İçeriğe geç

Karahan Konağı

Bölüm 18 · 3 dk okuma

Karahan Konağı

Bölüm 18

İHANETİN BEDELİ

Seyhan Nehri kenarındaki gizli depoda silah sesleri geceyi yırtmaktadır. Mithat ve adamlarının kurduğu pusuya karşı Tarık ve Yusuf can siperane bir mücadeleye girişir. Yusuf, kendilerini Belkıs’a satan işçi Ali’nin üzerine doğru hamle yapar ama Ali karanlıktan faydalanıp kaçmayı başarır.

Tarık, deponun arkasındaki yükleme kapısını devirerek Yusuf ve kalan işçileri dışarı yönlendirir. Çatışma esnasında Yusuf’un sadık işçilerinden biri bacağından vurulur. Tarık ve Yusuf, yaralı işçiyi de yanlarına alarak paraların bir kısmıyla birlikte kamyonete atlar ve kurşun yağmuru altında olay yerinden uzaklaşırlar. Mithat, kaçan kamyonetin arkasından öfkeyle bakar.

Mithat: (Telsizle Belkıs’ı arar) Belkıs Hanım, paranın bir kısmını aldılar ama pusuya düştüler. Yaralıları var.

Belkıs: (Konaktaki odasında viskisini yudumlarken) Güzel... Tarık artık yaralı bir aslan. Şimdi onu kendi sahasında tamamen bitirme vakti.

Sabaha karşı Tarık ve Yusuf, üstleri başı çamur ve kan içinde konaktan içeri girer. Zehra avluda endişeyle onları beklemektedir. Yusuf’un elleri öfkeden titremektedir; çünkü hayatında ilk kez en güvendiği insanlardan biri, bir lokma ekmeği paylaştığı Ali onu sırtından vurmuştur.

O sırada Belkıs, odasının balkonuna çıkıp aşağıya, gençlere doğru kibirli bir şekilde bakar.

Belkıs: Geceniz hareketli geçmiş bakıyorum Tarıkcım. Nehir havası iyi gelmedi galiba?

Tarık: (Yukarı doğru yürür, merdivenlerin ortasında durur) O parayı aldım Belkıs. Atölyenin borç senedini yarın sabah senin o rüşvetçi avukatlarının suratına fırlatacağım. Ama seninle olan hesabımız burada bitmedi.

Yusuf: (Aşağıdan haykırır) Ali’yi nereye sakladıysan çıkar Belkıs! Çukurova’da hainlerin cezası toprağa gömülmektir, bunu o kafana sok!

Belkıs, Yusuf’un bu çiğ öfkesi karşısında sadece sinsi bir gülüşle odasına geri çekilir.

Ertesi gün Yusuf, Adana’nın altını üstüne getirir. Hain işçi Ali, Belkıs’tan aldığı kaçış parasını harcayamadan, kenar mahallelerdeki bir pavyonun arkasında Yusuf’un adamları tarafından kıstırılır. Yusuf, Ali’yi yaka paça alıp holdingin eski, metruk trafo binasına getirir.

Ali, sandalyeye bağlı halde ağlamaktadır. Tarık da içeri girer. Yusuf elindeki budama bıçağını Ali’nin boğazına dayar.

Ali: (Yalvararak) Yusuf kurban olayım yapma! Annem hastaydı, Belkıs Hanım ameliyat parasını verdi... Mecbur kaldım!

Yusuf: (Gözlerinden yaşlar akar, sesi titrer) Lan biz seninle aynı tastan çorba içmedik mi? Annene ilaç parasını benden isteseydin, bu canı satar yine bulurdum Ali! Sen benim sırtımdan vurmadın beni, sen tarladaki binlerce işçinin emeğini sattın!

Tarık: (Yusuf’un elini tutar, bıçağı yavaşça indirir) Dur Yusuf. Kendini bunun için kirletme. Ali’nin cezası bu topraklarda yaşayamamak olacak. Her şeyi polise itiraf edecek. Belkıs’ın bu pusuyu nasıl organize ettiğini kendi ağzıyla savcıya anlatacak.

Yusuf hırsla arkasını dönüp duvara sert bir yumruk atar. İhanet, onun saf yüreğinde kalıcı bir yara açmıştır.

Ali’nin polise verdiği ifade ve nehir kenarından kurtarılan parayla birlikte Tarık, atölyenin tüm borç senetlerini öder. Atölyenin kapısında haciz memurları yerine, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yeniden dönmeye başlayan tekstil tezgahlarının sesi yükselmektedir. Zehra ve işçiler sevinç gözyaşları dökmektedir.

Ancak aynı dakikalarda Adana Adliyesi’nin arka kapısından lüks bir araç çıkış yapmaktadır. Ankara’daki mahkemeden gelen ani bir kararla, Reşat Bey’in Mersin Limanı’ndaki davası da "yetersiz delil" sebebiyle askıya alınmış ve Reşat Bey tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır!

Reşat Bey, arabanın arka koltuğunda oturmuş, elindeki bastonun gümüş kabzasına vurarak Adana sokaklarını izlemektedir. Yanındaki Mithat’a döner.

Reşat Bey: Belkıs işi eline yüzüne bulaştırdı... Tarık ve Yusuf o atölyeyi kurtardı demek? Güzel. Şimdi Ankara’nın gücüyle değil, doğrudan benim yöntemlerimle oynayacağız. Konaktaki o kızı, Zehra’yı bana getireceksin Mithat. Bu sefer ıskalamak yok.

atölyede Tarık’ın elini tutarak mutlu bir şekilde gülümseyen Zehra’ya ve ardından çiftliğine doğru yaklaşan Reşat Bey’in arabasının karanlık gölgesine odaklanarak kapanır. Savaş, asıl şimdi kuralların tamamen çiğnendiği bir faza geçmektedir.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.