İçeriğe geç

Karanlığın İçinde

Bölüm 28 · 91 dk okuma

Karanlığın İçinde

Bölüm 28

Zorla içeri girmek

Yıl 2067, alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim insanları girdi. Kadının çırağı Oliver, alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı. Sonra merakla sordu.

"Laura hanım. Şimdi ne yapalım?"

"Polislerden birkaç tane grup oluştur. Bilim insanları ile beraber etrafı araştırsınlar."

Oliver birkaç tane grup oluşturduktan sonra gruplar farklı yerlere dağıldı. Oliver ise Laura'da birşey farketti. Laura hanım duygusuz gibi duygularını asla belli etmezdi. Ama bu sefer çok üzgün görünüyordu. Oliver onun yanına gitti ve merakla sordu.

"Efendim. Sorun nedir?"

Laura içini çekti ve ona bakmadan cevap verdi.

"Burası insanı etkiliyor..."

Bir süre sonra tekrar konuşmaya başladı.

"Benimle gel. Seni bir yere götüreceğim."

Laura ilerlemeye başladı. Oliver ise merakla onu takip etmeye başladı. Bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde renkli ve şekilli bir şekilde 'parti odası' yazıyordu. Laura yavaşça kapıyı açtı. Oda çok büyüktü. Odanın sol tarafında bir sahne, sağ tarafında ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Odanın bazı yerlerinde eski güvenlik kameraları ve sahnenin yanında bir kapı daha vardı. Kapı açıktı ve açıldığı odanın göründüğü kısımda kan ve kanların içinde paslanmış bir bıçak vardı.

"Bu alışveriş merkezi kendine ait maskotları olduğu ve bu maskotların çizgi filmi olduğu için aşırı popülerdi ve her çocuk buraya gelirdi. Ben bile gelmiştim."

Oliver, Laura'nın ona anlattıklarını hatırlayınca ürperdi.

"Şu sahnede denekler şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Bir gün bende buradayken yanımdaki bir çocuk annesini kaybettiği için ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek onu neşelendirdi. Sonra ayağa kaldırarak karşıdaki odaya götürdü. Ve bir daha o çocuğu görmedim."

"Onu orada öldürüp deneylerde kullanmış olmalı."

Laura karşısındaki odayı gösterdi.

"Git ve oraya girerek ne var bak."

Oliver buna çok şaşırdı.

"Ne?! Ya hala oradaysa ve beni öldürürse?!"

"Bu bir emirdir Oliver."

Oliver istemeyerek oraya ilerlemeye başladı. Kapıyı sonuna kadar açtı ve karşısına sağdan sola doğru uzanan bir koridor çıktı. Koridorun sağ tarafı gayet temizdi ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kanlar o odaya doğru devam ediyordu. Oliver yerdeki kanlı ve paslanmış bıçağı almak için elini uzattı ama tam o sırada ışık mavi mavi parlamaya başladı ve patladı. Oliver terk edilmiş bir mekan olduğu için bunu normal birşey diye farz ederek bıçağı aldı ve kanların devam ettiği koridora doğru ilerlemeye başladı. Kapı kilitliydi. Zorlayarak açmaya çalıştı ama açamadı. Sonra geri dönerek Laura'nın yanına gitti ve bıçağı gösterdi.

"Sadece bu bıçağı buldum. Bir kapı daha vardı ama açılmadı. Bende çok zorlamadım."

"Tamam. Gidip bunu rapor edelim."

Girişe doğru ilerlerken polis memuru Elizabeth onların yanına geldi.

"Elizabeth? Ne oldu?"

"Mağazaların birinin içinde bir ölü adam bulduk efendim. Yüzü parçalanmış. Elinde bir bıçak ve bilekliğinde de mavi bir bileklik ve 'denek 1466' yazıyordu. Ayrıca ekipten biri Yuna'nın çantasını ve silahını bulmuş ve bir grup etrafta birkaç tane ruhun dolaştığını ve ışıkların mavi mavi parlayıp sonradan patladığını rapor ettiler."

Oliver da aynı şeyi yaşamıştı. Ve irkildi.

"Beni oraya götür."

İlerlerken Elizabeth hala telaşlı bir şekilde konuşmaya devam etti.

"Ayrıca eski bir asansör ve kırık merdivenler de bulduk. Bilim insanları yüzeyin altında 100'den fazla kat olduğunu düşünüyor."

"Ne? Bu imkansız! Bu dünyanın en uzun binasının yarısı ediyor! Ayrıca yüzeyin üstüne bir bina yapmak kolay ama nasıl yüzeyin altına 100'den fazla kat yapabilirler ki?"

"Göreceğiz..."

Bir süre sonra bilekliğinde 'denek 1466' yazan ölmüş adamın yanına geldiler. Sonra bir anda Oliver kendini karanlığın içinde buldu.

"Merhaba? Burada kimse var mı?"

Sesi yankılandı. Ancak bir cevap vermedi. Sonra karanlığın içinden 1522 göründü.

"Sende kimsin?"

"Ben Jessica."

"Jessica mı?! Alışveriş merkezinin sahibi olan Jessica Edwars?!"

1522 kafasını evet anlamında salladı.

"Buraya seni uyarmaya geldim. Alışveriş merkezinden çıkmanız gerek. Yoksa sonuçları hiç iyi olmaz."

Sonra 1522 gözden kayboldu.

"Bekle! Gitme!"

Uzaktan biri Oliver'a seslendi. Sonra Oliver uyandı.

"Oliver? İyi misin?!"

"Ne- bana ne oldu?"

"Bayıldın."

"İyi misin? Tansiyonun fırlamış. İlaç verebilirim."

"Hayır sağol. İyiyim."

Gece yarısı

Oliver rüyasını düşünmekten uyuyamamıştı. Bir şekilde grubun alışveriş merkezine girmesine engel olmalıydı ama bunu nasıl yapacağını bilmiyordu. Sonra bazı takırtılar duyunca yerinden kalkarak odadan dışarı çıktı ve Laura'yı gördü. Yanında birkaç tane polis memuru vardı ve asansöre doğru ilerliyordu. Oliver hemen onların yanına doğru koştu ve asansörün kapısını açmak için elini butona uzatan Laura'nın kolunu tuttu.

"Oliver?! Sen ne yaptığını sanıyorsun?"

"Jessica Edwars'dan bir işaret aldım. Bana aşağı katlara inmememiz söyledi yoksa bizi öldürecek."

Laura çok şaşırdı. Oliver'a inanmak istemeyerek konuşmaya devam etti.

"Bu imkansız Oliver. Jessica sıradan bir insan. Nasıl sana bir işaret gönderebilir ki?"

"İnsan olduğunu nereden biliyorsunuz? Ayrıca o benim rüyamda gördüğüm kadarıyla bir insan değildi. Bir denekti."

Laura'nın yanına aldığı polis memurlarının yanında Elizabeth de vardı. Oliver'ın yanına geldi ve ona bağırmaya başladı.

"Oliver bu yaptığın tamamen saçmalık! Kendin bir korkak olduğun için bizi de engellemeye çalışıyorsun!"

"Sizi engellemeye falan çalışmıyorum! Aşağıya inerek ölmek mi istiyorsunuz?!"

Elizabeth, Oliver'ı iterek merdivenlere doğru ilerlemeye başladı. Oliver hemen peşinden giderek onu durdurdu.

"Bıraksana be! Bana ne yapacağımı söyleyemezsin!"

"Ben sadece seni korumaya çalışıyorum! Neden bana inanmıyorsun?"

"Çünkü sen bir korkağın tekisin! Hep yaptıklarımızı engellemeye çalışıyorsun!"

Elizabeth, Oliver'ın kolunu tutarak ters çevirdi ve onu yan tarafa doğru itti ve Elizabeth, Oliver'ın ayağına takılarak kırık merdivenlerden düştü. O sırada Laura ve diğer polisler geldi.

"ELİZABETH!!"

"Oliver?! Ne yaptın ona?!"

"Ben birşey yapmadım! Beni iterken düştü bir anda!"

Dikkatlice kırık merdivenlerden aşağı inerek Elizabeth'in yanına vardılar. Elizabeth gözleri açık bir şekilde yerde öylece yatıyordu. Ağzından ise kanlar akıyordu. Laura, Oliver'a bağırdı.

"Git ve bir doktor çağır! HEMEN!"

Oliver koşarak bir doktorun yanına gitti ve ona hızlıca olanları anlattı. Ve doktor hemen Elizabeth'in düştüğü merdivenlerin yanına gitti. Oliver çok şaşkındı. Aşağıya inmemeleri konusunda uyarırken Elizabeth onu dinlememiş ve ölmüştü. Bu da bir kanıttı. Oliver da doktorun peşinden gitti ama kapıdan içeri girecekken şu konuşmaları duydu:

"Artık herşey için çok geç efendim. Elizabeth öldü."

"Efendim. Alt katlara inmemiz gerek. Hayatımız boyunca buraya gelmek için uğraştık. Şimdi Oliver'a inanacak mıyız?"

"Tabii ki de hayır. O Elizabeth'in ölümüne sebep oldu. Daha fazla yolumuza çıkmasına izin veremeyiz. Görevlilere haber verin ve öldürün onu."

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tet

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura poli

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'y

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmü

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu.

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye k

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu.

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura bir tepki vermedi.

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tramvam

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı.

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi.

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalışt

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalıştı.

"Bekle! Ben hala buradayım!"

Sonra arkasından bir ses duydu.

"O da alışveriş merkezine girince aynı şeyleri söyledi."

Olivia sesin geldiği y

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalıştı.

"Bekle! Ben hala buradayım!"

Sonra arkasından bir ses duydu.

"O da alışveriş merkezine girince aynı şeyleri söyledi."

Olivia sesin geldiği yere yere baktı ve 1522'nin ruhunu gördü. Çok korkuyordu. 1522 soğuk sesiyle konuşmaya devam etti.

"Benim insan halime

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalıştı.

"Bekle! Ben hala buradayım!"

Sonra arkasından bir ses duydu.

"O da alışveriş merkezine girince aynı şeyleri söyledi."

Olivia sesin geldiği yere yere baktı ve 1522'nin ruhunu gördü. Çok korkuyordu. 1522 soğuk sesiyle konuşmaya devam etti.

"Benim insan halime çok benziyorsun."

"İnsan halin mi? S-sende kimsin?"

"Ben Jessica'yım."

"Jessica mı? Jessica

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalıştı.

"Bekle! Ben hala buradayım!"

Sonra arkasından bir ses duydu.

"O da alışveriş merkezine girince aynı şeyleri söyledi."

Olivia sesin geldiği yere yere baktı ve 1522'nin ruhunu gördü. Çok korkuyordu. 1522 soğuk sesiyle konuşmaya devam etti.

"Benim insan halime çok benziyorsun."

"İnsan halin mi? S-sende kimsin?"

"Ben Jessica'yım."

"Jessica mı? Jessica Edwars mı? Alışveriş merkezinin sahibi ve çocukları öldürerek deneyler yapan kişi... Sana ne oldu?"

J

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalıştı.

"Bekle! Ben hala buradayım!"

Sonra arkasından bir ses duydu.

"O da alışveriş merkezine girince aynı şeyleri söyledi."

Olivia sesin geldiği yere yere baktı ve 1522'nin ruhunu gördü. Çok korkuyordu. 1522 soğuk sesiyle konuşmaya devam etti.

"Benim insan halime çok benziyorsun."

"İnsan halin mi? S-sende kimsin?"

"Ben Jessica'yım."

"Jessica mı? Jessica Edwars mı? Alışveriş merkezinin sahibi ve çocukları öldürerek deneyler yapan kişi... Sana ne oldu?"

1522 ona yaklaşarak normal olan eliyle alnına dokundu. Ve Olivia, 1522'ye neler olduğunu gördü.

"

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalıştı.

"Bekle! Ben hala buradayım!"

Sonra arkasından bir ses duydu.

"O da alışveriş merkezine girince aynı şeyleri söyledi."

Olivia sesin geldiği yere yere baktı ve 1522'nin ruhunu gördü. Çok korkuyordu. 1522 soğuk sesiyle konuşmaya devam etti.

"Benim insan halime çok benziyorsun."

"İnsan halin mi? S-sende kimsin?"

"Ben Jessica'yım."

"Jessica mı? Jessica Edwars mı? Alışveriş merkezinin sahibi ve çocukları öldürerek deneyler yapan kişi... Sana ne oldu?"

1522 ona yaklaşarak normal olan eliyle alnına dokundu. Ve Olivia, 1522'ye neler olduğunu gördü.

"Bu- bu imkansız

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalıştı.

"Bekle! Ben hala buradayım!"

Sonra arkasından bir ses duydu.

"O da alışveriş merkezine girince aynı şeyleri söyledi."

Olivia sesin geldiği yere yere baktı ve 1522'nin ruhunu gördü. Çok korkuyordu. 1522 soğuk sesiyle konuşmaya devam etti.

"Benim insan halime çok benziyorsun."

"İnsan halin mi? S-sende kimsin?"

"Ben Jessica'yım."

"Jessica mı? Jessica Edwars mı? Alışveriş merkezinin sahibi ve çocukları öldürerek deneyler yapan kişi... Sana ne oldu?"

1522 ona yaklaşarak normal olan eliyle alnına dokundu. Ve Olivia, 1522'ye neler olduğunu gördü.

"Bu- bu imkansız-"

"Dinle. Ben kötü biri değilim. Ve hiçbirinizin düşmanı değilim. Ama buradan çıkmanız gerek."

"A-ama Laura ham

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalıştı.

"Bekle! Ben hala buradayım!"

Sonra arkasından bir ses duydu.

"O da alışveriş merkezine girince aynı şeyleri söyledi."

Olivia sesin geldiği yere yere baktı ve 1522'nin ruhunu gördü. Çok korkuyordu. 1522 soğuk sesiyle konuşmaya devam etti.

"Benim insan halime çok benziyorsun."

"İnsan halin mi? S-sende kimsin?"

"Ben Jessica'yım."

"Jessica mı? Jessica Edwars mı? Alışveriş merkezinin sahibi ve çocukları öldürerek deneyler yapan kişi... Sana ne oldu?"

1522 ona yaklaşarak normal olan eliyle alnına dokundu. Ve Olivia, 1522'ye neler olduğunu gördü.

"Bu- bu imkansız-"

"Dinle. Ben kötü biri değilim. Ve hiçbirinizin düşmanı değilim. Ama buradan çıkmanız gerek."

"A-ama Laura hanım burayı araştırmaktan asla vazgeçmez. O zamanında buraya gelmiş."

1522 'Laura ismini duyunca şaşırdı.

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalıştı.

"Bekle! Ben hala buradayım!"

Sonra arkasından bir ses duydu.

"O da alışveriş merkezine girince aynı şeyleri söyledi."

Olivia sesin geldiği yere yere baktı ve 1522'nin ruhunu gördü. Çok korkuyordu. 1522 soğuk sesiyle konuşmaya devam etti.

"Benim insan halime çok benziyorsun."

"İnsan halin mi? S-sende kimsin?"

"Ben Jessica'yım."

"Jessica mı? Jessica Edwars mı? Alışveriş merkezinin sahibi ve çocukları öldürerek deneyler yapan kişi... Sana ne oldu?"

1522 ona yaklaşarak normal olan eliyle alnına dokundu. Ve Olivia, 1522'ye neler olduğunu gördü.

"Bu- bu imkansız-"

"Dinle. Ben kötü biri değilim. Ve hiçbirinizin düşmanı değilim. Ama buradan çıkmanız gerek."

"A-ama Laura hanım burayı araştırmaktan asla vazgeçmez. O zamanında buraya gelmiş."

1522 'Laura' ismini duyunca şaşırdı.

"Laura mı?"

"Onu hatırladınız mı?"

"Evet. Ailesi ondan nefret ediyordu

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalıştı.

"Bekle! Ben hala buradayım!"

Sonra arkasından bir ses duydu.

"O da alışveriş merkezine girince aynı şeyleri söyledi."

Olivia sesin geldiği yere yere baktı ve 1522'nin ruhunu gördü. Çok korkuyordu. 1522 soğuk sesiyle konuşmaya devam etti.

"Benim insan halime çok benziyorsun."

"İnsan halin mi? S-sende kimsin?"

"Ben Jessica'yım."

"Jessica mı? Jessica Edwars mı? Alışveriş merkezinin sahibi ve çocukları öldürerek deneyler yapan kişi... Sana ne oldu?"

1522 ona yaklaşarak normal olan eliyle alnına dokundu. Ve Olivia, 1522'ye neler olduğunu gördü.

"Bu- bu imkansız-"

"Dinle. Ben kötü biri değilim. Ve hiçbirinizin düşmanı değilim. Ama buradan çıkmanız gerek."

"A-ama Laura hanım burayı araştırmaktan asla vazgeçmez. O zamanında buraya gelmiş."

1522 'Laura' ismini duyunca şaşırdı.

"Laura mı?"

"Onu hatırladınız mı?"

"Evet. Ailesi ondan nefret ediyordu ve onu bana satarak deneylerde kullanmamı istediler. Ama ben yapamadım..."

Olivia

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalıştı.

"Bekle! Ben hala buradayım!"

Sonra arkasından bir ses duydu.

"O da alışveriş merkezine girince aynı şeyleri söyledi."

Olivia sesin geldiği yere yere baktı ve 1522'nin ruhunu gördü. Çok korkuyordu. 1522 soğuk sesiyle konuşmaya devam etti.

"Benim insan halime çok benziyorsun."

"İnsan halin mi? S-sende kimsin?"

"Ben Jessica'yım."

"Jessica mı? Jessica Edwars mı? Alışveriş merkezinin sahibi ve çocukları öldürerek deneyler yapan kişi... Sana ne oldu?"

1522 ona yaklaşarak normal olan eliyle alnına dokundu. Ve Olivia, 1522'ye neler olduğunu gördü.

"Bu- bu imkansız-"

"Dinle. Ben kötü biri değilim. Ve hiçbirinizin düşmanı değilim. Ama buradan çıkmanız gerek."

"A-ama Laura hanım burayı araştırmaktan asla vazgeçmez. O zamanında buraya gelmiş."

1522 'Laura' ismini duyunca şaşırdı.

"Laura mı?"

"Onu hatırladınız mı?"

"Evet. Ailesi ondan nefret ediyordu ve onu bana satarak deneylerde kullanmamı istediler. Ama ben yapamadım..."

Olivia, 1522'ye baktı.

"Çünkü ona bakınca çocukluğunu hatırladın. Değil mi? Ailen yandıktan sonra sende onun gibi yalnızdın.

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalıştı.

"Bekle! Ben hala buradayım!"

Sonra arkasından bir ses duydu.

"O da alışveriş merkezine girince aynı şeyleri söyledi."

Olivia sesin geldiği yere yere baktı ve 1522'nin ruhunu gördü. Çok korkuyordu. 1522 soğuk sesiyle konuşmaya devam etti.

"Benim insan halime çok benziyorsun."

"İnsan halin mi? S-sende kimsin?"

"Ben Jessica'yım."

"Jessica mı? Jessica Edwars mı? Alışveriş merkezinin sahibi ve çocukları öldürerek deneyler yapan kişi... Sana ne oldu?"

1522 ona yaklaşarak normal olan eliyle alnına dokundu. Ve Olivia, 1522'ye neler olduğunu gördü.

"Bu- bu imkansız-"

"Dinle. Ben kötü biri değilim. Ve hiçbirinizin düşmanı değilim. Ama buradan çıkmanız gerek."

"A-ama Laura hanım burayı araştırmaktan asla vazgeçmez. O zamanında buraya gelmiş."

1522 'Laura' ismini duyunca şaşırdı.

"Laura mı?"

"Onu hatırladınız mı?"

"Evet. Ailesi ondan nefret ediyordu ve onu bana satarak deneylerde kullanmamı istediler. Ama ben yapamadım..."

Olivia, 1522'ye baktı.

"Çünkü ona bakınca çocukluğunu hatırladın. Değil mi? Ailen yandıktan sonra sende onun gibi yalnızdın."

"Evet... Korkunç şeyler yaptım ve çok pişmanım.

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalıştı.

"Bekle! Ben hala buradayım!"

Sonra arkasından bir ses duydu.

"O da alışveriş merkezine girince aynı şeyleri söyledi."

Olivia sesin geldiği yere yere baktı ve 1522'nin ruhunu gördü. Çok korkuyordu. 1522 soğuk sesiyle konuşmaya devam etti.

"Benim insan halime çok benziyorsun."

"İnsan halin mi? S-sende kimsin?"

"Ben Jessica'yım."

"Jessica mı? Jessica Edwars mı? Alışveriş merkezinin sahibi ve çocukları öldürerek deneyler yapan kişi... Sana ne oldu?"

1522 ona yaklaşarak normal olan eliyle alnına dokundu. Ve Olivia, 1522'ye neler olduğunu gördü.

"Bu- bu imkansız-"

"Dinle. Ben kötü biri değilim. Ve hiçbirinizin düşmanı değilim. Ama buradan çıkmanız gerek."

"A-ama Laura hanım burayı araştırmaktan asla vazgeçmez. O zamanında buraya gelmiş."

1522 'Laura' ismini duyunca şaşırdı.

"Laura mı?"

"Onu hatırladınız mı?"

"Evet. Ailesi ondan nefret ediyordu ve onu bana satarak deneylerde kullanmamı istediler. Ama ben yapamadım..."

Olivia, 1522'ye baktı.

"Çünkü ona bakınca çocukluğunu hatırladın. Değil mi? Ailen yandıktan sonra sende onun gibi yalnızdın."

Olivia, 1522'nin onu öldüreceğini sandı ama 1522 ona katıldı.

"Evet... Korkunç şeyler yaptım ve çok pişmanım. Hepsi benim yüzümden oldu..."

Hiçbir şey doy

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalıştı.

"Bekle! Ben hala buradayım!"

Sonra arkasından bir ses duydu.

"O da alışveriş merkezine girince aynı şeyleri söyledi."

Olivia sesin geldiği yere yere baktı ve 1522'nin ruhunu gördü. Çok korkuyordu. 1522 soğuk sesiyle konuşmaya devam etti.

"Benim insan halime çok benziyorsun."

"İnsan halin mi? S-sende kimsin?"

"Ben Jessica'yım."

"Jessica mı? Jessica Edwars mı? Alışveriş merkezinin sahibi ve çocukları öldürerek deneyler yapan kişi... Sana ne oldu?"

1522 ona yaklaşarak normal olan eliyle alnına dokundu. Ve Olivia, 1522'ye neler olduğunu gördü.

"Bu- bu imkansız-"

"Dinle. Ben kötü biri değilim. Ve hiçbirinizin düşmanı değilim. Ama buradan çıkmanız gerek."

"A-ama Laura hanım burayı araştırmaktan asla vazgeçmez. O zamanında buraya gelmiş."

1522 'Laura' ismini duyunca şaşırdı.

"Laura mı?"

"Onu hatırladınız mı?"

"Evet. Ailesi ondan nefret ediyordu ve onu bana satarak deneylerde kullanmamı istediler. Ama ben yapamadım..."

Olivia, 1522'ye baktı.

"Çünkü ona bakınca çocukluğunu hatırladın. Değil mi? Ailen yandıktan sonra sende onun gibi yalnızdın."

Olivia, 1522'nin onu öldüreceğini sandı ama 1522 ona katıldı.

"Evet... Korkunç şeyler yaptım ve çok pişmanım. Hepsi benim yüzümden oldu..."

Hiçbir şey diyemedi. Sonra 1522 konuşmaya devam

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalıştı.

"Bekle! Ben hala buradayım!"

Sonra arkasından bir ses duydu.

"O da alışveriş merkezine girince aynı şeyleri söyledi."

Olivia sesin geldiği yere yere baktı ve 1522'nin ruhunu gördü. Çok korkuyordu. 1522 soğuk sesiyle konuşmaya devam etti.

"Benim insan halime çok benziyorsun."

"İnsan halin mi? S-sende kimsin?"

"Ben Jessica'yım."

"Jessica mı? Jessica Edwars mı? Alışveriş merkezinin sahibi ve çocukları öldürerek deneyler yapan kişi... Sana ne oldu?"

1522 ona yaklaşarak normal olan eliyle alnına dokundu. Ve Olivia, 1522'ye neler olduğunu gördü.

"Bu- bu imkansız-"

"Dinle. Ben kötü biri değilim. Ve hiçbirinizin düşmanı değilim. Ama buradan çıkmanız gerek."

"A-ama Laura hanım burayı araştırmaktan asla vazgeçmez. O zamanında buraya gelmiş."

1522 'Laura' ismini duyunca şaşırdı.

"Laura mı?"

"Onu hatırladınız mı?"

"Evet. Ailesi ondan nefret ediyordu ve onu bana satarak deneylerde kullanmamı istediler. Ama ben yapamadım..."

Olivia, 1522'ye baktı.

"Çünkü ona bakınca çocukluğunu hatırladın. Değil mi? Ailen yandıktan sonra sende onun gibi yalnızdın."

Olivia, 1522'nin onu öldüreceğini sandı ama 1522 ona katıldı.

"Evet... Korkunç şeyler yaptım ve çok pişmanım. Hepsi benim yüzümden oldu..."

Hiçbir şey diyemedi. Sonra 1522 konuşmaya devam etti.

"Her ne yaparsan yap. Laura ve

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalıştı.

"Bekle! Ben hala buradayım!"

Sonra arkasından bir ses duydu.

"O da alışveriş merkezine girince aynı şeyleri söyledi."

Olivia sesin geldiği yere yere baktı ve 1522'nin ruhunu gördü. Çok korkuyordu. 1522 soğuk sesiyle konuşmaya devam etti.

"Benim insan halime çok benziyorsun."

"İnsan halin mi? S-sende kimsin?"

"Ben Jessica'yım."

"Jessica mı? Jessica Edwars mı? Alışveriş merkezinin sahibi ve çocukları öldürerek deneyler yapan kişi... Sana ne oldu?"

1522 ona yaklaşarak normal olan eliyle alnına dokundu. Ve Olivia, 1522'ye neler olduğunu gördü.

"Bu- bu imkansız-"

"Dinle. Ben kötü biri değilim. Ve hiçbirinizin düşmanı değilim. Ama buradan çıkmanız gerek."

"A-ama Laura hanım burayı araştırmaktan asla vazgeçmez. O zamanında buraya gelmiş."

1522 'Laura' ismini duyunca şaşırdı.

"Laura mı?"

"Onu hatırladınız mı?"

"Evet. Ailesi ondan nefret ediyordu ve onu bana satarak deneylerde kullanmamı istediler. Ama ben yapamadım..."

Olivia, 1522'ye baktı.

"Çünkü ona bakınca çocukluğunu hatırladın. Değil mi? Ailen yandıktan sonra sende onun gibi yalnızdın."

Olivia, 1522'nin onu öldüreceğini sandı ama 1522 ona katıldı.

"Evet... Korkunç şeyler yaptım ve çok pişmanım. Hepsi benim yüzümden oldu..."

Hiçbir şey diyemedi. Sonra 1522 konuşmaya devam etti.

"Her ne yaparsan yap. Laura ve diğerlerinin aşağıya inmesine izin verme. Yoksa onları öldürmekten çekinmeyecekler."

1522'nin ruhu gözden kayboldu.

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalıştı.

"Bekle! Ben hala buradayım!"

Sonra arkasından bir ses duydu.

"O da alışveriş merkezine girince aynı şeyleri söyledi."

Olivia sesin geldiği yere yere baktı ve 1522'nin ruhunu gördü. Çok korkuyordu. 1522 soğuk sesiyle konuşmaya devam etti.

"Benim insan halime çok benziyorsun."

"İnsan halin mi? S-sende kimsin?"

"Ben Jessica'yım."

"Jessica mı? Jessica Edwars mı? Alışveriş merkezinin sahibi ve çocukları öldürerek deneyler yapan kişi... Sana ne oldu?"

1522 ona yaklaşarak normal olan eliyle alnına dokundu. Ve Olivia, 1522'ye neler olduğunu gördü.

"Bu- bu imkansız-"

"Dinle. Ben kötü biri değilim. Ve hiçbirinizin düşmanı değilim. Ama buradan çıkmanız gerek."

"A-ama Laura hanım burayı araştırmaktan asla vazgeçmez. O zamanında buraya gelmiş."

1522 'Laura' ismini duyunca şaşırdı.

"Laura mı?"

"Onu hatırladınız mı?"

"Evet. Ailesi ondan nefret ediyordu ve onu bana satarak deneylerde kullanmamı istediler. Ama ben yapamadım..."

Olivia, 1522'ye baktı.

"Çünkü ona bakınca çocukluğunu hatırladın. Değil mi? Ailen yandıktan sonra sende onun gibi yalnızdın."

Olivia, 1522'nin onu öldüreceğini sandı ama 1522 ona katıldı.

"Evet... Korkunç şeyler yaptım ve çok pişmanım. Hepsi benim yüzümden oldu..."

Hiçbir şey diyemedi. Sonra 1522 konuşmaya devam etti.

"Her ne yaparsan yap. Laura ve diğerlerinin aşağıya inmesine izin verme. Yoksa onları öldürmekten çekinmeyecekler."

1522'nin ruhu gözden kayboldu. Ve Olivia kapıya yaslanarak derin derin nefes almaya başladı. Neler olduğunu anlamaya çalıştı. Bir süre sonra kapıyı açarak

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalıştı.

"Bekle! Ben hala buradayım!"

Sonra arkasından bir ses duydu.

"O da alışveriş merkezine girince aynı şeyleri söyledi."

Olivia sesin geldiği yere yere baktı ve 1522'nin ruhunu gördü. Çok korkuyordu. 1522 soğuk sesiyle konuşmaya devam etti.

"Benim insan halime çok benziyorsun."

"İnsan halin mi? S-sende kimsin?"

"Ben Jessica'yım."

"Jessica mı? Jessica Edwars mı? Alışveriş merkezinin sahibi ve çocukları öldürerek deneyler yapan kişi... Sana ne oldu?"

1522 ona yaklaşarak normal olan eliyle alnına dokundu. Ve Olivia, 1522'ye neler olduğunu gördü.

"Bu- bu imkansız-"

"Dinle. Ben kötü biri değilim. Ve hiçbirinizin düşmanı değilim. Ama buradan çıkmanız gerek."

"A-ama Laura hanım burayı araştırmaktan asla vazgeçmez. O zamanında buraya gelmiş."

1522 'Laura' ismini duyunca şaşırdı.

"Laura mı?"

"Onu hatırladınız mı?"

"Evet. Ailesi ondan nefret ediyordu ve onu bana satarak deneylerde kullanmamı istediler. Ama ben yapamadım..."

Olivia, 1522'ye baktı.

"Çünkü ona bakınca çocukluğunu hatırladın. Değil mi? Ailen yandıktan sonra sende onun gibi yalnızdın."

Olivia, 1522'nin onu öldüreceğini sandı ama 1522 ona katıldı.

"Evet... Korkunç şeyler yaptım ve çok pişmanım. Hepsi benim yüzümden oldu..."

Hiçbir şey diyemedi. Sonra 1522 konuşmaya devam etti.

"Her ne yaparsan yap. Laura ve diğerlerinin aşağıya inmesine izin verme. Yoksa onları öldürmekten çekinmeyecekler."

1522'nin ruhu gözden kayboldu. Ve Olivia kapıya yaslanarak derin derin nefes almaya başladı. Neler olduğunu anlamaya çalıştı. Bir süre sonra kapıyı açarak elindeki paslanmış kanlı bıçakla Laura'nın yanına geldi.

"Ne oldu? Birşey buldun mu?"

"Bu bıçağı buldum. Ayrıca..."

Olib

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalıştı.

"Bekle! Ben hala buradayım!"

Sonra arkasından bir ses duydu.

"O da alışveriş merkezine girince aynı şeyleri söyledi."

Olivia sesin geldiği yere yere baktı ve 1522'nin ruhunu gördü. Çok korkuyordu. 1522 soğuk sesiyle konuşmaya devam etti.

"Benim insan halime çok benziyorsun."

"İnsan halin mi? S-sende kimsin?"

"Ben Jessica'yım."

"Jessica mı? Jessica Edwars mı? Alışveriş merkezinin sahibi ve çocukları öldürerek deneyler yapan kişi... Sana ne oldu?"

1522 ona yaklaşarak normal olan eliyle alnına dokundu. Ve Olivia, 1522'ye neler olduğunu gördü.

"Bu- bu imkansız-"

"Dinle. Ben kötü biri değilim. Ve hiçbirinizin düşmanı değilim. Ama buradan çıkmanız gerek."

"A-ama Laura hanım burayı araştırmaktan asla vazgeçmez. O zamanında buraya gelmiş."

1522 'Laura' ismini duyunca şaşırdı.

"Laura mı?"

"Onu hatırladınız mı?"

"Evet. Ailesi ondan nefret ediyordu ve onu bana satarak deneylerde kullanmamı istediler. Ama ben yapamadım..."

Olivia, 1522'ye baktı.

"Çünkü ona bakınca çocukluğunu hatırladın. Değil mi? Ailen yandıktan sonra sende onun gibi yalnızdın."

Olivia, 1522'nin onu öldüreceğini sandı ama 1522 ona katıldı.

"Evet... Korkunç şeyler yaptım ve çok pişmanım. Hepsi benim yüzümden oldu..."

Hiçbir şey diyemedi. Sonra 1522 konuşmaya devam etti.

"Her ne yaparsan yap. Laura ve diğerlerinin aşağıya inmesine izin verme. Yoksa onları öldürmekten çekinmeyecekler."

1522'nin ruhu gözden kayboldu. Ve Olivia kapıya yaslanarak derin derin nefes almaya başladı. Neler olduğunu anlamaya çalıştı. Bir süre sonra kapıyı açarak elindeki paslanmış kanlı bıçakla Laura'nın yanına geldi.

"Ne oldu? Birşey buldun mu?"

"Bu bıçağı buldum. Ama..."

Olivia, 1522'nin söylediklerini Laura'ya söylemek konusunda kararsızdı.

"Ama ne?"

"Jessica Edwars'ı gördüm. Bir denek gibi g

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalıştı.

"Bekle! Ben hala buradayım!"

Sonra arkasından bir ses duydu.

"O da alışveriş merkezine girince aynı şeyleri söyledi."

Olivia sesin geldiği yere yere baktı ve 1522'nin ruhunu gördü. Çok korkuyordu. 1522 soğuk sesiyle konuşmaya devam etti.

"Benim insan halime çok benziyorsun."

"İnsan halin mi? S-sende kimsin?"

"Ben Jessica'yım."

"Jessica mı? Jessica Edwars mı? Alışveriş merkezinin sahibi ve çocukları öldürerek deneyler yapan kişi... Sana ne oldu?"

1522 ona yaklaşarak normal olan eliyle alnına dokundu. Ve Olivia, 1522'ye neler olduğunu gördü.

"Bu- bu imkansız-"

"Dinle. Ben kötü biri değilim. Ve hiçbirinizin düşmanı değilim. Ama buradan çıkmanız gerek."

"A-ama Laura hanım burayı araştırmaktan asla vazgeçmez. O zamanında buraya gelmiş."

1522 'Laura' ismini duyunca şaşırdı.

"Laura mı?"

"Onu hatırladınız mı?"

"Evet. Ailesi ondan nefret ediyordu ve onu bana satarak deneylerde kullanmamı istediler. Ama ben yapamadım..."

Olivia, 1522'ye baktı.

"Çünkü ona bakınca çocukluğunu hatırladın. Değil mi? Ailen yandıktan sonra sende onun gibi yalnızdın."

Olivia, 1522'nin onu öldüreceğini sandı ama 1522 ona katıldı.

"Evet... Korkunç şeyler yaptım ve çok pişmanım. Hepsi benim yüzümden oldu..."

Hiçbir şey diyemedi. Sonra 1522 konuşmaya devam etti.

"Her ne yaparsan yap. Laura ve diğerlerinin aşağıya inmesine izin verme. Yoksa onları öldürmekten çekinmeyecekler."

1522'nin ruhu gözden kayboldu. Ve Olivia kapıya yaslanarak derin derin nefes almaya başladı. Neler olduğunu anlamaya çalıştı. Bir süre sonra kapıyı açarak elindeki paslanmış kanlı bıçakla Laura'nın yanına geldi.

"Ne oldu? Birşey buldun mu?"

"Bu bıçağı buldum. Ama..."

Olivia, 1522'nin söylediklerini Laura'ya söylemek konusunda kararsızdı.

"Ama ne?"

"Jessica Edwars'ı gördüm. Bir denek gibi görünüyordu ve ruhtu. Bana aşağı katlara inmememiz gerektiğini söyledi. Yoksa bizi öldürmekten çekinmeyeceklermiş."

Alışveriş merkezinin yüzeydeki giriş kapısı zorlanarak açıldı. İçeriden bir kadın, onun yardımcısı ve bir grup polis ve bilim adamları vardı. O kadın içeri girdi ve alışveriş merkezinin ürkütücü ve gizemli havasını kokladı.

"?? Yıl sonra. Sonunda tekrardan buradayım."

Bir polis görevlisi o kadının yanına geldi.

"Ne yapalım Laura hanım?"

O kadının adı Lauraydı. Laura polise ciddi bir ifade ile cevap verdi.

"Alışveriş merkezini iyice araştırın. Eğer önemli birşeyi kaçırırsanız sizin işinizi bitirmekten çekinmem."

Görevlilerin lideri Elizabeth hemen birkaç tane grup oluşturdu ve grup farklı yerlere dağılarak etrafı araştırmaya başladı. Laura yardımcısı Olivia'ya baktı.

"Benimle gel. Sana birşey göstereceğim."

Arkasını dönerek yürümeye başladı. Olivia da hemen peşinden gitti. Uzun bir süre sonra bir kapının önünde durdular. Kapının üstünde 'parti odası' yazıyordu. Laura o yazıya baktı. Alışveriş merkezindeki anısını hatırlamış gibi bir hali vardı. Sonra kapıyı açtı ve beraber içeri girdiler. Oda çok büyüktü. Sol tarafta bir sahne, sağ tarafta ise oyun alanları ve yemek masaları vardı. Ama herşey çürüş, dökülmüş ve eskimişti. Laura sahneyi işaret etti.

"Şu sahnede bazı denekler olurdu. Şarkı söyleyip dans ederek çocukları eğlendirirlerdi. Yanlarında da görevliler olurdu. Sanki dün yaşanmış gibi hatırlıyorum..."

Olivia, Laura'ya üzüldü. Ama bir yandan da nasıl hala hatırlıyor diye kendine soramadan edemedi. Çünkü yıllar önce yaşanmış bir olaydı. Laura içini çekti ve karşındaki odayı gösterdi. Odanın kapısı açıktı ve girişinde de kan ve kanların içinde de paslanmış, kanlı bir bıçak vardı.

"Şu odayı görüyor musun?"

"Evet- ama neden?"

"Jessica Edwars bu odada çocukların yanında dururdu. Bir gün bende oradayken, bir çocuk ailesini kaybetmişti. Yerde oturmuş ağlıyordu. Jessica Edwars ona birşeyler söyleyerek ona umut verdi. Sonra elini ona uzatarak çocuğu ayağa kaldırdı ve onu o odaya götürdü. Ve bir daha asla o çocuğu görmedim..."

Olivia sanki olayı kendisi yaşamış gibi ürperdi.

"Çok korkunç olmalı."

"Öyle..."

Olivia, Laura'nın daha önce anlattıklarını hatırladı ve konuşmaya devam etti.

"Çocukları o odada öldürerek deneylerde kullanmış olmalı. Oraya gidecek miyiz?"

Laura birşey demedi. Onun yerine yumruğunu sıktı ve ağlamaya başladı.

"Efendim. İyi misiniz?!"

"Git oraya bak. Benim tranvam var."

Olivia birşey demek yerine sadece o odaya doğru yürümeye başladı. Aralık kapıyı daha çok açtı ve gördüklerine çok şaşırdı. Sağ ve sol tarafta uzun bir koridor vardı. Koridor sağ tarafta doğru devam ediyordu ve gayet temizdi. Ama sol taraftaki koridorun sonunda bir oda vardı ve kan lekeleri o odaya doğru devam ediyordu. Olivia o odaya baktı. Sonra gözü yerde duran kanlı ve paslanmış bıçağa takıldı. Bıçağı yerden alarak o odaya doğru ilerlemeye başladı. Kapıyı açarak içeri girdi. Odada güvenlik kameralarını gören bir bilgisayar, bir sandalye bir kitaplık ve odanın hemen sağ köşesinde daha çok kan vardı. Olivia odaya iyice girdi ve kapı arkasından kapandı. Olivia panikle arkasını döndü ve kapıyı zorlamaya çalıştı.

"Bekle! Ben hala buradayım!"

Sonra arkasından bir ses duydu.

"O da alışveriş merkezine girince aynı şeyleri söyledi."

Olivia sesin geldiği yere yere baktı ve 1522'nin ruhunu gördü. Çok korkuyordu. 1522 soğuk sesiyle konuşmaya devam etti.

"Benim insan halime çok benziyorsun."

"İnsan halin mi? S-sende kimsin?"

"Ben Jessica'yım."

"Jessica mı? Jessica Edwars mı? Alışveriş merkezinin sahibi ve çocukları öldürerek deneyler yapan kişi... Sana ne oldu?"

1522 ona yaklaşarak normal olan eliyle alnına dokundu. Ve Olivia, 1522'ye neler olduğunu gördü.

"Bu- bu imkansız-"

"Dinle. Ben kötü biri değilim. Ve hiçbirinizin düşmanı değilim. Ama buradan çıkmanız gerek."

"A-ama Laura hanım burayı araştırmaktan asla vazgeçmez. O zamanında buraya gelmiş."

1522 'Laura' ismini duyunca şaşırdı.

"Laura mı?"

"Onu hatırladınız mı?"

"Evet. Ailesi ondan nefret ediyordu ve onu bana satarak deneylerde kullanmamı istediler. Ama ben yapamadım..."

Olivia, 1522'ye baktı.

"Çünkü ona bakınca çocukluğunu hatırladın. Değil mi? Ailen yandıktan sonra sende onun gibi yalnızdın."

Olivia, 1522'nin onu öldüreceğini sandı ama 1522 ona katıldı.

"Evet... Korkunç şeyler yaptım ve çok pişmanım. Hepsi benim yüzümden oldu..."

Hiçbir şey diyemedi. Sonra 1522 konuşmaya devam etti.

"Her ne yaparsan yap. Laura ve diğerlerinin aşağıya inmesine izin verme. Yoksa onları öldürmekten çekinmeyecekler."

1522'nin ruhu gözden kayboldu. Ve Olivia kapıya yaslanarak derin derin nefes almaya başladı. Neler olduğunu anlamaya çalıştı. Bir süre sonra kapıyı açarak elindeki paslanmış kanlı bıçakla Laura'nın yanına geldi.

"Ne oldu? Birşey buldun mu?"

"Bu bıçağı buldum. Ama..."

Olivia, 1522'nin söylediklerini Laura'ya söylemek konusunda kararsızdı.

"Ama ne?"

"Jessica Edwars'ı gördüm. Bir denek gibi görünüyordu ve ruhtu. Bana aşağı katlara inmememiz gerektiğini söyledi. Yoksa bizi öldürmekten çekinmeyeceklermiş."

Bölüm sonu

1 yorum