Sol koridordan ileriye doğru hızla yürümeye başladım arasıra arkamı da kontrol ediyordum. İleri gittikçe kapılar çoğalıyordu, ilerlemeye devam ettim.
Sağda aralık kalan kapı dikkatimi çekti sanki konuşmalar vardı biri bağırıyordu.
Kapıya yaklaştığımda iki kişiyi konuşurken gördüm. koltukta elleri çenesinin altında birleşmiş esmer, kirli sakallı, siyah takım elbiseli adam "bulacağız bir yolunu" gibi birşeyler söylerken yüzünü göremediğim arkası dönük, lacivert takım elbiseli kumral adam ona "nasıl bulacaksın bir yolunu, karşındaki kişi bir seri katil. Seni ayakta uyutur." Diye bağırıyordu. Kimden bahsettikleri beni daha da meraka düşürmüştü. Kumral adamın dedikleri oturan adamı öfkelendirmiş olacak ki adam "BANA BAK AZİZ BENİ DELİRTME. ES'İ BANA BIRAK BEN HALLEDİCEM."
dediğinde şaşkınlıkla konuşmayı dinlemeye devam ediyordum.
Es demişti yani beni kast etmişti bildiğim kadarıyla adım çok nadirdi bir başkasının olmasına imkan yoktu. müziğin etkisiyle ne kadar bağırırlarsa bağırsınlar sesleri bana normal bir ses tonu gibi geliyordu. Kapıya biraz daha yaklaşmak istedim kulağımı kapıya tamamen dayamamla kapı beklediğimden fazla açıldı. Oturan adamın gözleri beni bulduğunda hemen kaçmaya başladım. Geldiğim yönden hızla koşmaya başladım. Orta kapıya geldiğimde Belmaydı gördüm. Peşimde olabilirlerdi dikkatli olmalıydım Belma'nın kolundan tutup benimle koymasını sağladım bir yandan koşarken bir yandan da bağırıyordu. "Es ne oluyor niye kosuyoruz alalım şu vazoyu ve gidelim." Bir önüme birde belmaya bakıyordum sonunda devetlilerin arasına karışmıştık. Yanımıza yaklaşan garsondan iki içki alıp birini belmaya verdim, garson gidince belmaya " doğal davran, her şeyi anlatacağım." Belma suratıma şaşkın bir ifadeyle bakmaya başladı. " Sol koridordan ileriye doğru gittim sağda açık kalan bir kapı vardı. Merak edip kapıyı din-" hayrete düşmüştü ve oldukça kızgındı. "Sen kapıyı mi dinledin." Bu sefer ben bıkkın bir ifadeyle " bi dur lafımı bitireyim. İki adam vardı biri esmer kirli sakallı diğeri kumraldı. Kumralın yüzünü göremedim.
Esmer adam birşeyler düşüneceğinden bahsediyordu. Kumral adam ise ne düşüneceksin o seri katil. Diyordu esmer adam es'le ben ilgileneceğim dedi. Abla buralarda benden başka es var mı?kim bu adam? Ve niye benimle ilgilensin." Belma anlattıklarım karşısında donmuştu. İkimizde birkaç dakika konuşmadık aramızdaki sessizliği Belma bozdu.
"Şahin olmalı. Odada masa başında oturabildiğine göre şahin olmalı es. Ama neden senin hakkında konuşsun ki. Yoksa siz tanışıyormusunuz?"
"Hayır Belma. Nerden tanıyayım adamı.
Sekiz yıl boyunca yanından ayrıldım mı eğitimlerden sıra geldi mi flörtleşmeye?
Her neyse sen ne yaptın parmak izini?"
Keyifli keyifli bu soruyu sormamı bekliyormuş gibi heycanla anlatmaya başladı. "Şahin mafya olmasının yanı sıra biliyorsun ki tanınan bir iş adamı. Ve bu gün çok önemli bir misafiri vardı ünlü İngiliz bilim adamı Luke Brown. Onunla konuşurken şahini biraz izledim garsondan bir bardak içki aldı ve benimde tam olarak istediğim şey buydu.
Yaklaşık on dakikanın sonunda hem içkisi bitti hemde konuşması. Sonrasında orta kapıya doğru yürüdü zaten. Garson şahinden bardağı alıp tepsiye koydu tam gideceği esnada garsona yaklaşıp içki alır gibi yaptım şahinin bardağını alır almaz tepsiye çarpıp garsonun üstünü mahvettim. Bardağa amcamın yaptığı tozu döker dökmez parmak izleri belli oldu bende hemen parmak şekline getirdiğim hamura izi çıkarttım."
Zekice bir plan yapmıştı ondan öğrenecek çok şeyim vardı ama benim adım herşeye yetiyordu Belma alternatif yollar üretmeyi severdi ben ise işin sadece öldürme kısmına bakıyordum.
Elindeki siyah küçük kare kutuyu açtığında hamurun orda olduğunu gördüm hemen harekete geçtik. Dikkatli olmalıydık artık Şahin'in de gözleri bizi arıyordu.
Orta kapıya tekrar geldiğimizde Belma hamuru dikkatli bir şekilde parmak izi alanına yerleştirdi. Kapı açıldığında eteğimimin üstünde bulunan çıtçıtları açıp eteği belmaya verdim artık tulumumla daha rahat olacaktım. Belma beni arabada bekleyecek bende vazoyu alıp çıkacaktım. Kapıdan içeri girdiğimde
Küçük bir oda beni karşıladı odada kırmızı renk hakimdi. Odada sadece oyuncak bebek vardı, bebeğin dışında bir eşya görememiştim. Odada bulunan bir diğer kapıya yaklaştığımda bu kapı içinde parmak izi kilidi olması gerekiyordu ama kapı çoktan açıktı.
Kapıdan girdiğimde etraf Loş ışıklarla aydınlatılmıştı .vazoya yaklaşacakken büyükçe bir el elimi tuttu belimden kavrayıp beni geriye fırlattıktan sonra
"Üzgünüm güzelim vazo benim. Bu gece bu bebek benimle geliyor." Kaslarım çatıldı o vazo bu gece benim olmalıydı.
Yerden hızla kalktım ve bana arkasını dönen adamın kafasını kollarım altına aldım "aklından bile geçirme. Bu gece o benim olacak." Kulağına fisıldarken adamın kurtulmaya çalışması beni epey zorluyordu. Adam ileri geri adımlar atmaya başlamıştı bense kolumla boğazını sıkmayı bırakmıyordum. Adam dengesini kaybederek ger adım attığında bu sefer sırtımı vazonun koyulduğu yere vurmuştum istemsizce ağzımdan inleme sesi çıkmıştı, sırtımın açısıyla kolumu adamın boğazından çektim yerde olduğum için bu sefer o benim üstüme çıktı. "Ahh ne güzel şeysin sen öyle, seni üstümde de in-" lafını devam ettirmesine izin vermedim sonunun oldukça çirkin bir yere bağlanacağını tahmin etmiştim.
Çırpınıyordum ben çırpındıkça o yüzüme daha da yaklaşıyordu. Benim amacım da buydu. Yüzü yeterince yüzüme yakın olduğunda yüzüne kafa attım. Burnunun kanadığını zor da olsa görüyordum. Üstümden anın açısıyla kalktı. Bende hemen kendimi toplayarak kalktım. Adamın sağ bacağına tekme atıp onu diz çöktürdüm vakit kaybetmeden kemerimden en keskin bıçağı çıkarıp boğazına dayadım. "Sana es atahanla oynamamanı kimse söylemedi mi? Çırpınma boşuna bırakmayacağım. İstersen deneyebilirsin ama ben uğraşmayı sevmem. Ve işini bitirim."
Adam daha sakindi dediklerimi yapıyordu.
Bense bir cinayet daha işlemeye hazırlanırken ışıkların açılmasıyla gözlerimi kapıya diktim.
Oradaydı yakalanmıştık. Hepsi bu aptal adamın yüzünden di. Şahin Tuğrul kapıda gözlerini dikmiş bize bakıyordu.
"Kimsiniz siz?" Ses tonu beni oldukça şaşırttı fazla erkeksiydi ve sakin. Şimdi tam anlamıyla anlamıştım. O odada hakkımda konusan adam şahin Tuğrul'dan başkası değildi.
İstifimi bozmadım ve konuşmaya başladım. "Adam dikkatimi çekti bende onu takip ettim. Şu sarı şeyi almaya çalışıyordu bende onu etkisiz hale getirdim." Dakikalar içinde odaya onlarca koruma girdi şahin alın bu bizi işaret ederek odadan çıktı korumalar
Kollarımıza girerek bizi odadan çıkarttılar. Adam bağırmaya başlamıştı özür diliyordu bense korumaları koluma takmış sakin ve oldukça rahat ilerliyordum. Davetlilerin önüne geldiğimizde şahin konuşmaya başladı.
" Sayın davetliler hepiniz hoş geldiniz.
Sizlerle uzun zamandır tanışıyoruz ailelerimizin bir geçmişi vardı. Bu akşam bu davetin amacı sadakatti. Ve üzülerek söylüyorum bu ikisi artık her kimseler ya da kimlerdenseler bu gün bana büyük bir yanlış yaptılar." Konuşmasından çok sıkılmıştım lafa girdim. "Konuşman ne zaman biter. Nikotin saatim geldi sigara içmem gerekiyor." Derin bir nefes aldı ve konuşmaya devam etti.
"Gördüğünüz gibi oldukça arsızlar." Tekrar bize döndü şimdi bana doğruyu anlatın. Bende canınızı bağışlayayım.
Korumanın elindeki adam yalvarmaya ağlamaya başladı "şahin bey nolur affedin beni bir hata yaptım nolur affedin." Şahin adamı pek takmamış olacak ki gözleri bana döndü "sen" dedi
Kararlıydı. "Ben ne? sana olayı anlatmadım mı ben vazoyu kurtardım bu adamdan." Düşünceli gözüküyordu korumaların elindeki adam bağırmaya başladı "yalan söylüyor vazoyu çalacaktı
O da benim gibi çalacaktı ama içeride kavga ettik. " Gözlerimde en ufak kuşku ya da korku yoktu. "Çalacak olsam vazoyu Çalman beş dakikamı almaz emin ol." Şahin'in gözleri üzerimden gitmiyordu çok asil görünüyordu kasları içine giydiği beyaz gömlekten belli oluyordu esmer teni ona ayrı bir hava atmış gözleri ok misali vuruyordu gözlerimi.
"Kimsin sen? Kendine neden bu kadar güveniyorsun. Benim kim olduğumdan haberin var mı." Bu sefer sıra bendeydi
Yanımdaki korumalardan kendimi kurtardım. Ve Şahin'e yaklaştım.
" Senin kim olduğun inan beni ilgilendirmez. Amcam davetliydi onun yerine ben geldim. Çok merek ettiysen ben ES ATAHAN. BELMA ATAHANIN KIZ KARDEŞİ KEMAL ATAHANINDA YEĞENİYİM. oldu mu Şahin Tuğrul."
Yüz ifadesi saniyeler içinde değişirken şaşkınlığını gizleyemiyordu birşey söylemek istiyor gibiydi konuşmak için yeltendiğinde siyah giyimli korumalardan biri Şahin'in yanına gelip kulağına bir şeyler söyledi.
"Yalan söyledin. Ve ben yalandan nefret ederim götürün ve icabına bakın." Kükrüyordu adeta. Korumalar adamı götürürken adam ben doğru söylediğini sürekli tekrar ediyordu.
Yeniden gözleri beni buldu.
"Teşekkür ederim es. Ve özür dilerim tabi. Seni suçlu durumuna düşürdüm."
"Önemi yok" dedim umursamaz tavırlarımla. Gitmeye yeltendiğimde
Seslendi.
"Es. Davetlere böyle mi gelirsin.
Tam kuşanmalı?"
"Nerde ne olacağı belli olmaz şahin Tuğrul. Ve hayır harika bir elbisem vardı ama çıkartıp rastgele birine verdim. Elbiseyle cinayet işlenmiyor.
O gece son defa gözlerine baktım.
Kahve gözleri beni kendine hapsetmişti adeta...
Malikhaneden ayrıldım.
arka sokağa doğru koşmaya başladım arabayı gördüğümde vakit kaybetmeden
Bindim. Belma elimde vazoyu görmediğinden neler olduğunu anlamıştır diye düşünüyorum.
O gece arabada tek kelimem "gazla" oldu.
Eve gidene kadar kimse bişey söylemedi
Bense şahini aklımdan atamıyorum...
Bölüm sonuuu. Bana hep en heyecanlı yerde bırakma diye kızıyordunuz bu s
efer sizin istediginiz gibi tam bölüm geldi. Oylamayı unutmayınn 🤍🍯