Bölüm 16: Son Yüzleşme
Küçük bir kafede oturdum. Ellerim çay bardağını tutuyordu ama içimden fırtınalar geçiyordu. Kapı açıldı. Esat içeri girdi.
Yıllar geçmiş ama bakışı aynı. Sert, hesap soran… Ama bu kez karşısında o eski Elif yoktu. Ayağa kalkmadım bile. Sadece gözlerinin içine baktım.
– Konuş hadi. Vaktim yok.
Esat şaşırdı.
– Sen... değişmişsin.
– Hayır, ben kendimi geri aldım.
– Neden bana haber vermedin? Asya benim de kızım!
O an yüreğimden bir ateş yükseldi.
– Sen baba olmayı seçseydin, ben kaçmak zorunda kalmazdım! Asya'yı doğduğundan beri ben büyüttüm. Korkusuz, şefkatli, merhametli biriyle tanıştırdım. Sen ise sadece kırdın, ezdin, yok saydın!
Esat sustu. Başını eğdi. Yutkundu.
– Sadece... sadece özür dilemek istedim.
Bir anlık sessizlik.
– Özrün, geçmişte bıraktığım zincirlerle birlikte gidebilir. Ben seni affetmek zorunda değilim. Ama unuttum. Ve unuttuğum yerde çok güzel bir hayat kurdum.
Ayağa kalktım. Montumu giyerken son bir cümle bıraktım:
– Sana hakkımı helal etmiyorum. Ama artık seni hatırlamak zorunda da değilim.
Kapıdan çıktım. Gözlerime yaşlar dolmuştu ama bu gözyaşları acıdan değil, zaferdendi.