Bölüm 17: Sessiz Bir Mutluluk
Elif sabah gözlerini açtığında güneş perde arasından yüzüne vuruyordu. Mehmet mutfakta kahvaltı hazırlıyordu, Asya ise hâlâ mışıl mışıl uyuyordu. Elif gülümsedi, içinden geçirdi:
"Savaşlarım bitti. Artık sadece şükür var."
Kahvaltıda Mehmet gazeteyi kenara koydu:
– Bugün seni bir yere götürmek istiyorum.
– Nereye?
– Sürpriz. Ama sadece biz üçümüz.
Araba yeşil bir tepenin yamacında durdu. Piknik örtüsü, termos, Asya'nın en sevdiği kitaplar… Huzurun adıydı orası.
Elif başını Mehmet’in omzuna yasladı:
– Allah razı olsun senden.
Mehmet sadece “amin” dedi… çünkü bazen tek kelime her şeydi
Örtünün üzerine oturduk. Mehmet termosu açtı, buharı yüzüme vurdu. Elif ilk yudumda gözlerini kapattı.
– Unutmuşum böyle sakin olmayı, dedi.
Asya çimenlere koştu, çiçek topluyordu. Geri geldiğinde elleri doluydu:
– Anne bak! Bunlar senin için!
Elif, Asya’nın avucundaki papatyaları aldı, saçına iliştirdi.
– Artık gerçekten annelik edebiliyorum. İçimdeki boşluk doluyor.
Mehmet gülümsedi:
– O boşluğu senin sabrın doldurdu. Ben sadece eşlik ettim.
Elif başını gökyüzüne kaldırdı. Bulutların arasında özgürce uçan bir kuş gördü. İçinden geçirdi:
"Artık ben de uçuyorum."
Akşam olurken Mehmet gitarını aldı, küçük bir melodi çaldı. Asya dans etti. Elif ise sadece baktı… huzurun dansını, şükrün sesini, sevginin müziğini dinledi.