Üç gün sonra Raven, eski haritada gösterilen adaya ulaştı.
Ada sislerle çevriliydi.
Kuş sesi bile yoktu.
Adrian karaya çıkan ilk kişi oldu.
Elara hemen arkasından geldi.
"Burada bir şey var."
Adrian ona baktı.
"Ne?"
"Hatırlamıyorum."
"Hatırlamıyor musun?"
"Çocukken burayı gördüm."
Adrian şaşırdı.
"Nasıl?"
Elara gözlerini kapattı.
Bir görüntü belirdi.
Bir kadın.
Kucağında küçük bir kız çocuğu.
Kadın ağlıyordu.
"Elara, ne olursa olsun Kalbi bulma."
Sonra karanlık.
Elara gözlerini açtı.
"Annem."
Adrian sessizleşti.
"Annen nerede?"
Elara başını eğdi.
"Öldü."
Adrian bir şey söylemedi.
Sonra Elara onun elini tuttu.
"Senin ailene ne oldu?"
Adrian uzun süre cevap vermedi.
"Lucien."
Elara şaşırdı.
"Ne?"
"Babamı öldürdü."
Elara onun yüzündeki acıyı ilk kez gördü.
"Bu yüzden mi onu öldürmek istiyorsun?"
Adrian gözlerini ondan kaçırdı.
"Hayır."
"Neden?"
"Çünkü bazı insanlar ölmekten daha fazlasını hak eder."
Elara onun elini bırakmadı.
"Adrian."
Adam ona baktı.
"İntikam seni de onun gibi yapabilir."
Adrian'ın yüzünde kırgın bir gülümseme belirdi.
"Belki çoktan onun gibi olmuşumdur."
Elara başını salladı.
"Hayır."
"Nereden biliyorsun?"
"Çünkü beni kurtardın."
İkisinin arasında sessiz bir an oluştu.
Adrian elini onun yanağına götürdü.
Tam yaklaşacakken adanın içinden korkunç birkükreme duyuldu.
İkisi de geri çekildi.
Dorian bağırdı:
"Kaptan!"
Ağaçların arasından devasa bir yaratık çıktı.
Üç gözlü, siyah pullu bir deniz ejderhasıydı.
Adrian kılıcını çekti.
"Elara, kaç!"
Elara başını salladı.
"Hayır."
Bu kez Adrian itiraz edemedi.
Çünkü Elara'nın gözleri parlıyordu.
Ve yaratık ona boyun eğmişti.