•
Babamın yokluğunu atlatmak bizim beklediğimiz bir durum değildi. Kimse de buna alışmak istemiyordu. Bu çok tarifsiz bir acıydı. Çok büyük bir boşluk.
Ama kendimizi unutmuştuk. Hepimiz annemin aramıza dönmesi için çaba sarf ediyorduk.
Konak karışıktı. Herkesin aklında başka düşünceler vardı. Ama tek ortak soru bundan sonra ne olacaktı?
Karahan abim ailemizin en büyüğü olarak babamdan sonra aşirete ağa olacak kişiydi. Bu çok önceden belirlenmişti ancak abim hiç istemiyordu.
Aşiret toplanmalıydı. Resmi olarak başa geçtiğini herkes görmeliydi derken abim bunu erteliyordu.
Abime mi üzüleyim Helen'e mi üzüleyim şaşırmıştım. Fakat abimin yaptığı yüzünden can dostumu ele veremezdim. Ne kadar abime bakamasam da saklamalıydım.
-"Naze ben sana ne dedim? Sana ben ne dedim?! Bak kapı orda dedim. Zırvalayıp durma yalandan ağlama!"
Annemin odasından çıkmış kendi odama geçerken akşamın sessizliğinde abimin sesini duydum.
Aynı odada değillerdi. Yatak odalarının ayrı olduğunu bütün konak biliyordu.
-"O İstanbullu kızla aranda bir şey mi var? O gece gördüm yanındaydı. Sabaha karşı ne arıyordu yanında? Sen daha bir karınla uğraşamıyorsun iki tane mi edeceksin bizi?"
Gözlerim irileşirken ağzım açık kaldı. Ne edepsizce bir konuşmaydı bu. Naze'yi en başından beri sevmezdim ama böyle de yılan dilli olduğunu işitmemiştim.
Bir dakika ya.
Helen'den mi bahsediyordu bu? Hangi gece görmüştü ki onları? Benim tanıdığım arkadaşım abimle asla yanlış bir yakınlaşma yaşamazdı. Ondan eminim. Yan yana bir şekilde görmüş olmalıydı.
Naze'nin çığlığıyla yerimde sıçrayıp salona doğru koştum.
Abim tek eliyle boğazına yapışmıştı.
-"Abi dur!"diye bağırdım.
-"Bıktım lan senden. Senin zincirinden yükünden bıktım ben! Ya ben nefesini keseceğim ya sen sesini keseceksin!"
Abimin durup dururken delirmeyeceğini bildiğimden korka korka ona yaklaştım. Kollarına yapıştım. Gücüne kuvvetine elbette eşit değildim ama odağı şaşırsın istedim.
-"Yapma abi öldüreceksin kızı. Ne olur dur gözünü seveyim nefes alamıyor!"
-"Bırak bırak." Naze öksürerek elinden kurtulmaya çalışırken abimin ittirerek bırakmasıyla yere düştü.
Sesimize Kadem abim koşup geldi. Yerden Naze'yi kaldırdıktan sonra onu Reyhan ablayla uzaklaştırdığında ben hareket edemedim. Ne yaşamıştık öyle biz?
-"Abi ne yapıyorsun Allah aşkına? Geç otur şöyle."
Karahan abim sesli soluklarıyla koltuğa oturduğunda bende sandalyenin kenarına iliştim. Bir adım atacak canım kalmamıştı.
-"Ne oldu ne dedi sana da dellendin?"diye sordu Kadem abim. Belli ki yataktan fırlamıştı ki pijamalarıyla salonda duruyordu.
Karahan abim gömleğinin yakasını açarken geriye yaslanmıştı. Nedense ona bakınca hep gözüme Helen geliyordu.
-"Bunaldım diyorum. Anlamıyor musunuz?"Abim sanki savaştan çıkmış gibi soluk soluğa dehşet dolu bir tonda konuştu. Bilmiyorum.
Keşke bir umut olsa. Keşke farklı bir yol olsa. Keşke mutlu olsalar.
-"Karından mı bunaldın?"
Karahan abim yanaklarımı kızartan bir küfür etti. Yanımda asla ağzını bozmazdı.
-"Omzuma yük ettiniz. El birliğiyle sıçtınız hayatıma hala ne oldu diyorsun sen bana Kadem." Bir anda bağırmasıyla korkup gözlerimi abimlere diktim.
Karahan abimin hiç bu kadar tepkili olduğuna denk gelmemiştim. Elbette aşk sevgi dolu bir evlilikleri yoktu. Aksine çok uzaklardı ama bu haline ilk defa şahit olmuştum.
-"Biliyorsun..babam.."
-"Ya bırak. Ben ne olacağım bununla mı uğraşacağım? Denedim. Denedim gördün oldu mu olmadı."
Kadem abim başını eğmiş düşünüyordu.
-"İyi has diyorsun da kızı ortada mı bırakacağız? Boşanacağım diyorsan boşa sana kimse karşı çıkamaz. Naze harcanır gider. Babamın gözü arkada mı kalsın?"
Karahan abim sinirinden gülmüştü.
-"Kadem hadi git. Bir de sen beni delirtme." Elini savurup kalkmasını sağladı.
İkiletmeden gitmişti. Sandalyeden kalktım ve abimin yanına oturdum. Koluna sarılıp başımı yasladım.
-"İyi misin?"diye mırıldanarak sordum.
Kolunu çekti. Uzaklaşacak sandım sonra omzuma dolayıp başımı göğsüne koydu.
-"Bu konağa girip de iyi olduğumu gördün mü?"dedi sakince.
-"Abi mutlu değilsen neden devam ettiriyorsun? Yani Naze'ye iyi bir hayat sağlayabilirsin."
Kötü mü ediyordum bilmiyorum ama abimi o kadından kurtarmak istiyordum. Bütün kalbimle.
-"Bir tek sorun Naze olsa keşke."dedi kısık tonda.
-"En kolayı onu göndermek. Ama işte...zırzırlı işler. Boşver sen düşünme bunları."
Koridordan gelen boğuk sesler üstüne ikimizde aynı anda kalktık.
Naze merdivenlerden çekiştirerek indirdiği bavulla gitmeye çalışırken Ayşe ona engel olmaya çalışıyordu. İkisi teyze kızlarıydı. Birbirlerinden pek farkları yoktu.
-"Bırak Ayşe. Dayak yiyeceksem gider babamdan yerim."dedi Naze abime duyurarak.
-"Sen ömründe dayak yememişsin galiba." Karahan abimden beklemediğim bir alay cümlesi geldi.
Daha çok sinirlenmesini beklemiştim.
-"Ağam yapmayın. Engel olun."diyen Ayşe oldu.
Abim omzunu kapının kirişine yaslayıp ifadesiz şekilde baktı.
-"Senin beni eş yerine koymaman dayak yemekten daha ağır geliyor."Naze ilk defa şeffaf geldi gözüme.
-"Sana onu ilk gün söyledim. Şimdi yaygara yapma. Gidecek yürek varsa buyur. Dur diyeceğimi mi sandın?"
Abimin yol vermesiyle Naze'nin yüzündeki sertlik kırıldı. Galiba bütün inancı abimin engel olmasına yönelikti.
-"Emin misin ağam? Bütün eksiklerinle karın olduğumu duysunlar istersin herhalde."
Kaşlarımı çatıp abime baktım. Ne demek istiyor bu?
Abimi belki de günler haftalar sonra gülerken gördüm. Gür bir kahkaha atmıştı.
-"Senin bu yayı olmayan ağzın canımı fazla sıkmaya başladı. Git camiden anons ettir. Dinleriz hep birlikte. Ayşe kuzenine kapıya kadar eşlik et yolu şaşırmasın."
Ağzım gittikçe açılırken Naze de benim gibi şok olmuştu. Hatta Ayşe de öyle.
İkisini arkamda bırakıp üst kata çıkan abimin peşinden koşturdum. En son dönüp baktığımda Naze bir hışımla merdivenleri iniyordu. Gece vakti nereye gidecekti hiç düşünmedim.
-"Abi ne yaptın? Anneme ne diyeceğiz? Abi!"
Çalışma odasına kadar peşinden gittim. Kapının önündeyken telefonum çaldı. Gözüm önce saate gitti.
On bir buçuğu gösterirken Helen arıyordu. Bu saatte çoktan uyumuş olurdu.
Masasına oturan abime arkamı dönüp aramasını açtım. Hala soluk soluğaydım.
-"Helen..canım?"dedim merakla.
-"İyi geceler kimle görüşüyorum?"
Yabancı bir adamın sesi geldi. Kaşlarımı iyice çatıldı.
-"Helen'in arkadaşıyım. Siz kimsiniz?"derken soluğumu tutmuştum.
-"Öncelikle durumunun ağır olmadığını söylüyorum ki endişelenmeyin. Ancak bir yakınına haber vermemiz gerekiyordu. Arkadaşınız trafik kazası geçirdi. Şu an tedbir amaçlı yoğun bakımda tutuluyor. Gebeliği tehlike altında. Fakat kendisi iyi-"
Telefon elimden yere düşerken gözümdeki karartıyla merdivenin demirine tutundum.
-"Zeren!"
Zeminle buluşmadan abim beni tuttu.
-"Abi..Helen."
Hayır. Hayır yok.
Elimi başıma atıp gözlerimi açmaya çalıştım. Dizlerimin üstüne çökerken abimin beni tutmaya çalışan ellerini ittirip telefonuma uzandım.
-"Alo? Alo duyuyor musunuz?"derken gözlerimden yaşlar boşalıyordu.
-"Hanımefendi-"
-"Ne olur iyi bir şey söyleyin. Ben..ben hemen geleceğim. Bir kaç saat sonra. Yanına geleceğimi söyleyin ona lütfen lütfen korkmasın." Ağlamaktan konuşamıyordum.
Helen benim aynı kandan olmadığım kız kardeşimdi.
-"Zeren,abim ne oldu? Kime ne oldu? Ağlama. Ver şunu bana."
Karşıdaki adam hastanenin adını verip kapattığında abim telefonu elimden almıştı. Ondan kuvvet alarak ayağa kalktım.
-"Uçak. Bilet bul bir şey yap! Helen kaza geçirmiş hastanede. Hemen hemen abi."
Hayır ailemden kimseyi tekrar kaybedemem.
Buna asla izin vermeyeceğim.
'
Korkudan gözlerimi tavana dikmiş göz yaşlarımla kaskatı duruyordum. İki saati aşkın süredir yoğun bakımda bekletilmiştim. Kolum alçıdaydı. Çarpmanın etkisiyle kaşımda dikiş ve bant vardı.
Tüm bunların hiçbir acısını duymuyordum. Karnıma dokunmaya korkuyordum.
Doktorun yoğun bakımdayken dediği kulağımdan gitmiyordu.
-"Kanamanız var. Düşme tehlikesinin üzülerek olduğunu söylüyorum. Ama eğer oğlunuz da sizin kadar güçlüyse annesini bırakmayacaktır."
Dudağımdan kaçan hıçkırıkla sedyeye yatıran hemşireler dondu kaldı.
-"Canınızı mı yaktık?"
Başımı salladım. Yoğun bakımdan çıkarılmış odaya alınmıştım.
Uçağım vardı. En son denize baktığımı hatırlıyordum. Taksideydim. Sonrası yok. Tek hatırladığım attığım çığlıktı.
İyi olacağız. İyi olmak zorundayız.
-"Serum bitmeden gelip kontrol edeceğim. Bir şey olursa kapıyı açık bırakıyorum hemen karşıdayım." Hemşire kimsem olmadığını anlamıştı.
-"Tamam."diyebildim sızlayan boğazımı zorlamadan.
Gözlerimi sıkı sıkı yumdum.
Vücudum ağrıyordu. Kasıklarımdaki sancı ise gözlerimdeki yaşı kurutmuyordu.
Hastane elbisesinden belli olan karnıma serum takılı elimi çekinerek koydum. Oğlum olacak.
Bu şekilde öğrenmek istemezdim.
Lütfen sende beni bırakma oğlum.
-"Kaldıramam."dedim fısıldayarak.
Hıçkırıklarım boğazıma dizildi. Bir şey olur korkusuyla ağlamak da istemiyordum.
Gözlerimi bir kaç saniye kapattığımda patırtı sesi geldi. Daha kapıya bakamadan yanımda Zeren'i buldum.
Savunmam o anda çöktü. Ağlamamak için kendini zorlarken ben sesli sesli ağlıyordum.
-"Ona bir şey olmasın Zeren olmasın. Dayanamam."
Sabit yattığım sedyede göz yaşlarımı silerken kulaklarım uğulduyordu.
-"Olmayacak. Ağlama iyisiniz. Bak burada gitmedi. Seninle birlikte bizimle iyi olacak."
Yüzümü silip başını salladı. Yutkunup onu tekrar ettim.
-"Gitmedi."dedim fısıltıyla.
Karnımı okşarken kurumuş dudağımda dilimi gezdirdim.
Sonra hiç beklemediğim bir şey gerçekleşti.
Karahan.
-"Zeren..?" Kendi sesimi ben bile duymadım.
Yutkunamadım. Gözlerim gözlerine kitlendi. Böyle değil. Böyle olmaz. Şimdi değil.
-"Nasıl oldu bu? İyi misi-"
Karahan yanıma geldiğinde sustu. Gördü.
Hem benim elim hem Zeren'in avucu şişkin karnımdaydı. Odada ölüm sessizliği oldu.
-"N-Nasıl...? Helen...sen..sen..."
Sanki hayal görmüş gibi eliyle yüzünü sıvazlayıp kaşlarını çatarak tekrar baktı. Zeren bana ben ona baktım.
-"Abi."
-"Nasıl olabilir?"dedi fısıltıyla.
Dilim damağım kurudu. Kendimi örtmek karnımı kapatmak isteğiyle kavruluyordum.
-"Gel otur şöyle bir dinle." Zeren'in elini itirip bir adım geri gitti. Bir bana bir karnıma bakıp duruyordu.
Bakışları hareketleri adeta aklını yitirmiş gibiydi.
-"Sen hamilesin."dedi söylemekte zorlanarak duraksayarak.
Kasığımdaki sancının artmasıyla ağzımdan acı dolu bir inleme çıktı. Zeren apar topar bana yöneldi.
-"Ne oldu Helen? Neren ağrıyor?"
Gözlerim ıslak ıslak başımı geriye attım. Derin nefesler alıp vermeye başladım. Sakin ol. Sakin ol.
Alnımda ter damlaları hissettiğim anda çok zorlanıyordum. Ağrı umrumda değildi. Deli gibi korku içindeydim.
İster istemez yine ağlama aşamasına girdim.
-"Çok korkuyorum."diye fısıldadım. Ağlamamak için direnirken çenem titriyor sesim boğuklaşıyordu.
-"Hiçbir şey olmayacak. Korkma. Sadece sarsıldı biraz. Derin derin nefes al sen sakinleş bak hisset onu lütfen."
Bir eli yüzümde diğeriyle karnımı tutuyordu.
Sancı ağır ağır bedenimi terk etse de her yanımda ağrı vardı.
-"Abi kendine gelir misin?! Gidip bir hemşire çağır hadi kontrol etsinler."
Karahan'ı sarstığını göz ucuyla gördüm. Çağırdığı hemşire onları dışarı çıkartıp beni muayene etti. Kasıklarımdaki sancı beni en çok korkutandı. Fakat kanamam olmadığını söyleyince göğsüme oturan taş kalkmıştı.
-"Bir sorun yok değil mi?" Kapının önünde konuşmalarını dinledim.
-"Hayır girebilirsiniz."dedi hemşire.
Zeren koşar adım yanıma geldiğinde gözüm kapıda kaldı.
-"Zeren."dedim ve dudaklarımı ıslattım.
-"Yorma kendini konuşma."
Başımı salladım.
-"Karahan'la konuşmam gerek."
Bu saatten sonra gemiler yanacaksa yansın dedim. Başıma ne geleceğini bilmiyordum. Oğlumu kaybetsem belki de yaşamaya devam edemezdim.
Babası olarak her ne kadar istemesem de bir açıklamaya ihtiyacı vardı.
-"Boşver sen dinlen."
-"Çağır Zeren."dedim kısık sesle.
Kabullenip yanımdan uzaklaştı. Odada belki de on dakikadır yalnızdım. Gelmeyeceğini düşünürken kapı aralandı içeri girip kapattı. Bana bakmadan yatakla karşılıklı olan ikili koltuğa oturdu. Dirseklerini dizlerine yaslamış yere bakıyordu.
Dudaklarımı araladım.
Hiç ona nasıl anlatacağımı düşünmemiştim. Bunun olasılığını o kadar imkansızlaştırmıştım ki kendi içimde şimdi bir kelime diyemiyordum.
-"İyi misin?" Mecburiyetten sormuştu. Aksi halde konuşacağını sanmıyordum.
Göğsüme havayı doldurup üfledim. Yaptığımın cezasını mı çekiyordum? Ondan sakladığım için mi bu hale düşmüştüm?
Ne olacaktı şimdi? Bütün planlarım alt üst olmuştu.
-"Kimden?"
Tamam işte bunu hiç beklemiyordum. Ağlamakla gülmek kardeştir deriz ama şu an hiç sırası değil.
-"Kimden mi?"
Dehşete düşmüştüm. Sonra saçmalama Helen dedim. Adamı kandırmışlardı.
İrileşen gözlerimi beyaz tavana diktim.
-"Benden olmayacağına-"
-"Ay Karahan gerçekten çok kötüyüm ama şu saflığına saatlerce konuşabilirim."dedim bir çırpıda.
Eğer o gün Naze'nin dediklerini duymasam Karahan'ı odadan kovardım. Beni neyle itham ediyorsun diye ağzıma geleni sayardım ancak o durumda değildi.
-"Ne diyorsun Helen açık konuş. Zaten beynim allak bullak oldu."
Yatağa kendimi iyice bırakıp sinirlenmeden strese girmeden nasıl konuşurum diye düşünüyordum.
-"Dört aylık hamileyim. Eğer başıma bu gelmeseydi hiçbir zaman söylemezdim."durdum. Bir kaç saniye dinlendim.
-"Sizi ilgilendiren töre aşiret kanunları beni ilgilendirmiyor. Ben çocuğumu kendim büyüteceğim. Senden bir şey beklemiyorum."
Karahan bir şeyler mırıldanarak ayağa kalktı. Sinirli bir gülüş duydum.
-"Helen yalan söylemenin bir anlamı yok. Seni yargılamıyorum ama bu...bu bebek benden olamaz."
Delireceğim tanrım.
Adamı nasıl bir komplekse sokmuşlardı.
Elimi yüzümde gezdirip bıkkınlıkla ona baktım. Yüzünde garip bir ifade vardı.
-"Bak o gün Naze'nin dediklerini duydum." Bu isim bende öğürme isteği uyandırıyordu.
-"Sana kim bunu inandırdı bilmiyorum ama istersen DNA testi yaptırırız. Ve ya git bir doktor kontrolüne emin ol. Bu çocuk karnıma gökten inmedi. Senden başka birisi de hayatımda olmadı." Olamaz da.
Gözleri daldı. Geriye sendeleyerek koltuğa geri oturdu. Bir anlık gözlerimi kapattım. Keşke böyle olmasaydı.
Kaç dakika geçti sesi çıkmadı. Onu anlamaya çalışıyordum. Ancak düşündüğüm tek bir şey vardı bana hiçbir zorlama yapmamasıydı. Aksi taktirde olacakları düşünemiyordum.
Bir şey söylesin diye neredeyse soluksuz bekliyordum. O ise ayağa kalktı ve odadan çıktı gitti.
Gerçekler bazen can yakabiliyordu.
'
Ertesi güne yanımda Zeren'le başlamıştım. İkimizde konu hakkında konuşmayı reddediyorduk.
Bütün günü yalnız geçirdik. Ben kendimi dinlenmeye odaklamıştım fakat daha fazla dayanamadım.
-"Zeren ben abinle Naze'yi konuşurken duydum."dedim tek nefeste.
İçmekte olduğu suyu indirdi yanıma usulca oturdu.
-"Ne duydun?"
Gözlerimi indirdim.
-"Naze ona çocuğu olmadığına dair bir şeyler saçmalayıp insanlara söylemekle tehdit etti."
Zeren gözlerini büyüttü.
-"Nasıl ya? Dün akşam da abime eksikliğine rağmen karın oldum dedi ben anlamadım. Kavga ettiler sana anlatamadım. Naze çekti gitti. Abimi nasıl kandırmış olabilir ki?"
Kaşlarım iyice çatıldı. Kavga mı etmişlerdi?
-"Nasıl gitti?"
Omuz silkti.
-"Basbaya. Abim de kovdu."diye fısıldarken kapıya bakmıştı.
Karahan'ın yokluğu her ne kadar inkar etsem de bana dokunmuştu. Burnumu sızlatıyordu.
-"O istese de onunla gitmem. Ama bebeğini merak etmez mi insan?"dedim ağlamaklı.
-"Dışarıda oturuyor geceden beri. Bilmiyorum nasıl olacak böyle."
Kendi bilirdi. Ben zaten hayatında olmayacaktım.
'
Ertesi sabah daha fazla hastanede kalıp kendimi strese sokmak istememiştim. Doktora gerekmedikçe yerimden kalkmayacağıma dair söz vermiş taburcu olmuştum.
Doktor sarsılmadan gitmem gerektiğini söylediğinde Zeren çoktan abisine haber vermişti. Eğer bunu yapmasaydı ben taksi çağıracaktım.
Ancak işler değişmişti.
Karahan'ı otoparkta gördüğümde bakışlarını kaçırmıştı. Gözlerine ne denli hasret kaldığımı bilse bunu yapmazdı.
-"Dikkat et yavaş ol."
Zeren ultra hassas davranırken arabanın arka koltuğuna yerleştim. Tek kolla bir şeyler yapmak gerçekten çok zordu.
-"Zeren annenin yanına gitmen lazım."dedim Karahan arabaya binerken.
Önden dönüp bana baktı.
-"Helen seni nasıl bırakıp gideyim? Annemin yanında olmak isterdim elbette ama orada abimler var. Seni yalnız bırakamam."
-"Ben bakarım başımın çaresine." Ciddi manada mahcup hissediyorum.
-"Deli deli konuşma. Önce bir eve gidelim sonra mutfak alışverişi yaparım. Doktoru duydun yerinden kalkmayacaksın sen diyorsun git."
Gözlerimi cama çevirdim. Böyle omuzlarımda bir ağırlık vardı.
İstemiyor mu sahiden?
Kim sevmediği bir kadından çocuk ister ki?
Ama ben onu hiçbir şey için zorlamadım. Zorlamam da. Babalık yapmasını bile istemedim.
Ben ondan ne beklediğimi bilmiyorum. Benim tek hayalim gözleri bana ışıldayarak baksın. Sevilmek istiyordum işte.
Dünyada elde edemeyeceğin neyi istiyorsun diye sorsalar Karahan tarafından sevilmek derdim.
Bu saatten sonra imkanı yoktu. Bir bebeğimiz var diye yalandan sevecekse yakınıma dahi yaklaşamazdı.
Şimdilik sessizce kabullenmesini bekliyordum.
••
Günaydın dostlar ❤️
Bölümü nasıl buldunuz?
Bu hikayemizde olayları uzatmamaya karar verdim. Doğru mu yanlış mı ediyorum bilmem ama biraz da böyle gidelim dedim.
Ne düşünüyorsunuzz