Yeni başlangıçlar herkes için iyi olabilirdi belki de, ya da hayatın akışı sizi bir şekilde götürürdü geleceğe.
Yapamazsın denilen herşey yapılabilir, belki de yapabilirim dediğiniz hiçbir şeyi yapamazsınız.
Tam sekiz yıl önce daha on altı yaşındaydım. İlk kez elim kana bulanmıştı, zevk alıyordum kan görmekten üstümdeki lekelerden insanların çığlıklarından...
Gün geçtikçe daha da acımasız oluyordum, zaten bu suç dünyasında kariyerin ilk adımı değil mi?
Evet öyle.
Bir yandan siyah dar ince askılı oldukça cepli tulumumu giyerken bir yandan düşüncelerimle başa çıkmaya çalışıyordum.
Belma'nın getirdiği cepli kemeri belime taktım. FN five-seven marka tabancamı kemerime taktım yeterli mi asla.
oldukça keskin çakılarımdan iki tane alarak onları da kemerime koydum.
Lazerleri de aldık mı iç giyim hazırdı.
Belma gururla bana bakarken ona gülümseme göndermeyi unutmuyordum
Endisheliydi, bunu yeşil gözlerinden anlayabiliyordum ama bu ilk operasyonum değildi tamam belki de ilk büyük operasyonumdu ama zaten Belma hep yanımda olacaktı.
"Korkma. Bir sorun olmayacak, hangi elbiseyi giyeceğim."
Gözleri elbiseyi ararken beni uyarmayı da ihmal etmiyordu güzel ablacım.
"Es bak bu diğerleri gibi değil. Yakalanırsan kurtuluşun olmaz. Bu sıradan bir parti değil. Neredeyse bütün Saygın suçlular katılıyor ve o vazoda herkesin gözü var. Çok sıkı korunuyor."
Haklıydı kolay değildi. Ama yapacaktım bu akşam o vazoyu alacaktım. Ne pahasına olursa olsun.
"Abla tamı tamına sekiz sene. Sekiz senedir eğitim alıyorum. Hem sen değil miydin ailemizin mesleğini devam ettirelim diye?" Derin bir iç çekti
"Ahh suçlu olmak bir meslek değil. Bak es hep yanında olacağım. Dikkatli ol."
Elindeki elbiseyi bana verdikten sonra odadan çıktı bu gün çok şık olmam gerekiyordu çünkü sıradan bir yere gitmiyorduk. Şahin Tuğrul' un villasına gidiyorduk. Malikane demek daha doğru olur. Adını her yerde duyuyordum. Sağda solda ondan met ediliyordu. Kendisini görmesemde namını çok duydum ve yakında o da benim namımı duyacaktı. Uzun yırtmaçlı elbisemi tulumumun üstüne giydim tulumum şort şeklinde olduğu için elbisede belli olmuyordu. Elbisemin en sevdiğim özelliği eteğinin çıkıp her an atılabiliyor olmasıydı bu sayede vazoyu alıp hızla kaçabilirdim. Makyajımı da çarpıcı ve göz alıcı yaptıktan sonra hazırdım...
Aşağı indiğimde ablam çoktan beni bekliyordu.
"Nerde kaldin es. Herşey tamam değil mi? Tabanca, bıçaklar, lazer?" İçinin rahatlatacağı bir tavırla "abla sakin ol. Herşey tamam sen ne yaptın tedbirli olmalıyız." Bana herşey tamam der gibi başını salladıktan sonra çıkmak için kapıya yeltendik lakin amcamın sesini duymamız la arkamıza dönmemiz bir oldu. "Dikkat edin. Sakın işi elinize yüzünüze bulaştırmayın. Unutmayın düşmanımız çok dişli." Amcam da panik olmuştu ne vardı bu adamda bu kadar evdekiler bile çekiniyorsa dışardaki insanları düşünemiyorum. "Tamam amca tutma bizi alacak bir vazomuz var." Sahi vazo neden bu kadar değerliydi. Neden ondan vazoyu çalacaktım? Her neyse bunları düşünemem ben bana söyleneni yaparım. Kapıdan çıkıp sonunda arabaya binebilmiştik. Bu gün şoförümüz alpti.
Alp mahallenin en delikanlı eli yüzü düzgün gençlerindendir.ara sıra böyle işlerde bize yardım etmeyi de ihmal etmezdi ya da bana biraz fazla hayran.
Alp şöför koltuğunda otururken ben ve ablam arka koltuğa geçmiştik.
Yaklaşık bir buçuk saat sonra görkemli Malikhanenin kapıları bize açıldı.
Arabadan indiğimizde daha önce bu kadar büyük bir ihtişam görmemiştim ama görmemiş gibi davranmamak için sıradan şeylermiş gibi bakıyordum.
(Aynen es, koca aslan görünümünde bahçe şelalesi dört bir yanda üstünde şahin olan sütunlar sıradan şeyler. Bu arada ben es'in iç sesii)
Ön bahçeden kapıya doğru ablamla baraber ilerledik kapıda şık giyimli
Takım elbiseli kumral uzun boylu bir adam durmuş gelenleri selamlıyordu.
Ablama kısa bir bakış attıktan sonra içeri girmeye yeltendim lakin istediğim gibi olmadı adam bir anda elini karnıma koydu ve beni geri çekti.
"Dur bakalım küçük hanım. Nereye?
Ve kimsiniz?" Kim mi? Benim kim olduğumu bilmiyor mu? Ben koskoca es atahanım sekiz yılda binbir türlü cinayet işledim. Birbirinden farklı soygunlar yaptım ve bu ukala adam benim kim olduğumu mu soruyor. Ona etkileyici ses tonumla cevap verdim.
" Evime davetiye gönderiliyor sonra içeri alınmıyor rezalet. Kim olduğuma gelirsek ben es atahan." Sözlerime suratıma şaşkın şaşkın bakarken Belma yanıma gelip davetiyeyi kumral çocuğa verdi. "Davetiye mi görmek istiyorsun al o zaman davetiye üstünde isimlerimiz var. Çocuk bu sefer bir ablama birde bana bakmaya başlamıştı koca kalabalığın içinde sadece "buyrun" diyebilmişti. İçeri girdiğimde harika bir müzik vardı ama benim dikkatimi vazoya vermem gerekiyordu. Davetlilerin arasına karıştık. Belma ve bende kulak içi kulaklık olduğu için birbirimizin sesini rahatça duyabiliyorduk. Önce biraz Parti'nin tadını çıkarmam gerekiyordu değil mi dan diye vazonun bulunduğu odaya dalarsam zaten yakalanırdım.
Bar bölümüne gidip kendime bir içki aldım ben keyifle içkimi yudumlarken yanıma yaklaşan adamla elimdeki içki dolu bardağı masaya bıraktım. Ve adama doğru döndüm. "Gözleriniz çok güzelmiş." Dedi gözlerime bakarak sarı saçları, kahve gözleri bana on altı yaşında işlediğim cinayetimi hatırlatmıştı. Bu çocukta ciddi anlamda kız güzelliği vardı da, işte biraz daha devam ederse yazık olacak.
İltifatına karşılık vermedim.
Önümdeki içki dolu bardağı kafama dikerken kolumdan tuttu. "Hadi amaa eğlenelim biraz" bu kez gözlerine bakıyordum oyunu kuralına göre oynamak lazım değil mi?
Yüzümü kulağına doğru yaklaştırdım
"Hmm öyle mi, nerede?" Ses tonumu olabildiğince istekli çıkarttım.
"Arkada bi oda buluruz." Kafamı saklamakla yetindim ve onu takip ettim.
Kulaklığımdan gelen sesleri yeni fark etmiştim ablam sürekli "es oraya değil, ne eğlenmesi" gibisinden konuşuyordu.
Nereye kadar gittik ya da nasıl gittik hiç fark etmemiştim ama sonunda odada başbaşa kalmıştık. Ona yaklaşıp takım elbisesinin üzerinden göğsüne dokunarak "sen üstünü çıkar bende makyajımı tazeliyim." Dedikten sonra odada bulunan diğer kapıya yöneldim.
Adam arkasını döndükten sonra elbisemin altındaki kemerin içinden bıçağımı çıkartıp boynuna üç kez kesik attım yanina da bir not bıraktım.
~es atahandan sevgiler~
Aslında bu notu vazonun olduğu yere koyacaktım ama buraya daha çok yakıştı.
Hemen odadan çıktım ortalık karışmadan vazoya erişmeliydim.
Belma vazonun yerinin koordinatlarını
Çoktan saatime yüklemişti. Saatin gösterdiği yolu takip ettim vazonun bulunduğu kapıya geldiğimde ise parmak izi güvenlik kilidi vardı şahinin parmak izi olmalıydı birşeyler yapmam gerekiyordu. Elimi kulaklığa götürerek
"Abla duyuyormusun."
"Evet es"
"Parmak izi kilidi var"
"Tahmin etmiştim hallediyorum."
Burada bekleyemezdim iki yolum vardı sağ ya da sol kapı tam ortadaydı bense sola gitmeyi tercih etmiştim...
.....
Bölüm sonuu Bölüm devamı yarın gelecek sevgiyle kalın ballarım🥰✨🍯