~Saat: 19:30~ ❀Leyla❀ Mutfağa girdiğimizde Igor Dimitry ile sohbet ederek, bir şeyler pişiriyordu. Yuri de buradaydı, (su içiyordu). İlk konuşan Dimitry oldu. "Maxsim, herşey yolunda mı?" "Değil!" "Leyla, yemekleri bitirdikten, sonra üçünüz de mutfağa girmişsiniz! Bu ne demek?" Dimitry, "Maxsim, bizim o konuyla hiçbir alakamız yok." dedi. "Dimitry, size olan inancım sonsuz, ama kamera görüntüleri aynı şeyi söyleyemiyor." Dimitry ve diğerleri duyduklarından sonra şoka uğrdı. Yuri endişeyle, "Kamera görüntüleri mi?" diye sordu. Maxsim,"Evet" dedi. Sonra aklına bir şey gelmiş gibi "Yuri, söylesene ne için mutfağa girmiştin?" diye sordu. Yuri çok tedirgin görünüyordu. Ne söyleyeceğini merak ediyordum. Diğerleri de Yuri'ye odaklanmış, ne söyleyeceğini merakla bekliyordular. Tedirgin bir şekilde, "S-su içmek için" dedi, kekeleyerek. Maxsim bana döndü, sert ses tonuyla, "Odana git ve ben söyleyene kadar çıkma!" dedi. İtiraz etmek istemiştim ki, "Hemen!" diye bağırdı. Son kez Yuri'e baktım, gözlerinde sadece korku vardı. Sonra hiçbir şey söylemeden, mutfaktan çıktım. Başka şansım da yoktu... ✵Maxsim✵ Telefonumu çıkarıp, Sergei aradım. Bir kaç saniye sonra telefonu açdı. "Sergei, Kostya'yı ile birlikte mutfağa gel, hemen!" dedim ve telefonu kapattım. Sergei ve Kostya içeri girdiğinde, "Yuri'yi tutub, benim arkamca, işkence odasına getirin." diye emrettim. Bunu söylerken sesim tok ve buz gibiydi. Hemen Yuri'yi tutub, arkamdan gelmeye başladılar... Odanın içersindeki hava bir mezar kadar sessizdi. Adamlarım Yuri’yi içeri itekledi ve ortadaki sandalyeye oturtup, kollarını arkasından sıkıca bağladılar. Yuri'nin bakışları bana odaklanmış, ona ne yapacağımı korkuyla bekliyordu. "İhanetin bedeli nedir, biliyor musun Yuri?" diye sordum. Yuri cevap vermedi. Sadece titriyordu. Acımasız bakışlarım yüzüne odaklandı, "Bir köpek sahibine saldırdığında, dişleri çekilir. Ses çıkarırsa dili kesilir." diye devam ettim. Ancak Yuri tek kelime bile etmiyordu. "Tamam, mademki, itiraf etmek istemiyorsun, sorun değil! Konuşturmasını bilirim, ben!" deyip, çelik masaya dizilmiş aletlerin arasından bir klemp seçtim. "Çığlıklarını odanın dışında kimse duymasın diye bu duvarlar kurşun geçirmez camla kaplı. Ne kadar bağırsan da...sadece ben dinleyeceğim.” İlk parmağı kırıldığında, Yuri kendini tutamadı. Çığlığı duvarlarda yankılandı. Ama yetmez. “Bu bir şey değil. Daha yeni başlıyoruz.” dedim. Daha sonra, "Konuuuş hadi!" diye bağırdım. Anlaşılan, kimse bunu yapmaya mecbur etmişti. Ama kim? Yuri acıdan titreyerek, "Pakhan, beni affet, bunu yapmak zorundaydım. Başka çarem yoktu," dedi. "Kimden emir aldın?" Gözlerimin içine bakarak, "Boris Kravchenko" dedi. "Ne kadar zamandır ona çalışıyorsun?" Titrek sesle, "Bir buçuk aydır." dedi. "Neden Leyla'nın çorbasına tuz koymanı istedi?" "Leyla'yı senin aleyhine kullanmak istemişti." Tiksinti ile onun yüzüne bakarak, "Sende bunu kabul ettin, öyle mi?" diye sordum. Ama cevap vermesini beklemedim. Elimdeki klempi masaya geri koydum ve bu defaki tercihim neşter oldu. Parmağımı, neşterin karanlıkta parlayan ucuna dokundururken, "Artık herşey bitti, Yuri." dedim. Soğukkanlı ve acımasız bir şekilde, neşteri omuz başına bastırdım. Yuri artık ne bağırabiliyor ne de direnebiliyordu. Sergei'e dönerek, "gerisini siz halledin!" deyip, odayı terk ettim. Gömleğime sıçramış kana aldırmadan yukarı çıktım. Duş almam gerekiyordu. Süitte hiç kimse yoktu, her taraf derin bir sessizliğe bürünmüştü. Sanırım Leyla söylediğimi yapmıştı, yani şuanda odasında idi. Şuanda onun yanında olmak ve saçlarını okşamak isteği içimden geçiyordu. Ama beni kan içinde görmesini istemiyordum. Odama gittim... Duş yapmak tam yirmi dakikamı aldı. Saatime baktığımda artık, 21:15 olduğunu fark ettim. Belki de Leyla hala odasından çıkmamış, ve akşam yemeği de etmemişti. Leyla'nın odasına doğru gittim ve kapıyı çalmaya başladım. Kapıyı açtı. "Artık çıka bilirsin." dedim. Daha sonra "Akşam yemeği de yemedin dimi?" diye sordum. Sakince, "Hayır, aç değilim" dedi. Kararlı bir biçimde, "Hemen benimle aşağıya inecek ve akşam yemeği edeceksin! Yoksa seni aşağıya zorla götürürüm." dedim. Ne kadar ciddi olduğumu anladıktan sonra, "Tamam, ama çok az." dedi. Sonra birlikte yemek odasına indik. Gözleri merakla doluydu, sanki bir şey sormak istiyordu ama korkuyordu. Igor'a akşam yemeklerini getirmesini söyledim. Bu akşam masada ben ve Leyla olacaktık. Diğerlerinin ya işi vardı, ya da akşam yemeğini dışarıda edecekti. Igor yemekleri servis etti ve odasına gitti. Artık sabahki gibi yarışma havasında değildi. Aynı şekilde Leyla da, artık yarışmayı umursamıyordu. Sadece bir soru takılmıştı kafasına ama sormaya korkuyordu. "Leyla" dediğimde irkildi. Ve Igor'un servis ettiği yemeği yemeye başladı. Yemek bittikten sonra masayı topladı. Ve beraber üst kata çıktık. Sütteki kanepede oturup bilgisayarımı açtım. Leyla hala buradaydı. Bir şey söylemek istiyordu, bunu hissedebiliyordum. Nihayet bir şey sordu. "Maks nerede? bu gün onu hiç görmedim." dedi. "O, dışarıdaki kulübesinde, kedinle bir daha savaş açmasınlar diye, artık orada kalacak." dedim. Ama asıl sorusu bu değildi. "Bir şey daha sora bilir miyim?" "Evet, dinliyorum." "Yuri mi, yapmış?" "Evet" "Peki, neden?" diye sordu. Sert ses tonumla, "Bu seni ilgilendirmez!" dedim. Hemen arkasına dönüp odasına gidecekti ki, ayağa kalkarak, kolundan tutup onu kendime doğru çektim. Başını kaldırmadı, sessizce onu bırakmamı bekledi ama bunu yapmadım. Aksine elimi beline doladım ve diğer elimle de çenesinden tutup başını kaldırdım.. Kendime engel olamadım ve dudaklarına kapandım... İlk başta, yaptığım bu ani hareket karşısında afalladı, gözbebekleri büyüdü, nefesi kesildi ve kalbi göğsünden dışarı fırlayacakmış gibi atmaya başladı. Beni kendinden uzaklaştırmaya çalıştı, ama parmak uçları bile titriyordu. Gücünün bana yetmeyeceğini anlayınca, mücadeleyi bıraktı. Sonra gözlerini sımsıkı kapatıp, kendini çaresizce akışa bıraktı. Dudaklarımız ayrıldığında, bir boşluk hissettim. Gözlerini araladığında, hala çok yakındık. Tenimiz birbirine değecek kadar. Gözleri benimkilerle buluştuğunda, içimi saran o sıcaklık, çok garipti...bu kalbimin alışık olmadığı bir his... Bu güzel an kısa sürdü. Tek kelime bile etmeden, benden uzaklaştı, arkasına dönüp kendi odasına gitti. Ve kapıyı kapattı... Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bölüm hakkındaki iyi ve kötü yorumlarınızı bekliyorum♥️
Bölüm 10
༒Kapanmayan Yaralar༒
Bölüm sonu
2 yorum
Harika demeye çalıştım
1YanıtAbi çoooooook iyi olmuş hele sone bomba! Böyle devam et hRi
1Yanıt
