İçeriğe geç

KARANLIĞIN PENÇESİ

Bölüm 5 · 11 dk okuma

KARANLIĞIN PENÇESİ

Bölüm 5

Tepetaklak

~Esem

"Benden ne istiyorsun" isyan edercesine söyledim.

"Soru sorma hakkın yok" dedi tok bir sesle.

Geriye doğru bir kaç adım gittim. Kendimi ondan uzaklaştırıp sağlıklı düşünmeye çalıştım. Beni korkutmaya çalışıyordu. Ben kanmayacaktım ona. Beni kullanamayacaktı.

"Bu tehditlerinle korkup dediklerini yapacağımı mı düşünüyorsun" dedim. Daha güçlü duracaktım ona karşı.

Yüzü ilk gördüğüm ana döndü. Gözleri yüzümü taradı. Sanki kabul etmemi bekler gibiydi. Ona boyun eğmeyecektim. Alisaya zarar gelmemesi için başka bir yol bulacaktım. Onu öldüremezdi. Beni korkutmak içindi bunlar. Arkamı döndüm. Bir kaç adım atmıştım ki kulağıma gelen sesle dona kaldım.

"Suatı vurun"

Ne demişti. Kimi vurun demişti. Az önce videoda Erşan ve Suat yan yanaydılar. Bir anda arkamı döndüm. Telefonu kulağından indirdi cebine geri koydu. "Sen kimi vurmasını söyledin" dedim . Ne olduğunu hissetsemde bunu düşünmek istemiyordum. Bakışlarımız tekrar buluştu. Gözlerim dolmuştu duyacaklarımdan korkarcasına.

"Suat Kılıçı" dedi

Bir anda bacaklarım beni taşıyamadı. Yere dizlerimin üstüne düştüm. Dilim lal olmuştu sanki. Bedenimdeki güç bir anda yok olmuştu. Onu vurmuş muydu. Başımı kaldırdım. Hala aynı yerinde duruyordu.

Bana doğru eğilip "ara Suat'ı"dedi. Üstümdeki gölgesini çekip "onunla konuştuktan sonra benim boş tehdit savurmadığımı anlamış olursun" diyip gitti.

•••

Benim hayallerim yıkılmıştı. Ne desemede faydasızdı artık. Yine mecbur kalmıştım ve vazgeçmek zorundaydım. Beni yakıp gitmişti o adam. Kabul etmek miydi benimkisi. Ama ben istemiyordum. Mecburiyetler zorda bırakıyordu.

Nasıl yapacaktım. Nasıl gidip söyleyecektim herkese bir anda nişanı attığımı. Ben kabul edememiştim ki diğer insanlara kabul ettireyim.

Hayatı kolay yaşamamıştım bugüne kadar ama bu karar çok zordu.

Gözlerimde ki yaşlar yanaklarımı yakarcasına akıyordu durmaksızın. İçim paramparça olmuştu. Odanın bir köşesinde sinmiş ağlıyordum. Gittikten sonra Suat'ı bir umut aramıştım. Telefon cevapladığında Suat'ın vurulduğunu söylemişti bana Erşan. O hengamenin içinde telefonu bana soru sormadan kapatmıştı Erşan. Cani adam gözünü kırpmadan vurmuştu onu.

Gün aydınlanmıştı. Hiç çıkış bulamamıştım. Tüm gece düşünmeme rağmen hiç çıkış yoktu.

Erşan mesaj atıp Suat'ın iyi olduğunu söylemişti. Bunun için şükretsemde bu korkuyu yaşamıştım. O gözünü kırpmadan vurulmasını söylemişti.

Erşan'a nasıl yapardım bunu. Nasıl derdim ona nişanı atacağımı. Kabul etmezdi, anlardı bir şeylerin ters gittiğini. Ama onun içindi, ve Alisa içindi. Onlar için mutluluğumdan vazgeçmeliydim. Onlar için yapmalıydım. Ama nasıl yapacaktım hiç bilmiyorum.

Telefonumun çalmasıyla ekrana kaydı gözüm. Kayıtlı olmayan bir numara arıyordu. Telefonu alıp cevapladım.

"Karar verdin mi ?"

O adamın sesi ilişti kulaklarıma. Onu gördüğüm ana lanet ettim. Bilseydim bunların olacağını asla o gece çıkmazdım. Bilseydim...

Telefon elimden kayıp düştü. İki elimle ağzımı kapatıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başaladım. Beni çaresiz bırakmıştı. Beni boyun eğmek zorunda bırakmıştı.

Kendimi toparlayıp telefonu tekrar düştüğü yerden aldım.

"Evet verdim" dedim. İçim paramparça olsada bunu söyledim. Sesimi sakin tutmaya çalışarak.

"Peki kararın ne"

"Senin dediğini yapacağım" kelimeler boğazımda düğümleniyordu gözlerimden yaşlar akarken.

Biraz daha derin nefes alıp "Ama unutma beni çaresiz bıraktığın için bunun cezasını çekeceksin elbette." Biraz soluklandım konuşmak zordu artık. "Allah beni çaresiz bıraktığın gibi seni de çaresiz bıraksın" diyip telefonu kapattım.

****

"Hepsi benim yüzümden"

"Senin bir suçun yok sen nerden bilebilirdin ki Alisa"

"Babalara söyleyelim, Esem onlar hallederler" odaya geldiğinden beri aynı şeyi söylüyordu. Ama bunu yapamazdım. Bana kol kanat olan insanları tehlikeye atmazdım. Ve eğer yaparsamda, hayır yapmayacaktım.

"Bunu yapamayız olmaz Alisa" sesim bitik çıkıyordu. Konuşmaya gücüm yoktu.

"Ama olmaz Esem nasıl o adamın dediğini yaparsın."

"Esem asla izin veremem buna"

"Sen benim canımsın olmaz konuşacam babamla haledicez merak etme"

Bir fayadası yoktu bu sözlerin. Ben kararımı vermiştim.

Alisanın elini tuttum ve " bana bak Alisa bende biliyorum ama olmaz "

Derin bir nefes alıp ona gülümsemeye çalıştım.

"O adamın gözlerindeki karanlığı gördüm, ve seni de o karanlığa hapsedemem."

O Baran Baverdi , büyük köklü Baver aşiretinin başıydı. Birini öldürtmek onlar için kolaydı. Bunu çok iyi biliyordum. Alisayı ve ailesini asla karıştırmayacaktım bu olaya.

Sıkıca sarıldım ona. Kokusunu içime çektim. Saçından öptüm. O benim kız kardeşimdi. Annelerimiz babalarımız farklıydı ama yinede o benim kardeşimdi.

"Özür dilerim Esem" diyip ağlamaya başladı o da. Şimdi ikimizde ağlıyorduk.

****

Halim Amca ve Zelal teyze Avluda oturuyorladı. Aras abide İstanbul'a gitmişti sabah. Şimdi mutfakta kahve yapıyorduk Alisayla. İlk onlara söyleyecektim.

Alisa "kahveler hazır" dediğinde tepsiyi aldım. Alisa "emin misin" dediğinde. Kafamı salladım evet anlamında.

Avluya çıkıp onların yayına gittik . Zelal "benim güzel kızlarım bize kahve yapmış görüyormusun Halim Bey" dedi. Zelal teyze beni hiç yük gibi görmemişti bu eve geldiğimden beri. Her zaman iyi davranmıştır. Halim amca kahvesini alırken "görüyorum hanım." Kahvesini alıp içmeye başladı. Zelal teyzede kahvesini aldığında Alisa ile birlikte karşıda duran koltuğa oturduk. Alisa elimi sıkıca tutuyordu. Bana güç vermeye çalışırcasına.

"Sizinle bir şey konuşmak istiyorum" dedim. Zelal teyze "tabi kızım bir eksik mi var" diyip bana tebessüm etti. "Hayır hayır" dedim

"Başka bir konu Zelal teyze"

"Ne yavrum peki "

"Ben ben ..."

"Sen ne kızım. Çekinmene gerek yok."

"Ben nişanı atmak istiyorum." dedim.

"Sen ne diyorsun Esem !" dedi Zelal teyze. Sesi bir hayli yüksek çıkmıştı.

"Teyze ben" sözümü bitiemeden.

"Bunun zamanı mı yarın düğün var" diyip ayağa kalktı. Halim amca hale bir tepki vermemişti. "Zelal teyze ben istemiyorum" derim kısılmıştı sesim.

"Sen aklını yitirmişsin. Burası Mardin bu kadar kolay mı sanıyorsun bu işleri"

Tekrar "Unut nişanı atmayı yarın düğün var bu kadar" diyip tekrar yerine oturdu. Ben hala başım önümde oturuyordum.

"Zelal haklı nişanı atmayı unut" Halim amcanın sözleriyle başımı kaldırdım . Ne yapaktım ben. "Ben kararımı verdim" dedim .

Halim amca "bende hayır dedim" dedi tekrar o otoriter sesiyle .

" Ama... " bu sefer sözümü kesen Halim amcaydı.

"Nişanı attığımızı söylersek kabul ederler mi sanıyorsun " bunu hiç düşünmemiştim. Zor olan şeyler daha da zorlaşıyordu.

"Ben kararlıyım Halim amca istemiyorum" dedim başım önüme eğilmişti.

Bu sefer konuşan Zelal teyzeydi "eğer o nişanı atarsan bu evde kalamazsın bir daha!" dedi. O an nefesim kesildi. Bu ev benim evim gibi olmuştu. Şimdi ise kovuluyordum . Her şeyi mahfemişti o adam. Ondan intikamımı alacaktım. Bunu ona elbet bir ödeticektim.

"Anne ne diyorsun sen" Alisa bir anda ayağa kalktı.

"Ben ne dediysem o Alisa! " Zelal teyzenin sesi çok sinirli olduğunu belli ediyordu. Yavaşça ayağa kalktım ve odama doğru gitmeye başladım .

Alisa "Baba anneme bir şey söyle."

"Anne lütfen onun bizden başka kimsesi yok"

"Anne..."

Alisa boşuna çırpınıyordu ben biliyordum. Gidicektim ben her ne olursa olsun.

Odamın kapısını araladım. Bir daha bu odaya gelemeyecektim. Gözümden bir yaş özgürlüğüne kavuştu. Kapıyı arkamadan kapatıp eşyalarımı toplamaya başladım.

••••

Odama döndüğümden beri eşyarımı topluyordum .Akşam yemeğine inmemiştim buna yüzüm yoktu.

Eşyalarımı neredeyse hepsini toplamıştım.

Alisa gelip gitmemem içim dil dökmüştü. O kabullenemiyordu bu durumu.

O böyle yaptıkça ben daha zorda kalıyordum. Gitme kararı almak zaten zordu. Ona birşeyler anlatmak işleri daha da çıkmaza sokuyordu.

Kapı deli gibi yumruklanmaya başlanmıştı. O an ayağa fırladım. “Esem !” bu Erşan dı “Esem aç kapıyı !”

Sokağı ayağa kaldıracak şekilde bakıyordu. Sesi yankılanıyordu. Hızlıca odamdan çıkıp kapıya koştum. Zelal teyze, Alisa ve Hacer Abla hepsi kapının orda duruyorlardı. Tam kapıya açmak için adım atıyordum ki Halim amcanın sesiyle durdum . “Dur“ önüme geçip kapıyı açtı.

O an gördüm Erşan'ı . Aman Allahım çıldırmış gibiydi. Gözleri öfkeden patlayacak gibiydi. Gözleri beni bulduğunda bana doğru yönlendirdi kendisini. Beni öldürecekmiş gibi bakıyordu. “Sen ne yaptığını sanıyorsun!“ diyip bana doğru gelmeye başladı ama onu Halim amca durdurdu. Halim amca da “sen ne hakla benim kapımı yumruklarsın!“ diyip onu omuzundan itti . Erşan bunu beklememiş olacak ki bir kaç adım geriye sendeledi.

“Halim Ağa sen karışma bu bizim aramızda! “ dedi gözlerini tekrar bana çevirirken . “Adam gibi çalsaydın kapımı sana o tarz muamele ederdim. Erşan Bayram ama sen benim kapımı yumrukladın şimdi elimden bir kaza çıkmadan çek git !“ dedi Halim amca.

Erşan “bizim aramızda dedim kenara çekil konuşucaz Esem'le“ diyip tekrar kapıdan geçmeye çalışsada halim amca “sana olmaz dedim git buradan !“ diyip onu tekrar itsede Erşan bu sefer geri gitmedi. Bir anda belindeki silahı çıkardı. O çıkarır çıkarmaz Halim amca'da silahını çıkardı. Zelal teyzem bir çığlık kopardı. “Çekil yolumdan Halim ağa yoksa ateş etmek zorunda kalırım“ diyip silahı Halim amcaya doğrulttu. Bu işleri daha da sarpa sarmasına sebep oluyordu. Daha fazla sesiz kalmayacaktım . Yoksa gerçekten kendimi asla afetmeyeceğim şeyler olurdu. “Halim Amca izin ver “ dedim . Halim amcayla diğerleri bakışlarını bana çevirdiler. Alisa “Esem !“ diyebildi sadece. Halim amca “ sen geride dur biz erkek erkeğe konuşuyoruz !“ desede bir şey fark etmeyecekti. “Halim amaca izin ver “ dedim.

Halim amaca “bu herif içeri tek bir adım atamaz !" dedi.

Sessizce “tamam dışarıda konuşuruz“ dedim.

Halbuki daha düne kadar bu kapıda gülücüklerle karşılanırdı Erşan. Ama şimdi bir eşkiyaymış gibi muamele görüyordu. Naim amca haklıydı burda Mardin’de birinin kapısına dayanıp silah çekmek öyle kolay bir şey değildi oda bunu kabu edemedi. Etmemişti zaten. Halim amcayı geçip kapıdan çıktım. Ben çıkar çıkmaz Erşan kolumdan tutup beni sürüklemeye başladı. Arabanın kapısını açıp beni zorla bindirdi sonra kendisi bindi. Ve arabayı kontrolsüzce sürmeye başladı. Ne ben nede o emniyet kemeri takmıştık ve gittiği hız korkunçtu.

“Biraz yavaşla“ dedim yavaşça ama beni duymuyordu sanki.

Sesimi biraz daha yükseltip “biraz yavaşla lütfen“ dedim.

“Bari emniyet kemerini bağla“ desem de faydasızdır. Beni duymuyordu bile. Kalbim korkuyla çarpıyordu. Gözlerimden delicesine yaşlar akıyordu. Her an bir yere çarpacakmış gibi oluyorduk.

“Yalvarıyorum sana yavaşla biraz çok korkuyorum” dedim. Ben öyle deyince bir kahkaha attı. Kahkaha dan çok bir kriz geçiriyor gibiydi “demek korkuyorsun ha“ diyip bir anda ciddileşti. “Sen o nişanı atmayı aklından geçirdiğin zaman korkacaktın“ diyip sürmeye devam etti. Allahım yardım et diyip ağlamaya devam ettim. Hayatımı paramparça etmişti o adam. Şimdi karanlıkta ölümü arıyorduk.

Arkamızdan çalan korna sesleriyle bir an arkama baktım. Arkamızdaki araba sanki biz duralım diye durmadan korna çalıyordu. Yan tarafa baktığımda Erşan'ında fark ettiğini gördüm. En azından arabayı biraz yavaşlatmıştı. Araba gitgide bize yaklaşıyordu. Etrafta araba yoktu bomboş bir yoldu. Biz ve arkadaki iki araba dışında kimse yoktu. Erşan da bir anda aracı durdurdu. Öne doğru yığıldım. O an bir yere çarptık diye ödüm koptu. Arkadaki araç bizim önümüze geçtiğinde aracı tanıdım bir anda. Bu Baran Baverdi. Burda ne arıyordu bu adam şimdi. Kolay olmayan hayatımı daha da zorlaştırmak için yemin etmiş gibiydi.

Arbasından indiğini gören Erşan'da indi bir anda. Ondan hemen sonra bende indim. Ben inince bir anda "arabaya geri dön diye bağırdı!" Onu dinlemeyecektim. Baran Baver "Erşan Bayram görüşmeyeli bayağı oldu" Erşan'ın odağı benden koptu ve başını Baran'a çevirdi. Onların arasındaki gerginlik gözle görülür bir şeydi. Bunun da sebebi açıktı. Geçmişleri her ne kadar herşey bir kaza olsada Baver aireti ve Bayram aşireti asla olaya kaza olarak bakmamışlardı. Erşan "evet ama şimdi vakti değil" dedi .

"Tamda zamanı."

"Sen ne saçmalıyorsun tüm hıncımı senden çıkarmadan önce çek git Baran !" diye kükredi.

Baran'ın yüzünde hiç bir mimik yoktu. Sakince "istersen eski nişanlına sor niye burda olduğumu ?" diyip tüm bakışların bana çevrilmesinde sebep oldu. Ne beni mi ortaya atmıştı o. O adam gerçekten benden ne istiyordu bilmiyordum.

Erşan gözlerimin içine bakarak "onu karıştırma Baran. Burdan çek git elimden bir kaza çıkmadan."

Baran "O kadar emin olma benden sana tavsiye"

Erşanın siniri ikiye katlanmıştı sanki. Bana öylesine korkunç bakıyordu ki . Ne yapacaktım şimdi. Ne diyecektim ben şimdi.

Gözlerim usulca ona kaydı. Korku muydu hissettiklerim bilmiyordum . O hiç umursamıyor gibi ki elini cebine koyup dik bir şekilde bizi izlemeye devam etti.

"Erşan ben" söyleyemeyecektim. Ona nasıl derdim onu sevmediğimi. Gözlerim buğulandı . Saki dünden beri hiç akmamışçasına yine akmaya başladı göz yaşlarım. Kafamı usulca göğe çevirdim daha geçen gece geldi aklıma göğe bakarken ne kadar huzurluydum ama şimdi hayattım alt üsttü.

"Ben seni..."

Bir anda gelip kolumdan tutup beni gözleiryle hizaladı. " Ne diyorsun sen !" diyip daha da kolumu sıkmaya başaldı. "Senin Baran Baverle nasıl bir ilişkin olur !" diye bağırdı tekrar. Birazdan duyacaklarına vereceği tepki ne olcaktı bunu öğrenmekten görmekten ölesiye korkuyordum .

Bir anda "Bırak onu !" diye bir ses yükseldi. Bakışlarımız birden sese kaydı. Erşan o hırsla kolumu daha da sıktı. Daha fala acıya dayanamadım "canımı yakıyorsun" dedim. Kolumu biraz daha sıktı "canım yanıyor" diyip kolumu tekrar çekmeye çalıştım ama çektikçe dahada canım yanıyordu.

Nasıl bir nefret esir almıştı onu. Beni duymayacak kadar mı esir almıştı bu nefret. Eskiden nasıl titrerdi üzerime şimdi. Yalan mıydı onun sevgisi.

Nefreti sevgisini karanlıkta bırakmıştı. Beni görmüyordu. Onun gördüğü sadece nişanını atan biriydim. Onun onurunu çiğneyen biriydim.

Tüm gücümle kolumu ellerinden kurtardım. Kolumu öylesine sıkmıştı ki parmaklarının izleri vardı. Gözyaşalarımı kontrol etmem gerekiyordu. Burda ağlayamazdım. Güçlü olmalıyım. Güçlü olacaktım. Tek başımaydım herzamanki gibi. Tek başımaydım...

Erşan "sanane lan !" diyip bir anda Baran Baverle arasındaki mesafeyi yok edip bir yumruk attı. O yumrukla beraber Baran Baver belindeki silahı çıkardı. Hayır buna izin vermeyecektim.

"Dur !" diyip ikisinin arasına girdim. Erşan "çekil bu bizim aramızda" diye beni kenara çekmeye çalıştı "hayır olmaz" dedim.sonra Baran'a "gidelim" dedim. Baran şaşırmış olacak ki bana baktı. Elimi Baran Bavere uzatıp yüksek sesle"gidelim !"dedim bir kez daha. Kararlılıkla sesim yankılandı. Gözlerinde uçsuz bucaksız bir karanlık vardı bu adamın. Benim cehennemimdi o karanlık. Orda yok olacağımı biliyordum. Şimdi kimse bir şey yapmıyordu.

Erşan kısık bir sesle "ne dedin sen" dedi. Sesinde nefret yoktu şimdi. Gözleri büyümüştü bu sözümle. Hayal kırıklığı vardı. Uzatığım elim hala öylece duruyordu. Tutmayacak mıydı. Elimi yavaşça geri çekimeye başlamıştım ki bir anda elimi tuttu.

Cehenemim için el uzatmıştım şimdi de gidecektim. Ellerim günaha bulanmışçasına iğrendiriyordu beni. Kan bulaşmış gibi yüreğim sızladı. O eli kana buluşmış bir adamdı.

Başımı cevirip Erşana baktım. Yıkılmıştı. Gözleri ne bana nede Baran Bavere bakıyordu. Ellerinize bakıyordu. Sanki orda onun için zaman durmuş gibiydi. Tekrar Baran Bavere döndüm. Geri adım atmayacaktım. Erşanı geride bırakıp arbaya doğru ilerledik. Karanlığın içinde binlerce çığlık yankılanıyordu. Tarifi olmayan hayal kırıkları ,acıların feryadları. Karanlığın hain sesizliğini silah sesi yok etti. Şimdi karanlığa gömülen ruhlardı. Gecenin kirlenen ruhlarıydı bu.

Yorum yapmayı ve beğenmeyi unutmayın 🤍

Nasıl buldunuz bölümü ?

Vurulan kim tahminleri alalım:))

Bölüm sonu

1 yorum