Gelen Çağıl'dı.
"Hayırdır ne oluyor burda sen kimsin kardeşim?"
Arkamdan Ayaz geliyordu. Ben cesaret edip bakamadım bile. ama hemen arkasında adamlarının silahlarını bize doğru tuttuğuna emindim.
"Sonunda tanıştık Avukat Çağıl Altay."
"Sen kimsin lan , uza şurdan benim mahallemde bana atar gider yapamazsın , defol git mahalleden!"
"İstersem mahalleyi istersem kızı bile satın alırım Avukat dellendirme beni ver kızı."
Çağıl yumruklarını Ayaz'ın yüzüne geçirmeye başladı.
"Kızı satın alıyormuş bir de bak bak sen kimsin lan mal mı o kız"
"Evet benim malım."
Çağıl daha da hızlı vurmaya başladı. O sırada Ayaz'ın adamları silahlarını Çağıl'a doğrulttular.
"Çağıl , kaç!" diye çığlık attığımda bana döndü. tam bana döndüğünde silahı ateşlediler.
Gözlerimi sıkı sıkı yumdum. Muhtemelen Çağıl'ı vurmuşlardı. Ve ben bunu görmek bile istemiyordum. Benim yüzümden çoğu kişi hayatını kaybetmişti zaten. Adım sesleri uzaklaştığında gözlerimi açtım. Çağıl yerde baygın bir şekilde yatıyordu. Üstünde hiç bir şekilde kan lekesi de göremiyordum. E o zaman benim niye omzuma bir sancı saplanmıştı ve sıcaklık hissediyordum?
Kendimi boşverip Çağıl'ın yanına çöktüm.
"Yalvarırım kalk benim yüzümden birinin daha ölmesini kaldıramam."
Mahalleden birileri geliyordu. Ama benim gözlerim yavaş yavaş gidiyordu. Kafam Çağıl'ın göğsüne düştü. Duyduğum son ses Nilay ablanın çığlıklarıydı.
Çağıl'dan
Uyandığımda bir hastanedeydim ve sırtımı hissetmiyordum. Acaba Efsan neredeydi. En son onu korumaya çalışıyordum. Ve başarılı da olamamıştım sırtımdan vurulmuş bilincimi kaybetmiştim.
Gözlerim tam açıldığında annem hemen yanıma koştu.
"Annem , kuzum iyi misin çok korktum."
"Efsan nerede anne" Güçlükle konuşuyordum. Hala ağrılarım beni zorluyordu.
Hemen Nazlı konuşmaya başladı.
"Şeytan görsün yüzünü ya , Onun yüzünden ben seni kaybediyordum! Ne kadar korktum haberin var mı?!"
"Nazlı konuşmalarına dikkat et. Efsan nerde diyorum anne?"
"O da vurulmuş , odaya almışlar oğlum."
"Görmek istiyorum."
"Daha dikişlerin çok yeni gidemezsin."
"Anne hangi odada diyorum sana!?"
"Ya bırak Çağıl o kız yüzünden canından oluyordun sen!"
"Nazlı, kalbini kırarım bak senin!"
"Kırarsan kır be! umrumda sanki zengin bebesi işte nolcak inşAllah sokakta kalır."
"Nazlı devam edersen dikiş falan dinlemem , çık odadan!"
"Nazlı , kızım çok ayıp dediklerin."
"Ayıpsa ayıp ya yeter benim ikizim ölüyordu onun yüzünden."
"Nazlı, çık dışarı!"
Nazlı sinirli bir şekilde çıktı. Annem bana döndü.
"Oğlum ağrın yok değil mi?"
"Yok ağrım falan Efsan'ın yanına gideyim yeter."
"Olmaz oğlum diyorum sonra gidersin."
Tam ağzımı açacakken hemşirenin bana yaklaşıp vücuduma iğne soktuğunu hissettim.
Efsan'dan
Bilincim çok yavaş da olsa yerine geliyordu.Gözlerimi açtığımda nerede olduğumu kavrayamamıştım. Ama bir anlığına da olsa evimde sıcacık yatağımda olmayı dilemiştim. Buranın bir hastane olduğunu ve benimde o odalardan birinde olduğumu kolumdaki serumdan anladım.Çevreme baktığımda kimse yoktu. Her zaman ki gibi. Yalnız , çaresiz bir kadındım. Önem veren bir ailem yoktu, Bu odada tek başıma mahkumdum karanlığa , sessizliğe adeta canımı yakıyordu bu.
Kafamın içindeki düşünceler kolumun sızlaması ile bitti. Vurulduğumu hatırlıyordum. Çağıl'da vurulmuştu. O nasıldı acaba , yaşıyor muydu yoksa.. Aklımdan bile geçirmek istemiyordum o kelimeyi. benim yüzümden birini daha kaybedemezdim.
Kapıyı biri adeta yumruklarcasına açtı. Gelen Nazlı'ydı.
"Sen ne aptal ne salak kızsın ya! senin onurun gururun da mı yok ikizimden uzak duracaksın senin ucuz numaralarını herkes yer ben yemem kim bilir kaç liraya tuttun adamlari da ikizimi vurdurttun. Bir de inandırıcı olsun diye kendini de vurdurtmuş ah kıyamam senin babanın ölümü de yalandır şimdi söylesene ona kaç para verdin ukala?"
"Ne diyorsun sen defol git!"
"Daha diyeceklerim bitmedi." Diyip yüzüme yaklaştı. " Annen de ölmemiştir senin kendini acındırmak için annemin de aklını çeldin değil mi? Çünkü sen anca bunu bi-"
Cümlesini bitiremeden tokat atmıştım. "Bir daha annem hakkında konuşursan seni öldürürüm anladın mı öldürürüm!"
Bana nefret dolu bakışlarını gönderdi ve çıktı.
Artık insanların bu kadar üzerime gelmesine dayanamıyordum. Sanırım herkesin hayatından bir anda gitsem çok iyi olacaktı. Öyle yapmalıydım belki de şu hastanenin camından atlayıp herkesi kendimden kurtarmalıydım.
Ne gidecek bir evim vardı ne de bir ailem yapayalnız kalmaya hiç alışık olmamıştım. Babam hep yanımdaydı. Ama ben son anında bile yanında olamamıştım. Onun yerine ben ölebilirdim.
Kapı tekrar açıldı ben Nazlı'dır diye düşündüm bu nedenle doğruldum yerimden. Bunu yaparken kolumun acıdığını hissediyordum. Gelen Nazlı değildi Ayaz'dı.
"Prensesim.. iyisin değil mi bir şeyin yok? Halbuki bizim çocuklara da söylemiştim yengenize bir şey olursa kolunuzu kırarım diye, gerçi kırdım da bu burda konuşalacak bir şey değil hayatım."
"Ne istiyorsun Ayaz yeter zarar verdiğin."
"Seni istiyorum Efsan."
"Ya sen ne tür bir sapıksın rahat bırak beni."
"İyi o zaman bende o çok değer verdiğin avukat ve ailesine bir selam ileteyim silahlarımla."
"Tamam Allah'ın cezası dokunma onlara ne diceksen tamam."
"Ha şöyle , ben şimdi seni alıp evimize götüreceğim senin de sesin çıkmayacak tamam mı güzel gözlüm."
"Tamam Allah'ın belası tamam ona da kabul."
"Serumun da bitmiş çıkarayım onu ben."
"Ya onu bari hemşire çıkarts-"
Dememe kalmadan söküp aldı. Canım çok fazla yanıyordu omzumdan dolayı zaten ve bu da eklenmişti.
"Hadi giy ayakkabılarını bekliyorum seni hayatım."
Kapıya çıktı ve üstümü zar zor giyindim. Mümkün olduğunca kolumu hareket ettirmemeye çalışıyordum.
Canım sadece fiziken değil ruhen de çok acıyordu.
Ayakkabımı çok zor bir şekilde olsada giydim. Bunu yaparken dikişlerim neredeyse patlayacaktı. Kapı açıldı.
"Çıkış işlemlerini hallettim prensesim hadi çıkalım."
Ayaklarım beni kaldırmakta güç çeksede gitmek zorundaydım. Odadan çıkarken çantamı Ayaz almıştı.
Hastaneden çıkarken Nazlı ile göz göze geldik. Biz çıkarken o da içeri giriyordu. Keşke benim de bu kadar değer veren bir ailem olabilseydi.
Arabaya bindiğimizde yanımdaki koltuğa Ayaz oturdu.
"Rahatsın dimi Efsan." diyip samimi gözükmeye çalışıyordu ama ondan yapmacığı da bulunmazdı.
"He çok rahatım valla ölüyorum rahatlıktan o derece!"
"Hayatım gerilme dikişlerin patlayacak." derken bile kolumu sıkıyordu.
"Sayende."
Tam bana cevap verecekti ki ön taraftan bir ses geldi.
"Abi, Polis var?"
"Normal bir şekilde geçsene oğlum ne anlayacaklar."
"O şekilde değil abi, ön full kapalı.Ne yapalım?"
"Çek köşeye dertleri neymiş öğrenelim."
Bana döndü.
"Sen arabada kalıyorsun çıktığın an taratırım ailesini."
Aynen şuan çıkmadım bakışlarını ona gönderdim.
Ayaz çıktığında bende kapımı aralayıp çıkmıştım. Ayaz da polisler olduğu için bir şey diyememişti.Polis arabasının kapısı açıldı ve içinden Çağıl çıktı. Yanlış görüyor olmalıydım Çağıl ne alakaydı? Üstelik sırtından vurulup ameliyat olmamış mıydı? Kafamda deli düşünceler dolanırken bizim olduğumuz tarafa doğru yürümeye başladı. Acısı yok muydu , yoksa gizliyor muydu? Tam benim önüme geldi ve durdu.
"Bana emanet edileni alamazsın Ayaz Barın."