine götürdü.
Orada dev bir taş kapı vardı.
Kapının üzerinde bir yazı bulunuyordu:
Kalbi isteyen önce kendi kalbini feda etmelidir.
Elara yazıyı okudu.
"Bu bir tuzak."
Adrian kapıya baktı.
"Her hazine bir bedel ister."
"Ya bedel sensen?"
Adrian ona döndü.
"Ne demek istiyorsun?"
"Kalbi bulmak için birinin sevdiği kişiyikaybetmesi gerekiyor olabilir."
Adrian bir an sustu.
"Sen beni seviyor musun?"
Elara'nın nefesi kesildi.
"Ben..."
Adrian bir adım yaklaştı.
"Çünkü ben seni kaybetmekten korkmaya başladım."
Elara'nın gözleri doldu.
"Adrian..."
Adrian onu kendine çekti.
Bu kez aralarında hiçbir şey kalmadı.
Dudakları buluştu.
Kısa ama derin bir öpücüktü.
Dünya sanki birkaç saniyeliğine durmuştu.
Sonra taş kapı açıldı.
İçeriden siyah bir ışık yükseldi.
Ve bir kadın sesi yankılandı:
"Sonunda geldin, Elara Veyne."
Elara dondu.
"Sen kimsin?"
Sislerin arasından yaşlı bir kadın çıktı.
"Morrigan."
Adrian kılıcını kaldırdı.
Morrigan gülümsedi.
"Silahını indir, korsan."
"Neden?"
"Çünkü aradığınız şey hazine değil."
Morrigan Elara'ya baktı.
"Sen Kalbin kendisisin."