İçeriğe geç

Karanlığın ve Işığın Savaşı

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Karanlığın ve Işığın Savaşı

Bölüm 3

Leyla'nın fedakarlığı

Odama girdiğimde kendimi yatağıma attım, yastığıma sıkıca sarıldım. Bir anda düşüncelerim beni ele geçirdi. Ben ne günah işledim ki, böyle cezalandırılıyordum? Şimdi ne yapacaktım? Ve ya ne yapmalıydım?

Hayatım bir anda altüst olmuştu. Benim de hayallerim, hedeflerim vardı. Bu güne kadar kariyer yapmak, kendi ayakları üzerinde duran bir kadın olmak için çok çalışmıştım. Şimdi ise kardeşim, hayallerimi hiçe sayarak, işimi bırakıp Rus mafya liderine rehine olarak gitmemi istiyordu. Nasıl böyle bir delilik yapabilirdi? Bu kadar parayı eninde sonunda geri alacaklarını bilmiyor muydu?

O, her zaman böyleydi. Küçükken bile yaptığı hataların bedelini benim ödememi sağlardı. Bir keresinde annemin en sevdiği vazoyu kırmıştı ve annem eve döndüğünde ona benim kırdığımı söylemişti. O zaman 6 yaşındaydım, o ise 13. Şimdi 30 yaşında ve ben 23 yaşındayım. 30 yaşında olmasına rağmen yine hata yaptı ve cezasını benim ödememi istiyor. Evet, ceza çekmek yine bana kalmıştı.

Gerçekten korkuyordum. Nasıl korkmayayım? Rus mafya liderinin rehinesi olacaktım ve böyle insanların acımasız olduklarını biliyordum. Gözlerini bile kırpmadan, onlara karşı hata yapan insanları öldürüyorlardı. Neden Tural'ı öldürmemişti? Bir sebebi var mıydı yoksa ona acımış mıydı? Bu mümkün değildi, böyle insanlar kimseye acımazdı.

Mafya çeteleri hakkında hiçbir bilgim yoktu, hiç araştırmamıştım. Nereden bilebilirdim ki, bir gün kardeşimin hatası yüzünden mafya liderinin rehinesi olacağımı?

2 milyon doları nasıl bulacağım konusunda düşünmeye başladım. Bu çok büyük bir miktardı. Arabamı satsam, biriktirdiğim tüm parayı versem, evimizi satsam? Hesapladım, toplam: 102.941 dolar ediyordu. Bu paranın 5%-ni bile karşılamıyor. Demek ki, tek çare vardı.

Sabaha kadar uyuyamadım. Sadece ne yapacağımı düşündüm. Saate baktım, 06:30. Duş alıp hastaneye gitmek için hazırlandım. İşten ayrılma dilekçesi yazmam gerekiyordu. Saat 07:00'di ve herkes uyanmıştı. Salona geçtiğimde herkes yüzünü bana çevirdi. Ne diyeceğimi sabırsızlıkla bekliyorlardı, özellikle de Tural. Kararımı açıklama zamanı gelmişti.

"Kararımı verdim. Rusya'ya gideceğim."

Bir süre sonra Tural konuştu:

"Canım kardeşim, çok sağ ol! Biliyordum ki, ailemizi ve beni korumak için bu fedakarlığı yapacaksın."

Annem:

"Sen çok cesur bir kızsın Leyla! Seninle gurur duyuyoruz!"

Gerçekten yanılmamıştım, hepsi benim gitmeme razıydı. Son sözler karşısında sakin kalamadım ve :

"Peki oğlunuzla da gurur duyuyor musunuz? Hayır! Çünkü o sadece hata yapmayı biliyor. Ben ise onun hatalarının cezasını çekiyorum!"- dedim.

Herkes sessizliğe bürünmüştü. Çünkü, söyleyecek sözleri yoktu. Haklı olduğumu biliyorlardı. Onları öylece, bırakıp, çantamı ve telefonumu alıp, aceleyle evden çıktım. Dün gördüğüm o siyah takımlı adamlar yine binanın önünde duruyorlardı. Sanki birini bekliyorlardı. 5 ay önce aldığım sevimli arabama bindim, o iki adamın mavi gözleri bana dikilmişti. Bana bakan gözlere aldırış etmeden, arabayı çalıştırdım.

15 dakika sonra...

İstemeyerek de olsa işten ayrılma dilekçemi yazmaya başladım. Dilekçemi hastane yöneticisine sunduğumda çok şaşırdı, işten ayrılmamı istemiyordu. Çünkü benim gibi deneyimli bir doktoru kaybetmek istemiyordu. Ben de işten ayrılmak istemiyordum. Ama başka çarem yoktu. O kadar param olsaydı, tereddüt etmeden verirdim, ama 2 milyon dolarım yoktu, maalesef...

Okuduktan sonra yorum yaparak fikirlerinizi benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum. Keyifli okumalar dilerim:)

Bölüm sonu

13 yorum