Arkadaşlar yorum yapmayı ve oylamayı unutmayın seviliyorsunuz.♡♡
Errel ormanda gözleri gördüğü yere doğru yürüdü ama hizmetkarı onun yanına gelip
"Prensesim burada ne işiniz var? Kendinizi öldürtmek mi istiyorsunuz? Ayrıca yarın erken uyanmanız gerekiyor uykusuzluk odaklanmanıza izin vermez." Hizmetkarı da olsa ondan yaşça büyüktü ve errel onun elinde büyümüştü.
"Peki geliyorum"
Odasına doğru giderken gözü hala o taraftaydı, o gözler kime aitti yada neye bilmiyordu belkide bir vampirdi sadece diye geçirdi aklından beliide haklıydı ordaki bir vampir muhafızdı belkide.
Odasına geldiği sırada hayyel'in çoktan uyuduğunu gördü.
Hizmetkarı ona siyah bir gecelik çıkardı.
Giyindikten sonra errel yatağına yattı ve derin bir uykuya daldı.
Errel sabah biraz geç uyandı ve bunun sebebi tüm gece üzerinde sanki biri onu izliyor,hissi yüzünden uyuyamamasıydı,errel sabah gözünü zar zor açtı.birden iki hizmetkar beraber odaya girdi biri hayyel'in hizmetkarı,diyeride kendi hizmetkarıydı.
Errel'den
Hizmetkarların odamıza girmesi ile beraber ikimizde dolaptan elbise seçmeye hazırlanıyorduk.
Hizmetkarlar kendi seçtiğimiz elbiselere uygun taç,kolye falan hazırladılar.
Tacımıda saçıma tuturduktan sonra odadan çıkmaya hazırdım.
Elflerin giyim tarzına uygun giyinmiştim,krem rengi bir elbise, mavi taş detayları olan bir elbise.mavi elf elması bir kolye ve mavi taş detayları olan arada şeffaf taşlarında olduğu gümüş renkli taçla tamamlamıştım kıyafetimi.
Hizmetkarlar odadan çıktıktan sonra hayyel'in elbisesine baktım bebek pembesi bir elbise sarı kumaş detayları olan kabarık etekli bir elbise,altın bir kolye ve pembe taşları olan altından bir taçla görünümünü tamamlamıştı sapsarı saçlarına ufak ufak örgüler yapmıştı.
Aşağı indiğimde yemekhane ye geldiğimizi anladım aşırı yüksek bir tavanı vardı,altın renginde ağaç desenleri vardı herkesin krallığını temsil eden renkler ve desenler vardı vampirleri temsil eden yarasalar,bizi temsil etmesi için geyik, ağaçlar ve oklar ve yaylar vardı,cadıları temsil için dev bir kazan içinde,yeşil bir sıvı vardı üstünde buhar kuru kafa şekli almıştı,periler için kelebekler,sirenler için ahtapot,balık,ve yılan balıkları vardı, denizciler için dev bir gemi vardı üstünde yılanlar ve köpek balıkları vardı,insanlar içinse mızraklar ve kalkanlar vardı.
Birden hayyel kolumu tuttu ve beni içeri götürdü.
"Errel seni varislerle tanıştırıcam,buraya gel" tatlı oda arkadaşımı kıracak değilim buradakiler ile ne kadar çabuk tanışırsam o kadar iyiydi.
"Peki hemen geliyorum." Diyerek cıvıldadım nedense çok yakın gelmişti bana hayyel.
"Peki ilk varisimizle başlayalım bu siren prensesi mariselle." Siyahi olan güzel kız aslında çok güzeldi
"bende neden hep gemiler batıyor,denizciler kayboluyor şimdi anladım güzelliğiniz yüzündenmiş." Bunları samimiyet içerisinde söylemiştim deniz kızlarının su dışına çıkınca insanlar gibi yürüyebiliyorlardı.
"İltifatlarınız için teşekkür ederim. fakat kendinizi küçümsemeyin sizin güzelliğiniz değil gemileri,tüm deniz altı halkını kendinize aşık ederdiniz."
Bana karşı çok samimi davranması hoşuma gitmişti.
"Burdaki herkes beni şımartmaz umarım." Dedim, muzurca gülümseyerek.
"Merak etmeyin prenses sizi çokta şımartmayız" diye karşılık verdi.yeşil gözlü ,kırmızı dudaklı prenses
"Bende ruhlar prensesi shelley" dedi elini uzatarak.
"Memnun oldum prenses.bir ruh olmanıza rağmen size aşık olmamak elde değil." dedim güzelliği hayranlık uyandırıcıydı simsiyah saçları kıpkırmızı dudakları vardı.
Masada oturup asla konuşmayan iki prensesin yanına gittim ve elimi uzatarak "sizde cadı prensesı Ira olmalısınız?" Dedim yine sevecen bir tavırla.
"Sanırım kendimi tanıştırmadım ben greta deniz hükümdarı kızı" dedi ama, mariselle buna bozulmuştu çünkü ikiside deniz hükümdarlarının kızlarıydı ve krallıklar arası biraz gergindi
"Tekniki açıdan bir kısmına sahipsiniz diyelim." Dedi greta uzatmadı
"Sizde haklısınız bir kısmı demeyi unuttum kusura bakmayın."
Aslında belli sinirli biriydi ama bunu dizginlemeyi biliyordu
"Bende maria vampir prenses" sesi soğuk tu
"Bende errel elf prensesi" sevecen bir ses tonuyla söyledim
"Bende prens marcus sizinle tanışmak ne büyük bir şeref." dedi yakışıklı prens,saçları sarıydı sert bakışlıydı ve belliki otoriter bir insandı.griye çalan gözleri çok güzeldi hatta hayranlık uyandırıcıydı.
"Bende memnun oldum prens marcus anlatılanlardan daha yakışıklıymışsınız, bu kadar olduğunu düşünmemiştim." Dedim yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu ve kendini beğenmiş gibi bir halide vardı.
"Teşekkürler leydim yakışıklı oluşum, sizin krallığa kadar gelmiş demek?"
"Bende prens zero insan prensiyim, sizinle tanışmak büyük bir şeref." Dedi yakışıklı prens ciddi ve sert bir yüzü vardı.
"Bende lordum sizinle tanıştığımıza memnun oldum." Diyerek referans verdim. Oda karşılık olarak bana referans verdi
"Bende kayne dün adımı sormamıştınız leydim." Dedi bu dünkü gördüğüm vampirdi sert bir yüzü vardı ve kardan bile daha beyaz tenk ile bana ukâlâ ve üstten bir şekilde bakıyordu gözleri kıpkırmızıydı saçları hafif kahverengi ve sarı, siyah karışımıydı bana referans verdi. Simsiyah kıyafeti onu yansıtıyordu.
"Bende errel kusura bakmayın prensim gece gece bana sinsice yaklaşan birinin adını sormayı unutmuşum." Dedim ona üstten üstten bakmaya başladım.
"Amaaaan neyse ben açıktım lord ve leydilerim artık softaya teşrif edermisiniz rica etsem" dedi hayyel ve sofraya geçtik. tam karşımda maria oturuyordu, bana nedense tuhaf tuhaf bakmaya devam ediyordu. ben kahvaltımı ederken onun tek yaptığı beni izlemekti, bunun farkında değilmişim gibi davranıyordum elbette ama bakışları resmen boşluk gibiydi içinde hiçbir şey yoktu.
Birden shelley ortamdaki soğuk havayı aldı.
"Peki errel.senden yaşça çok büyük, iki ablan ve üç abin var ve bildiğim kadarıyla büyük abin tahta geçecek Öyle değilmi?"
"Evet leydi shelley. öyle ama kader belkide, diğerleri tahta çıkamadan başına birşey gelebilir. bu yüzden hepimiz eğitimimizi aldık bir ben kaldım." Dedim önümdeki eti yerken bir yandan sıradaki soruyu merak ediyordum ve etrafıma bakınıyordum
...
İlk dersim birazdandı dans dersi umarım pot kırmam da kimsenin ayağına basmam. Diye düşünmeden edemedim aslında dans konusunda iyiyim eğitimim var aslında ama burda daha farklı dans etme şekilleri farklı ve enerjikti.
Dansa hazırdım. kırmızı renk, beyaz elmas desenli hafif kabarık bir eteği olan bir elbise giydim ona uygun aksesuarlar taktım. oldukça iyi görünüyordum benimle birlikte bu sene başlayan oda arkadaşım da dans dersi için hazırlanmıştı oda, hafif pembe tona vuran ince belli. bir elbise giymişti saçlarına pembe rekleri olan bir taç seçmişti.
Aşağıya indiğimizde geniş dans odası kırmızı perdelerle süslenmişti beyaz renkli altın detaylı duvarları vardı geniş tavanı vardı tavandan aşağı sarkan sarı yapraklı ince sarmaşıklar aşağı doğru sarkıyordu.
İçeri girdiğimiz sırada karşımda birkaç kişi daha vardı, bunlardan biri dikkat çekmemek için odanın kenarında oturan kibirli prens Kayne'ydi. odada prens marcus vardı dördümüzde bu sene başlamıştık. odada dans eğitmeni ve yardımcıları da vardı.
"Prenses errel ve prenses hayyel hoşgeldiniz." Dedi yaşlı kadın 60'lı yaşların başında olduğu belliydi genç görünmüyordu buda bir insan olduğunu gösteriyordu. Ben ve hayyel bir referans ile karşılık verdik.
"Şimdi sıra eş seçiminde." Dedi yaşlı eğitmen
Lafı bitmeden prens marcus elini bana doğru uzatmıştı.
"Bu dansla beni onurlandırır mısınız leydim" elini bana doğru uzatmış cevabımı bekliyordu.
"Elbette lordum." Diyerek piste doğru o önde ben arkada yürümeye başladık ki hayyel kolumdan tutup
"Errel bana yardım et lütfen marcus ile dans etmemi sağla lütfeeeeen!" Marcus'dan hoşlanıyordu biraz yardıma ihtiyacı vardı belliki.
"Peki merak etme güzellik birazdan marcus kollarında olur." Gülümseyerek söyledim bunları ve muzurca gülümsedim ve Piste doğru yürüdüm.
Prens elini davetkâr bir şekilde elini havaya kaldırdı, elini yavaşça tuttum elini belime doladı hayyel'de kayne ile eşleşmişti, taamam hayyel için vampir prensle dans edebilirdim.
Şarkı başlamıştı ve biz yavaş yavaş dans etmeye başladık. birkaç dakika dans ettikten sonra müzik biraz daha yükseldi, prens ile dans ederken hayyel ile kayne'nin yanına doğru ağır ağır gidiyordum. Yanlarına yakalaştıktan sonra, prens beni kendi etrafımda döndürdü ve ben ile hayyel aynı anda eşlerimizin ellerini bırakıp yer değiştirdik. Ben kayne'nin karşısına geldim, onlar dans ediyordu ben ve kayne fazla zaman kaybetmeden dans etmeye başladık.
"Yaptığınız şeyin farkındayım leydim. Bu işleri bırakıp, başına geçiceğiniz tahtı düşünseniz daha iyi olmazmı?"
"Sadece dostuma yardım ediyorum lordum, bu kötü birşey mi?"
"Hayır sadece sizin çöp çatanlık yapıcağınızı pek tahmin etmiyordum leydim." Sesindeki kibir o kadar fazlaydı ki ilerde başına büyük belalar alacağı kesindi.
"Sadece onlara bir şans veriyorum."
"Marcus ve kuzenimin nişanlı olduğunu biliyorsunuz değilmi?"
"Biliyorum ama ikisinede seçme şansı verilmedi. Sizce ikisi birbirini seviyor mu lordum siz onlara daha yakınsınız?"
"Haklısınız, ama krallıklar için gerekli bir evlilik bu!"
"Aşk önemli değilmi sizce onların düşünceleri yokmu? Sevdikleri kişiler? Maria ile hiç konuştunuzmu yada o sizinle hiç konuştumu?"
"Sizce aşk önemli mi kalbi boşu boşuna yoran birşey bence."
Ağır ağır dans ediyorduk ben tam birşey söyleyecekken bir çığlık sesi ile durduk...
Bir bölümün daha sonuna geldik umarım okurken eğlenirsiniz sizi seviyorum ALLAH'A emanet (💜)