İçeriğe geç

KARANLIĞIN PENÇESİ

Bölüm 6 · 8 dk okuma

KARANLIĞIN PENÇESİ

Bölüm 6

Bilinmezlik

Bilinmezlik

Silahın sesi kulaklarımda yankılanıyordu. Ben daha ne olduğunu anlamadan Baran silahını çekmişti. Ben vurulmamıştım. Peki kim vurulmuştu. Baran Bavere kaydı gözüm. Kolu kanıyordu o vurulmuştu. Erşan onu vurmuştu. Vurulduğunu hissetmiyor muydu. Erşan "burdan öylece gidiceğinizi mi sandınız" dedi. Erşana baktım ama o bana bakmıyordu. Söylediklerini bana değil Barana Bavere söyler gibi ona bakarken söylüyordu. Baran o sözlerinden sonra silahını biraz daha ortaladı. Onu vuracaktı. Sadece onun duyacağı şekilde "sakın" dedim. Beni duymamış gibi hiç tepki vermedi. İki adam ben yokmuşcasına davranıyorlardı.

"Erşan Bayram döktüğünüz kan yetmemiş gibi" dedi kin kusarcasına.

"Ama karıştırdığın bir şey var silah çektiğin kişi Baran Baver karşılıksız kalmayacağını biliyor olmalısın" dedi.

Tekrar Baran'a "sakın!" dedim bu sefer sesim az öncekinden daha net çıkmıştı ama sadece Baran'ın duycağı şekilde konuşuyordum. Pozisyonunu hiç bozmadan bana baktı. "Eğer ona bir şey olursa seni öldürürüm" dedim. Gelen araba sesiyle ikimizde bakışlarımızı sesin geldiği tarafa yönlendirdik. Bu araba Suatın arabasıydı. Sürücü koltuğundan telaşla Suat indi. Buraya acale ile geldiği belliydi. Üzerinde eşofmanları vardı. Sağ kolu sargılıydı. Bir adım öne gittim ki durdum. Gidemezdim. Bu adamın ceheneminden gidemezdim. Beni gördüğünde şaşırmış olacak ki gözleri üzerimde bir süre oyalandı. Benim burda olmamı sorgular gibiydi yada Baran Baverin yanında olmamı sorguluyordu. Bakışlarını benden çekti. Erşan'a doğru ilerledi. Telaşla Erşana birşeyler söyledi. Bize bakıp tekrar Erşana döndürdü bakışlarını. Suat ile Erşan kardeş gibiydiler. Suat ne desede Erşan duymuyor gibi bize bakmaya devam ediyordu ta ki Suat silahı onun elinden alana kadar. Suat Erşandan uzaklaşıp Baran'a "gidin yoksa burası birazdan kan gölüne dönücek. Baver aşireti ve Bayram aşireti yoldalar!" diye bağırdı.

Suatın o halde buraya gelmesinin sebebi buymuş. Gitmezsek kandan başka bir yol yoktu. Aşiretlerin yola çıkması demek ya öldürmeye yada ölmeye gelemeleri demekti.

"İndir silahını gidelim" dedim kısık bir sesle. "Sana diyorum duymuyor musun ?" dedim.

"Tetiği çekmeye çekiniyor gibisin Baran Ağa"

"Bence o kadar emin olma"

Erşanın hiç bir şeye korkusu kalmamış gibiydi. Elinde silah olmamasına rağmen meydan okuyordu. Ölmek mi istiyordu. Amacı neydi onu neden vurmasını istiyordu. Müsade edemezdim buna.

"Öldür beni de nasıl biri olduğunu göster herkese"

Suat "delirdin mi Erşan" diye ona bağırdı.

"Çekmeyeceksin o tetiği. O tetiği çekersen seni de ben vururum Baran Baver anladın mı beni" dedim. Gücümü toplayıp elini tuttum. Elime bulaşan sıvıyla gözlerim omzuna kaydı. Kan kaybediyordu ve o bunu görmezden geliyordu. Acil müdahale gerektiriyordu. Nasıl bir caniyle yüzyüzeydim. Kendi acısını bile görmeyen biriydi böyle birinden nasıl merhamet beklenirdi.

"Seninle evleneceğim isteğini yapacağım yeter ki gidelim" dedim. Daha büyük bir olay istemiyordum. Erşana bir şey yapacak diye aklım çıkıyordu bir yandan. Gözlerine bakıp "onu bırak lütfen" dedim. Gözlerini benden çeker çekmez ateş etti.

Ateş etmişti. Benim onca uyarıma rağmen ateş etmişti.

"Bir daha bu kadar ucuz kurtulamayacaksın."

Gözlerim Erşana ulaştı ki o anda kolumdan çekiştirmeye başladı. "Ne yaptığını sanıyorsun. Onu vurduktan sonra seninle geleleceğimi mi düşünüyorsun!"

"Onu öldürmediğime dua etsin. Baran Bavere ateş etmenin cezası olacaktı elbette. Bunun için şükretsin" dedi sürüklediği arabanın kapısını açıp bindirdi. Sonra oradan hızlıca bizi uzaklaştırdı.

...

"Durdur arabayı kendinde değilsin" direksiyona hakimiyetini kaybediyordu belli ettirmemeye çalışsada.

"Seni eve bırakıcağım çok konuşma"

Nesini anlamıyordu bu adam.

"Ben çok konuşmuyorum durdur arabayı. "

"Bant almalıydım" diye mırıldandı.

"Ne bandı ?"

"Sus yeter"

"Durdur arabayı dedim sana nesini anlamıyorsun" diyip bağırdım. Sakinliğimi kaybetmiştim. " Beni duymuyor musun ruh hastası. Hem kendini hem beni öldürme gibi bir planın mı var" bu adamdan bekliyorum böyle şeyler artık.

"Bant almalıydım" sesi çektiği acıyı artık iyiyce belli ediyordu.

"Ne yapıcaksın bandı sen"

"Susman için "

"Ya sabır. Delirdin mi sen"

Durmayacaktı bu çok belliydi. Elimi direksiyona uzattım .

"Ne yapıyorsun kaza yapacaz"

"Zaten bu gidişle yapıcaz bir dakika erken ne fark eder." beni itip kenara çekti.

Kafasını geriye doğru atıp gözlerini kapattı. Anlında ter damlaları birikmişti.

"Acil hastaneye gitmen gerkiyor ambulansı arayacağım"

"Hayır"

"Nasıl hayır"

"Sen bir kere birşey söylenince anlamıyor musun!"

"Bak zar zor konuşuyorsun hastaneye gidelim"

Başını yasladığı yerden kaldırıp kolundaki yaraya baktı.

"Hastane olmaz herkesin haberi olur"

Haklıydı eğer duyulursa olay büyürdü. Telefonunu çıkarıp birini aradı.

"Her zamanki eve gelen dokturu getir. Bir şey yok sen sadece doktoru getir. Evet burda tamam sakın kimsenin haberi olmasın." Telefonu kapatıp avcunun içini sıkmaya başladı.

"Kimdi o"

"Sana diyorum"

Ben yokmuşum gibi direksiyona uzandı.

"Arabayı kullanmayı düşünmüyorsun değilmi ?"

"Sabaha kadar burada'mı durayım!" diyip bağırdı. Sesi bir hayli gür çıkmıştı.

"Tamam sen bilirsin" diyip kapıyı açıp çıktım.

İki kolumu bağlayıp dışarda beklemeye başaldım . Oda indi. Her ne kadar dik durmaya çalışsada duramıyordu. Bana doğru bir kaç adım attı.

"Bin arabaya!"

"Binmeyeceğim! "

"Tek dön o zaman!" diyip arabasına binip gitti.

Haydut adam. Geberir giderde belki bende kurtulurum. Gecelerin kranlığının ahı tutmuştu beni.

...

Kapıyı çalar çalmaz birden açıldı.

"Aklım çıktı Esem sen gelene kadar"

"Merak etme iyiyim" diyip içeri girdim.

"Gelmişsin, eşyalarını al git sabah olmadan" Zelal teyzenin sesiyle bakışlarım ona kaydı.

"Anne kız cağız nasıl gitsin"

"Alisa sen karışma o biliyordur nereye gideceğini."

"Tamam teyze " dedim odama çıktım bir şey demeden. Ne diyebilirdim ki onlara. Hakkım yoktu bir şey demeye. Yine kimsesizdim herzaman olduğu gibi yapayanlız kalmıştım. Köksüz olmak böyle bir şey miydi ? Hep yanlız kalmak mıydı ? Odayı sokak ışıkları aydınlatıyordu. Gidişimin yasını tutar gibi bir hal vardı. Gözlerim yatağımda takılı kaldı.Yatağın üstündeki gelinlik takıldı gözüme. Bu benim gelinliğimdi. Bu Esemin giymek için heycanlandığı gelinliğiydi. Yatağa yaklaşıp elime aldım. Yarın giyecektim bunu ama artık giyemeyecektim. O adam yüzünden. Hayatımı karanlığa gömen adam yüzğnden. Ben ne etmiştim de bana bunları yaşatıyordu. Hayatımı mahffediyordu. Tekrar ıslandı yanaklarım. Gelinliği göğsüme bastırdım içideki acıyı hafifletmek için. Ama içim parçalanıyordu. Hıçkırıklarım sesiz odada yankılanıyordu. Her anıma şahit olan bu oda bugünde gidişime şahit olacaktı. Yatağın oraya oturdum gelinlik kucağımda gözyaşlarımla yasımı tuttum. Kimsesiz Esem yine kimsesizdi gözyaşları içinde. Kimsesiz geldiği bu eve yine kimsesiz gidicekti.

...

Bir kaç saat önce indiğim arabaya tekrar binmiştim. Ne önemi vardı ki artık duygularımın. Önemi var mıydı duygularımın yok saydığım hayatımda. Yangında bir tek kendimi kurtarmamıştım. Bakışlarım yan tarafımdaki adama kaydı. Nefretin esir aldığı bir ruhtu o. Gözlerini yola dikmiş arabayı sürüyordu. Gözlerini bana çevirdiğinde gözlerine çareşiz bir acımayla baktım. Gözlerini tekrar yola çevirdi. Beni kovulduğum evden alalı bir saati bulmuştu. Alisanın arabanın arkasındaki koşusu hala gözlerimin önündeydi. Avcumdaki kolyeyi daha çok sıktım. Alisa'nın verdiği kolyeydi. Orda çeresizce bana sarılırken boynundan çıkardığı kolye. Kolyeyi dudaklarıma götürüp öpüp kokladım. Gözyaşlarım acıyla yanaklarımı ıslattı tekar hiç akmamışcasına. Elimle gözyaşalrımı sildim. Bakışarımı Baran Bavere çevirdim.

"Sabahın ilk ışıkarı şahidim olsun bu yaptıkların yüzünden acı çekmeden ölmene izin vermeyeceğim" diyip koltuğa yaslanıp gözlerimi kapattı.

Araba beyaz bir konağın önünde durdu. Bu konak? O konaktı Alisa ile gizlice girdiğimiz konaktı bizim burda ne işimiz vardı?

Tam karşıdan arabaya doğru hızlı adımlarla beyaz gömlekli uzun boylu bir adam yaklaştı. "Sen burda bekle geleceğim ben " diyip indi. Arabaya doğru gelen adamla konuşmaya başladı. Ne ses duyuyordum nede hareketlerinden bir şey anlıyordum. Erşana çok şükür ki iyiydi gelmeden önce Alisa benim için öğrenmişti. Biz ordan ayrılır ayrılmaz oradan ayrılmış. Şuanlık herşey iyiydi ama her an kötü bir şey olabilirdi. Arabaya doğru gelmeye başaldığında sırtım dikleşti avuç içlerim terlemeye başaldı. Kapı açılır açılmaz "in" dedi. Hiçbir şey demeden indim. Az önce konuştuğu adamda gitmişti.

"Burda kalıcaksın" diyince bakışlarımı ona çevirdim. Kafamı saladım tamam anlamında. Hayır deme hakkım yoktu olmayacaktı da . Buraya gelirken kabul etmek zorunda olduklarımdan bir başka bir şey de buydu sorgulamadan bir şeyleri kabul etmek. Meğer ne aşağılık gelirdi bana bu tarz davranışlar. Neden susarlar diye kınardım onca kadını şimdibende o çaresiz durumla başbaşaydım. Bendemi ömrümü susarak heva edicektim. Bu düşünceler ruhuma çok ağır gelmişti. Düşüncelerimden sıyrılıp onu takip etmeye devam ettim.

...

Beni eve bırakaıp gitmişti. Yaklaşık üç saattir bu odada tek başıma duruyordum. Odayı da kendi gibi iç karartıcı döşemişti. Oda iç karatıcıydı gelir gelmez pencereyi açmıştım. Geleceği yoktu. Gözlerim daha fazla dayanamış olacak ki kendiliğinden kapandı. Bu olaylardan koparıp aldı beni bir süreliğine de olsa uyku.

Gözlerim yavaşca aralandı. Nerdeydim ben. Boynum tutulmuş olmalıydı. Nefes almakta zorlanıyordum. Öksürmeye başaldım ve gözlerim yaşardı. Ne oluyordu bana. Dengem bozulmuştu. Kapının önündeki yansımayı gördüğümde

"Nefes alamıyorum yardım et"dedim sesimi olabildiğince duyurmaya çalışarak.

"Neyin var" dedi ses kulaklarımdan geçip gitti.

"İlacım çantamda" dedim son gücümle.

...

"İyi misin"

"İyiyim" dedim ondan kendimi uzaklaştırarak.

"Sigara yüzünden mi oldu ?"

"Bilmiyorum tekiklenmiş olabilir " pencereden uzaklaşıp koltuğa geçtim. Eğer yanlız olsaydım ... Kollarımı bacaklarıma sarıp gözlerimi kapattım.

"Bunları ye "

Gözlerimi açıp karşımda elinde tepsiyle duran adama baktım.

"Ne o vicdanını mı rahatlatıyorsun" diyip pozisyonumu düzelttim. Dağılan saçlarımı bileğimdeki tokayla topladım.

"Kusura bakma bir an seni insan sanıp vicdanın olabileceğini düşündüm" ayağa kalkıp elindeki tepsiyi aldım.

Gözlerimin içine bakarak "iyi bir daha unutmazsan böyle bir şey düşünmezsin" diyip diğer tekli koltuğa geçip oturdu.

Kalktığım yere geri oturdum tepsiyide kucağıma yerleştirdim. Tepside kağıt tabakta duran çorbaya baktım. Dışardan sipariş ettiği belliydi. Tepsiden kafamı kadırıp "çok zahmet etmişsin sağolasın" dedim kinayeli bir sesle . Bakışlarını telefondan kaldırıp bana baktı sonra tekrar bakışlarını telefonuna gömdü.

Çorbayı içtikten sonra tepsiyi orta sehpaya koydum.

"Asıl konumuza gelebilriz artık " sesle birlikte bakışlarım ona kaydı o çoktan bana bakıyordu.

Ne dercesine baktım.

"Gidebilirsin"

Ne demişti bu adam.

"Ne" dedim bir hayli saşkın bir şekilde.

"İstediğin yere gidebirsin"

"Ama sen..."

"Seninle evleniceğimi mi sandın" diyip güldü.

Gülümsemesini dudaklarından silip o nefret dolu bakışalarıyla "Senin gibi biriyle evleneceğimimi düşündün."

"Neden yaptın o zaman bunca şeyi "

"Amaç düğünün olmamasıydı düğün olmadığına göre artık benimde senin ile işim bitti"

"Ben..."

"Sen istediğin yere gidebilirsin"

"Gidersem.."

"Sana söyledim seninle olan kısım bitti istediğini yapabilirsin ama."

"Ama"

"Hiç kimseye seni zorladığımı söylemeyeceksin. Hayatını hiçe saydıklarına gidebilirsin. Sende gerçeklerle karşılaşıcaksın bu dünyanın nasıl acımasız olduğunu anlayacaksın." diyip oturduğu yerden kalkıp gitti.

Sanki onunla evlenmek için can atıyormuşum gibi davranması sinirimi bozmuştu. Şükürler olsun ki evlilik olmayacaktı. Belki bir şansım daha vardır. Erşanla buluşmalıydım. Allahım şükürler olsun ki bu kabustan uyanacaktım sonunda. Bu adamın niyeti neydi gerçekten anlamamıştım. Sadece düğünü mü iptal etmek istemişti gerçekten?

Hala parmagımda duran yüzüğüme baktım. O adamın dediği hiç bir şeye güvenmeyecektim. Sevgi nedir bilmezdi o. Her ne olursa olsun erşan afederdi beni. Severdi o beni. Ya dediği doğruysa ya gerçektende dediği gibi olursa... Olmayacaktı. Olmazdı.z Erşan beni severdi.

Nasıl ilerliyor sizce?

Bölüm hakkında fikirlerinizi paylaşmayı unutmayın.

🤍

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.