Hiç bir şey demeden, sorusuna cevap bekliyordu. Bense ne söyleyeceğimi bilmiyordum... Dikkat dağıtmak için soru sormak kararına geldim, "Bu ev çok büyük ve artık ben de burda yaşayacağım için belki de, bana evi gezdirmelisiniz." dedim. "Yarın gezdiririm, şimdi akşam yemeği vakti ve seni ev ahalisi ile tanıştırmalıyım." (Heyecanlı bir sesle) "Hadi gidelim, o zaman" dedim. (ciddi ses tonuyla) "Dur bakalım küçük hanım, soruma cevap vermedin daha." dedi. Unutmuş numarası yaparak, "Soruyu tekrar ala bilir miyim?" diye sordum. "Hiç korkmadın mı? diye sormuştum ama ben cevabımı aldım..." dedi, (hafiften gülümseyerek) Aslında bir kadının evimde rehin olması hiç hoşuma gitmiyor, ama abin paramı çalmasaydı, böyle bir şey olmazdı, değil mi?" "Haklısınız, Bay Volkov, o bir hata yaptı ama o benim abim zor zamanlarında ona destek olmalıyım, öyle değil mi?." dedim, sorusuna soruyla yanıt vererek. "Yanlış düşünüyorsun!" Senin yerinde olsam, ilk önce kendimi düşünürdüm, kendi hayatımı, kendi mutluluğumu, kendi geleceğimi." dedi. Anlaşılan, karanlık bakışlarıyla beni seyr edən bu adam ailenin ne demek olduğunu bilmiyordu. Üzerine çok gitmek istemedim bu konunun. Hemen "Bazen hayat böyle acımasız ola biliyor, Bay Volkov" dedim (cümlemin son sözünü vurgulayarak). Galiba, o da, bu konu hakkında çok konuşmak istemediğimi anladı. Hemen ayağa kalkıp, "mademki hayatın bu kadar acımasız olduğunu kabul ettin, sonuçlarına da katlanacaksın. Hadi o zaman akşam yemeği vakti." dedi. Ne sonucundan bahsediyordu? Kapıya doğru ilerledi, açtıktan sonra eliyle ilk benim çıkmamı işaret etti. Odadan çıktıktan sonra kapıyı kapatmasını bekledim. Önüme geçerek salona doğru ilerledi. Yemek masası salonun bir kenarında ama görülür bir yerdeydi. Yemek masası göründüğü anda aniden durdu ve yanında durana kadar beni bekledi. Sonra yeşilimsi gözleri bana doğru döndü, cezbedici ama aynı zamanda acımasız olan bakışları yüzüme odaklandı. "Yanında ben varken biri, soru sorarsa izin vermediğim sürece konuşmak yok! Anlaşıldı mı?" Sorusuna soruyla karşılık verdim yine,"Ya siz olmayınca?" "Az konuşmak şartıyla, evet!" "Tamam" dedim. "Uslu kız olmana sevindim." dedi. Uslu kız olduğumu düşünüyordu ama bilmiyordu ki, ona olan korkumdan söylediklerine tek kelime etmiyorum, belki de biliyordur... Hep canımın istediği gibi davranmıştım bu zamana kadar, şimdi böyle emirler almak hiç hoşuma gitmiyor. Kendimi hapishanede gibi hissediyorum ama susmaya da mecburum. Hepsi de o Tural'ın aptallığı yüzündendi. İki milyon dolar senin neyine gerek, "Aptal"... Masa olan yöne bakarak yürümeye devam etti. Masada oturanlar çene çalmaya başlamışdı bile ve hepsi erkekdi. Galiba bu kaledeki tek kadın bendim, diye düşündüm. Bu da tedirgin olmam için başka bir sebep... Masanın başındaki ve hemen yanındaki sandalyeler boş bırakılmıştı. Diğer hepsi doluydu. Maxsim'le birlikte gelip, masanın başında, boş sandalyenin arkasında durduk, ilk olarak bütün gözler bana döndü. Bir çoğu şoka uğramış gibi görünüyordu. Herhalde benim varlığımdan şimdi haber tutanlardı. Benden sonra bütün gözler Maxsim'e döndü. Maxsim'in yüzüne baktıktan sonra, hepsi aynı anda ayağa kalktı. Maxsim konuşmaya başladı: "Bildiğiniz gibi bir kaç gün önce kasadan 2 milyon dolar çalındı. Bunu yapanı da biliyorsunuz. Uzun lafın kısası, sizi Leyla ile tanıştırayım. Tural Memmedov'un ablası Leyla Memmedova. Önümüzdeki 6 ay boyunca bizimle beraber burda yaşayacak ve ona karşı saygısızlık yapan olursa.... cezasını ben veririm!" Sonra herkesi bir-bir bakışlarıyla olduğu yere çiviledi. "Anlaşıldı mı?!" Herkes bir ağızdan, "Evet, Pakhan" dedi. Daha sonra bütün gözler bana döndü. Hepsi aynı anda, sağ ellerini yumruk yapıp göğüslerine vurdu ve başlarıyla selam verdiler. Şu ana kadar nasıl bir insanların içine düştüğümü anlamamıştım ama şimdi daha iyi anlıyordu. Yani böyle selamlama da ilk defe görüyordum. Maxsim bakışlarını bana döndürdü ve konuşmaya başladı, "Şimdi de adamlarımı tanıtıyım. İvan ve Yuri'i biliyorsun zaten, bu Dimitry benim en yakın adamım, onun yanındaki Pavel, öbür taraftakılar Viktor ve Anton kardeşler, bunlar, Alex ve Mixhail genellikle sevkiyat işleri ile ilgilenir, Kostya, Aleksandr, Dima ve Sergei dışarıda nöbet tutarlar." Ayakta bekleyen, şişman, hafif kızarmış suratlı, gördüğü andan itibaren gözlerini benden ayırmayan adama bakarak, "Bu ise Igor mutfak işleriyle ilgilenir. Şimdilik bu kadarını tanıman yeterli... (dedi ve yüzüme odaklanarak) Leyla bu evde yaşayanlar benim kurallarıma uymak zorunda. Benim söylediklerim kanundur ve herkes bu kanunlara uymalıdır! Anladın mı?" dedi. Sessizliği bozan, ince sesimle "Evet" dedim. "Güzel" dedi ve sonra Igor diye tanıtdığı adama dönüb, eli ile yemekleri getirmesini işaret etti. Igor yemekleri getirmeye gitti. Maxsim ise masanın başında, bana ise yanındaki boş sandalyeye oturmamı işaret etti. Igor elinde büyük servis kasesi ile mutfaktan çıktı. Tam Maxsim’in kasesine çorbayı servis etmek istiyordu ki.... "Yemekleri bu gün Leyla servis edecek." dedi, Maxsim. Bu bir istek miydi? yoksa bir emir mi? Igor gözleri büyümüş halde, Maxsim'e bakıyor, diğer taraftan da benim tepkimi merak ediyordu. Sadece o değil, her kesin gözü benim üzerimdeydi ve bu el-ayağımın bir-birine dolanmasına bile yetiyordu. Çabucak ayağa kalkıp, Igor'un görevini devraldım. İlk önce, Maxsim'in kasesine Igor'un yaptığı Ruslar'ın da en sevdiği çorba olan "pancar" çorbasını servis ettim. Daha sonra diğerlerine ve kendime de servis ettim. Servis işini bitirene kadar, yemeğe başlamadılar ve sayın Pakhan gözlerini benden çekemedi. Sağ salim servis işini bitirdim ve herkes yemeğe başladı. İlk kaşıkdan çorbanın tuzsuz olduğunu anladım ve o da ne? masada tuz yoktu. Ben tuzsuz yemek sevmem ki. Bir kaşıkdan fazla yiyemedim ve ilk günden yemeğin tuzsuz olduğunu söyleyib Igor'la düşman olmak istemiyordu. Diğer yemeklerde masada değildi. Başımızın üstünde duran Igor'a dönerek, "Menüde başka ne var?" diye sordum. "Çorbayı beğenmediniz mi?" "Hayır... sadece ben tuzsuz sevmiyorum da." "Anladım! " Dedi ve mutfağa doğru gitti. Galiba hiç kimse yemeğin tuzsuz olduğunu fark etmemişti, artık bitirmişdiler bile. Bir tek benim önümdeki kase olduğu gibi duruyordu. Yanımda İvan oturmuştu. Kulağıma yaklaşarak, "Yemeğini paylaşmak istersen, buna hayır demem." diyerek, fısıldadı. Maxsim'in sert bakışlarını gördüğü an çenesini kapatıp, önüne döndü. Bir şey söylemedi, ama bana öyle bir baktı ki, sanki cevap verirsen seni pişman ederim, diyordu. Bu adamdan gerçekten çok korkuyordum... Bir kaç dakika sonra Igor elinde iki tane servis tabağı ile birlikte geri döndü. Igor elindeki tabakları masanın kenarına koyarak, "Bunları beğeneceğinizden eminim, Leyla hanım." dedi ve olduğu gibi duran çorbamı eline alıp, tabağıma getirdiklerini servis etmeye başladı. Tabağıma biraz patates püresi, üzerine kızarmış tavuk, bir köşesine de salatayı servis etti. Nefis görünüyordu. Umarım tadı da görüntüsü kadar nefisdir. Benden sonra diğerlerine de servis etmeye başladı. Daha sonra herkes tabağındakıları yemeğe başladı. İtiraf ediyorum salata nefisdi ama patates püresi ve kızarmış tavuk için aynısını söyleyemem. Galiba bu adam yemek konusunda hiç iyi değildi. Aman tanrım, tavuk çiy kalmıştı ve patates püresi tuzsuz olması bir yana, şeker tadıyordu. Bu akşam sadece salatayla karnımı doyurdum. Benden başka herkes tabaklarında ne var hepsini silip-süpürdü. Sanırım onlar artık böyle yemeklere alışmıştılar. Yarın mutfak işlerinde Igor'a yardım etsem iyi olacaktı, yoksa aç kalacaktım. "Leyla iyi misin?" Maxsim'in sert sesi irkilmeme neden olarak, beni düşüncelerimden ayırdı. Artık herkes masadan kalkmıştı. "Ne?" "Yemeğini bitirdiysen artık yukarı çıkalım." "Igor'a masayı toplamaya yardım etmek istiyorum." "Igor'un yardıma ihtiyacı yok bence. Öyle değil mi, Igor?" "Evet Pakhan." "Ben yine de yardımcı olayım." "Çok inatçı bir kızsın! Tamam ama geç kalma konuşacaklarım var." dedi ve arkasına dönüp, gitti. Igor'a baktığımda şaşırmış suratıyla karşılaştım. Sonunda cesaretini toplayıp, "Pakhana karşı çıktığına göre cesaretli biri olmalısınız ama unutmamanız gereken bir şey var." dedi. "Neymiş o?" "Pakhan ona karşı çıkanları sevmez ve bazen cezalandırır da." "Peki ne gibi cezalar uygular?" "Bana yardım etmek istemiyordunuz mu?" Bu soru hiç bir şey söylemeyecem diyordu... Masada kalan bir kaç tabağı da ben aldım ve Igor'un peşinden mutfağa doğru yürüdüm. Mutfakta genişti, ve eşyaların çoğu beyazdı. Burayı sevdim, rahat hissediyordu. Hatta, bu evdeki en sevdiğin yer neresi diye sorsalar, mutfak derdim. Elindeki tabakları bulaşık makinesine yerleştirmesi için Igor'a verdim. İşini bitirdikten sonra bana döndü. "Yemeklerimi beğenmedin öyle değil mi?" Bu soruyu hiç beklemiyordum, doğrusu. "Yani doğruyu söylemem gerekirse tuzsuz olmuştu ve ben tuzsuz sevmem." "Bende tuzlu sevmem." Fikirlerimiz çatışıyordu ve bu da aynı anda ikimizde bu mutfakta yemek yapmayız diyordu. "Yarın yemek hazırlamanda sana yardım ede bilir miyim?" "Ne o yoksa, bize Azerbaycan yemekleri mi yapacaksın?" "Evet, bunda ne var, hatta belki sana da öğrettirim?" "Bak küçük hanım, burası benim mutfağım ve burada sadece ben yemek yaparım!" "Seni Pakhan'a şikayet edicem." dedim ama neden böyle söylediğim hakkında hiçbir fikrim yoktu. "Ne? Beni tehdid mi ediyorsun?" "İyi geceler." deyib mutfaktan çıktım. Onunla daha fazla kavga etmek istemiyorum. Zaten Tural parayı bulacak mı? Yoksa beni öldürücekler mi? Sorularını düşünmekten başım ağrıyordu. İkinci kata çıkıp İvan'ın bu gün gösterdiği, içerisinde iki tane daha oda olan, büyük odanın kapısını açtım. İçeride hiç kimse yoktu. Sağ taraftaki, yani benim odamdan ise bazı sesler geliyordu.... Bu bölümü özenle ve diğerlerinden daha geniş yazdım. Umarım hoşunuza gitmiştir. Bu bölümle ilgili fikirlerinizi benimle paylaşırsanız çok sevinirim. Diğer bölümlerde görüşmek dileğiyle, hoşçakalın... İyi okumalar dilerim :)
Bölüm 6
Yeni hayatla tanışma
Bölüm sonu
12 yorum
Bence çok güzel ama yazım hataları var, bu biraz göze çarpıyor düzeltilebilir.
WHAT OLUYOR
arkadaşlar ben fesatım
KEJFKELXKLWLXKDLXLSLD
yapmasını anlarım da hizmetci gibi çalıştırmak ☠️
YA YERİMMMMMMMMMMMM ÇOK TATLI AŞÇI
1YanıtTüm bunları anlatması doğru mu? Polise gitmesi ya da araması kaç saniye sürer
Kocamız 😩
Abla ne bekliyordun adam mafya
İŞTE ADAM GİBİ ADAMLIK
İŞTE ADAM GİBİ ADAMLIK
1YanıtNEİİİİN
