İçeriğe geç

Karanlığın ve Işığın Savaşı

Bölüm 4 · 3 dk okuma

Karanlığın ve Işığın Savaşı

Bölüm 4

Rusya'da ilk gün

Eve dönmek için arabamı çalıştırdım. Artık işsiz bir doktordum. Bir gün önce deselerdi ki, yarın işsiz kalacaksın, inanmazdım. Yine sorular aklımı işgal etti. Tural 6 ay içinde parayı geri ödeyemese, beni öldürürler miydi?Bu nasıl bir soru? Tabii ki de, öldürürlerdi.Gerçekten ne yapacağımı bilmiyordum. Düşünmekten aklımı kaybedecektim.15 dakika sonra eve vardım. Bir-iki saat sonra yola çıkacağız. Tural'ın dediğine göre mafya liderinin adı Maxsim'miş, beni de onun adamları götürecekmiş. Kıyafetlerimi ve eşyalarımı toplamaya başladım. 1 saat sonra... Herkesle vedalaşıp, evden çıkarken, geri dönüp sanki bir daha dönmeyecekmişim gibi aileme baktım. Annem ve Nigar ağlıyordu, ben de. Tural ise yüzüme bile bakmaya utanıyordu. Sevimli Emin ise kolumdan sıkıca tutup, "gitme" diye bağırıyordu. Onlardan 6 ay uzak kalmaya nasıl dayanacaktım? Bilmiyordum... Tural valizlerimi aldı ve "artık yeter ağladın, hadi gidelim" dedi. Onun ardından ben de asansöre bindim, binanın çıkışında yine o siyah takım elbiseli adamlar duruyordu. Tural valizlerimi onlara doğru uzattı, otuzlarının başında olduğunu düşündüğüm, mavi gözlü, siyah saçlı adam valizlerimi hemen Tural'dan aldı. Demek ki, bu adamlar... Uzun lafın kısası, yaklaşık 3 saat 20 dakikada Bakü-Moskova uçağıyla Rusya'ya vardık. Şimdi, yanımda giden iki adam beni liderlerinin yanına götürüyordu. Başıma ne geleceğini bilmeden, işaret ettikleri siyah renkli, benimkinden daha pahalı olduğunu düşündüğüm arabaya bindim. Her zamanki gibi merakıma engel olamayıp, yol boyunca birkaç soru sordum, ama onlar sadece isimlerini söylemekle yetindiler. Rusça biliyordum ama adı İvan olan adam Azerbaycan dilini bildiği için Azerbaycan dilinde konuşuyorduk. Belki de onlara Rusça bildiğimi söylememeliydim? Yani eğer Rusça bilmediğimi düşünüyorlarsa, benden gizlemek istedikleri tüm konuşmalarını Rusça yapabilirlerdi. Arabayla ormanlık yolu geçtikten sonra, biraz daha gittik ve kale gibi devasa bir evin, hayır, hayır bu bir ev değildi. Bu bir kaleydi, onun önünde durup kapılarının açılmasını bekledik. Bu devasa kaleye layık olan gösterişli kapılar açıldı. Araba kaleye benzetdiğim evin önünde durdu.İvan kapımı açtı, isteksiz bir şekilde arabadan indim. Evin dört bir yanı beton duvarlarla çevrili ve her 3 metrede bir duvarların en üstünden, kamera kurulmuştu. Kapının önünde nöbet tutan siyah takım elbiseli iki adamın belinde silah vardı. Ayrıca çevrede belinde silah olan birkaç adam daha vardı. İçime bir korku düşmüştü artık. Bu devasa ev ise sanki, içindeki karanlığı ve sırları yansıtan, ürkütücü bir görüntüye sahipti. Ama sadece iki kattan oluşuyordu. Birkaç dakika durup, iki katlı ama oldukça geniş ve devasa eve düşünceli düşünceli baktım. Ta ki, İvan beni sesleyene kadar..."İçeri girmeliyiz, yoksa soğuk olacak" dedi.Tereddüt etmeden, onun peşinden eve doğru yürüdüm. Sanki, tereddüt edebilir miydim? Artık geriye dönüş yok.Kapıyı açarak, eliyle önce benim geçmemi işaret etti. Gerçekten bana kötü davranacaklarını falan düşünmüştüm, ama bu adam çok centilmendi. Belki de yeni geldiğim için böyle davranıyorlardı."Pakhan evde yok. Geldiğinde size haber vereceğim. Şimdi ise, benimle gelin, odanızı göstereyim" dedi.Beraber merdivenlerle ikinci kata çıktık. Burada birçok oda vardı. Bir odanın kapısını açtı. Oda genişti, mutfağı da vardı, televizyonu ve kanepesi de. Ama yatak yoktu. Odanın içinde biri sağ, diğeri sol tarafta olan iki kapı vardı. Sağ taraftaki kapıyı başıyla işaret ederek, "bu oda artık sizin" dedi ve gitti...Kucağımdaki sevgili mavi gözlü kedim "Mavi" kucağımdan atlayıp yeni odamızın kapısını küçük patileriyle tırmalamaya başladı. Bu yaramazı kimse sevmeyecekti. En çok da Maxsim ve köpeği.Yeni odamıza girdik, geniş ve eşyaları beyaz renkteydi. Eşyalarımı ve kıyafetlerimi düzenlemeye başladım. Mavinin küçük yastığını pencerenin önüne koydum, her zaman küçük yastığında uyumayı severdi.1 saat sonra duş alıp, kıyafetlerimi değiştirdim. Araba sesi geldiğini duydum.Birkaç dakika sonra kapım çalındı. Kapıyı açınca karşımda İvan'ı gördüm."Pakhan geldi. Sizinle tanışmak için ofisine çağırdı" dedi. Zaten geldiğimden beri, içimde bir korku vardı. Şimdi ise bu korkuya, heyecan ve endişe de eşlik etmeye başladı. Gerçeklerle yüzleşme zamanı gelmişti...

Okuduktan sonra beyenib, yorum yaparsanız çok mutlu olurum. Keyifli okumalar dilerim:)

Bölüm sonu

14 yorum