"Nasıl babam sen ne saçmalıyorsun. Öldü benim babam."
"Babanın kişisel avukatıydım Efsan."
"Yalancı! Yalan söylüyorsun sen ben babamın tüm avukatlarını tanırım."
"Yalan falan yok gel odama belgeleri göstereyim."
"Buraya getireceksin senin odana falan gelmeyeceğim ben."
O sırada Çağıl'ın annesi girdi içeri.
"Noluyor burada Efsan iyi misin kızım sen gözlerin hep şiş bu Çağıl mı bir şey yaptı sana yoksa!"
"Bir şey yapmadı o , ben kendime yaptım mahvettim kendimi size de rahatsızlık verdim zaten gideyim artık."
"Güzel kızım sen üzülme geç otur. uykunu al sonra bakarız gidip gitmeyeceğine. Çağıl sende odaya geç bekle beni."
Annesi bana doğru yaklaştı. Beni yatağa yatırdı ve üstümü örttü. İlk defa anne şefkatını en derinlerinde hissettim.
"Üşürsen battaniye var kızım hiç çekinme , açsan çorba ısıtabilirim yemek de var dolapta "
"Çok teşekkür ederim de bende size bir şey sormak istiyorum izninizle?"
"tabi kızım söyle"
"Bana niye iyi davranıyorsunuz?"
"Öncelikle ben her misafirime iyi davranırım ama sen benim arkadaşımın bana emanetisin kızım burası senin de evin sayılır."
"Sizin arkadaşınız kim?"
"Annen , Ecem. Ben Çağıl'a ve Nazlı'ya hamileyken tanıştık. O da sana hamileydi. Öleceğini hissetmişti seni bana emanet etti ama ben hep çekindim bu da benim en büyük pişmanlığım oldu kızım.."
"Annem nasıl biriydi? Güler miydi çok?"
"Annen çok güzel gülerdi.. Sohbetleri inanılmaz derece de keyifliydi. Seni doğurmak için kendinden vazgeçti. Çok fedakar bir kadındı. Neyse ben seni tutmayayım kızım yat uyu."
Diyip kapıyı kapatıp çıktı. Bu oda bana dar geliyordu artık. Çıkabileceğim bir yer aradım en son pencereden atlamak geldi aklıma. zaten birinci kattı.
Odadan çıkarsam sesler duyulabilirdi bu nedenle ayakkabısız çıkmayı tercih ettim. Hava soğuktu ama bu benim için bir sorun teşkil etmezdi. Pencereden atlayıp evden çıktım. Nihayet sokağa çıktığımda etrafta kimseciklerin olmadığını gördüm. Sokağın başına doğru yürümeye başladım. Bugün her ne yaşadıysam bunlar rüyaydı ve ben birazdan sıcacık yatağımda uyanacaktım. Hatta rüya değil kabustu. Ayaklarıma batan camlar acıtmıyordu beni en çok acıtan şey kimsenin beni anlamıyor oluşuydu. Kimsem kalmamıştı. Ne annem ne de babam. Kurtarmak zorunda olduğum bir şirket vardı. Ama gücüm yetmiyordu artık çoğu şeye. Biri tüm ruhumu içine çekmiş beni karanlığa teslim etmişti sanki.
Aniden biri arkamdan yaklaşıp dokundu. Hemen Arkamı döndüm ve onun Çağıl olduğunu gördüm.
"Efsan iyi değilsin sen çıplak ayakla dışarı çıkmak ne demek ya! Ayakların kanıyor. Müsaade et seni eve kadar taşıyayım."
"Sanane benden ya sen kimsin de bana yardım ediyorsun acıma bana, acınacak halde miyim ben!"
"Efsan bak çok kötü görünüyorsun diyorum hadi gidelim eve"
"Gelmiyorum ben , defol git evine"
O sırada adını bilmediğim sarışın bir kız bana doğru yaklaştı.
"Merhaba Efsan sanırım sensin Çağıl bahsetti bende Azra iyi bir tanışma olmadı farkındayım ama eve gitmen gerek eğer istemiyorsan bize de gelebilirsin tabi rahatsız olmazsan"
"Teşekkür ederim , Ben kimsenin evini istemiyorum. Kendi evime dönmek istiyorum."
Son cümlelerim olmuştu bilincim kapanırken her şey bulanıklaşmaya başlamıştı. gördüğüm son sima Çağıl'ındı.
Çağıl'dan
Annemle konuştuktan sonra Efsan bir anda kaybolmuş onu aramaya çıkmıştık. Başına bir şey gelme olasılığı beni yiyip bitiriyor , içimdeki öfkeyi ortaya çıkarıyordu. Mahallede ki çoğu insani sokağa dökmüştüm zaten. Özellikle abimin karısı Azra yengem ikna konusunda mükemmeldi ve ona bu konu da güvenim 100%'dü.
Bulduğumda eve getirmek için çabalamış ama hic bir sonucu alamayınca Azra yengem gelmiş o bile başaramamıştı.
Şuan ise ne mi oluyordu.. Kollarımda baygın bir şekilde yatıyordu. Yerimden kalkıp mahallenin sonunda ki eve doğru koşmaya başladım. Azra yengem arkamdan bir şeyler söylüyordu ama duymuyordum bile. Eve geldiğimde annem hemen açtı kapıyı.
"Anne , yardım et anne ne yapacağım ben?"
"Dur oğlum bayılmış kızcağız onca saat aç susuz biraz dinlensin yemek yediririz hiç bir şeyi kalmaz , koy yatağına gel yanıma"
Efsan'ı yatağına koydum onu sonsuza kadar izleyebilirdim. Masallardaki prenseslerden bir farkı yoktu. Çok güzeldi kelimenin tam anlamıyla..
Saçma düşüncelerimi sildim. Onun gibi biriyle zaten olamazdım. Ben istesem o istemezdi.
Kapıyı kapatıp annemin yanına gittim.
"Bizim deli oğlan da ilk defa bir kız için ağlamış ben şoklardan şoka girdim oğlum valla"
"Neee Çağıl bir kız için mi ağlamış ay kim bu kız kesin Efsan yaa valla Çağıl'dan kurtuluyoruzz" diyerek yanımıza gelen Nazlı'ydı."
"Sus kız seni de görücez."
"Ben bir erkek için ağlamam anne."
"Ben bir erkek için ağla demiyorum kızım. Senin de abin gibi mürvetini görsek artık diyorum. Okulunu da bitirdin çok başarılı bir mimarsın kızım çokta güzelsin he olmaz mı"
"Ben mutluyum işimde anne onu önce sen Çağıl beyefendisine söyleyeceksin. O evlensin yuva kursun bakarım belki."
"Onun kısmeti var zaten."
Dayanamayıp araya girdim.
"Kısmetim falan yok unutun bugünü yaşanmamış gibi tamam mı?"
"E Çağıl sen şimdi "Kalbime gömerim o zaman" mı diyorsun?"
"Nazlı saçma saçma konuşma valla sinirleniyorum artık"
"Sinirlenirsen nolur ya sinirlensene lütfen"
Sabır çekip odama gittim. Bu kız beni deli edecekti ki zaten çoktan başarmıştı.
Uyumaya çalışırken aklıma Efsan geldi. Onu hiç gülerken görmemiştim. Yeşil gözleri , bakışı bir insanı etkilemeye yeterde artardı. Hem bana ne oluyordu birden bire ya. Belki kızın sevgilisi vardı ve benim de böyle hayaller kurmamam gerekiyordu. Ama bildiğim kadarıyla yoktu. Olsa Babasına söylerdi. Ya varsa babasına da söylememiş ise ya da babası seni adamdan saymamış ise? Bu saçmalıkları bir kenara bırakıp gözlerimi kapattım. Yarın adliyede 2 tane davam vardı zaten.
Efsan'dan
Dün gece en son sokaktaydım ve Çağıl tarafından eve götürmek için zorlanıyordum ama sonrası yoktu. Uçsuz bucaksız bir karanlıktı. Benim acilen işe gitmem gerekiyordu. Burada bu kadar misafirlik yeterdi. derken kapım çalındı.
"Gir"
Kapıyı açtı ve gelen kişinin Çağıl olduğunu gördüm.
"Efsan rahat etmek istersin diye Nazlı'nın kıyafetlerinden getirdim. Bir de duş alabilirsin."
"Gerek yok eve geçeceğim ben gidiyorum zaten."
"Bunu söylemek zor ama sizin eve haciz gelmiş dün eşyalarını ben aldırttım adliyeye koymuşlar bende onları alıcam bir de 2 davam var getiririm merak etme."
"Peki arabam"dedim zorlukla."
"Onu da aldılar."
"Benim şirkete geçmem gerek oradaki işleri halletmeliyim."
"Şirket diye bir şey kalmadı Efsan , bir süredir babanın borcu vardı ödeyemiyordu. Ödeyemediği için öldü zaten."
"Ya ben kızıyım kızı sen nasıl biliyorsun da ben bilmiyorum bunları ya!"
"Bende kişisel avukatıyım ya hani hatırlarsan."
"Üf aman be tamam bırak eşyaları ben başımın çaresine bakarım."
"Tamam , annem kahvaltı hazırlamış yersin bekliyor seni."
Diyip kapıyı örtüp çıktı.Bir duş alsam iyi olacaktı. Banyoya girip çıktıktan sonra getirdiği eşyaları giyindim. Telefonum'u açıp baktım. beni kaç kere aramışlardı..
En yakın arkadaşım Melis'in aramalarına dönmüştüm ilk.
"Alo Efsan iyi misin ölücem meraktan nerdesin"
"İyiyim Melis ama senden bir şey istemem gerek ben kendimi toplayana kadar sizde kalsam olur mu?"
"He öyle diyorsun kuzucum valla bizim ev bu ara çok fazla kalabalık alo alo sesin gelmiyor" diyip kapattı.
Melis benim babamın arkadaşının kızıydı ve küçüklükten beri arkadaştık. Onun babası da benim babam kadar zengin ve köklüydü. Şimdide olanları öğrenmişler ve beni istemiyorlardı. En yakınım bile istemiyorsa diğerleri hiç istemezdi. Telefonumu yatağa bırakıp salona geçtim. Çağıl'ın annesi hemen yer açtı oturmam için.
"Kızım biz yedik ama ben sana da hazırladım bir şeyler ye ki ayakta kal olur mu güzel kuzum"
"Çok teşekkür ederim."
Nazlı da yanıma geldi.
"Çok yakışmış üstündekiler istersen bir ara seninle alışverişe çıkarız."
"Tabi ki çıkarız teşekkür ederim kıyafetler için bu arada"
"Ne demek lafı bile olmaz giyebilirsin istediğin gibi bana sormadan , neyse ben çıkıyorum işe yetişmem lazım, size kolay gelsin."
"Sana da kolay gelsin."
Nazlı gittikten sonra bende kahvaltımı bitirmiştim nihayetinde. Çağıl'ın annesi yani Nilay Teyze'nin bugün altın günü varmış onu öğrendim. Hiç hayatımda altın günü nedir nasıl yapılır bilmiyordum. Benden sofrayı hazırlamam için yardım istedi ve bende verdiklerini sofraya koydum.
"Ayy , Efsan çok iyi oldu sofra valla çok sağol kuzum istersen bizimle otur istersen de ben tabak yapar getiririm sana."
"Yok zahmet etmeyin ben otururum burda , yorulmazsiniz hem"
"Ah benim kuzum ne kadar düşüncelisin sen , güzel yüreğini seveyim senin."
Gülümsedim o da gülümsedi. Kapı çaldı sanırım misafirler geliyordu. Tüm misafirler geldiğinde beni tanıştırmaya başladı.
"Efsan kızımız benim çok eski bir arkadaşımın kızı çokta hanımhanımcıktır."
Bir teyze konuşmaya başladı.
"Nilay kız biz sizden istesek ya Efsan'ı Arda ile de çok yakışırlar. Gelinim olsun çok isterim.
"Katiyen olmaz Aysun. Sende sürekli oğluna birilerini istiyorsun ayol. Bir Nazlı bir Efsan hayır yani oğlun evde kaldıysa kızlarımdan uzak dur."
"Niye oğluna mı alacaksın Efsanı ?"
Bu sefer konuşan başka bir teyzeydi.
Nilay teyze büyük bir kahkaha patlatmıştı.
"Niye olmasın bir bakmışsın evlendirmişim onları."
Gözlerim fal taşı gibi açılmıştı. Ne alakaydı yani Çağıl ve Ben uyumsuzduk bir kere!
Ondan sonra zaten normal dedikodulara geçilmişti. Bende odama geçip telefonum ile ilgilenmeye başladım. Birden telefonuma bir çağrı düştü. Arayan numaraydı. Ve ben de telefonu açtım.
"Alo?"
"Efsan.."
Hemen sesi tanımıştım. Babamın düşmanlarından olan Ayaz Barın'dı.
Ayazın babası babamla kavgalı olduğu için otomatikmen Ayazın da benimle kavgalı olması gerekiyordu. Ama işler tam tersine dönmüştü Ayaz bana takıntılı bir manyaktı. Yanındakilere beni sevgilisi olarak tanıtıp duruyordu.
"Ya sana beni arama demedim mi ne yüzle aradın beni sen!"
"Baban ölmüş , Evinize haciz koyulmuş , Şirketiniz batmış , Bende benim yeşil gözlü prensesim nerde kalıyordur diye merak ettim. O salak arkadaşında almamış yanına seni. Gel bende kal hayatım."
"Ya sen kafayı yemişsin pis sapık defol hayatımdan."
"O avukat mı söylüyor yoksa bunları sana , o mu beynini bulandırıyor!"
"Kimsenin benim beynimi bulandırdığı falan yok ayrıca sen nerden tanıyorsun avukat falan hayırdır?"
"Dışarı gel görürsün yeşil gözlü prensesim :)"
"Sen manyak mısın insanların evine geliyorsun pis sapık ya rahat bırak beni."
"Eğer gelmezsen karşı çatıdaki nişancılar tarafından evde ki herkes vurulur avukatın ikizi miydi neydi heh Nazlı Hanım onu takip ediyorlar e içerde desen onlarca kişi var sen bilirsin onlar da senin yüzünden ölecek sonra."
"Tamam Allah'ın cezası kapat geliyorum."
Hırsla telefonu kapattım. Üzerime ceketimi giyip kapıya yürüdüm.
"Hayırdır kızım nereye böyle?"
"Kapının önüne çıkıp geleceğim Nilay Teyze gelirim 5 dakikaya sen hiç rahatını bozma."
"Tamam kuzum dikkatli ol."
Evden çıkınca direkt onu gördüm. Ayaz'ı.
"Prensesim , hoş geldin prensine , sonunda kollarıma geleceğini biliyordum."
"Saçma sapan prens prenses klişeni geç Ayaz , Seni istemiyorum diyorum sen neyi anlamıyorsun ya kıt beyinli misin dicem de öylesin kıt beyinlisin sen!"
"Aaa hiç oluyor mu böyle , yakışıyor mu ağzına bu laflar çok ayıp. Ben seni susturmasını bilirim ama" diyerek üstüme yürüdü.
Geriye doğru kaçtım "Ayaz bak istemiyorum seni , bırak beni."
Ben geriye gittikçe o üstüme üstüme geliyordu. Koşmaya başladım. Ama ben koştukça arkamdan ayak seslerinin bana yetişmekte olduğunun farkındaydım. O anda bir yere çarptım. Başımı kaldırdığımda onu gördüm.
"Efsan."
Heyyooo bölüm sonu diyelimm💗