1447 ve 1425 deney yapılan odalarda dolaşarak 1522'yi boşluktan kurtarabilecek bir bilgi arıyorlardı. Ve birşey 1425'in dikkatini çekti. Bu bir kavanozdu ve içinde hareket eden siyah ve yapışkan sıvı vardı.
"Hey. Baksana. Bu ne?"
"Hiçbir fikrim yok. Bence ona dokunma. Kötü birşey olabilir."
"Tamam. Hadi gidelim."
1425 kavanozu bulduğu yere bıraktı ve arkasını dönerek ilerlemeye başladı. O sırada kavanoz hareket etmeye başladı ve kırıldı. Kırılınca 1425 korkarak arkasını döndü ve kavanoza baktı ama herşey için çok geçti. Kavanozdaki siyah sıvı onun ayak bileğini sokarak vücudunun içine girdi ve kanının içinde dolaşmaya başladı.
"Ne oldu?"
"Kavanoz kırıldı."
"Birşey olmamıştır boşver."
Diğerleriyle takıldıkları alana doğru yürümeye başladılar. Ama 1425'in tüm vücudu acımaya ve kaşınmaya başladı.
"Aisha- bana birşey oluyor-"
"Ne oldu?"
"Bilmiyorum tüm vücudum ağrıyor. Ayrıca kaşınıyor."
"Belki 1481 seni iyileştirmeyi deneyebilir."
1425'in vücudunun bazı yerleri morarmaya başlamıştı. Onları ovalarken
"Sanmıyorum."
Dedi. Ve yürümeye devam ettiler. 1425, 1481 hakkında konuşmaya devam etti.
"Ben zaten ona bile inanmıyorum."
"Neden? O bizi kurtardı ve özür diledi zaten."
"Ve siz de buna inanıyor musunuz? Resmen bizi parmağında oynatarak rol yapıyor. Muhtemelen 'karanlık varlık' konusunda da yalan söyledi."
"Yalan söyleseydi onu redderek çekirdeği kırmazdı. Ayrıca karanlık varlığı 1124'ün bedenine hapseden de oydu."
"Huylu huyundan vazgeçmez Aisha. O muhtemelen hala Jessica'dan nefret ediyor ve çıktığında karanlık varlıkla bir olup hepimizi sırtından bıçaklayacak. Söylemedi deme."
1447'ye ablasının söylediği bu sözler mantıklı gelmişti. Ama 1481 hala kötü olsaydı karanlık varlıkla savaşmazdı ve çoktan hepsi ölmüş olurdu.
"Aman abla sende bu kadar karamsar olmayı bırak."
"Sizde hu kadar ponçik olmayı bırakın. Önünüze gelen her kötü size özür dileyip kendini acındırınca hemen affediyorsunuz. En çokta bunu Jessica yapıyor ya. Ona daha çok sinirleniyorum."
"Jessica ve ponçik olmak mı? Saçmalama. Ben daha önce hiç onun ponçiklik yaptığını görmedim. Zaten senin dediğin gibi ponçik olsaydı en baştan çocukları öldürmeye kıyamazdı. Ve ailesi yanıp 1481 ona baskı kurunca intihar ederdi."
"1481'in amacı da hala bu zaten. Muhtemelen onu kıskanıyor ve gücünü almayı planlıyor."
"Aman boşver. Zaten Jessica'nın gücünü almaya kalksa da Jessica onu çiğ çiğ yer. O kolu robot gibi olan deneğe ne yaptığını görmedin mi? 1481 onunla zar zor savaşırken Jessica onu tek bir yumrukla yere serdi."
"Geç farketmesin de. Ne oluyorsa olsun."
1425 ve 1447 buluşma yerlerine gelmişlerdi. 1341, 1008 ve 1129 oradaydı. Ama 1481 ortalıkta yoktu. 1129 onların geldiğini görünce yanlarına geldi.
"Selam. Birşey bulabildiniz mı?"
"Bir kavanoz dolusu tuhaf bir sıvı hariç hayır."
"Peki onu getirdiniz mi?"
"Hayır. Bir anda kendi kendine kırıldı."
1447 araya girdi ve konuşmaya başladı.
"1425 tüm vücudunun kaşındığını söyledi. Bunun için birşey yapabilir misin?"
"Evet. Ayrıca başım dönüyor."
"Bende iyileştirme güçlerine sahibim ama 1124 gibi güçlü değil tabii. Benimle gel."
Birkaç saat sonra.
1481 sonunda gelmişti. Onu gören 1129 hemen yanına gitti.
"1129 ne oldu? Kötü bir durum mu var?"
"Evet. 1425 bir anda fenalaştı. Ben birşeyler yapmayı denedim ama olmadı. Bir de sen onu iyileştirmeyi denesene."
"Bilemedim ki. Kırmızı çekirdek iyileşme yerine insanları daha çok kötüleştirir. Ama yinede denerim."
1447'nin aklıma 1425'in 1481 için söylediği şeyler geldi. Ve o da şüphelenmeye başlamıştı.
"Ben de seninle geleyim mi?"
"Hayır. Ben tek başıma onu iyileştirmeyi deneyeceğim."
1481, 1425'in olduğu odaya girdi. 1425 duvara yaslanmış. İki elini başının üstüne koymuş, öylece duruyordu. 1481 derin bir şekilde içini çekti.
"1129 bana senin fenalaştığını söyledi. Sana yardım edeceğim."
1425 başını kaldırmadan konuşmaya başladı. Sesi titriyordu.
"Benim yardıma ihtiyacım falan yok."
"Ne? Elbette var. Sana yardım etmezsek iyice fenalaşacaksın."
1425 bir anda başını kaldırarak ona bağırdı.
"BENİM YARDIMA İHTİYACIM YOK DEDİM!"
1481 sinirlenmeye başlamıştı. Sakinliğini korumaya çalışarak konuşmaya çalıştı.
"Dinle 1425. Denekler hastalandıklarında eğer Birkaç gün içinde iyileşmezlerse ölürler. Ölmeyi mi istiyorsun?"
"Ben sana güveneceğime ölürüm daha iyi!"
1481'in aklına 1522 geldi. 1522 elini siyah ve yapışkan sıvı dolu kovaya soktuğunda ve 1481 onu kontrol etmesi için bir teklif sunduğunda 1522 de aynı cevabı vermişti.
"Neden? Onlar bana güvenirken sen neden güvenmiyorsun? Ben zate-"
1425 ayağa kalktı ve bir anda sözünü keserek konuşmaya başladı.
"Neden mi?! Çünkü sen 'pişman oldum' ve 'karanlık varlık beni kontrol ediyordu ben birşey yapmak istemedim' bahanesiyle herkesi kandırıyorsun ve bu s*ktiğimin yerine bunu sadece ben biliyorum!"
Bağırışları duyan 1447 ve 1129 odaya girdi ve o sırada 1481 kendini tutmayarak bağırmaya başladı.
"EVET LANET OLSUN YAPIYORUM! AYRICA 1124 DE BUNLARI SÖYLEDİ VE O ŞUAN NE HALDE HABERİN VAR MI! SANA DA AYNISI MI OLSUN İSTİYORSUN!?"
1481 gücünü kullanarak 1425'i öldürmek için elini kaldırdı ve o sırada 1447 onun elini sıkıca tutarak ciddi bir ses tonuyla konuşmaya başladı.
"Sen ne yaptığını sanıyorsun?"
Onun kolunu ters çevirerek yere itti.
"SENİ BURAYA 1425'İ İYİLEŞTİRMEN İÇİN GÖNDERDİK ONA ZARAR VERMEN İÇİN DEĞİL!"
1447, 1481'in üstüne gelerek onun boğazını sıkmaya başladı. 1425 o anı şaşkınlıkla izliyordu ve aklına Jessica geldi. 1481 karanlık varlık ve diğer denekle savaşıp kaybettiği sırada Jessica o tanınmayan deneği boğazlayarak aynı sözleri söylemişti ve o buna bizzat şahit olmuştu. Diğerleri de bağırışları duyunca geldiler ve 1129 bir anda bağırdı.
"Durun! 1447 sana son kez söylüyorum. Dur artık."
1447, 1481'i boğazlamayı bıraktı ve 1481 ayağa kalktı. Bu sefer de 1129, 1481'den hesap sormaya başladı.
"Ayrıca senin yaptığın şey neydi? Ona bağırarak onu öldürmeye çalıştın! Gerçekten ona birşey olsaydı ne diyecektin?!"
1447 araya girdi ve 1481'i suçladı.
"Duymadın mı? 1425 ona 'hepimizi kandırıyorsun' dediğinde 'lanet olsun yapıyorum' dedi. Onu öldürmeyi en başından beri istiyordu."
"Hayır ben sadece ona yardım etmek istedim! Bana bağırınca bende ona bağırdım bu kadar!"
"Bu kadar değil işte. Onu öldürmeye çalıştın diyorum. 1447 olmasaydı Daphe şuan yerde kanlar içinde yatıyor olurdu."
"O beni suçluyor ve sizde onu savunuyor musunuz?"
"Evet. Çünkü o 'hepimizi kandırıyorsun' demekle doğru söylüyordu. Söyleseydi zaten onu öldürmeye çalışmazdın."
"Herşey güzelken neden beni suçluyorsunuz anlamıyorum!"
1481 kapıda duran 1008'i iterek çıktı ve uzaklaştı. 1447 de ona söylendi.
"İşine gelmeyince de git zaten."
"Allah aşkına bir de sen başlama."
Diğerleri ellerinden geldiğince 1425'e yardım etmeye çalıştılar ama 1425 yerine daha da kötüleşiyordu. O gün geçtikçe daha çok ölüyordu. 1447'nin umudu yavaş yavaş tükenmeye başlamıştı. Yuna ve Jessica'nın yokluğu onu çok üzmüştü ve yavaş yavaş umudunu kaybediyordu. Bunun üzerine de ablasını kaybedip, 1481'den ihanete uğrayamazdı. Kendi kendine oturup dua ederken 1129 onun yanına geldi.
"Napıyorsun?"
"Oturuyorum işte."
1129 onun yanına geldi ve o da oturdu. Ve 1447'nin yüzüne baktı.
"Pek öyle görünmüyor. Üzgünsün."
1447 içini çekti. Ve konuşmaya başladı.
"Evet. Yuna için çok üzülüyorum."
"Aynen. Biz hadi neyse de. O senin kollarındayken öldü."
1447 onun bu sözüne daha da üzülmüştü. Ama umursamamaya çalışarak devam etti.
"Üstüne üstlük de herşey karma karışık bir hal almaya başladı. 1522 yıllardır boşlukta hapis ve o yokken herşey daha da kötüleşiyor."
"Umudunu asla kaybetme Aisha. O bir gün geri dönecek ve hepimizi kurtaracak."
1447, 1129'un suratına sinirle baktı.
"O geri dönüp hepimizi kurtaracak ama ne zaman? Neredeyse 10 yıl geçti. Ayrıca o geri gelip herşeyi kurtarınca herşeyin tamamen biteceğini mı sanıyorsun? Bu lanet olası bedenlere hapsedildiğimizden beri.. hiçbir şey normal değil! Ve Jessica'yı boşluğa hapsederek hepimizi kandıran, üstüne üstlük 1124'ün ölümüne sebep olan tek kişi 1481! Ama kimse onu takmıyor. Sanki daha önce hiçbir şey yapmamış gibi."
"1481 yaptıklarına gerçekten pişman. Ve şuanda bi-"
"O pişman falan değil! O Jessica'nın hayatını mahfetti. Onu boşluğa hapsetti, hepimizi kandırdı. 1124'ün ölümüne sebep oldu. Hatta belkide Yuna'yı öldürmesi için adam tutmuştur ha?"
1129 bir anda ayağa kalktı ve 1447'ye bağırmaya başladı. Bu duruma 1447 oldukça şaşırmıştı çünkü o 1129'u hep sakin ve doğruyu savunan biri olarak bilirdi.
"Ayrıca sen neden Jessica'yı savunuyorsun? O seni kandırarak öldürdü ve hayatını mahfederek senin ruhunu başka bir bedene hapsetti. Bunu herkese yaptı."
"Ben Jessica'yı savunuyorum çünkü Jessica 1481 gibi rol yapmıyor. O gerçekten pişman ve kaç kere bizim hayatımızı kurtardı. Biz ona acırken o bizi arkadaşı olarak görüyordu! Ve o 1481 onun hayatını mahfetmesine rağmen onu affetti. Neden? Sırf ona yardım etmek ve tüm sorunları ortadan kaldırmak için. O da 1481'e yardım etmek yerine savaşmayı tercih etseydi kötü sonuçlar alacağını biliyordu."
Uzun bir süre sessizlik oldu. Ve bu sessizliği 1447 bozdu.
"Ayrıca sana ne oluyor? Sen benim bildiğim eski bilge, sakin ve her zaman adaletli 1129 değilsin."
1129 bu söze şaşırmıştı. Kendinden utanarak kafasın
ı eğdi.
"Özür dilerim. Şuan yaşanan olaylar... Kime güvenmem gerektiğini bilmiyorum. Kafam karışık. Zor dönemlerden geçiyoruz.."
"Önemli deği-"
Bir anda 1129 ve 1447 güçlü bir çığlık sesi duydu.