İçeriğe geç

Karahan Konağı

Bölüm 6 · 3 dk okuma

Karahan Konağı

Bölüm 6

KAN BAĞI, CAN BORCU

Adana Devlet Hastanesi’nin soğuk koridoru. Sefer Efendi’nin diz çökmüş halde hıçkırarak söylediği "Sen Yusuf’un öz be öz kız kardeşisin!" sözleri koridorda yankılanmaktadır. Zehra, sırtını dayadığı beyaz duvardan yavaşça yere doğru kayar. Kulakları uğuldamaktadır. Yıllardır can dostu, seradaki koruyucusu olarak bildiği Yusuf, meğer damarındaki kanı paylaştığı abisidir.

Zehra: (Kelimeler ağzından dökülürken titrer) Baba... Yalan söylüyorsun değil mi? Sırf ben kan vermeyeyim, başıma bir iş gelmesin diye yapıyorsun...

Sefer Efendi: (Ağlayarak madalyonu Zehra’nın avucuna bastırır) Keşke yalan olsa güzel kızım. Annenle seni bağrımıza bastık, özümüzden ayırmadık. Ama Yusuf’un annesi öldüğünde, babası seni koruyamadı. Seni bana emanet ettiler. Yusuf bunu hiç bilmedi...

Tarık, şok içinde ikiye katlanmış Zehra’nın yanına çöker. Bir yanda sevdiği kadının acısı, diğer yanda ameliyathanede can çekişen ve aslında Zehra'nın abisi olduğunu öğrendiği o gururlu delikanlı vardır. Doktor ameliyathaneden telaşla tekrar çıkar. Tarık hemen ayağa fırlar.

Tarık: Doktor Bey! Ben vereceğim kanı. Benim kan grubum da 0 Negatif. Alın ne kadar gerekiyorsa!

Tarık, Yusuf’un canını kurtarmak için sedyeye uzanırken, Zehra ameliyathane kapısındaki buzlu cama bakıp hıçkırıklara boğulur. İki düşman adamın kanı, şimdi bir hayat köprüsünde birleşmektedir.

Ertesi sabah. Ameliyat başarılı geçmiş, Yusuf yoğun bakıma alınmıştır. Tarık, bitkin bir halde Zehra ve Sefer Efendi’yi de yanına alarak Karahanlı Konağı’na döner. Konak ölüm sessizliğine bürünmüştür. Belkıs’ın kaçışının ardından konaktaki hizmetliler ne yapacağını bilemez haldedir.

Tarık, Zehra’yı kendi odasına yerleştirmek ister ama Zehra hala yaşadığı şokun etkisindedir. Bahçedeki cam seraya gider. Seradaki her portakal çiçeği, Yusuf’un her budadığı dal şimdi gözüne bambaşka görünmektedir. Tarık arkasından gelip seraya girer.

Tarık: Zehra... Kendini bırakma. Yusuf güçlü bir çocuk, uyanacak. Artık onun için de savaşmak zorundayız.

Zehra: (Gözyaşlarını siler, gözlerinde ilk defa sert bir kararlılık belirir) Yusuf benim abimmiş Tarık... O benim için canını ortaya koydu. Belkıs ve Reşat bunu bize ödeyecek. Bu konağın duvarları üzerlerine yıkılacak!

Adana’nın kenar mahallelerindeki köhne bir otel odası. Belkıs, darmadağın bir halde aynaya bakmaktadır. Kaçak durumundadır ve polis her yerde onu aramaktadır. Kapı tıklatılır; içeri Reşat Bey’in sağ kolu Seyfettin girer.

Belkıs: (Öfkeyle Seyfettin’in yakasına yapışır) Reşat nerede?! Beni bu delikte ne kadar tutacak? Tarık her şeyi öğrendi, polis peşimde!

Seyfettin: Belkıs Hanım, Reşat Bey "Biraz ortalık durulsun, Ankara'ya göndereceğim onu" diyor. Ama Tarık hastanede Yusuf’a kan vermiş. İki çocuk şimdi can ciğer oldu. İşimiz zorlaştı.

Belkıs: (Sinsi gözleri parlar) Kan mı vermiş? Tarık o tarlanın dertsiz delikanlısına can mı olmuş? Güzel... Demek ki Tarık’ı vurmak istiyorsak, önce o hastanedeki canı tamamen söküp almamız gerekecek.

Zehra, Yusuf’un başucunda oturmaktadır. Yusuf’un gözleri yavaşça aralanır. Kafası sargılıdır, nefes almakta zorlanmaktadır. Zehra’yı görünce elini hafifçe oynatır.

Yusuf: (Fısıltıyla) Zehra... İyi misin? O ağa bozuntusu sana... bir şey yaptı mı?

Zehra: (Yusuf’un elini iki eliyle tutar, ağlamamak için dudaklarını ısırır) İyiyim abi... İyiyim. Tarık kurtardı bizi. Senin sayende iyiyim.

Yusuf: (Zehra'nın "abi" demesiyle duraksar, gözleri fırlayacak gibi olur) Sen... sen bana ne dedin?

Tam o sırada yoğun bakım ünitesinin pencerelerinin dışındaki koridorda, hemşire kılığına girmiş maskeli bir kadın yavaşça kapıya doğru yaklaşmaktadır. Elindeki şırıngada ölümcül bir doz ilaç vardır. bu Belkıs’ın kiraladığı kadından başkası değildir. Tarık ise holdingdeki işleri apar topar bitirip hastane koridoruna yeni adım atmıştır ama yetişebilecek midir?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.