İçeriğe geç

Karahan Konağı

Bölüm 5 · 3 dk okuma

Karahan Konağı

Bölüm 5

BÜYÜK YÜZLEŞME VE SIRLARIN DOĞUŞU

Gece yarısını çoktan geçmiştir. Belkıs ve Reşat Bey’in planı devreye girmiştir. Farları sönük kamyonet, Karahanlı Konağı’nın arka kapısına yanaşır. Zehra, konaktaki işlerini bitirip müştemilattaki odasına geçmek için bahçeden yürürken arkasından yaklaşan gölgeleri fark etmez. Ağzına kapanan eterli bezle neye uğradığını şaşırır, elindeki portakal çiçekleri yere dökülürken baygın bedeni kamyonetin arkasına bindirilir.

Aynı dakikalarda serada kalan son işleri toparlayan Yusuf, bahçeden gelen tekerlek sesini duyup dışarı fırlar. Yerde Zehra’nın dökülen çiçeklerini ve hızla uzaklaşan kamyoneti görünce yüreği ağzına gelir.

Yusuf: (Bağırarak) Zehra! Zehraaa!

Yusuf hiç düşünmeden depodaki eski motorsikletine atlar ve kamyonetin peşine düşer. Konağın balkonundan sesleri duyan Tarık da yatak odasının ışığını yakıp bahçeye bakar. Yerdeki izleri görünce durumun vehametini anlar ve Mercedes'inin anahtarını kapıp gaza basar.

Kamyonet, şehirden uzak, gözden ırak eski bir bağ evinin önünde durur. Adamlar Zehra’yı içeri götürüp bir sandalyeye bağlarlar. Zehra yavaş yavaş ayılırken karşısında elinde yelpazesi, yüzünde nefret dolu bir gülümsemeyle Belkıs’ı bulur.

Belkıs: Demek o belgeyi Tarık’a sen uçurdun ha? Karahanlıların ekmeğini yiyip konağın beyine casusluk yapmak neymiş göreceksin Zehra.

Zehra: (Ağlayarak) Belkıs Hanım, siz katilsiniz! Tarık Bey’in babasını da siz öldürdünüz, holdingi de siz yaktınız! Adalet yerini bulacak!

Belkıs: (Zehra’nın çenesini sertçe tutar) Çukurova’da adalet benim! Tarık o tarlalardan vazgeçene kadar sen burada çürüyeceksin.

Tam o sırada bağ evinin kapısı Yusuf tarafından tekmeyle açılır. Yusuf elindeki budama bıçağıyla adamların üzerine yürür. "Bırakın kardeşimi!" diye haykırarak korumalarla kavgaya tutuşur. Yusuf iki kişiyi devirse de arkadan gelen üçüncü adam kafasına sert bir odunla vurarak onu yere serer. Yusuf kanlar içinde yere yığılırken Tarık’ın Mercedes’inin fren sesi dışarıda yankılanır.

Tarık içeri daldığında ortam tam bir mahşer yeridir. Yusuf yerde hareketsiz yatmakta, Belkıs’ın adamı ise silahını Zehra’ya doğrultmaktadır. Tarık hiç düşünmeden adamın üzerine atılır. Boğuşma esnasında silah patlar! Kurşun duvara isabet ederken Tarık adamı etkisiz hale getirir. Belkıs, işin çığırından çıktığını görünce arka kapıdan kaçarak karanlığa karışır.

Tarık hemen Zehra’nın iplerini çözer. Zehra ağlayarak Tarık’ın boynuna sarılır.

Zehra: Tarık... Çok korktum... Yusuf’u vurdular, Yusuf ölüyor!

Tarık, yerde kanlar içinde yatan Yusuf’un yanına çöker, nabzını kontrol eder. Yusuf’u sırtlayıp arabaya taşırlar. Tarık, can düşmanı gibi gördüğü bu dürüst gencin Zehra için canını ortaya koyduğunu görünce ona karşı içinde ilk defa büyük bir saygı duyar.

Adana Devlet Hastanesi’nin koridoru. Yusuf ameliyattadır. Zehra’nın eski kahya olan babası Sefer Efendi, haberi alır almaz bastonuna dayanarak hastaneye koşmuştur. Zehra hıçkıra hıçkıra ağlarken, Tarık koridorda Sefer Efendi’yi teselli etmeye çalışır.

Ameliyathanenin kapısı açılır, doktor çıkar: "Hastamız çok kan kaybetmiş, acil 0 Negatif kana ihtiyacımız var!" yazar.

Zehra hemen öne atılır: "Benim kanım uyuyor doktor bey, ben vereyim!" der. Sefer Efendi bunu duyunca aniden sarsılır, yüzü kireç gibi olur ve Zehra’nın kolunu tutar.

Sefer Efendi: (Korku ve panik içinde, kekeleyerek) Olmaz... Olmaz Zehra! Sen Yusuf’a kan veremezsin!

Zehra: Babacım ne diyorsun? Yusuf içeride ölüyor, benim kanım uyuyor diyorum!

Sefer Efendi: (Gözyaşları içinde, Tarık ve Zehra’nın ortasında diz çöker) Veremezsin kızım... Çünkü kan laboratuvarda incelenirse her şey ortaya çıkar. Yusuf... Yusuf senin sadece çocukluk arkadaşın değil Zehra.

Tarık ve Zehra şok içinde yaşlı adama bakar.

Tarık: Ne diyorsun Sefer Efendi? Açık konuş!

Sefer Efendi: (Hıçkırarak göğsünden eski bir madalyon çıkarır) Zehra... Ben senin öz baban değilim kızım. Yıllar önce seni bu konağın eski topraklarında kimsesiz kalmış bir bebekken bulup evlat edindim. Sen... Sen Yusuf’un yıllar önce kaybolan öz be öz kız kardeşisin! Sizin damarınızdaki kan aynı, geniniz aynı!

Zehra işittiği bu korkunç ve mucizevi sırla duvara yaslanıp yere doğru çökerken, Tarık elindeki vasiyetname notunu hatırlar ve donakalır. Yusuf ameliyathanede yaşam savaşı verirken, Karahanlı Konağı’nın altındaki en büyük deprem gerçekleşmiştir.

Bölüm sonu

1 yorum