Tekrar yeni bir gün için uyanmıştım fakat bu sefer bir şeyler farklıydı. Kulaklarıma giren alarm sesleri veya karanlık sabahın uğultusu yoktu. Ne olduğunu anlamaya çalışırken odama güneş ışınlarının daldığını fark ettim. Bir kaç dakika sonra uyanamayıp bayadır yattığımı anlamıştım. Fakat pişman değildim. Güneşin tekrardan odama girişini izlemek hoşuma gitmişti. Kendimi yaşıyor gibi hissediyordum.
Telefonuma baktığımda saatin 09.23 olduğunu gördüm ve içerden annemin seslerini duyunca neden beni kaldırmadığını düşünmüştüm. Ayağa kalkıp anneme sormayı düşündüm fakat ondan önce neden alarmla uyanamadığımı düşündüm. İçimden "Sanırım dün ki haberlerden dolayı" diye geçirdim. Terliklerimi giyip odadan çıktım ve annemi yanına gittim.
Annem yatak odasında yatağını toparlıyordu. Beni görünce "Günaydın kızım" dedi. Ben de ona "Günaydın anne, neden beni kaldırmadın. Baksana okula geç kaldım" diyerek karşılık verdim. Annem "Dün ki haberlerden etkilenip uyanamamışsındır diye kaldırmadım. Dinlenmen iyi gelir diye düşündüm." dedi. Annemin beni düşünmesini seviyordum fakat okulun ilk haftasından yok yazıldığım için hiç mutlu değildim. Fakat annemin böyle düşünmesinin sebebi dün ki tepkilerim olduğu için kimseye kızamazdım. Moralimi toparlayıp anneme "İyi tamam ama artık geç kaldım. Okula gitmesem senin için sorun olur mu?" diyerek soru sordum. Annemde bana "Sorun olmaz, hatta daha iyi olur kızım. Bana işlerde yardımcı olabilir misin?" diye soru sordu. Başımla onaylayıp annemle görev dağılımı yaptık. Annem bulaşık, çamaşır ve yerleri halledecekken ben odamı toparlayıp evdeki masa, cam ve aynaları silip tozunu alacaktım. Annem işlerimi halletmem için bana bir bez ve sprey verdi. Eşyaları alıp annemin yanından geçtim ve odama girdim.
Odam fazla dağınık değildi fakat okula gitmeyeceğimden odamdaki her yeri düzenlemeye karar verdim. İlk önce masamdaki kitapları raflarıma dizdim ve dolapta olan okuma kitaplarımı çıkardım. Fazla olduklarından dolayı indirirken zorlanmıştım. Kitapları dikey olacak şekilde diktim. Onlarca kitap arasından küçükken yazdığım günlüğüm dikkatimi çekti. Küçükken neler yazdığımı merak edip okumaya karar verdim fakat ilk önce işlerimi bitirmem gerektiğinden masamın kenarına koyup kitapları alfabe sırasına göre dizmeye başladım. Her seferinde harflerin yerlerini unuttuğum için biraz uzun sürdü fakat en sonunda güzel duruyordu. Çalışma masam bittiğinde yatağıma geçmiştim.
İlk yatağımı toplamamamın sebebi sosyal medyada hemen yatağın toparlanmaması gerektiği, başta havalandırılması gerektiği yazmasıydı. Yatağımın çarşaf ve örtülerini alıp camdan silkelemeye başladım. Rüzgardan dolayı bir türlü düzgün silkeleyemiyordum fakat annem bana her zaman "Olmayan bir şeye odaklanırsan olanı da bozabilirsin" dediği için boşverip devam ettim. Hepsini silkeledikten sonra çarşafları ve örtümü yatağıma geçirdim. Yastıklarımın da havalandırılması gerektiği için camın üzerine düşmeyecek şekilde koydum, böylece camda kapanmayacaktı. Yatak ve çalışma masamı bitirdikten sonra odamda bir giysi dolabım birde boy aynam kalmıştı. Geçen günlerde annem dolabımı detaylı bir şekilde temizlediğinden sadece boy aynamı temizlemeye karar verdim. Bezimi ve spreyimi aldıktan sonra aynamı silmeye başladım. Dipteki yerlere bez girmediğinden tırnağımla ufalayıp öyle silmiştim. Boy aynamda bittiğinde odama son bir kez baktım ve çıkmam gerektiğine karar verdim. Son hali fazlasıyla güzeldi.

Odamdan çıkıp evdeki masaları ve aynaları silmeye başladım. Annem, ben işlerimi hallederken o yerleri ve bulaşıkları halletmiş çamaşırlarımızı katlıyordu. Hızlıca işimi bitirip işini bitirememiş anneme "Ben bitirdim. Odama geçiyorum sana da kolay gelsin anneciğim" dedim ve odama geçtim. Masamdan günlüğümü alıp sandalyeme oturdum ve birinci sayfasını açıp içini kontrol etmeye başladım. Günlüğümün her köşesinde garip çizimler ve çizimlerle hiç alakası olmayan boyalar vardı. Küçükken bunu yapmaktan zevk alıyordum fakat artık düzensizlik sadece sinirimi bozuyordu.
Her sayfanın başında sevgili kelebek yazıyordu. Dört yıldır en nefret ettiğim hayvan kelebekken küçükken en sevdiğim hayvandı. Çünkü babam her eve geldiğinde bana "Minik kelebek" diye seslenirdi. Kendimi kelebek gibi görünce çok mutlu oluyordum, onların eşsiz kanatlarındaki gizli süs olmayı hayal ederdim.
O zamanlar her kız gibi babamı süper kahraman olarak görüyordum, fakat beni öldürdüğü gün benim için o adam cehennemin ilk ceza yiyeniydi. Sonsuz alevlerle kavrulsa da asla affedilmeyecekti.
Günlüğümün ilk sayfası ben dokuz yaşındayken yani 2018 yılında yazılmıştı, son sayfası ise 18.08.2022 tarihindeydi. O gün babam evden çıkmıştı, daha doğrusu terk etmişti. Ne kadar hatırlamak istemesem de günlüğüme baktıkça daha fazla hatırlıyordum.
Günlüğümün birinci sayfasından okumaya başlamıştım fakat içlerinde hala unutamadıklarım vardı. Hatta babamın ilk değiştiği günü annemle ben asla unutamayız. O gün babam işten eve geldiğinde çok sinirliydi. Annem düşünceli olduğundan ne olduğunu sormuştu fakat babam sözlü cevap vermek yerine vurmayı seçmişti. Annem şoka uğramıştı, ben ise ağlamaya başlamıştım. Çünkü babam anneme vurmaya devam etmişti, şu an anlıyorum ki o gün sinirini çıkaracak kişi bulamadığı için anneme saldırmıştı. Saldırmıştı diyorum çünkü normal bir şekilde vurmuyordu. Annemi resmen saçından tutarak duvardan duvara vuruyordu. Ben babamın ayağına yapışmıştım, yeter diye bağırıp kollarımı hiç açmayacak şekilde ayağına dolamıştım. O ise sarıldığım ayağını kaldırıp kafamı duvara çarptırmıştı. Hikayenin sonrasını bilmiyorum çünkü tahmin edersiniz ki o güçle kafam duvara vurulunca bayılmıştım. Uyandığımda annem yerde kanlar içinde yatıyordu, yanlarında ise televizyonun önünde duran büyük vazonun parçaları bulunuyordu. Çok korkmuş ve ağlamıştım, annemi defalarca dürtsem de asla uyanmamıştı. Annem uyandığında beraber hastaneye gittik ve annem bu olayı hırsız girdi diyerek anlatmıştı. Annemin kolunda bir çatlak vardı ve bende beyin kanamasından son anda kurulmuştum. Eve döndüğümüzde annem beni odama götürdü ve odada kalmamı söylemişti. Ben odamda uykuya dalmışken annem etrafı toparlamış bir yandan da ağlamamaya çalışıyordu. Uyandığımda güneşin yavaşça battığını görmüştüm. Bu babamın geleceğine işaretti. Zil çaldığında örtümün altına girdim fakat duyduğum ses beni çok şaşırtmıştı. İçerden "Minik kelebeğim" sesi geliyordu. Odamın kapısını açıp ufaktan baktığımda babam yere oturmuş beni bekliyordu. Ne zaman yere otursa küçükken çocukların yaptığı o uçak oyununu oynardı benimle. Yanına gittiğimde gerçekten oynamaya başlamıştı. Asla anlamlandıramasam da küçükken bana mutlu gelen şeyleri yapmayı sevdiğim için babamla oynamaya devam ediyordum. Fakat babam çok değişken biri olmuştu. Bir kaç gün sonra tekrar sinirli geldi ve annemin yaptığı ve hala ocakta duran sucuklu yumurtayı ilk başta duvara sonra ise yüzüme vurmuştu. Yanık izinin geçmesi için üç yıl beklemiştim. Aynaya baktığımda prenses olduğumu görmek isterken ben o yıllarda korkunç bir seri katil gibi gözüküyordum.
Hayatımız dört yılı böyle geçmişti annemle. Babam işten gelir, sinirliyse döver sakinse sarılırdı. Ne annem ne de ben anlayabiliyorduk onu. Fakat son gün asla yapmaması gereken bir şey yapmıştı...
Günlüğümü incelemeyi burada bırakmıştım. Saatin 13.30 geçtiğini görünce zamanımı biraz telefonla harcadım. Biraz da kitap okuyayım derken aklıma bugün ki derslerde ne olmuş olabileceğini düşündüm. Eksik kalmamak adına ders kitaplarımı açmış sayfaları okuyup önemli yerleri not almaya başlamıştım. Ders çalışmak benlik değildi fakat iyi bir üniversite istediğimden çalışmak zorundaydım. Mutfaktan sesler gelince oraya odaklanmıştım.
Annemle ben kahvaltı yapmadığımızdan dolayı öğlen yemek yerdik ve annemde şuan öğle yemeğini yapıyordu. Odamdan çıkıp anneme "Ne yemek yapıyorsun" diye sordum ve o da menemen yaptığını söyledi. Menemeni çok sevmesem de başka yemek olmadığından yemek zorundaydım.
Yemeğimi bitirdikten sonra bulaşıklarımı alıp makineye attım. Annem yemek yerken çok sıkıldığı için haberleri açmıştı. Bu sefer korkunç bir olay yoktu, ya da şimdilik yoktu. Haberlerde klasik şeyler anlatılıyordu. Altın tekrar yükselmiş, bir kadın kocasını vurmuş, bir lokantada silahlı saldırı gerçekleşmiş ve çocuklar kavga etmiş gibi şeyler konuşuluyordu.
Haberin başından kalkıp odama geçtim ve birazcık sızma kararı aldım.
...
"Kızım!" Sesiyle gözlerim açıldı. Annemin bana bağırdığını fark ettiğimde gözlerimi kaşıya kaşıya salona gittim. Anneme ne oldu der gibi baktım ve o "Televizyona bak" dedi. Ne olmuş olabilir ki diye içimden geçirirken haberlerde bir ceset hakkında konuşuluyordu. Cesedin kime ait olduğu gibi konular konuşulmazken ölünün alnında soyulmuş olan deri konuşuluyordu. Dendiğine göre soyulan deri bir yapboz parçası şeklindeydi.
Konuşmalar devam ettikçe anlayabildiğim şeyler bu ceset bir kadına aitti ve bu kadın yıllardır kayıpmış. Cesedin üzerinde sperm kalıntıları bulunduğundan kadının tecavüze uğradığı şüpheleniliyor. Alnında bulunan eksik derinin ise ne olduğu daha fazla düşünülecekmiş.
Bu bilgileri tabi ki yayınlamamışlardı ben birazcık olayı araştırdığımda internet üzerinden bilgiler elde etmiştim.
Annem haber bitince "Sence kaybolanlardan birimidir?" diye soru sordu. Bende ona "Araştırdığım kadarıyla son zamanlarda kaybolanlardan değil bu kadın yıllardır kayıpmış." dedim. Annemle biraz daha suskun şekilde televizyon izledikten sonra gözlerimin kapandığını fark edip ayağa kalktım. Fazlasıyla uykum olduğundan hiç bir şey demeden odama geçmiştim.
O kadar halsizdim ki overthink bile yapamadan sızmayı planlıyordum fakat uyuyamamıştım. Okul haftamın ilk dört gününde bu kadar korkunç şeylerin yaşanacağını düşünemezdim. Aklıma haberde söylenmiş olan deri parçası gelmişti. Yapbozlara bayılırdım fakat bu işin kaçıncı seviyesiydi.
Yatağımdan kalkıp laptopumu açtım. Amacım ise X veya reddit gibi platformlarda o parçanın kendisinin yayınlanmış olup olmadığıydı. Redditte gezerken kadının cesedindeki alnı bulmuştum, fakat o deri parçası kesinlikle yoktu. Alnı incelediğimde bunun kare veya dikdörtgen olmadığını tek bakışımda anlamıştım. Farklı bir şekildeydi fakat emin olduğum tek şey bunun yapboz parçası olmasıydı.
Gözlerim gitgide kapanırken araştırmaya devam ediyordum fakat sonuca varamıyordum. Tekrar yatağıma geçtim ve ne olabileceğini düşündüm.
Fakat beynim bana ihanet ederek günümü burda bitirmişti.