İçeriğe geç

KARAHAN

Bölüm 7 · 10 dk okuma

KARAHAN

Bölüm 7

K-7

•

Eve girer girmez yatağa uzanmanı sağlayan Zeren şimdi mutfakta bana yemek yapıyordu. Sanki eski günlerimizde gibiydik.

Farklar vardı. Hamileydim. Hamile kaldığım adam da içeride salondaydı. Tek bir kelime dahi konuşmadan bizi buraya getirmişti.

Aslına bakarsak eğer bu kaza başıma gelmeseydi çok kafama takar stres olurdum. Ancak ben oğlum için sıkıntıya girmemeye kararlıydım.

O yüzden sanki her şey normalmiş gibi düşünüyordum.

-"Zeren?"

Kendi karanlık dünyamda sıkıntıdan patlamak üzereydim.

Seslendiğimde koşarak geldi.

-"Ay ne oldu? Bir yerin mi ağırdı?"

Başımı salladım.

-"Yok yok iyiyim de acaba salonda mı yatsaydım?"dediğim gibi dudakları yukarı kıvrıldı ve elini beline koydu.

-"Ne o görmek istediğin biri mi var yoksa?"diye fısıldadı.

Göz devirip sinirle güldüm.

-"Saçmalama."dedim alakası bile yoktu. Yani belki biraz.

-"Hımm..aynen canım. Yok koltuk sert yatağın iyi. Az kaldı pilavım yanacak sabret."

Beni yine bırakıp gittiğinde bu sefer aklıma gelen şeyle Karahan'ı unutup telaşla bağırdım.

İkisini de aynı anda kapımda bulmuştum. Gülen yüzüm soldu. Elim karnımdan düşerken saçımı düzelttim.

-"Şey pardon bir şey yok iyiyim."dedim bembeyaz yüzleri görünce.

-"Kızım aklım çıktı ha. Bak dizlerim tutmadı." Zeren geniş yatağımın ucuna çökerken Karahan yüzünü sıvazlayıp arkasını dönmüştü.

Bedeni gözden kaybolduğu gibi tekrar gülümsedim.

-"Sana söylemeyi unuttum. Doktor birden cinsiyetini söyledi."dememle elleriyle ağzını kapattı.

-"Bir erkek halası oluyorsun!"dedim sırıtarak.

-"Allaah!! Biliyordum ya biliyordum! Hissetmiştim!"

Çığlığıyla yerimde sıçradım. Gülerek elimle karnımı okşarken biz yine Karahan'ı unutmuş bulunduk.

Odanın ortasında zıplayan Zeren abisinin telaşlı halini görmesine rağmen durmadı ve boynuna atladı. Basbaya çekirge gibi.

-"Erkekmiş abi! Oğlun oluyor!!"

Böyle söyleyince yoğun hormonlarım gereği yüzüm düştü. Anında gözlerime yaşlar doldu ve burnumu çekerek karnıma baktım.

Hiçbir şey normal değil. Kendimi kandırmanın manası yok. Her şey bok gibi ve saçma sapan ilerliyor.

-"Ne..?"

Öyle şaşırırsın ancak.

Yanağımı silip dudağımı kemirmeye başladım.

-"Helen. Niye ağlıyorsun?" Zeren bütün neşesini bırakıp yanıma ilişti.

Dudaklarımdan bir hıçkırık kaçtı.

-"Mutlu olunacak ne var ki?"diye sordum titrek sesimle.

Yüzümü okşadı.

-"Ne mi var? Burda ki yeterli değil mi?"

Elbisemin üstünden kendini gösteren oğlumu avuçladı.

Ağlamam artarken Karahan'ın gitmesini istiyordum. Onu görmek istemiyorum. Gördükçe daha çok acı çekiyorum.

-"Onu mutlu edebileceğimi mi sanıyorsun? Beni hiç sevmeyecek."dedim şiddetli ağlamanın arasından.

Sancının geldiğini hissediyordum.

Sakinleşmek istiyordum ama olmuyordu. Oğlum beni bırakmak mı istiyor?

-"Helen. Aşkım o nasıl bir söz? Sen dünyanın en iyi annesi olacaksın. Ve oğlunu sevgiye boğarak büyüteceğiz. Kocaman bir ailesi var."

Başımı iki yana salladım.

-"Ailesi falan yok."

Yaşlar görmemi zorlaştırırken iç çeke çeke karnımı okşuyordum.

-"Zeren çıkar mısın?"

Eline yapıştım. Gitme dercesine. Ancak o abisini dinleyip yanımdan kalktı ve kapıyı kapatarak gitti.

Elbisemin koluyla gözlerimi sildikten sonra kesik kesik soluk almaya başladım. Sakin olmalıyım. Sakin.

-"Kötü olmayacaksan konuşalım mı?"

Sesini duyar duymaz sakinleştirici almış gibi oldum. Tuhaftı ama o boğazımdaki yumru azalmıştı.

-"İstemiyorum."

Yatakta biraz daha aşağı kayıp başımı yastığa bıraktım. Yan dönemiyordum. Hatta abartı olabilir ama kıpırdamaktan bile korkuyordum.

-"Konuşmamız gerek ama."dedi yumuşak bir tonda.

Ağlamam iyice sonlanmıştı. Sadece iç çekişlerim odada ses çıkarıyordu.

-"Gerek yok. Gidebilirsin." Ancak mı gelmişti aklına konuşmak.

Nefes aldığını işittim. Bir kaç adım atarak geldi yatağın kenarına oturdu. Gözleri sadece karnımdaydı.

-"Sancın var mı?"

Kurumuş dudaklarımı ıslattım.

-"Biraz."diye yanıtladım.

Alnında parmaklarını gezdirirken kaşları çatılmıştı.

-"Ben ne yapacağımı bilmiyorum Helen." Yere bakarak konuşuyordu. Üstündeki sıkıntının farkındaydım.

-"Yani...senin için daha zor olduğunun elbette farkındayım ama bu duymayı beklediğim bir şey değildi ve...ve ben sanki bütün benliğimi unuttum. Düşünemiyorum."

Yutkunup hayranı olduğum yüz hatlarını inceledim. Ah benim uykusuz gecelerim.

-"Şüphe mi duyuyorsun? Gerçekten böyle düşünüyorsan sana kızmam. Zaten DNA için sana fikir sundum."dedim bunu hiçbir üzüntü hissetmeden.

Başını salladığında nedensizce rahat bir nefes aldım.

-"Şüphem yok. Hissediyorum."dedi tok ve kendinden emin şekilde.

-"O halde şunu söylemek istiyorum. Hiçbir şeyden sorumlu değilsin. Sadece öğrendin ve bitti."

-"Neden söylemedin? Benden neden gizlediniz?"derken sesi az öncekinden daha aksi çıktı.

Bakışlarımı yüzünden kaçırdım. Göz göze konuşamıyordum.

-"Karahan sen evlisin farkındasın değil mi? Şimdi öğrendin bir şey değişmeyecek."

-"Ne demek değişmeyecek Helen?"

Omuz silktim.

-"Evine karına geri döneceksin. Arada sırada da gelip çocuğunu görebilirsin. Ya da gelme. Ben sana babalık yap demiyo-"

-"Saçma sapan konuşma! Ne biçim bir düşünme tarzı bu? Buna sen mi karar vereceksin?!"diyerek yerinden kalktı.

Kasılan yüz hatlarımı ifadesizleştirdim. Tamam kabul etmesini beklemiyordum.

-"Dört ay olmuş ve benim bir çocuğum olacağını tesadüfen öğreniyorum. Sen bir de kalkmış bana babalık yapma diyorsun öyle mi?"

Gayet soğukkanlı şekilde başımı sallarken hissettiğim sancıyla yüzümü buruşturdum.

Dizini yatağa dayayıp nasıl olduysa elimi tuttu ve diğer elini karnıma bıraktı. Bu hareketiyle ikimizde dona kaldık.

Ardından küçük bir darbe geldi.

Bu..bu ilk kez oldu. Sanki karnımda kıpırdandı. Hissetmemek mümkün değildi.

Gülercesine ağlamaklı bir sesi çıkarttım.

Karnımın solunda Karahan'ın büyük eli sağında benim elim vardı.

-"Hissettin mi?"dedim heyecanla. Gözlerimden yaşlar boşalıyordu.

Sadece başını sallayabildi. Transa geçmiş gibi hareketsiz duruyordu.

-"İlk defa yaptı. Seni mi hissetti acaba?"derken sesim oldukça boğuktu.

Hemen başını bana çevirdi. Gözlerinde gördüğüm dolulukla iyice ağlamaya başladım.

-"Hissetmiş midir sahiden?"diye çocuk gibi bir sevinçle sordu.

Başımı aşağı yukarı sallayıp dudağımı ısırdım.

Parmaklarını karnımın üstünde hareket ettirirken bu anın hayalini kurduğum geceler geldi aklıma.

Kastığım bedenimi gevşetip yatağa yerleştim.

Elimi tuttuğu iki saniyede kalbim nasıl da hızlandı bir anlatsam.

-"Özür dilerim bağırdığım için."

-"Önemli değil."dedim bana döndü.

Ve tekrar kalp krizi geçirmemi garanti ederek elimi tuttu.

-"Ben iki yıl önce Mardin'de bir...saldırı diyebiliriz onu yaşadım."

Gözlerim geriye açıldı.

-"Ne nasıl? Ne saldırısı?"

Benim neden bundan haberim yoktu?!

-"Babam biliyordu sadece."dedi sustu. Kalın dudaklarında dilini gezdirip ellerimize baktı.

-"Kasığıma yakın bir yerden bıçaklandım. Zor bir süreç oldu. Bundan kim sorumlu ve ya tamamen mucize mi bilmiyorum ama o zamanki doktor çocuğumun olma ihtimalinin nerdeyse yok olduğunu söylemişti."

Şaşkınlıktan konuşamıyordum.

-"Annemle bunu konuşurken Naze duymuştu. O zaman henüz nikah yoktu. Yani duydukların farklı bir deneyimle açığa çıkmadı."

Yutkundum. Utandım.

Bu Naze ile birlikte olmadığını açıkça ima etmekti.

-"Ben...üzüldüm. Kim neden yaptı bunu?"

Omuz silkti.

-"İzini bulamadım. Birinin köpeğiydi işte."

Elimi elinden çektim. Gözümün önüne Naze gelince içim bir tuhaf olmuştu. Halbuki bu bizim ilk el ele temasımızdı.

-"Karahan düzenini bozmanı istemiyorum."der demez ofladı.

Parmaklarını saçlarının arasından geçirip bana kaşlarını çattı.

-"Sen benim çocuğumu taşıyorsun Helen. Benim düzenim mi kalır? Gerekirse bütün düzeni bozarım."

Pekala.

Bu etkileyici bir söz ama biz bir film karakteri değiliz.

Göğsümü havayla doldurdum. O esnada kapı tıklatıldı. Muhtemelen Zeren bunu hiç istemeyerek yapmıştı. Ki yüzü de açıklıyordu.

-"Çok üzgünüm bölüyorum ama yemek yemen lazım." Kapıyı aralık bırakıp gitti.

Karahan yataktan kalktığında üstüme rüzgar esti.

-"Yemeğini ye konuşuruz."diyerek odadan çıktı.

Zeren tepsiyle geldiği zaman ben yine iki gözüm iki çeşme ağlıyordum.

Ayağıyla kapıyı kapatıp oturdu.

-"Ay ne olur ağlama. Önce anlat sonra birlikte ağlarız. Çatladım patladım."

O kadar moralim bozuktu ki ona rağmen yine salaklığına gülmek zorunda kaldım.

-"Farklı bir şey yok. Ama anladığım kadarıyla babalık yapmaya hevesli görünüyor."

Elini kalbine bastırdı.

-"Abim ya. Kim bilir ne kadar sevindi."

Gözlerimi abartarak devirdim.

-"Tabi havaya uçtu."

Belime yastık dayadıktan sonra yardımıyla yemek yedim. Zorlamasıyla da diyebilirim.

Yemeğin ağırlığı çökünce biraz mayışmıştım. Yatmaktan popom ve sırtım ağrıyordu. Hareketsizlik hiç bana göre değildi.

-"Böyle yatıyorum diye annene ödem yapma tamam mı? Senin için yatıyorum."

İşaret parmağımla karnımı dürttüm. Beklediğim olmadı.

-"Ne o anneye tepki yok mu? Babanı görünce hemen hareketlendin."diye homurdandım. Kırıldım açıkçası.

-"Beni mi kıskandın yoksa?"

Elimi göğsüme atıp korku nidası çıkarttım. Bu adam hep böyle sessiz sessiz mi gelecek ya?

-"Hiç de bile."diyerek burun kıvırdım.

Dudaklarında minik diyebileceğim bir tebessüm vardı. Keşke her şey göründüğü gibi olsa. Güzel bir baba ve anne olsak.

-"Belli oluyor."

Derin bir nefes aldım. Düşüncelerim bedenimi istila etmişti.

Karahan'a olan sevdam mantıklı düşünmeme engel değildi. Ve gerçekler can acıtıyordu.

Aşık olduğum adam beni sevmiyordu. Bebeği olduğunu öğrenince elimi tuttu. Aksi halde bu imkansızdı. Tek bir gece istisna olarak.

-"İzin verirsen uyuyacağım."dedim.

Yıllar boyu sesini duyabilmek için benimle konuşması için ne dualar etmiştim. Bugün ise bana sadece boğucu geliyordu.

-"Olur."dedi düz bir tonda.

Düşünmekten delirmemek için kendimi uyumaya zorlamıştım.

'

Ertesi gün sabah uyandığımda başım ağrıyordu. Çok fazla uyuduğum için olsa gerek dedim ve etrafa bakındım.

Susamıştım.

Bağıracak halim de yoktu. Tek elimle zar zor yataktan kalktım. Dünden kalma elbisemi yine güçlükle düzeltip yavaş hareketlerle odamdan çıktım.

Ev oldukça sessizdi. Muhtemelen sabahın erken saatlerindeydik.

Mutfağın girişinde duraksamama neden olan adam beni gördüğü gibi oturduğu sandalyeden kalktı.

-"Niye ayaktasın sen?"

Belimdeki elimi karnıma doğru kaydırdım. Gözleri oraya kaydı.

-"Su alacaktım."derken kalçamı masaya yaslamıştım.

-"Seslen kalkma."dedikten sonra tezgaha döndü. Dolaptan bardak çıkartıp su doldurdu ve yaklaştı uzattı.

Koca bir yudum içtikten sonra masaya bıraktım.

Uyumadığı halinden belli oluyordu. Bir şey söyleyecekken telefonu çaldı. Onu orada bıraktım ve banyoya geçtim. Elimi yüzümü yıkayıp dağınık saçlarıma baktım.

Tek elle toplamam mümkün değildi o yüzden direkt yatağa geri döndüm.

Bir yandan da Karahan'ı dinlemeye çalışıyordum.

-"Bilmiyorum Kadem. Acelesi mi var?"

-"Ben annemle konuşurum."

-"Tamam dedik uzatma."

Yatağa uzanamadığım için sakin soluklarla oturuyordum.

Kapattığını anlayınca dudaklarımı araladım. Adını seslenmek ne zormuş.

-"Karahan?" Tanrım. Zor olduğu kadar çok da güzel.

Kalbim pır pır ederken adım seslerini duydum.

-"Bir şey mi oldu? Ağrın mı var?"diyerek yanıma geldi.

-"Yok iyiyim. Kalktım ama yatamıyorum."dedim yanağımın içini ısıra ısıra.

Yanaklarım çoktan kızarmıştır.

Gömleğinin kollarını kıvırmış düğmelerini üstten açmıştı. Hem dağınık hem de göz alıcı duruyordu.

-"Nasıl..? Yani nasıl yardım edeceğim?"dedi kafası karışık halde bana bakarken.

Soluklarım hızlanırken oturduğum yerde biraz daha geriye kaydım.

-"Şey karnımdan dolayı yavaş uzanmam lazım. Belimi tutarsan iyi olur. Ben tutamıyorum malum."dedim alçıda olan kolumu işaret ederek.

Sessizce yaklaştı. Soluklarımızın düzensizliği birbirine benziyordu. Yüzüm karnına denk gelirken eğilip güçlü bir şekilde belime kolunu sardı. Bir hamlede diğer elini dizlerimin altından geçirdi ve saniyeler içinde yatmamı sağladı.

Tamam çok kilolu değildim ama biz iki kişiydik!

Gözlerimi kırpıştırıp alık alık kuvvetine hayranlıkla baktım.

-"Teşekkür ederim."diye mırıldandım. Nefesim içime kaçtı.

Başını salladı. Dönüp gidecekken konuştum.

-"Karahan."

Adımları durdu. Bedenini bana çevirdi.

-"Eğer gitmen gerekiyorsa durma. Hatta Zeren'i de al. Ben arkadaşımı çağırırım. En azından annen toparlanana kadar."dedim.

-"Olmaz."

-"Ne olmaz?"diye sordum sert tavrına karşılık.

Sesli bir iç çekişle yanıma oturduğunda bu yakınlığına alıştığımı fark ettim. Yadırgamıyordum hoşuma gidiyordu.

-"Seni arkamda bırakacağıma dair düşüncen mi var?"diye sordu pat diye.

Dudaklarımı ısırmaktan yara olmaya dönecekti.

-"Ne olacak Karahan? Ne yapabilirsin? Ailenin sana ihtiyacı var."

Burnunu iki parmağıyla sıkıp dirseğini dizine yasladı. Yan taraftan yüzünü izliyordum.

-"Helen hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Sen bunu önce kafana sok."

Sıkıntılı bir soluk aldım.

-"Senin kafana sokman gereken şey şu ki ben oğlumla kendi hayatımı yaşayacağım. Sende kendi hayatını anladın mı? Varlığını öğrenmen bizim hayatımıza dahil olacağın anlamına gelmiyor."

Ben istemiyorum.

Karahan'ı hayatımda zorunda olduğu için bulundurmak istemiyorum. Bana sevgisiz bakan gözlerini istemiyorum.

Sırf baba olacağı için yanımızda olmasına katlanamam.

-"Ya sen ne diyorsun? Bunca ay saklamışsın yetmiyor. Bir de benim babalık görevimi mi elimden alacaksın?"

Ona en ufak şekilde zıt gittiğimde hemen sesi yükseliyordu. Gergin bir insan not alalım. Ancak bende gerginim.

-"Tamam o zaman haberin yokmuş gibi yapmaya çalış. Bak sen senin çarpık ilişkilerinin arasında çocuğumu büyütmeyeceğim. Seni mecbur bırakmadım. Zorundalıktan baba olmanın gereği de yok."

-"Buna sen mi karar veriyorsun Helen?! Çocuk gibi konuşma karşımda. Benim ne yapacağımı nerden biliyorsun da bunları söylüyorsun? Ben sana çocuğunu alıp görmene izin vermeyeceğim demiyorsam sende bana bir şey diyemezsin!"

Güldüm.

-"Kolaysa söylesene."

Odanın içinde öfkeli adımlar atarken başımı duvara doğru çevirdim. Kötü bir ihtimal yine gözlerimi doldurdu.

Yemin ederim ben bu kadar sulu gözlü değildim.

-"Tamam bak sakin olalım."

-"Kendine söyle."diyip burnumu çektim ve gözlerimi sildim.

-"Hey Allahım ya. Yine neye ağlıyorsun?"diyerek yatağın yanına geldi.

-"Git odamdan."dedim sadece.

-"Sabah sabah hayırdır?"

Zeren'in sesiyle Karahan odayı terk etmişti.

-"Çocuğumu benden alacakmış."dedim iç çeke çeke.

-"Bir tarafından uydurma. Ben öyle bir şey demedim."

Sesimi duymuş olmalı ki koridordan geri dönüp odamın kapısında bağırmıştı.

İrkilip yerime sindim.

-"Abi lütfen! Hamile o hormonları etkiliyor. Anlayışlı ol."

Saçlarımı okşayan arkadaşıma sığınıp bana sarılmasını bekledim.

-"Çocuğumu benden alamaz."dedim gözlerimden yaşlar boşalırken.

-"Asla."dedi Zeren.

-"Ya kim senden çocuğunu alıyor? Allah allah."

Sessizliğimi korudum. Telefonu çaldığı için çıkmak zorunda kalmıştı.

-"Ağlama bak oğlun üzülür yoksa."diyerek beni teselli eden Zeren'e tebessüm ettim.

Sonra aklımdakini söyledim.

-"Zeren ben çok strese giriyorum. Meran hanımı yalnız bıraktın. Kendi derdinizi bıraktınız benimle uğraşıyorsunuz."

-"Helen sen büyük bir tehlike atlatıyorsun. Seni nasıl bırakalım?"

Omuz silktim.

-"Ama anneninde sana ihtiyacı var. Ben kızlardan birini çağırırım. Siz gidin."

-"Helen kimse hamile olduğunu bilmiyor ve sen kimseyi çağırmazsın."

Evet çağırmazdım.

-"Doktorunla görüşürüz. Eğer tehlikesi yoksa birlikte gideriz olur mu?"

Gözlerim irileşti.

-"Hayatta olmaz. Delirdin mi sen?"

-"Bir seçenek sadece. Kahvaltını hazırlayacağım."dedikten sonra beni yalnız bıraktı.

Mardin'e gitmek her şeyi kabul etmek demekti.

Ve bu kendime yapacağım en büyük saygısızlık olurdu.

•

Merhaba iyi geceler🌸

Bölümü beğendiniz miii?

Bölüm sonu

2 yorum