İçeriğe geç

Karahan Konağı

Bölüm 4 · 3 dk okuma

Karahan Konağı

Bölüm 4

MASKELER DÜŞÜYOR

Gece yarısı, cam seranın loş ışığı. Zehra’nın getirdiği gizli banka dekontu Tarık’ın ellerinde durmaktadır. Belge, yangının çıktığı saatlerde Belkıs’ın hesabından Reşat Bey’e yapılan milyonluk transferi açıkça kanıtlamaktadır. Tarık öfkeyle ayağa kalkacakken Zehra onu durdurur.

Zehra: (Korkuyla Tarık'ın kolunu tutar) Yalvarırım sakin olun Tarık Bey. Eğer şimdi yukarı çıkıp Belkıs Hanım'ın karşısına dikilirseniz, bu belgeyi benim aldığımı anlar. Benim de ailemin de canını yakar.

Tarık: (Zehra'nın ellerini tutar, sesi yumuşar) Müsaade etmem Zehra. Seni de aileni de bu kadının hırslarına kurban etmem. Bu işi konakta değil, kanun önünde bitireceğiz.

O sırada seranın kapısında bir gölge belirir. İçeri giren Yusuf’tur. İkilinin el ele tutuştuğunu görünce gözleri çakmak çakmak olur ama Tarık’ın elindeki resmi belgeyi fark edince duraksar.

Yusuf: Ne dönüyor burada gece yarısı? Zehra, senin ne işin var holding evraklarıyla?

Tarık: (Belgeyi Yusuf'a uzatır) Bak Yusuf. Ekmeğinizi yakan, kamyonları kundaklayan el burada yazıyor. Senin katil dediğin ağalar, kendi aralarında parayı bölüşmüş.

Yusuf dekontu okur. Şok içindedir. Bakışları yumuşar, Tarık’a döner. İki düşman adam arasında ilk kez ortak bir intikam bağı, gizli bir ittifak kurulur.

Ertesi sabah. Karahanlı Holding Yönetim Kurulu acil gündemle toplanmıştır. Belkıs, masanın başında kurulmuş, Tarık’ın yetkilerini elinden alacak o vekaletnameyi imzalatmak üzere diğer üyeleri ikna etmektedir. Tam kalem kağıda değecekken salonun kapısı sertçe açılır. İçeri Tarık, arkasında iki polis memuru ve holdingin başavukatı girer.

Belkıs: (Hafifçe dikleşir, alaycı bir tonla) Tarık? Toplantıyı bölüyorsun. Şirketin geleceğini kurtarmak üzereyiz, imzana ihtiyacımız yok.

Tarık: (Dosyayı masaya fırlatır) Şirketin geleceğini değil, kendi kaçış biletini imzalıyorsun Belkıs Yenge.

Başavukat: Belkıs Hanım, dün geceki kundaklama olayına azmettirici olarak adınız geçiyor. Reşat Bey'e yaptığınız usulsüz transferlerin belgesi savcılığa ulaştı. Hakkınızda soruşturma var.

Polisler öne doğru bir adım atar. Yönetim kurulu üyeleri mırıldanmaya başlar. Belkıs’ın yüzündeki o sinsi gülüş ilk kez yok olur, rengi solar. Ancak soğukkanlılığını çabuk toplar. "Bu bir iftira! Hesabını vereceksiniz!" diye bağırarak polisler eşliğinde adliyeye, ifade vermeye götürülür.

Olayın ardından konakta büyük bir sessizlik hakimdir. Zehra bahçede derin bir nefes alarak çiçekleri sularken Tarık yanına gelir. Üzerindeki o ağır yük kalkmış gibi görünse de gözleri hala endişelidir.

Tarık: Şimdilik bitti Zehra. İfadesini alacaklar. Ama arkasındaki güçler onu hemen bırakmaz, biliyorum.

Zehra: (Gülümser) Sen adaleti sağladın ya Tarık... Bu topraklara uzun zamandır ilk defa huzur geldi.

Tarık, Zehra’nın yüzüne dökülen bir saç telini yavaşça arkaya iter. Aralarındaki o çocukluk aşkı, artık inkar edilemez bir gerçeğe dönüşmektedir. Uzaktan onları izleyen Yusuf ise kasketini sıkar. Zehra’ya karşı içindeki o korumacı his Tarık’a tamamen güvenmesine hala engel olmaktadır.

Gece. Reşat Bey’in şehre uzak, karanlık çiftlik evi. Adliyeden kefaletle ve nüfuzlu dostlarının yardımıyla geçici olarak serbest bırakılan Belkıs, öfkeden deliye dönmüş halde Reşat Bey’in karşısında volta atmaktadır.

Belkıs: O belge odamdaydı Reşat! Onu oradan kimin aldığını biliyorum. O emektar kahyanın kızı Zehra... Tarık’a o uçurdu bilgiyi.

Reşat Bey: (Silahını masanın üzerine koyar, temizler) Sakin ol Belkıs. Tarık bizi mahkemeyle korkutacağını sanıyor. Ama burası Çukurova. Kanun burada biziz.

Belkıs: (Gözleri delice döner) Tarık'ı doğrudan vurursan işçiler ayağa kalkar. Önce onun can damarını koparacağız. O kızı ortadan kaldırın. Zehra yarın o konaktan çıkmayacak!

Zehra odasında, Tarık'ın ona gündüz verdiği portakal çiçeğini yastığının kenarına koyup huzurla gözlerini kapatırken; konağın dış kapısının önünde, karanlığın içinde Reşat Bey’in adamlarını taşıyan farları sönük bir kamyonet yavaşça durur.

Bölüm sonu

1 yorum