İçeriğe geç

Karanlığa Çökmüş Bir Kalp

Bölüm 4 · 6 dk okuma

Karanlığa Çökmüş Bir Kalp

Bölüm 4

Var olmamış gibi

OY VE YORUM YAPMAĞI UNUTMAYIN LÜTFEN

Keyifli okumalar

Geçmiş(ilahi bakış açısı)

Hayat sizcede çok anlamsız değilmi?

Bir o kadadarda acımasız ve zor.

Çoğu kişi hayatının sıkıcı ve normal olmasından dolayı isyan ederken peki diğer insanlar?

Hiç düşündünüzmü onların sizin yerinizde olmak için nelerini vere biliceğini?

Düşünsenize bir insanın sadece küçük bir umuduyla hayata tutunduğunu.Bir gülümsemeye bile hasret kaldığını..

Bizim isyan etiğimiz hayat bazılarının hayali bile olamamıştı...

Küçük kız düşüncelerini küçük not kağıttına yazıp kitapın arasına koydu. Gökyüzüne bakıp biraz daha düşüncelere daldı.

Okulun bahçesinde kimsenin olmadığı bir köşede çimenlerin üzerinde oturmuş en çok sevdiği şeyi yapıyordu.

Sessiz bir yerde kitap okuyup ve sonra düşündüklerini kaleme dökmek.Bu onun için artık ritüel haline gelmişti.Vakit buldukça hep bunu yapardı.Ama ne zamandan beri ilk kez yapıyordu.

Çünki kaç haftaydı okula gelmiyordu.Ailesinin zoruyla şimdi buradaydı.

Dersin başlamasına 5 dakika kala ayağa kalktı ve yürümeğe başladı.Bazıları onun gibi okula doğru yürürken bazıları ise umursamamış yaptıkları işe devam ediyorlardı.

Okula girip merdivenleri tırmanmaya başladı.Okulu 3 katlı idi ve o 2 ci katında okuyordu.

Lavaboya gidip kendine geldikten sonra derse girmeyi düşünüyordu.

Onu izleyen kişiden habersiz lavaboya taraf yürümeğe başladı.İçeri girip aynanın karşısında durdu.Aynadaki aksine bakıp gördüğü görüntüyle yutkundu.Siyah uzun saçları dağınık bir şekilde omuzlarından sarkıyordu ve koyu kahverengi gözleri kızarmıştı.Üzerindeki okul forması ise üzerine bir kaç beden büyüktü ve bu onu büyük gözüktürmektense aksine dahada küçük gösteriyordu.

Musluku açıp elini yıkadıktan sonra yüzünüde yıkadı.Küçük gözlerini kırpıştırıp aynadaki aksine bir daha baktı.

Sanki karşısındaki kişi o değildi.Başka biriydi ve onunla alay ediyordu.Tüm bu olanlardan dolayı onu suçluyordu.

Çocukluğunu yaşadığı anlara geri dönmek istiyordu.

Gözlerini kapatıp sakinleşmeyi diledi.Gözlerini yeniden açıp ellerini ve yüzünü kuruladı.

Kapı açılmasıyla aynadan kim olduğuna baktı.Gördüğü kişiyle küçük gözleri irice açıldı.

"Hayır olamaz"

Onu görmeyi hiç beklemiyordu.Muhtemelen onun okula geldiği günü beklemiş ve bu fırsatı kaçırmamıştı.

Oda onun gibi kaç haftaydı okula gelmiyordu.

Peki şimdi neden gelmiştiki?

Arkasına dönüdü bu zaman yüzü kıza taraf olmuştu.

Karşısındaki kıza baktığında ondan daha iyi bir

durumda olduğunu gördü ama her şey görüntü değildi değilmi?

Bir insanın ne çektiğini kendisinden başka hiç kimse anlayamaz.

Kısa sarı dalğalı saçlarını her zamanki gibi düzleştirmiş ve okul forması da onun kinin aksine üzerinde düzenli duruyordu.Ne olursa olsun her zaman dış görünüşüne önem veren birisiydi.Yüzüne baktığındaysa beyaz teni solmuş mavi gözleri ağlamaktan kızarmış şekilde ona nefretle bakıyordu.

"Senin burda ne işin var?"

Karşısındaki kız ona alayla bakıp yürümeğe başladı.

"Beni beklemiyordun değilmi?" deyip kahkaha attı.

Arkaya doğru bir addım atıp korkuyla ona baktı.Beril ondan bir kaç yaş büyüktü.

Ona karşı kendini suçlu hissediyordu ve bu yüzden kendisine ne söylerse veya yaparsa karşı çıkmayacaktı.Zaten bir gün bu karşılaşmayı bekliyordu ama sadece şimdi olmasını beklemiyordu.

Karşısındaki kız ona doğru atılıp uzun saçlarını avucunun içine aldı ve çekmeye başladı.Bunu beklememiş olmalıki ağzından bir çığlık koptu.Beril saçlarını geriye doğru çekip onun yüzüne doğru nefretini kustu.

"Sen bir katilsin.Keşke sende o gün ölseydin.Hayatın boyunca hep yakanda olucağım.Tüm bu yaptıklarına seni pişman edeceğim.Umarım sende benim gibi kimsesiz kalarsın." bağırdı dediklerinin ilerde gerçekleşmesinden habersiz.

"Keşke" deyip gözünden bir damla aktı ve boşlukta kayboldu.

Saç dipleri gerçekten çok acıyordu.

Beril saçlarını bırakıp onu yere sertçe fırlattı.Ondan tiksiniyormuş gibi baktı ve lavabodan çıktı.

Beril farkında olmasada onu yere fırlattığında kafasını çarpmıştı.

Böyle olmasını o istememiştiki.Zaten hep tüm suç onunundu değilmi? Neden bir defada onu anlamaya çalışmıyorlar ki?

"Yeterr artık" diye bağırdı.Kaldıramıyordu artık tüm bu olanları.

Ama bilmiyorduki bu yaşadıkları neymiş yaşanacaklardan sonra...

"Hayır ben katil değilim." diye sesizce fısıldadı.

"Neden Kaya? Ha neden üzerime böyle bir yük koyup gittin?Keşke o gün ben ölseydimde böyle olmasaydı" yerde acı verir gibi kıvranıyordu.Eline yere vurup hıçkırıklarla ağlamağa başladı.

Biraz sakinleştiğinde elini kafasının acıdığı kısma koydu.Kafasının daha çok acımasıyla ellini çekti.Buğulu gözlerle elline baktığında kanın bulaştığını gördü.

"Kan"

Bir heceli, üç harfli basit görünen bir kelime.Çoğunun korktuğu bazılarınınsa akmasından zevk aldığı bir sıvı...

Gözlerini kapatıp yok olmayı diledi.

Sanki hiç var olmamış gibi...

&&&&&&&&&

Yakalanmıştım

Hayır bu işin hiç başlamadan bitmesine izin vermeyecektim.

Elimi silahın olmadığı cebime atıp iğneyi çıkarttım.O anlamasın diye haraketlerimi yavaş biçimde yapıyordum.Bu iğneyi her ihtimale karşı cebime koymuştum ve iyikide koymuşum.Silahı çıkartsaydım hemen anlardı ve beni çabucak etkisiz hale getire bilirdi.

Ona taraf döndüm.Karşıma baktığımda önümde bir silüet vardı.Kaslı bir erkek bedeniydi ve benden uzun olduğu belliydi.Ama ikimizde karanlıktan bir-birimizin yüzünü göremiyorduk.

Küçük bir sorunumuz var. Mehmet Acar bu kadar kaslı ve uzun değildi.O zaman karşımdaki kişi kimdi?

Muhtemelen sağ kolu ve ya başka biriydi.

Bana doğru bir addım atıp resmen ağzımın dibine girdi.Bu durumdan rahatsız olsamda yapacağım şey için gerekli olduğunun bilincindeydim.

Kulağma doğru yaklaşıp"Kimsin?" diye fısıldadı.

Sesi bir melodi gibi kulağıma ulaşırken ilk defa bir erkekin sesinden bu kadar etkilendiğimi fark ettim.

Sesi gerçekten etkileyiciydi.

Aklım başka yerlere gitmeden kendimi toparlamalıydım.

Kurumuş boğazımı ıslatmak için yutkunup boşta kalan elimi uzaklaşması için kaldırdım.Gereklimi demiştim? Hiçte gerekli değilmiş.

Elimi hızla yakalayıp sırtıma doğru büktü ve bu zaman ona daha çok yaklaşmış olmuştum.Kahretsin refleksleri çok hızlıydı.

Elini hızla cebime atıp silahı aldı ve bizden uzağa fırlattı.Onu engelemek istesemde buna izin vermemişti.

Ah şimdi ne yapacaktım?

Demeki o kadarda salak değilmiş.Sanırım şuanda salak durumunda ben oluyordum.

Ama elimde bir silah daha olduğunu bilmiyordu.

"İğne ne zamandan beri silah oluyormuş?" diyen iç sesimi cevapladım.

"Düşmanına karşı kulanıla bilcek her nesnenin silahtan farkı yok.Sadece bunu göre bilmek gerek."

"Sana kim olduğunu sordum" deyip elimi sıktı.Sinirlenmeğe başlıyordu ve bende artık sinirleniyordum.

Dişlerimi sıkıp " İlerde kim olduğumu çok daha iyi anlayacaksın" dedim ve elimdeki iğneyi boynuna bastırdım.

Dediklerimi idrak etmeden yaptığım haraketle onu dumura uğratmışdım.Ama sonra beni hızla kendinden uzaklaştırdı.Elini iğnenin olduğu kısma koyup "Sen ne yaptın?" diye bağırdı.

Vaktim azalıyordu ve artık tüm bu seslere korumalar bir şeylerin ters gittiğini anlamış olmalıydılar.İyiki hızlı etki gösteren ilaçı almıştım.

Karşıma baktığımda onun sendelediğini sonra ise yeri boyladığını gördüm.

İlaç sadece bi süre onu felç edecek sonra ise uykuya dalacaktı.Ama ne zaman uyanır bilmiyorum çünki bu kişiye göre değişiyordu.Ve onun ilaça dayanıklı olduğunu düşündüğümden kendine hızlı geleceğini biliyordum.Bu yüzden yakalanmadan burdan kurtulmalıydım.

Hızla pencereden atlayıp arka bahçeye doğru koşmaya başladım.Çağılı duvarın önünde gördüğümde düşüncelerimde yanılmadığımı anladım.

Çağılın yardımı ile duvara tırmanıp hemen atladım.Bir kaç saniye sonra Cağılda yanımdaydı.

"Hey burdalar buraya gelin" eşittiğimiz sesle sağa taraf baktığımızda korumaların hızla bu tarafa koştuğunu fark ettik.

Çağılla bir birimize bakıp bizde hızla koşmaya başladık.

Bizden uzaktalardı ve karanlıktan nerde olduğumuzu çok iyi görmüyordular muhtemelen.

Arabaya yaklaştığımızda silahla artık ateş ediyordular.

Arabanın kapısını açmak istediğimde sağ omzumda hissettiğim yanmayla"Kahretsin" diye fısıldadım.

Arabaya bindiğimde Cağılda bindi.Arabayı çalıştırıp hızla sürdü arkama baktığımda onlarında bizi takip ettiğini anladım.Hala ateş etmeye devam ediyordular.

"Çağıl silahın nerde?"

Bana silahı verdiğinde omzuma dikkat ederek silahı aldım ve camı açıp bende ateş etdim.Arkamızda 4 araba vardı ve birinin lastiğine sıkmıştım.

Kaldı 3 tane.

Yarım saattir yoldaydık ve arkamızda iki araba vardı.Hepimizin kurşunları bitmişti.Çağıl arabayı sola doğru kırdığında omzum kapıya çarptı.Dişlerimi sıkıp Çağıla fark ettirmemeye çalıştım.

1 saat sonra

Artık izmizi kayıp etirmiştik.Şimdi ise bir orman yolunda kaybolmuş durumdaydık.Benim durumum ise gittikçe kötüleşiyordu.Ve bunu artık Çağıla fark ettirmemekde zorlanıyordum.

Çağıl bana baktığında "Neyin var?İyimisin?"

Kafamı salayıp "iyiyim" dedim.

Bana şüpheyle bakıp "Neden peki omzunu tutuyorsun?"

Artık cevap vermeğe halim bile yoktu kafamı arkaya doğru attıp gözlerimi kapattım ve ona cevap vermedim.

"Sen yaralısın?"

Cevabını kendi anlamış olamliki arabayı durdurup bana kızmaya başladı.

"Bunu bana şimdimi söylüyon?Ha doğruya bunu sen bile söylemedin ben anladım."

Dediklerinin çoğunu anlamıyordum ve artık gözlerim kararıyordu.

"Erva sen çocukmusun?Bana neden söylemiyorsun?" duyduğum kelimeyle.

Ben hiç bir zaman çocuk olamamadımki...

Buna izin vermediler.

Gözlerimi kapattım ve her yer karanlığa büründü.

Bölüm sonu

1 yorum