Alarmımın sesiyle yeni bir okul haftasının sonuna gelmiştim. Hepinizin bildiği gibi alarm sesinden nefret ettiğim için ilk yaptığım şey kapatma tuşuna vurmaktı. Alarmı kapattıktan sonra yatağımda doğruldum ve düşüncelere daldım.
Tek haftada bu kadar olay olması garipti. Bazen daha ilk haftadan bir sınıf arkadaşımızın kaybolmasına bu kadar normal tepki verdiğim için şaşırıyordum. Asıl garip olansa sadece ben değil, herkes normal buluyordu. Sanki çok olası bir durum gibi herkesin normal karşılaması garipti fakat içimde hiç bir his barındırmıyordu.
Düşünmeyi bırakıp gerçeğe döndüm. Yatağımdan kalkarak terliklerimi giydim ve dolaptaki üniformalarımı çıkardım. Üniformalarımı giyerken renklerinin ne kadar sıradan olduğun fark ettim. Bugün cuma olduğundan mutlu bir şekilde hazırlanıp hemen okula gitmek istiyordum.
Üniformalarımı giydikten sonra banyoya geçtim ve diş fırçamı temizledim. Neden diye soracak iseniz günlerdir dişlerimi fırçalıyorum fakat hiç detaylı bir temizlik yapmamıştım. İlk başta fırçamı sonra ise dişlerimi detaylıca temizledim. Saçıma baktığımda kendim bile rahatsız olduğumdan saate bakıp yıkarsam yetişir mi yetişmez mi diye düşündüm. Daha otobüsün gelmesine yirmi dört dakika civarı vardı ve bu sürenin yetebileceğini düşünüp yıkamaya başladım. Yıkayıp kuruladıktan sonra hem saç kurutma makinesiyle hem de saç şekillendirme tarağımla saçlarımı şekillendirdim.
Banyodaki işim bittiğinden odama girip çantamı hazırlamaya başladım. Bugün ki derslerin kitaplarını ve defterlerini koyduktan sonra artık okula hazırdım. Evden bu sefer hızlı çıktım çünkü zaten annemin uyanık olduğunu düşünmüyordum.
Binanın merdivenlerinden inerken az kalsın düşüyordum. Bir kaç saniyeliğine kalbim durmuştu. Paniğimi atlatıp durağa doğru yürümeye başladım. Otobüsüm tekrar zamanında gelince ben bu işte ustalaştığım sonucuna varmıştım. Otobüs önümde durunca kartımı hazırladım ve binip zoraki basmıştım.Otobüste ilerlerken bazı kişilerin dün ki haberle alakalı konuştuklarını duydum. Belki benim düşünemediğim şeyleri düşünmüştürler diye onları dinlemeye başlamıştım fakat bir kaç erkekden fazlasını beklediğimi daha onuncu saniyesinden anlamıştım. Dinlediğim erkek grubu kadının alnındaki eksik deri parçasını değil kadının güzelliğine ve o güzelliğine neler yapabileceklerini konuşuyorlardı. Bunu normalde dahi konuşulmaması gerekirken otobüsün içinde böyle bir terbiyesizlik yapmaları benim açımdan hiç ahlaki kurallara uyan bir davranış değildi.
Otobüs okula vardığında hızla çıkıp sınıfıma yürüdüm. İğrenç konuşmaları yol boyu duyduğum için çok rahatsız olmuştum. Belki ilerde bunlarında sevgilileri olabilirdi. Her neyse deyip sınıfıma geçtim. Talha her zamanki yerine oturmuş karamsar şekilde duruyordu. Sırama oturacakken Sarp omzuma dokundu. Arkama döndüğümde gerçekten bizden büyük fakat asla göründüğü gibi biri olmadığını bir kez daha düşünmüştüm. Sarp "Benimle bahçeye gelebilir misin?" diye soru sordu. Sarp dışardan baktığımda herhangi bir kekoya benzerken içte bambaşka biriydi. Kendimizi tanıttığımız gün Sarp çok naif ve kibar sesiyle konuşmuştu. Şimdi ise beni çağırıyordu. Ön yargılarımı kenara bırakıp "Tamam geleyim" dedim ve Sarp elini geçmem için öne uzattı. Centilmen biri olduğu düşünmeye başlamıştım.
Koridordan bahçeye geçmiştik ve ona "Ne oldu? Neden beni çağırdın?" diye sordum. Sarp bir kaç dakika sustu, ben de cümlelerini toparlıyor düşüncesiyle onun konuşmasını bekledim. Sarp ağızını açıp kapattı fakat sonra konuşmaya başladı. "Çiçek senin yanında oturan çocuk yani Talha, benim çok eski bir arkadaşım. Yasemin'in kayıp olayını bilmiyor. Belki neden herkes bu kadar normal davranıyor diye düşünmüş olabilirsin, çünkü ben herkesten bunu istedim" demişti. Devam edecekken araya girip "Nasıl yani?" diye sordum. Cevap olarak "Yasemin kaybolduktan sonra Talha'nın ne hale geleceğini biliyordum bu yüzden herkesi tembihledim. Şu anda da fırsat bulup sana geldim. Lütfen Talha'ya ufak bir haber bile verme." dedi. "Tamam" dedim ve konuşmasına devam etmesi için mimiklerimi kullandım. Sarp beni anladı ve devam etti. Bahsettiği şeyler onun için önemli olabilirdi ama benim asla. Bir çocuğun sevdiği kızın kaybolduğunu bilmemesi kadar acı bir şey olamaz.
Sarp'la konuşmamızı bitirdikten sonra sınıfa geçmiştik. Sınıfa geçtiğimde Sarp benim sırama kadar eşlik etti ve sıramı da çekmişti. Sanırım bu durumun ciddiyetini anlamam için bir işaretti. Onun adına üzgündüm çünkü bunlar işe yarayamayacaktı.
Sarp kendi sırasına geçmişti ve az sonra da Kerem sınıfa gelmişti. Kerem her zamanki gibi sırıtmıyordu, aksine suratı asıktı. Neden olduğunu merak etmiyordum ama garip hissetmiştim. Teneffüsün bitiş zili çalmıştı. Sınıf yavaşça dolmaya başlarken bende defter ve kalem çıkarmıştım. Yasemin'le alakalı olan gerçeği, defterden bir kağıt koparıp yazdım. Yazdığım kağıdı katladım ve Talha'nın önüne koydum. Yazımı bilerek kötü yazmıştım, çünkü kimse benim veya başka birinin yazdığını anlamamalıydı. Hocanın seslenmesiyle Talha kitabını açtı ve kağıdımı gördü. Kağıdın ne olduğunu umursamadan cebine attı.
Hocamız dersi anlatırken aklıma bir soru gelmişti. Madem ki Sarp Talha'nın yakın dostu, neden Yasemin'in kaybolmasına hiç tepki vermedi. En azından özlediğini göstermesi gerekirdi. Ben düşüncelerime gezerken teneffüs zili çaldı. Sarp sınıftan çıkacakken adını seslendim. Amacım neden özlemediğini öğrenmekti.
Sarp sesimi duyunca sınıftan çıkmadı. Sarp'ın yanına geçip neden olduğunu soracaktım fakat Kerem bir anda asık suratıyla Sarp'a omuz attı. Ne olduğunu umursamadan Sarp'a "Madem eski bir arkadaşlığınız var neden özlemiş belirtisi vermiyorsun?" diye sordum. Sarp karşılık olarak "Ben Talha ile arkadaşım, o bela çekeni de hiç bir zaman sevmemiştim. Kaybolduğun öğrenince de fazlasıyla mutlu oldum." dedi. Çok şaşırmıştım çünkü karşımdaki kişinin günlerdir rol yaptığını anlamıştım. "Peki" deyip yanından geçtim. Bahçede oturacaktım.
Güzel bir hava olduğundan bugün berbat değildi. Etraftaki kişileri incelerken birinin kafasının bana kitli olduğunu fark ettim. Birazcık daha izleyince bu kişinin Kerem olduğunu anlamıştım. O kadar odaklanmıştı ki bir yerden sonra rahatsız olmuştum. Ayağa kalkıp yürümeye başladım. Yürürken kafam etrafa değil ona bakıyordum. Kafasını asla döndürmeyip gözlerimin içine kadar odaklanmıştı. Merdivenlere yaklaşmışken bir anda kafamın sarsıldığını, gözlerimin döndüğünü fark etmiştim. Ne olduğunu anlayamadan yere yığılmıştım. Kafamın sarsılmasıyla top çarptığını düşünmüştüm. Birisinin ismimi bağırıp koştuğunu fark etmiştim. O kişi omzuma girdi ve beni sırt üstü yatırdı. Yanındaki insanlara su getirin diye bağırıyordu. Gözlerimi açıp baktığımda bu kişinin Kerem olduğunu gördüm. Erkeklere asla güvenmemem gerekiyordu fakat Kerem her gün daha da güvenimi kazanıyordu. Ne zaman yardım isteyecek olsam Kerem beliriyordu. Bir kaç kişi su getirmişti ve Kerem de suyu kenara bırakıp beni doğrulttu. Suyu bana verdi ve içmem için işaret etti. Suyu zar zor içtim fakat hala kendimde değildim. Kafam hala sarsık şekilde "Ne oldu az önce?" diyebildim. Kerem sakin bir şekilde "İlk önce kendine gel sonradan anlatırım" dedi. Etraftakilerin yardımıyla revire gitmiştim. Bir ders saati kadar dinlendikten sonra yeterince kendime gelmiştim. Teneffüs zili çaldığında odaya Kerem gelmişti.
"Ne oldu bana?" diye sordum. Kerem yanıma oturup konuşmaya başladı. "Bir kaç serseri topu havaya dikmişti, o top da düşecek yer olarak seni seçti" dedi. Normal şartlarda gülerdim ama acısı fazla olduğundan sırıtamadım bile. Kerem bana bakarken Sarp içeri girdi. Bana nasıl olduğumu sordu ve bende cevapladım. Sarpla konuşurken biraz gülmüştüm, ne kadar rol yapsa da komik biriydi. Sarp işlerinin olduğunu söyleyip odadan çıktı ve bende Kerem'e döndüm. Kerem ağzında bir şey varmış gibi duruyordu. Ne oldu dermişçesine bir bakış atmıştım. Kerem bir saniye duraklayıp "Sarp'dan mı hoşlanıyorsun?" diye sordu. Ne diyeceğimi bilemeyip "Nasıl yani?" diye sordum. Kerem ilk başta gözleriyle tavanı süzdü, bu onun kelimelerini toparladığına işaret ediyordu sanırım. Biraz sonra Kerem "Teneffüslerde berabersiniz, gülüşüp eğleniyorsunuz. Oysaki benim yanımda sadece somurtuyorsun." dedi. Gerçeği bilseydi böyle bir şey demeyeceğine adım kadar emindim fakat ona söyleyemezdim. Kerem cevap vermemi bekliyor gibi bakıyordu. Ona istediği cevabı vermek istemesem de mecburdum, aksi daha kötü sonuçlar doğururdu. Kerem'e "Sarp'tan hoşlanmıyorum. Hakkımda saçma sapan şeyler düşünme, normal iki arkadaşız sadece" dedim ve bunu derken ki Kerem'in ışıldayan gözlerini kaçırmamıştım. Tahmin ettiğim gibi bende hoşlanıyordu fakat onunla sevgili olmam imkansızdı. Aklıma Kerem bunu hayal etmeden neden onunla sevgili olamayacağımı açıklamak geldi. Fakat hayat hikayemi hiç kimse bilmezken neden ona atlatmayı düşünmüştüm ki. Ben biraz daha kendi kendime düşünürken Kerem "Peki hoşlandığın biri var mı?" diye sordu.
"Hayır, olamazda" diyerek karşılık verdim. Cevabımla suratı anlık olarak düştü. "Neden ki?" diye sordu. Şaşırmamıştım, meraklı bir tipe benziyordu. "Bunu sana açıklayamam Kerem, bırak peşimi" dedim ve ayağa kalktım. Giderken elinin kolumu tutmak için kalktığını fark ettim fakat kalkmadığından tutamamıştı. Revirden çıkıp sınıfa geçtim ve saate baktım. Meğersem sadece bir ders kalmıştı. Zaman akıp geçti, Kerem'le daha fazla konuşmamıştık.
Okul nihayet bitince hızlıca çıktım ve otobüsüme koştum. Otobüsümü yakalayıp bindikten sonra sadece evimi bekledim.
İneceğim durağa geldiğimde fark ettim ki çok yorulmuştum. Eğer başkaları inmeseydi kırmızı tuşa basmayı unuttuğum için durak boyu ilerleyecektik.
Otobüsten inip eve yürümeye başladım. Binaya vardığımda zile bastım fakat dış kapı açılmadı. kendi anahtarımla eve girdim. Bu sefer kapımızın zilini çalmıştım fakat yine sonuç yoktu. Tekrar kendi anahtarımla açtıktan sonra içeriye girdiğimde fark ettim ki annem uyuya kalmıştı.
Anlamıştım ki annem bugün çok yorulmuştu, benim gibi. Ne yemek yiyecek ne de üstümü değiştirecek halim olduğundan odama geçtim ve yatağıma atladım. Bugünü de böyle bitirmiş olmuştum.