İçeriğe geç

Karanlığın şövalyesi

Bölüm 10 · 2 dk okuma

Karanlığın şövalyesi

Bölüm 10

Ölüm kararsızlıktı belki..

Tuttuğum nefesimi bıraktığımda muhafız

önümüzde durdu ve bize,

"Dinlenmeye geçebilirsiniz.Sabah birkaç şövalye ile gideceğiz."

Şövalyeler aynı anda 'tamamdır efendim'dedikten sonra,sıra sıra krallığa girmeye başladılar.

Gözlerim uzun balkonda takılı kalmıştı ancak toplamalıydım karışık kafamı.

Krallığa girdim ve bize gösterilen odalardan birine geçtim.

Yalnız kalacağım için derin bir nefes aldım ve odanın kapısını kapadığım gibi yatağa oturdum.

Dalgın bir şekilde duvarı izlemeye başladım,karıştırıyordu aklımı,nefesimi,sakinliğimi..

Herşeyimi birbirine katmıştı.

Eğer onla karşılaşmasaydım,o atları kesip vicdanımı rahatlatabilirdim.Evime o piç kurularından önce dönebilirdim.

Ölmesi gerekliydi,bu işi gitmeden bitirmeliydim.

Bir daha tekrarlanmamalıydı bu ölüm yaşam savaşı onun için..

Ölmeliydi..

Dikkatimi toparladım ve odada gözlerimi gezdirdim.

Oldukça görkemliydi sıradan bir şövalye için.

Tiksinerek baktım duvarlara.

Halkımızı sömürüp kazandıkları servet..

Oda ne kadar beni sinir etse de dinlenmek zorundaydım,bir dahakine buraları onların kanına bulamak için..

Üzerimde ki zırhı çıkardım ve banyosuna yöneldim.

Büyük bir küvet vardı ve içi sıcak su doluydu.

Üzerimde ki giysileri yere atarken zorlanmadım değildi,zehir torbaları,birkaç bıcak,eski bir zehirli iğne, küçük bir makas,biraz para..

Hepsini yere attım ve sıcak suya ayağımı değdirdim ardından suya girdim.

Sıcak suyun içinde mayışırken,gözlerimi kapadım ve bir süreliğine kendimi huzurda hissetmek istedim.

Vücudumda ki kan ve yaralar ortadan kaybolduğunda ayağa kalktım,sudan çıktım ve üzerime giysileri, ardından zırhı geçirdim.

Zırhın içine dikkatlice 'önemli eşyalarımı'yerleştirdim.

Krem rengine vuran ıslak sarı saçlarımın üzerine zırhın başlığını taktım.

Ardından odadan çıktım ve dikkatli adımlarla uzun merdivenlerden çıkmaya başladım.

Karanlık vardı, sessiz bir karanlık..

Görkemli odaların kapılarını dikkatlice incelerken aniden birinin sesini duydum.

Merdivenlerin arkasına hızlıca saklandığımda,yanan ışıklar beni germeye yetmişti.

'Nasıl bulamadınız!?Oğlumu öldürmeye çalışan sürtüğü nasıl bulamadınız!?'

Kralın sesini duymamla dudaklarım kıvrıldı.

Demek sürtük ha?

Ölüm listesinde yerin öne alındı bayım..

'Kralım, biliyorsunuz adamlarım bu işi halledicek.William'ı güvende tutacağız.'

William'ın sesi ile şaşkınca onları dinlemeye devam ettim..

'Ölü adamlarınla mı?'

'William!Kaybol buradan, önemli bir konu konuşuyoruz.'

Dikkat çekmediğime emin olarak başımı merdivenlerin arkasından çıkardım ve onları gördüm.

Kral,sağ kalan haydut ve o...

William bir süre onlara bakadurdu, ardından bitişiğinde ki odaya girdi.

Kral etrafa bakındı ve haydutla beraber diğer koridora ilerlemeye başladı.

Merdivenin arkasından çıktım ve hızla o odaya yönelirken,zırhın arkasından zehirli iğnemi çıkardım.

Kapıyı yavaşça açtığım sırada,onu balkonun önünde durarken gördüm.Yerinden bile kıpırdamadı.

Derin bir iç çekti ve arkasına dönükken aya bakarak konuşmaya başladı.

"Ursula,neden öldürmek istedin beni?Ya da neden işini bitirmeden gittin?Ya da neden geri geldin?"

Şaşkınca öylece yerimde ona bakarken,o arkasına döndü ve hızlı adımlarla bana yaklaştı.Yüzünde ki acı tebessüm tuhaf hissettirmişti içimde ki bir yeri.

O bana yaklaşırken sanki vücudum kilitlenmişcesine durmuştum.

Elimde ki zehirli iğneyi sıkıca kavrarken,o bana yaklaştı ve yaklaştı.

Tam karşımda,bir nefes uzağımda durdu.

Birden elimi tuttuğunda kaşlarım çatıldı.

Elimi kalbinin hizasına koydu ve elimde ki iğneye alayla baktı.

"Neden duruyorsun?İşini bitirmek istemiyor musun?"

Ben sessizce durarken,o durmadı.

"Kalbimi zehirlemedin mi zaten?Daha nasıl zehirleyeksin beni!?"

Bölüm sonu

3 yorum