İçeriğe geç

Karanlığın İçinde

Bölüm 29 · 4 dk okuma

Karanlığın İçinde

Bölüm 29

Büyük savaşın başlangıcı

Oliver bunları duyunca bir anda var gücüyle koşmaya başladı. Koşarak bir mağazanın yanından geçerken mağazanın ışıkları mavi bir şekilde yanıp sönmeye başladı ve bir anlığına camın arkasında 1522'nin yüzü gözüktü. Oliver bunu görünce çığlık atarak yere düştü. Oliver derin derin nefes almaya başladı. Kendini sakinleştirmeye çalıştı ancak yapamadı. Sonra etraf tekrardan karardı. Ve önünde 1522 göründü.

"Bana Yuna'yı hatırlatıyorsun. İlk başta o da senin gibiydi."

Y-yuna mı? Onu gördünüz mü?"

"Evet. Ama şuanda konu bu değil."

"Dinleyin. Onları ikna etmeye çalıştım ancak bana inanmadılar ve beni öldürmek istediklerini söylediler. Bende kaçmaya çalıştım..."

"Biliyorum."

Oliver şaşırmıştı. 'Nasıl bilebilir?' Diye düşünmeden edemedi.

"Ben onları durduracağım. Ama sende buradan bir an önce çıkmalısın. Bir dahaki sefere sizi tekrar burada görürsem acımayacağım."

Oliver uyandı.

"Bu bir delilik! Bir kabus olmalı. Eğer buradan bir an önce çıkmazsak hepimiz öleceğiz!"

Diye düşünerek bunun bir kabus olmasını umdu. Ancak öyle değildi.

O sırada denekler

Karanlık varlık ve diğer denek öldüğünden beri denekler hiçbir tehlike ile karşılaşmamışlar, ancak 1425, 1447 ve 1341 dahil 1481'den şüphelenmeye başlamışlardır. Çünkü 1481 her zaman ortadan kayboluyor, yanlarına nadiren geliyor ve onların yanında olduğu zaman da çok tuhaf davranıyordur. Ve gece yarısı 1341, 1481'in gittiğini fark ederek onu takip etmeye başlar. Bir süre sonra 1481 bir deneğin yanına gelir. 1341 onlara uzak olduğu için 1481'in konuştuğu deneğin yüzünü ve bilekliğini göremez.

"Takip edilmedin değil mi?"

"Evet. Edilmedim."

"Planı uygulamanın zamanı geldi."

"Ne?! Nasıl? Şimdi mi? Şimdi onları öldürmeye kalkarsam Jessica beni engeller!"

"O seni engelleyemez çünkü onların güçlerini alacaksın. Böylece Jessica ile savaşırken daha güçlü olabilirsin."

1341 bunları duyunca çok şaşırdı. Hemen saklandığı yerden çıkarak 1425 ve diğerlerinin yanına koşmaya başladı ama 1482 ve diğer denek onu farketti.

"Hey. O da neydi?"

1341 koşarak 1425 ve 1447'nin yanına vardı. Kardeşler oturmuş, konuşuyorlardı. Onun bu halini görünce 1425 sordu.

"1341? Ne oldu?"

"1481!"

"1481 mi? O sana birşey mi yaptı?"

"Ha-hayır. Ama bir an önce herkesi uyarmazsak yapacak!"

"1341 ne oldu doğru düzgün anlatsana."

"1481'i takip ettim. Bir denekle konuşuyordu. O denek 1481'e 'onları öldürerek güçlerini al. Böylece Jessica ile savaşırken ona karşı koyabilirsin.' dedi..!"

1447 bir anda sinirlendi ve ayağa kalktı.

"Biliyordum işte! En başından beri planı buydu! Kesin 'ben kimseye isteyerek birşey yapmadım' diyerek bizi kandırdı!"

1425, kardeşinin aksine sinirlenmemişti. 1341 ya soğukkanlı, ya da sınırını gizlemeyi başarıyor diye düşündü.

"Ama 1129 ve 1008 bize inanmaz ki. İnansalar da biz 1481 ile savaşamayız. 1481 bizden çok daha güçl-"

Bir anda biri gücüyle 1425'i duvara fırlattı. 1447 ve 1341 önlerine baktığında 1481'i gördüler.

"1481?! Sen ne yaptığını sanıyorsun?!"

"En başından beri yapmam gereken şeyi yapıyorum."

"Seni hain! Biz sana inandık ve sen karşılığında bizi öldürecek misin?!"

"İnanmanız planın bir parçasıydı."

"1341 git ve diğerlerini uyar! Bende onunla savaşacağım."

"Ne? Bunu yapamazsın! Kendini öldürteceksin!"

"Sana git dedim!"

1341 onların yanından ayrıldı ve kapılar arkasından kapandı.

"Beni yenemezsin."

"Biliyorum. Ama Jessica yenebilir."

"Jessica bir korkağın teki. Ve asla boşluktan çıkamayacak."

"Son 1 yılı kaldı. Ayrıca korkak olsaydı en başından çocukları öldürüp deneyler yapmazdı."

"Artık onu korumaktan vazgeç. O senden nefret ediyor."

1447 bunu duyunca üzüldü ve başını eğdi. O sırada 1481 elinde kılıç oluşturarak 1447'ye doğru ilerledi ve ona saplayacakken 1447 kenara çekildi. Sonra 1481 birkaç tane sivri dikenler oluşturarak onları 1447'ye fırlattı ama 1447 gücüyle onları tutarak ters çevirdi ve 1481'e fırlattı. Bunu görünce 1481 kalkan oluşturdu ama 3. dikende kalkanı kırıldı. 1447'nin ona kırık cam parçalarını fırlattığını görünce sırtından 4 tane ahtapot kolları çıkararak onları kalkan olarak kullandı ve 1447'nin yanındaki duvarları onun üstüne yıktı. 1425 ve diğerlerinin olduğu odaya ilerlerken bir ses duydu. Biri bir şarkı mırıldanıyordu. 1481 sesten rahatsız oldu ve kulaklarını kapatmak istedi. Ancak hiçbir şekilde hareket edemiyordu. 1425 ve 1008, onun yanına geldi. 1425 bir kulaklık takmıştı ve 1008'in sesinden etkilenmiyordu. 1425 alaycı bir şekilde konuşmaya başladı.

"Hareket edemiyor musun? Çok yazık.."

"Evet. Ama beni kolay numaralarla yenemezsiniz."

Bir anda 1481'in gözleri kırmızı kırmızı parlamaya başladı ve zemin çatlamaya başladı. Ardından 1481 bir güç topunu 1008'e göndererek onu geriye fırlattı. Bunu gören 1425, eline bir bıçak alarak defalarca kez 1481'e saplamayı denedi ama 1481 sağa-sola hareket ederek ondan kaçtı.

"Senin güç dediğin şey bu mu? Beni izle."

1481 ahtapot kollarıyla 1425'in bıçağını alarak parçalara ayırdı. 1425 korkarak geri geri yürürken, 1447'ye baktı ama onu göremedi. O sırada büyük bir deprem olmaya başladı ve 1425 sarsıldı. Ama 1481 depremden etkilenmedi ve sivri dikenler yardımıyla zıplayarak 1425'in çenesine çok sert bir yumruk attı ve ona tekme atarak onu duvara fırlattı. Yere inerek ona yaklaşmaya başladı ve tam o sırada 1447 üstüne yığılan kayaların içinden çıktı ve 1481'in, 1425'i öldürerek güçlerini aldığını gördü.

Bölüm sonu

1 yorum