İntikamımı alacağım kişi Salim Bayram'dı. Onu öldürmeyecektim. Onun ölmesi benim acımı hafifletmezdi. Ben onun acı çekmesini istiyordum. İntikamımı da onun oğlu Ersan Bayramın canını yakarak yapacaktım başlangıçta. Kabusumdan kurtulmamın yolu buydu şimdi onlar kabusu göreceklerdi. Bayram aşiretinin vereceği canlar beni ilgilendirmiyordu beni ilgilendiren tek şey Salim Bayramın hayatının alt üst olmasıydı. Ben sadece adaletimi istiyordum. Adaletim onların canını yakarak mümkün olacaktı.
Annemi bizden çalanların mutluluklarını ellerinden alacağıma yemin etmiştim. Bu yüzden düğün günü güneş doğmadan kızı almıştım konaktan. İzin vermezdim onların gülmesine. Yanımda ki kız benim için sadece bir maşaydı acı çektirmek için bir maşa olarak kulanacaktım onu. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşürmüştüm. Şimdi geriye planımı uygulamak kalmıştı.
~ 15 yıl önce ~
Bugün konağa dönüyordum. Herkes seviniyordu evine gidiceği için ama ben korkuyordum. Ama içimde bir yerlerde bir ümit vardı. En son babamı altı ay önce görmüştüm. Gizli gizli izlemiştim buraya gelmeden önce. O uyurken odasına gizlice girmiş sabah gün ayana kadar babamın yanında durmuştum. O zaman dua etmiştim babam uyanmasın diye . Nefes alışverişlerimi en aza indirmeye çalışmıştım uyanmasın diye . Şimdi gidicektim tekrar belki tekrar babam uyurken izlerdim. İçimde beliren heyecanla düşüncelerimden sıyrılıp diğer eşyalarımı da topladım .
Beni yurttan almaya gelen kişi bu sefer farklı biriydi. Her zaman beni Cemil Abi almaya gelirdi ama o gelmemişti. Neden gelemediğini sorduğumda ise yanıt anlamamıştım. Yolculuk sesizlik içinde sürüyordu. Dışarda gökyüzü masmaviydi . Huzur veren bir yanı vardı gökyüzünün ama beni korkutuyordu bu duygu. Gözlerimi hemen indirdim ve doğruca çantamdan kitabımı çıkarıp onu okumaya çalıştım.
Konağa yaklaştıkça arabaların yoğunluğu dikkatimi çekti. Bir şey olmuştu. Arabadan inip avluya yurudum. Avluya vardığım da avlunun ortasındaki tabutu gördüğümde içimden bir şeyler koptu . Gözlerimi etrafa gezdirdim . Halamın elindeki yamaya takılı kaldı gözlerim . O an tabuta daha da yaklaştım. Annemin yazmasıydı. Babamın her zaman avuçlarının içindeki yazmaydı.
" Baba " çığlığım avluyu sardı.
Bu doğru olamazdı. Gözlerimden akan yaşlar görüş açımı bulanıklaştırıyordu , nefesimi düzensizleştirdi. Tabutu var gücümle açmaya çalıştım. Beni engelemeye çalışan dedem "yapma böyle yapma" diyip beni sakinleştirmeye çalışsada bu sesler uğultuydu artık.
Babam arık tamamen yoktu. Kimsesizdim artık. Babamın odasının kapısında öylece duruyordum.
Tüm gün evde kopan çığlıklar şimdi gecenin karanlığına karışmıştı. Herkes sesizlişmişti. Hiç bir şey olmamış gibi sesizdi her yer. Kapıyı açıp içeri girdim. Kapıyı içeri girdikten sonra geri kapattım. Babamın yatağına yaklaştım yatağın üstündeki beyaz elbise gözlerime takıldı. Daha falza yaklaştım ve elbiseyi tutup kaldırdım. Ve o an anladım ki bu anneme aitti.
Göğüs bölgesindeki kan lekesini görünce geriye doğru sendeledim. Duvarın dibine çöktüm. Bu elbise o güne aitti... Bizden koptuğu güne , kaderimizin karanlığa büründüğü o güne aitti.
Annemin elbisesi kollarımdaydı. Dokunabilmiştim sonunda ona. Annemin eşyalarına ben hiçbir zaman ulaşamamıştım. Kokusuna ulaşmak için çok çaba sarf etsemde bu mümkün değildi ama en azından annemin elbisesi vardı artık. Dudaklarıma acı bir tebessüm yayıldı. Yıllardır içimdeki boşluk dolarmıydı annemin elbisesine sarılısam diye düşündüm. Babam 'ma sarılmak nasıl olurdu ?
Usulca yerimden kalktım ve babamın kenarda duran ceketini aldım geri annemin elbisesi'nin yanına oturdum sanki annem bırdaymış gibi uslu bir çocuk olmuştum. Babam'ın ceketini diğer tarafıma koydum. Sanki babam ve annemin arasına uzanmışım gibi. Gözlerimi yumdum. Gözlerimde akan yaşlar durmadan akıyordu.

