İçeriğe geç

Karanlığın İçinde

Bölüm 26 · 8 dk okuma

Karanlığın İçinde

Bölüm 26

1481 gerçekten kötü mü?

Koşarak dışarı çıktılar. 1341 3-4 metre ötelerinde yerde kanlar içinde yatıyordu. 1008 onların yerine geldi.

"1008?! Ne oldu?!"

"1425! O kontrolden çıktı ve bir anda 1341'e saldırdı!"

"1481 nerede?"

"Ortalıkta yo-"

Yan odadan sesler duyuldu. 1447 panikle yan odaya baktı.

"1129 ve 1008. Şu odaya girip dolaplara saklanın."

"1341 ne olacak?"

"Ben onu alıp yardım edeceğim."

"1447. Daphe kontrolden çıkıp sana sald-"

"Şimdi gidin!"

1129 ve 1008 odaya girdi ve 1447 yerde yatan 1341'in yanına gitti.

"1341?! Sen iyi misin?!"

"Yaralandım-"

"Tamam. Ayağa kalkabilir misin?"

"Denerim."

1447 onun koluna girerek ayağa kaldırdı. Ve onu bir odaya doğru götürmeye başladı.

"Dur! 1425'e yardım etmeliyiz!"

"Ona ne oldu?"

"Birşey onu ele geçirdi. O bunu isteyerek yapmadı. 1481 nerede? O belki 1425'e yardım edebilir."

"Zamanımız yok! Ona yardım etmek yerine saklanmalıyız yoksa öleceğiz!"

1447 ve 1341 bir odaya girdi. 1447 arkadan kapıyı kitledi ve 1341'in oturmasına yardım etti. 1341'in karnında büyük bir çizik vardı ve bir ayağı topallıyordu.

"Tamam. 1124 önceden yaralananları iyileştirmem için birkaç şey öğretmişti. Onları kullanacağım."

"Peki 1425 ne olacak?"

"1481'i bekleyeceğiz. Tek umudumuz o."

"Sen telekinezi yapabiliyorsun. Onu durdurmayı deneyemez misin?"

"Mecbur kalırsak denerim."

1447, 1341'in yaralarını sarmıştı.

"Şimdi nasılsın?"

"Daha iyiyim. Sadece biraz dinlenmeye ihtiyacım var. Ama 1008 ve 1129 nerede?"

"Onlar bir odada saklanıyorlar."

Dışarıdan adım sesleri geliyordu. Bu muhtemelen 1425'e aitti ama odalara girmiyordu.

O sırada 1129 ve 1008.

"Umarım 1341 ve 1447 iyidir."

"Umarım.."

"1129. 1447 ile 1425 kardeşler. 1447 onu durdurmayı deneyemez mi?"

"Sanmıyorum. Çünkü bu seferki Jessica'nın bizi insanken kontrol etmesi gibi birşey değil. Muhtemelen karanlık varlığın işi."

1447 ve 1341

Onlar otururken bir anda 1425 kapıya vurmaya başladı.

"Aisha ne yapacağız?!"

"Dolaba saklan!"

1341 onun dediğini yaparak dolaba saklandı. 1447 de o an için saklanmak istedi ama bu anlamsızdı. 1425 dolapları açarak onları bulabilirdi. Kapının önünde durarak kapıyı engellemeye çalıştı. Tam kapı kırılmak üzereyken büyük bir patlama duydu. 1341 dolaptan çıktı.

"Ne oldu?"

"Bilmiyorum. Bir patlama oldu."

1447 kapının kilidini açmaya çalışırken 1341 onu uyardı.

"Dur! 1425 seni kandırıyor olabilir!"

"Hayır. Bu 1481 olmalı."

1447 kapıyı açarak dışarı çıktı ve etrafa bakındı. O sırada birşey onu duvara fırlattı. 1447 kim onu fırlattı diye bakarken karanlık varlığı gördü. Karanlık varlık onun üstüne atlayarak ona saldırmaya çalıştı. Ama 1447 ona tekme atarak engelledi ve ayağa kalktı.

"Sen-"

Etrafa baktı. 1425 ortalıkta yoktu. 1447 yeri geri yürümeye başladı.

"Ona ne yaptın!"

Karanlık varlık ayağa kalktı. 1447 korkmaya başladı.

"Korkuyor musun küçük kız?"

Karanlık varlık ona doğru ilerlemeye başladı. Yüzünde alaycı bir gülümseme ile konuşuyordu.

"Seki koruyabilecek kimse kalmadı. Hepsi gitti."

"1481 nerede?! Ne yaptın ona!"

"O artık sizinle değil."

1447 sırtından bıçaklanmış gibi hissetti. Onun öldüğünü düşündü. O an 1447 de öleceğini sandı ve Jessica'nın gelmesi için dua etmeye başladı.

"Ne oldu? Jessica bu sefer seni kurtarmaya gelmedi mi?"

Karanlık varlık sivri pençeleri ile 1447'nin karnını çizerek onu duvara fırlattı.

"O zaten neden seni kurtarsın ki? Daphe ve senden nefret ediyor."

1447 öksürdü. Ve zorlukla konuştu.

"Hayır. Etmiyor!"

"Evet ediyor. Siz onun hayatını mahfettiniz. Neden etmesin ki?"

"Bunun sebebi biz değildik! Annem ve babamın Jessica'nın ailesini öldürmesi bizim suçumuz değil. Biz o zaman daha hayatta bile değildik!"

"Bahaneler... Her ne kadar reddetsende suçluluk duygusundan kaçamazsın."

"Peki sen?! Sen 1481'i kontrol ederek sen onun hayatını mahfettin! Neden?!"

Karanlık varlık güldü.

"Çünkü eğlenceli."

Karanlık varlık 1447'yı öldürmek için elini kaldırdı. O sırada arkasında 1522'nin ruhu belirdi ve onun elini tuttu. Karanlık varlık ona endişe ile baktı.

"Seni korkuttum mu?"

1522 yerden sivri ve mavi dikenler çıkararak onu duvara fırlattı.

"Benim alacağım intikam sana düşmez. Ben onlardan intikam almak isteseydim çoktan alırdım."

1522 bunu söylerken arkasında yaralanmış 1447'ye baktı. Bunu duyan 1447'nin gözleri fal taşı gibi açıldı ve istemsizce gülümsedi. Bu 1522'nin onları affettiği anlamına mı geliyordu? Öyle umdu.

"Ah... Jessica Edwars. Bende nerede kaldı diyordum."

"Ortağın nerede? Yoksa onun canını fazla mı yaktım?"

Karanlık varlık ayağa kalktı.

"Onun yerine ben varım. Bu sana yetmez mi?"

"O aşağılık ve sen benim için kolay lokmasınız. Ve inan bana. Ben kolay zaferlerden hiç hoşlanmam."

Karanlık varlık bu söze sinirlendi. Yerden sivri dikenler çıkarak 1522'yi öldürmeye çalıştı ama 1522 sağ elini sağdan sola doğru hızlıca hareket ettirdi ve dikenler ortadan ikiye ayrıldı. Ve 1522 ortadan ikiye ayrılmış dikenlerin üstüne çıkarak elinde bir kılıç oluşturarak karanlık varlığa salladı ve karanlık varlığın kolunu kesti. Karanlık varlık kolunu düzeltmeye çalıştı ama düzelmiyordu.

"Ne?! Nasıl olur?"

O sırada 1522 ona güçlü bir yumruk attı ve karanlık varlık önündeki duvara çakıldı.

"Sen benimle savaşabilirsin. Ama o yapamaz."

1447'yi kastediyordu. 1522 arkasını dönerek ona bağırdı.

"Aisha kaç! Daphe'yi bul!"

O sırada 1522'nin ayağına siyah ahtapot kolu dolandı ve yavaş yavaş tüm vücudunu kaplamaya başladı. Ve Karanlık varlık başka bir sivri dikenle 1522'nin karnını delerek onu geriye fırlattı. 1522 etrafına bakarken 1481'i gördü. Yardım etmek yerine öylece izliyordu. Karanlık varlık ona bir güç topu fırlattı. 1522 onu tutarak tersine çevirme gücünü kullanarak ona geri gönderdi ve Karanlık varlık yere düştü. Ağır yaralıydı. 1522 onun yanına geldi.

"Ölmek yerine 1124'ün bedenine hapsoldun ve onun sayesinde hayattasın."

"Ne? Ne diyorsun?"

1522 onu umursamayarak devam etti.

"Peki 1124'ün bilinci seninkinden üstün gelse neler olurdu?"

1522 sol elini karanlık varlığa doğru tuttu ve bir anda karanlık varlığın gözleri mavi mavi parlamaya başladı. Sonra söndü.

"Ne?! Ne yaptın bana!"

"Artık onlara zarar veremeyeceksin."

Sonra 1522 elini şıklatarak karanlık varlığı başka bir yere ışınladı. Sonra etrafına tekrardan bakınca 1481'in 1425'e birşeyler yaptığını farketti. Koşarak onun yanına giderek onu duvara fırlattı ve yakasından tuttu.

"Sen ne yaptığını sanıyorsun!"

1481 yaptığı şeyi reddederek konuşmaya başladı.

"Hiçbir şey! Sadece ona yardım ediyordum!"

"Dalga mı geçiyorsun lan sen?! Ayrıca seni gördüm. Bana yardım etmek yerine öylece izliyordun ve 1425 onlara saldırırken de yardıma gelmedin. Yine ne yapmaya çalışıyorsun?!"

"Birşey yapmaya çalışmıyorum sadece yardım etmeye çalışıyorum! Neden herkes bir anda bana düşman kesiliyor!"

"Bana bak çocuk. Sana yardım etmeye çalışıyoruz. Eğer bize, özellikle de bana ihanet edersen seni bu evrenden sonsuza kadar yok ederim!"

1522, 1481'i duvara fırlattı. Sonra bayılan 1425'in yanına gitti. 1447, 1341, 1008 ve 1129 da oradaydı. 1522 soru sordu.

"Ona ne oldu?"

"Bilmiyoruz. Bir anda kontrolden çıktı."

"Ayrıca 1481'i suçladı ve 1481 onu öldürmeye çalıştı."

1522 şaşırarak onların yanına gelen 1481'e baktı.

"Bu doğru mu?!"

"Hayır dersem inanır mısın? Ayrıca neden kızıyorsun ki? O ve Aisha senin düşmanın."

"Onlarla düşman olup olmadığımı ben belirlerim ve sen buna karışamazsın."

1522 içini çekerek devam etti.

"Bana bak. Ben onları ve seni affederek size yardım ettim. Daphe ve Aisha da bana iyi davrandı ama sen. Eğer ki bana ihanet edecek olursan işte o zaman benden kork."

"Senden korkmuyorum. Ayrıca beni öldürebileceğini kim söylüyor?"

"Ben söylüyorum. Mavi çekirdeğin yaratma ve yok etme güçlerine sahip olduğu unuttun mu yoksa?"

1481 itiraz etmek için ağzını açmıştı ama neyse ki 1129 araya girdi.

"Şuan kavga etmenin sırası değil. 1425'in yardıma ihtiyacı var."

1522 arkasını dönerek 1425'in yanına çömeldi ve normal olan eliyle onun alnına dokundu. Ve şaşırdı.

"Ne oldu?"

"Karanlık varlık onun kanlarında dolaşıyor. Ve onu kontrol etmiş."

"Bu nasıl olur?"

"Onu iyileştirebilir misin?"

"Deneyeceğim."

1522 elinde sivri bir bıçak oluşturdu ve 1425'in kolunu kesti. Ve kolundan kanla karışık siyah yapışkan sıvı akmaya başladı. 1522 normal olan eliyle kanındaki bütün siyah sıvıyı çıkardı ve canavarı andıran sağ eliyle o sıvıya dokundu ve sıvı anında küle döndü. Sonra normal olan elini 1425'in kolunu kestiği yaranın üzerine koydu ve yara kapandı.

"Neden uyanmadı?"

"Normalde uyanması gerekirdi ama oldukça yorgun ve halsiz. Biraz dinlenmesi gerek. 2 saatte falan uyanır."

1522 içini çekti ve ayağa kalktı.

"Bu arada size birşey söylemeliyim."

"Nedir?"

"Mavi çekirdek ile ilgili. Neredeyse tamamı çatladı ve çatlamayan kısmı hariç her yeri siyah oldu."

"Bunun anlamı ne peki?"

"4-5 yıl kaldı."

"Karanlık varlığa ne oldu?"

1522 derin bir nefes aldı.

"Merak etmeyin. O ölmedi ama bir daha size zarar veremez."

"Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?"

"Elbette birşey yaptım ki eminim Amelia."

1481 gözlerini devirdi.

"Benim gitmem lazım çocuklar."

"Görüşürüz."

1522'nin ruhu gözden kayboldu.

O sırada Karanlık varlık.

Karanlık varlık oldukça yorgundu. Derin derin nefes alıyordu. Kırmızı gözleri kahverengi bir şekilde yanıyor, tekrar kırmızı oluyordu. Kimliği belirsiz denek ona sordu.

"Neler oldu?"

Karanlık varlık cevap vermedi. Delirmiş gibi görünüyordu. Elleriyle kafasını tuttu.

"Cevap versene."

Karanlık varlık bir anda bağırdı.

"BİLMİYORUM!"

Uzun süre sessizlik oldu.

"Birşeyler oldu.. bana birşey yaptı. Ben onun sesini duyuyorum!"

"Kimin?"

"1124'ün."

"Onu umursama. Seni ele geçirmeye çalışıyor."

"ONU UMURSAMA DEMEKLE BİTMİYOR İŞTE!"

"Aynısını sende 1481'e yapmıştın hatırlamıyor musun? Onun gibi mi olmak istiyorsun?"

Karanlık varlık bir anda ayağa kalktı ve o deneğe baktı.

"Söylesene. Sen kimin tarafındasın?"

"Ne?"

"Neden karşıma geçmiş, 1481'i savunuyorsun?"

"1481'i savunmuyorum saçmalama."

Karanlık varlık gülmeye başladı. O deneğin söylediklerini tekrar ediyordu.

"Onu savunmuyorsun öyle mi? Onu savunmuyorsun. SENCE TEK SORUN BU MU!"

Karanlık varlık o deneğin boğazını sıkmaya başladı.

"Napıyorsun sen be! Bırak beni!"

"SENİN DİĞER KOLUNU DA BENİM KOPARMAMI İSTER MİSİN?!"

Karanlık varlık o deneği bir duvara fırlattı.

"Tek kolun olduğu için savaşamazsın da. Seni öldürmek çocuk oyuncağı olur."

"Ben seni tekrar hayata getirdim ve sen bana böyle mi davranıyorsun?"

"Ne yapmamı istiyorsun? Bir tanrıymışsın gibi davranıp sana tapmamı mı? Ayrıca sana beni tekrar hayata getirmeni söyleyen kimdi?"

"Ben sadece Jessica'dan intikam almak istedim."

"Herkes istedi. Şimdi bir etrafına bak. Jessica'dan intikam almak isteyenler nerede? Hepsi birer aptalca ruhtan ibaretler. Hepsi öldü. Onlar da Jessica'ya merhamet gösterdiler."

"Zamanı geriye almamı falan mı istiyorsun? Ben bunların olacağını nereden bilebilirdim ki?!"

Karanlık varlık bir anda bağırdı ve yerden sivri dikenler çıkarak o deneği öldürdü.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.