Alastarıa, Davina' nın bu hareketine doğal olarak çok kızmış etrafa ateş püskürüyordu.
Davina bu davranışlarına anlam veremiyordu, Alastarıa' nın bu davranışları ve Davina' nın dik başlı yüzünden sürekli kavga çıkıyor, huzur bırakmıyorlardı.
Davina' nın odasındaki güvenlik önlemleri 3 katına çıkmış, pencerelerin hepsi kapatılmıştı.
Ay ışığında huzur bulan Davina bu duruma daha da sinirlenmiş, her fırsat bulduğunda Alastarıa ile kavga ediyordu.
Daha güçlerini kontrol edemediğinden dolayı bazen etrafa ciddi zararlar veriyordu, en son kavga ettiklerinde az kalsın Alastarıa' yı havaya uçuracakdı.
Bu olaylar ile Davina ve Gyda' nın arası açılmış, Weylin ile daha iyi anlaşır hala gelmişti.
Burda sadece o Davina' yı anlıyordu. Weylin, Davina' yı çok seviyor, her ağlıyışında onun yanında durmaya başlamıştı.
Yine bir sabah Davina ile Alastarıa kavga ederken kavga iyice büyümüş aralarına kimse giremiyordu
Artık bu duruma dayanamayan Gyda aralarına girmeye çalışmışdı, " DURUN ARTIK! BURDA SİZDEN BAŞKA İNSANLARDA VAR!" Davina bu davranışına sinirlenmişti.
Alastarıa, Gyda' ya aralarından çekilmesi gerektiğini söylerken sinirimi 2 katına çıkan Davina, boğazını yakan bir ısı hissetti. Hiç hissetmediği kadar güçlü hissediyordu.
Yavaş yavaş yükselmeye başlamıştı, yerden ayakları kesilmişti. Bu durumu kimse fark etmemişti herkes Alastarıa ile Gyda' ya odaklanmıştı.
Saçları dikleşmiş, bir canavarı andırıyordu Davina. Yerden yüksekte, saçları dikleşmiş bir şekilde duruyordu.
Davina' nın ağzından " YETER" Diye bir çığlık benzeri bir ses çıkarken aynı anda bir ejderha gibi ateş püskürmüştü.
Gyda' ' dan büyük bir çığlık çıkarken Alastarıa onu hemen kenara almıştı, Davina yere inerkenz saçları eski haline dönmüştü.
Weylin, Davina' nın yanına koşarken aynı anda Alastarıa da ayağa kalkmıştı;
A- NE YAPTIĞINI SANIYORSUN SEN!
Alastarıa, Gyda' nın yanından hızlıca kalkmış, Davina' nın üstüne yürüyordu. " ONU ÖLDÜRECEKTİN NEREDEYSE! BEN ARAYA GİRMESEM NE OLACAKDI! "
Öldürmek mi? Hayır Davina bunu yapmak istememişti, oturduğu yerden ona baktı anlamamış ve aşağılayıcı bakışlar ile bakıyordu.
D- Öldürmek mi? Eğer onu öldürmek isteseydim daha acı verici bir yola başvururdum merak etme
Bu tavrı Alastarıa' yı daha da sinirlendirmişti, Davina' yı saçlarından tuttuğu gibi ayağa kaldırdı.
A- SANA FAZLA YÜZ VERDİK
Tekrardan yere atmıştı Davina' yı
A- ŞİMDİ BENİM SAYEMDE ÖLECEKSİN
Davina ne olduğunu anlamamıştı, o sırada karnında keskin bir acı hissetmişti ne olduğuna bakamadan bacağında da aynı acıyı hissetmişti.
Alastarıa' nın yüzüne baktı, öfke dışında bir duygu göremiyordu, resmen yerde onu dövüyordu, tekmeler atıp duruyordu.
Davina başını koruma altına almış, bacaklarını içene doğru çekmiş yerde yatıyordu, toprak zemin üzerinde tekmeler ile dövülüyordu.
Ağzına demir tatı gelmişti, burnundan sıcak bir sıvı akıyordu. Bacağında da bir sıcaklık hissettiğinde gözleri yavaş yavaş kararmaya başlamıştı.
Durduğunda, Davina ağzındaki kanı tükürmüş, ayağa kalkmaya çalışıyordu, o sırada gözüne biri takıldı.
Yerde Gyda acılar içinde kıvranıyordu, etrafanına bir sürü insan toplanmış yanıklara birşey sürmeye çalışıyorlardı
Onların gözünde bu kadar mı değersizdi, Alastarıa birden bağırdı " ALÇAKSIN! BU KADARI BİLE AZ SANA" diye bağırıp kemerindeki bıçağı çıkartı.
Davina ne olacağını anlamış kaçmaya çalışıyordu fakat çok geç olduğunu o da fark etmişti.
Sırtında keskin bir acı hissetti ardından acı kendini tekrardan güçlü bir şekilde hissettirdikten sonra yerini sıcak kanının toprak ile buluşması kalmıştı.
Gözleri kararıyordu, çok az görüyordu etrafı en son gördüğü şey Weylin, Alastarıa' yı durdurmaya çalışırken yanlışıkla kendine zarar vermesiydi...
(...)
Dusan:
Yolda ıslık çalarak ilerliyordu bastığı her adımda arkasında kalan yoldaki bütün bitkiler soluyordu.
Baş düşmanın yaşadığı yere yaklaştığı sırada yandaki çalılıklardan acı dolu bir inleme duyduğunda o tarafa doğru gitti.
Adımları hızlanmıştı, ne kadar kötü olsa da o da iyi biriydi (?) çalılıklara vardığında baş düşmanının yerde kanlar içinde yattığını gördü.
2 saniye de bir kan öksürüyordu, biraz daha incelediğinde sırtanda büyük bir yara olduğunu fark etti.
Aslında onu orda bırakabilirdi fakat o daha büyük acılar yaşasın istiyordu.
Hemen yanına gidip, bir kolunu başının arkasına diğer kolunu dizlerinin altına yerleştirdikten sonra baş düşmanını yerden kaldırdı.
Var gücüyle baş düşmanın yaşadığı yere doğru koşuyordu, yaklaştığında bazı bağırışlar duydu.
- NE GEREK VARDI BUNA?! KIZ ORDA YA ÖLÜRSE?! O ZAMAN NE YAPACAKSIN ALASTARIA!
A- ONU ÖLDÜRÜYORDU, GYDA ÖLÜYORDU! ANLIYOR MUSUN?! GİT ŞİMDİ BAŞIMDAN ORDA ORMANIN DERİNLİKLERİNDE GEBERSİN!
- A-ama
A- AMASI FALAN YOK ÇOK İSTİYORSAN SENİ ÖLDÜREBİLİRİM WEYLİN GİT ODANA VE ÇIKMA CEZALISIN!
Dusan bu duyduklarına şaşırmıştı, baş düşmanın arkadaşları mı bunu yapmıştı? O bile yanında çalışan kö.. pardon yardımcılarına böyle bir şey yapmazdı (?)
Bir anlına duraksadı, Dusan nefesi ile baş düşmanın yüzündeki saçları itmişti. Bu güzelleğe kıymak istemiyordu.
Keşke düşman olmasalardı ama yapacak birşey yoktu onu öldürecekti, ne düşünüyordu bir böyle bir anlığına kendinden tiksindi Dusan ardından var gücüyle koşmaya devam etti.
Kasabaya ulaştığında bağırmaya başlamıştı " YARDIM EDİN! KİMSE YOK MU?" seslere oraya gelen orta yaşlı bir adam vardı, Dusan babasına benzetmişti.
" Ne oldu evlat? Ne bu telaş?" Gözleri kucağında duran baş düşmanına kaydı " Onu tanıyor musun evlat?"
Dusan hayır anlamında başını sallamıştı, yalan söylemeye bayılıyordu.
" Tanımadığın insanlara yardım etmelisin evlat" Dusan hemen sözü atladı " Bana yardım edin, ölmesine izin veremezsiniz!"
Olabilecek en masum tavrını takınmıştı Dusan, adam hala aynı duruyordu, iç çektikden sonra konuştu " Burda ona yardım edebilecek birileri yok ama malzemeler var biliyorsan kendin yapabilirsin"
Sesi acıyormuş gibi çıkmıştı, Dusan bu tavrına ne kadar sinir olsa da sesini çıkartmamıştı, " Malzemeler nerde efendim?"
Saygılı konuşmayı sevmiyordu, babasından bu yüzden az dayak yememişti.
" Bekle evlat, birini çağırıyorum o seni odaya götürecek, malzemeleri bulup getiriceğim evlat" Adamın gür sesi duyuldu " WEYLİN BURAYA GEL!!"
Kapı 18 yaşlarında bir çocuk koşarak yanlarına geldi, eli sarılıydı yüz ifadelerinde elinin ne kadar acıdığını anlayabiliyordu Dusan.
Genç çocuk eğilerek " Neye ihtiyacınız var efendim?" Diye sordu. Eğildiğinde belinde net bir şekilde gözüken kemer yaraları ortaya çıkmıştı, Dusan' ın kanı donmuştu.
" Şu genç beyefendiyi ve kucağındaki kızı boş bir odaya götür" Adamın sesi otoriterdi, adının Weylin olduğunu öğrendiği çocuk, başını kaldırıp onlara baktığında göz bebekleri büyümüştü.
" Tabi efendim" diyerek geri kalktı ve Dusan' a gel işareti yaptı, Dusan hızlıca durduğu yerden çocuğun yanına gitti.
Çocuk nefes nefeseydi, bir anda konuştu " Seni tanrı gönderdi, sen olmasaydın Davina ölücekti" Dusan konuştu " Ne oldu bu kıza? Sana ne oldu? Sırtındaki izler de ne?"
Genç çocuk etrafı kolaçan ettikten sonra sessizce konuştu, " Davina' ya yardım ettiğim için cezalandırıldım birşey yok"
Dusan daha fazla üstüne gitmemişti, baş düşmanı tekrardan kan öksürünce hızlıca odaya gittiler.
Odaya girdikleri sırada kapı da karşılaştıkları adam geldi, yanında ilk yardım çantası, temiz kıyafet ve bir öz getirmişti.
Adam özü gösterek " Bu değerli bir öz, yaraları anında iyileştirir zakkum çiçeğinden yapılıyor, üstün hep kan olmuş bunları giyirsin" diyip bütün herşeyi yatağın üzerine bıraktı.
Genç çocuğa seslenerek "Sende benle gel" dedi ve odadan çıktı.
Dusan, baş düşmanı dikkatli bir şekilde yatağa sırt üstü yatırdıkdan sonra özden biraz aldı ardından dikkatli bir şekilde yaranın üstüne sürdü.
Baş düşmanından acı dolu kısa bir çığlık çıkmıştı, yavaş ve dikkatli bir şekilde özü sürdükten sonra üstünü deriden yapılmış sargı bezleri ile kapattı.
Tekrar dikkatli bir şekilde baş düşmanını sırt üstü yatırdı, çantadaki suyu ve bezi kullanarak yüzündeki kurumuş kanları çıkartı...
(...)
İşi bitmiş, ortalığı toparladığı sırada, kapı açıldı içeri yine o adam girmişti, Dusan refleks olarak baş düşmanının önüne atlamıştı.
Adam kısa bir şok geçirdikten sonra " Ondan hoşlandın sanırım, cidden güzel kız " dedi Dusan neden olduğunu anlamadığı bir şekilde bu sözü kıskanmıştı
Kendinden tekrar ve tekrardan tiksinmişti, iyi ki babası yanında yoktu yoksa çoktan ölmüştü.
Adam tekrar konuştu " Bu gece misafirimiz ol, gece geç oldu bu saatte burda Yara-mya-who' lar dolaşır risk almaya gerek yok" dedi
Dusan bi isteği nazikçe kabul etti, adam memnun olmuş bir şekilde " Başka oda ister misin? Yoksa burda mı kalacaksın?"
Dusan nazikçe " Burda kalayım, gece kanaması başlarsa ona yardımcı olurum" dedi. Adam " Bahane olarak kabul ediyorum, iyi eğlenceler" diyerek odadan çıktı.
Dusan, adamın bu tavrından rahatsız olmuştu, son söylediği söz ile de midesi bulanmıştı bu da ne demekti?
Baş düşmanı bunlar ile mi yaşıyordu bir anlığına olsa bile düşmanına acımıştı, sonra kafasını sağa sola sallayarak kendine geldi.
Ne oluyordu böyle? Yorganı kaldırıp, düşmanın üstüne attı, soğuk bir bölgeden geliyordu Dusan ama düşmanı alışık değildi bu duruma.
Şu an istese onu öldüreceğini biliyordu ama iyi yüreği buna izin vermiyordu, ne kadar da iyi biriydi.
Gece uykuya dalarken umarım gece yanlışıkla bu kıza sarılmam diye düşünerek uykuya daldı...