Buna sen mi karar veriyorsun Avukat?"
"Babası karar veriyor Ayaz."
"Ölü babası mı veriyor bu kararları ya."
"Bana verdiği kağıtta imzası var Ayaz. Şuan Efsanı kaçırıyorsun bildiğin."
"Efsan kendi isteğiyle geliyor değil mi Efsancığım" dedi ve kolumu sıkıca tuttu.
"E-evet kendi-" cümlemi tamamlayamadan kolumda bir acı hissettim. Muhtemelen omzumdaki dikişlerim patlamıştı.
"Ayaz Barın" dedi bir ses bu muhtemelen ordaki polislerden biriydi.
"Bizimle Emniyete kadar geliyorsunuz."
"Beni mi ? Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz acaba bir babamla konuşun isterseniz."
"Karakolda konuşuruz beyefendi şimdi bizimle geliyorsunuz."
"İyi madem öyleyse gelelim." Bana döndü, Şimdi benim adamlarimla eve dönüp bekliyorsun gelince konuşuruz güzel gözlüm."
"Efsan benimle geliyor."
"Nerden seninle geliyor?"
"Basbaya, kaçırıyorsun kızı."
"Kendisi istedi benimle gelmeyi."
"Omzunun kanaması bunu göstermiyor ama."
"Bu seni ilgilendirmez."
"Ayaz Bey zorluk çıkarmayın , biraz daha beklersek kelepçe takmak durumundayız."
"Bu burda bitmedi Avukat."diyip polis arabasına bindi.
Ardından adamları da arabalarına binip gitti. Ben tepkisizdim çünkü kolumu hissetmiyordum. Bir acı bile yoktu. Öylece kanıyordu.
Bir el belimden kavradı. Bu elin kim olduğu tabi ki de belliydi. Belimi tutan el Çağıl'ındı. Beni kucağına aldı. Almaması gerekiyordu. Onunda ameliyatı yeni bitmişti.
Zorlukla konuştum.
"Çağıl , indir beni sende yeni ameliyat oldun."
"Umrumda değil Efsan gerekirse tekrar ameliyat olurum bana farketmez."
Daha da konuşamadım o da konuşmadı. Arabaya bindirdi sonra kendisi direksiyon koltuğuna geçti.
Araba durduğunda farkettim ki Ayaz'ın beni zorla kaçırdığı hastaneye geri gelmiştik. Kolumu ne oynatabiliyordum ne de hissediyordum.
Kapımı açtı. Nazikçe beni kucağına aldı yine. Onun canı hiç yanmıyor muydu? Yoksa benim gibi acıdan hissizleşmiş miydi?
Bir anda sıcacık kollardan buz gibi sedyeye koyulduğumu hissettim. Çağıl ne haldeydi acaba? Benim ki abartılacak bir durum değildi. Sadece omzumda ki dikişler patlamıştı. Bu düşünceler koluma bir iğnenin girmesi ile son buldu.
Çağıl'dan
Efsan'ı kurtarmam için haber veren Nazlı'ydı. Her ne kadar çıkışmış olsa da bana haberi o vermişti ve ona minnet borçluydum.
Hastaneden henüz çıkışım olmadığı için odaya geri dönmüştüm. Nazlıyı efsanı aldıkları ameliyathanenin önüne dikip orda beklemesini istemiştim. Ben bekleyecektim ama dikişlerim henüz yeniydi ve ağrıyordu. Aslında dayanırdım ama doktor gelip beni uyardı. Bende odama döndüm.Odada sadece annem vardı. Babam muhtemelen kahve falan almaya gitmişti.
"Kuzum iyi misin çok telaşlandım!"
"İyiyim anne." dedim ağrılarımı umursamayarak.
"Efsan , Efsanı kurtuldu mu peki."
"Kurtuldu, kurtardım." Durumunu merak ediyordum. Nazlı da hala aramamıştı.
"Oğlum ben özür dilerim söylemeliydim oday-"
"Tamam anne iyiliğimi istedin anne tamam peki o kız ne olacaktı niye biriniz bile gitmediniz o kız bana emanet anne madem ki sana da emanetti madem ki annesiyle arkadaştın sahip çıksaydın Efsan'a!"
"Oğlum bilemedim ben seni öyle görünce-"
"Bilecektin anne daha babasının kırkı çıkmadı o kızın. Annesi desen yok.Bir tanecik akrabası bile battılar diye kızın yüzüne bakmıyor yüzüne benim var amcam teyzem onun var mi annem babam var onun var mi? Sığınabileceği bir kardeşi peki? O da yok. O yüzden bilecektin. Şimdi çık odadan!
Annem bir şey demeden çıktı. Ardından yine kapı açıldı.
"Ben demedim mi gelme diye anne! yalnız kalmak istiyorum."
"Ben geldim. Efsan'ın durumu hakkında bilgi vermeye."
"İyi mi?"
"Ameliyattan çıktı normal odada uyuyor."
"İyi çık o zaman şimdi."
"Çağıl bak biz ikiziz yapma böyle diğer yarınım ben senin."
"Nazlı, sen benim biricik ikizimsin sana verdiğim değer paha biçilemez, ama o söylediklerin hele söylediklerin bir kadına olması beni çok üzdü ve yaraladı. Kim olursa olsun bu cümleleri kuramazsın."
"Hatamı anladım ve çok pişman oldum zaten Çağıl nolur affet beni gerekirse Efsan'dan da dilerim özür ama sen beni affet."
"Efsan nerden bilecek ki dediklerini- Sana inanamıyorum Nazlı kıza gittin bunları mı söyledin bir de yazıklar olsun."
"Anlık bir gafletle oldu Çağıl valla seni öyle kanlar içinde görünce tutamadım kendimi."
"Ne olursa olsun tutacaktın Nazlı. Şimdi odadan çık odadan yalnız kalacağım."
"Aşık mı oldun Efsan'a?"
Diyip kapıdan çıktı. Öylece kalakaldım. Sahi ben gerçekten emanet edildiği için mi böyle davranıyordum?
Efsan'dan
Uyandığımda yine hastanedeydim. Zaten kaç gündür hastane evim olmuştu.Kolumda ki hissizlik gitmiş yerini tekrardan acıya bırakmıştı. Çağıl nasıldı acaba?
Kapı açıldı. Yine gelen Ayaz olur diye korktum. Gelen Çağıl'dı.
"İyi olduğunu temin ettim ama görmeden de inanmak istemedim. Müsaitsen gelebilir miyim?"
"Tabi gel"
"Abimlerde seni görmek istedi ama müsait değilsindir diye düşündüler. Eve geçince ziyaretine geleceklermiş."
"Ben o eve geri gelmem Çağıl hiç kusura bakma. İstenmediğim yerde kalacak kadar gurursuz biri değilim."
"Kalacak başka yerin yok Efsan saçmalama."
"Gerekirse sokakta kalırım dicem de benim gibi bilgisayar yazilimcısını hiç bir şirket kaçırmak istemez."
"Efsan , gitmesen?"
"Gitmeyip napacağım."
"Kalırsın bizle hem , herkes alıştı sana annemde değil bakma gelmediğine şuan seni rahatsız etmek istemedi."
"Ne diyeceğimi bilemiyorum."
"Geleceksin bizimle taburcu olduğumuzda Efsan."
"Bakarız."
"İyi ben gideyim o zaman."
Kalbim niye bu kadar hızlı atıyordu. Gülümsemem niye hiç durmuyordu. Neler oluyordu bana böyle?
Çağıl odadan çıktığında hala gülümsüyordum. Oda mı çok sıcaktı yoksa ben mi terliyordum bilemiyordum.
-1 hafta sonra-
Omuzumda ki sızı henüz yeni yeni geçmeye başlamıştı ve bugün taburcu oluyordum. Çağıl ise hemen ayaklandığı için daha çabuk geçmeye başlamıştı. Bir haftadır her gün Çağılla sohbet ediyordum. Nedenini bilmediğim bir şekilde bana iyi geliyordu.
Kapım çaldı gelen Çağıl'dı.
"Uyandık mı bakalım Efsan hanım."
"Uyandım uyandım." dedim güleryüzle.
"Hadi bakalım hazırlanmışsın da çıkış işlemlerini hallettim çıkabiliriz."
"Tamamdırr çıkalımm."
"Neşeli hallerin beni benden alıyor."
"Sonunda çıkıyorum onun sevinci."
"Yine de kolunu yorma dikişlerin hala yeni Efsan."
"Her gün bunu diyorsun tamam anladım Çağıl yorulmam yaa."
"Ha şöyle hadi annemler önden gitti Enes bizi almak için kapıda bekliyor."
"İnelim madem."
Gülümsedi , gülümsedim.
Aşağı indiğimizde Enes bizi bekliyordu.
"Oo hoşgeldiniz gözüm yollarda kaldı."
"Abartma Enes."
"Ya benim hazırlanmam uzun sürdü Enes kusura bakma."
"Efsancığım biliyorum seni ne yaptıysa bu hıyar yapmıştır."
"Bu hıyar seni dövünce de yapma etme hıyar dersin ama sen."
"Aman bir şey demedim ya sana da yaranamıyoruz."
Kalan yolda uyumuş, Enesin sesleri ile zorla kalkmiştim.
"Efsan uyanacak Enes bi sus artık."
"Ya uyansın nolcak."
"Uyanmasın uyusun işte sanane rahat mı battı sana."
"Uyumuyordum ki."
"Uyuyordun da bu hırto seni uyandırdı."
"Yok gözlerimi dinlendiriyordum ben ya ne uyuması!"
"Tabi canım kesinlikle."
"Didişmeniz bitti mi? Çünkü geldik ve Nilay teyzenin yemeklerinin kokusu taa burdan geliyor."
"Bende çok acıktım."
"E hadi inelim."
"Bi zahmet."
"Görende senin araban sanar Enes."
"Arabam yok ama motorum var Çağılcığım."
Daha fazla dinlemedim çünkü burnuma enfes kokular geliyordu. Arabadan çıktığım gibi omzuma bir ağrının çöktüğünü hissettim.
"Efsan! İyi misin." diye hemen yanıma gelen Çağıl'dı.
Kolumu sıkıca tuttuğumun hiç farkında değildim ama yolun ortasında gözlerimi yummuş sadece kolumu tutuyordum.
"İyiyim ya arabadan hızlı indim. Ani refleksle olmuştur bir şeyim yok.
"Eminsin değil mi gidebiliriz hastaneye?"
"Gerek yok iyiyim."
Çağıl'ın son bir haftadır bana olan ilgisine bir türlü anlam veremiyordum. Hayır yani neden bu kadar ilgi veriyordu? Sanırım babamın beni ona emanet etmesi yüzündendi.
Çağıl ile kapıya geldiğimizde Çağıl kapıya vurdu ve hemen açıldı. Enes bizden önce davranmış resmen depar atmıştı.
"Ooo nerde kaldınız ya Enes sofrayı yedi."
Bunu diyen Çağıl'ın babasıydı. Çok sıcakkanlı , eğlenceli karizmatik bir adamdı.
"E hadi sofraya o kadar şey yaptım yenecek bu yemekler."
Sofrada Çağıl'ın babası Ahmet amca , Annesi Nilay teyze , abisi Serdar , yengesi Azra küçük kızları Burçak , Nazlı ve Enes vardı. Oysa onlar çok güzel aile olmayı başarabilmişti. Hep böyle bir ailem olmasını çok isterdim.
Yemek çok güzel geçmişti. Çağıl bir ara bana sana yedireyim mi demese daha güzel geçecekti hayır yani bu çocuğa bir anda nolmuştu da iyilik perisi kesilmişti başıma, üstüne üstlük onun da dikişleri yeniydi!
"Efsan abla sen çok güzelsin biliyor musun."
"Çok teşekkür ederim Burçak sen daha güzelsin."
Çayımdan bir yudum aldım ona gülümseyerek.
"Keşke amcamla sen evlensen!"
İçtiğim çay boğazımda kaldı. Öksürmeye başladım. Çağıl hemen sırtıma vurdu ama hala öksürüyordum.
"Burçak kızım denmez öyle ayıp , kusura bakma Efsan , öyle demek istemedi."
"Yok bir şey olmaz Azra gerçekten sorun yok" tebessüm ettim.
"İzniniz olursa Efsan'la bir temiz hava alıcaz."
"Oğlum bak dikkat et."
"Ederim annee."
"Geleyim mi lan bende?"
"Efsan'la dedim Allah'tan değil mi?"
"İyi sonra köpekler kovalıyor Enes gel bizi kurtar dediğinde gelmem ona göre."
"Gelmezsen gelme."
Enes kollarını iki yana bağlayıp dudaklarını büzdü. Bu çocuk gerçekten çok komikti. Bende temiz havanın bana iyi geleceğini düşünüyor fakat Çağıl ile yalnız kalmaktan korkuyordum. Montumu ve telefonumu alıp ayakkabılarımı giyip Çağıl'ı beklemeye başladım. Çok geçmeden o da gelip kapıyı kapatıp çıktı.
"E nereye gidiyoruz."
"Sürpriz."
Yol boyunca hiç konuşmadık, eğer ağrım olursa durup dinlenebileceğimizi söyledi. bir tepeye gelince durdu.
"Geldik."
"Burda ne yapacağız?"
"Burası benim sığınağım gibi bir yer. İlk kez birine açıyorum burayı. Kimse bilmez uğramaz buraya."
"Bana neden gösterdin?"
"Çünkü ben kendime bir söz verdim, sevdiğim kadına açacağım burayı diye."
"N-nasıl yani anlamıyorum seni Çağıl."
"Ben sana aşık oldum Efsan!"
- BÖLÜM SONU -
