İçeriğe geç

Karahan Konağı

Bölüm 7 · 2 dk okuma

Karahan Konağı

Bölüm 7

ZAMANA KARŞI

Hastanenin yoğun bakım odası. Yusuf, Zehra’nın ağzından dökülen "Abi" kelimesinin şokunu yaşarken, gözleri kapı aralığındaki hemşire kılıklı kadına kilitlenir. Kadın, elindeki zehir dolu şırıngayla içeri süzülmüştür. Zehra arkası dönük olduğu için tehlikeyi fark etmez. Kadın şırıngayı Yusuf’un serum borusuna yaklaştırdığı an, Yusuf son bir gayretle Zehra’yı elinden hızla çeker.

Yusuf: (Zorlukla bağırır) Zehra! Kaç!

Zehra arkasını döndüğünde kadının elindeki şırıngayı görür ve çığlık atar. Aralarındaki arbedede serum askısı devrilir, camlar tuzla buz olur. O sırada koridorun sonundan koşan Tarık, çığlık sesini duyup kapıyı tekmeyle açar. Maskeli kadın Tarık’ı görünce elindeki şırıngayı fırlatıp odadaki diğer kapıdan hastanenin yangın merdivenlerine doğru kaçar. Tarık kadının peşinden koşsa da kalabalığın arasında izini kaybeder. Konağın gölgesi, hastane odasına kadar sızmıştır.

Yoğun bakım odası sakinleşmiş, Yusuf’un hayati tehlikesi kontrol altına alınmıştır. Yusuf yatağında dik oturmakta, gözlerini bir an bile Zehra’dan ayırmamaktadır. Sefer Efendi ve Tarık da odadadır. Yusuf, yıllardır saklanan bu büyük sırrı sindirmekte zorlanmaktadır.

Yusuf: (Gözleri yaşlı, Sefer Efendi’ye bakar) Bunca yıl... Bunca yıl nasıl sakladın bunu benden Sefer Emmi? Ben Zehra’yı tarladaki toza, konağın gazabına karşı korumaya çalışırken, o benim canımdan bir parçaymış da haberim yokmuş!

Sefer Efendi: (Ağlayarak Yusuf’un eline kapanır) Beybabanın emriydi Yusuf... Belkıs seni de kız kardeşini de yok etmek istiyordu. Sizi ayırmak zorundaydım ki ikiniz de yaşayın.

Yusuf: (Bakışlarını Tarık’a çevirir, ses tonu sertleşir) Ya sen Tarık Bey? Sen de biliyor muydun?

Tarık: (Dürüstçe) Ben de dün gece öğrendim Yusuf. Ama bilmeni isterim, artık sadece Zehra’nın değil, senin de canın bana emanet. Damarımızdaki kan birleşti bizim.

Yusuf kafasını duvara yaslar. İçindeki öfke ve şaşkınlık büyüktür ama Zehra’nın ona sarılmasıyla hıçkırıklara boğulur. İki kardeş, yıllar sonra ilk kez birbirlerini bilerek ağlarlar.

Belkıs, hastanedeki suikast girişiminin başarısız olduğunu öğrenince çılgına döner. Reşat Bey ile birlikte Tarık’ı tamamen bitirecek son bir hamle yapmaya karar verirler. Tarık, holdingin Avrupalı ortaklarına olan borcunu ödemek için kalan son pamuk rezervini şahsen limana götürmeye karar vermiştir.

Gece yarısı. Tarık, liman yoluna çıkmadan önce konağın önünde duran nostaljik Mercedes arabasına evrakları yerleştirir. Kısa bir süreliğine içeri girdiğinde, karanlıktan sızan Reşat Bey’in adamları arabanın altına benzin döküp kibriti ateşler.

Tarık, Zehra'nın çığlığıyla bahçeye fırlar. Mercedes, alevler içinde yanmaktadır. araba, gözlerinin önünde küle döner. Tarık, yanan arabaya bakarken gözlerindeki ateş, arabadaki alevlerden daha büyüktür.

Tarık: (Yumruklarını sıkar) Bu araba benim babamın emanetiydi Belkıs... Sıra bende.

Ertesi gün. Hastaneden tekerlekli sandalyeyle taburcu olan Yusuf, kız kardeşi Zehra'nın desteğiyle konağın bahçesine getirilir. Bahçede yanan arabanın enkazı hala durmaktadır. Tarık, bahçenin ortasında durmuş, Yusuf ve Zehra’yı karşılar.

Yusuf, zorlukla tekerlekli sandalyeden ayağa kalkar. Bastonuna dayanarak Tarık’ın tam karşısına dikilir. Artık aralarındaki o eski sınıfsal nefret bitmiş, yerini intikam yeminine bırakmıştır.

Yusuf: Tarık Bey. Arabanı yaktılar, bizim ekmeğimizi yaktılar. Ama bu topraklarda Karahanlıların soyadı yerde kalmayacak. Sen benim canımı kurtardın, ben de senin arkandayım.

Tarık: (Yusuf’un elini sıkar) Bu saatten sonra Belkıs da Reşat da Adana’da nefes alamayacak.

Belkıs’ın adamı Seyfettin, iki gencin el sıkışmasını ve kurulan bu büyük ittifakı korkuyla izlemektedir. Çukurova’da hasat zamanı bitmiş, büyük hesaplaşma dönemi resmen başlamıştır.

Bölüm sonu

1 yorum