•
O gece artık dayanamayarak duş almış olmamın verdiği rahatlıkla uyumuştum. Burada zaman çabuk geçiyordu. Havasına alışık olmadığımdan mı nedir bilmem çok yoruluyordum.
Aynı çatı altında yaşamak zorunda olduğum insanların yoruculuğu daha fazlaydı.
Sabah kahvaltısını bu sefer yine odada yaparız diye düşünürken hizmetli beni salona çağırmak için gelmişti.
Şaşırmıştım.
Elimi yüzümü yıkadıktan sonra gür dalgalı saçlarımı açık bırakıp altıma bir tayt giyindim. Kazağın üstüne de diz kapaklarımdan aşağıya uzanan Zeren'in hırkasını giyinmiştim.
Asla böyle özensiz giyinen bir kadın olmamıştım. Ama burada böyle gerekiyordu.
Evin salonuna Zeren'le birlikte girdik. Muhtemelen buraya herkes ilk kez giriyordu. Yani Firaz ağa olmadan ilk kez.
Firaz ağanın babası Osman bey altın varaklı koltukta oturuyordu. Bütün kardeşler gelinler ve ben ayaktaydık.
Bir kaç tane de akraba üyesi vardı. Buna Nizam denen adam da dahildi.
-"Hayırlı sabahlar. Birlik beraberlik olma vakti gelmiştir. Hep birlikte soframıza oturacağız."
Meran hanım yine yoktu. Ona o kadar üzülüyordum ki.
-"Karahan. Torunum. Sen yerine geç."
Osman bey masanın yanında bastonundan destek alarak konuşmuştu. Söz konusu Karahan olunca asla başımı kaldırmıyordum.
-"Dede olur mu öyle şey?" Karahan bir adım geri çekilince ona bakmak gibi hataya düştüm.
Siyah gömleği ve pantolonuyla belki de en sıradan şekilde giyinerek muhteşem bir kusursuzlukta görünüyordu. Uzun ve heybetli bedeniyle yıllardır hayalini kurduğum tek adam olmayı başarmıştı.
-"Geç dedim lafımı ikiletme." Neden ortam bu kadar sessiz gergindi anlayamıyordum. O yüzden dikkatle bakıyordum.
-"Amcamın yerine oturmasını istiyor. Ağalık artık Karahan'a geçecek." Kulağımın dibinde hissettiğim nefes ve sesle irkilip bir adım yana kaydım.
-"Pek anlamıyorum. Belli oluyor sanırım."diye fısıldayınca gülmüştü.
-"Şaşkın şaşkın izliyorsun."dedi Nizam.
Yeniden baktığımda Karahan'la gözlerimiz kesişti. Ani bir şey olunca vücudumdan bir soğukluk geçti gitti.
Masanın baş köşesinde arkalığı oymalı ahşaptan yapılmış gösterişli sandalyeye oturdu. Ardından herkes otururken Zeren geçmem için bana başıyla işaret verdi. Birlikte yan yana oturduğumuzda sağıma Zeren soluma Nizam gelmişti.
Herkes masada birleşmişti fakat kimse doğru düzgün yemeğe bakmıyordu bile. Evin babası gidince kurulu düzen bozuluyordu. Evin soğuğu kolay kolay ısınamazdı.
Hal böyle olunca benimde iştahım yoktu. Başımı kaldırıp çayımdan bir yudum aldım. Masanın karşı tarafında Ayşe ve Naze yan yana oturuyordu. Naze'nin yüzünde anlam veremediğim bir gülümseme vardı. Gözleri bile bir farklı bakıyordu. Neydi onu bu kadar havalandıran sebep bilemezdim.
Belki de kocası ağalığa geçecek diye olabilirdi.
Tanrım.
Bebeğim için iyi olmak istiyorum.
-"Bu akşam toplanalım diyorum torunum."dediğini duydum Osman beyin.
Fakat o tarafa bakmıyordum.
-"Bana birkaç gün ver dede."
Karahan itiraz istemeyen gür bir tonda söylemişti. Naze ona bakıp silinen gülümsemesi ile kaşlarını da çatmıştı.
-"İşler bekler. Ama öyle diyorsan bizde bekleriz."
Herkes bir kaç lokma yemişti. Karahan sandalyeden kalktığı gibi Naze başta olmak üzere diğerleri de sırayla kalktı.
-"Çalışma odasındayım. Kahve getirirsiniz. Müsaadenle dede."dedi ve arkasını dönerek salondan bir hışımla çıktı.
Karahan'la hiç uzun uzun vakit geçirmemiştim. Fakat kalbim onu yıllardır tanıyor gibi hisleri kuvvetliydi. Üzüntüsünün ve kaybının yanında bir sıkıntısı vardı.
-"Ben anneme bakacağım."
-"Olur git."diye mırıldandım Zeren'e.
Masadan kalkarken evin yardımcısı Reyhan ile gelinler de sofrayı toplamaya girişmişti.
Evin erkekleri de sıra sıra salonu terk etmişti. Bende ilk önce biraz hava almak için avluya çıkmaya karar verdim. Güneş açmıştı fakat hava soğuktu. Kapıdan bir kaç kişi bu tarafa doğru geliyordu. Kalabalık gün geçtikçe azalıyordu.
Sanırım artık gitme vaktim gelmişti. Zeren'i böyle bırakmayı hiç ama hiç istemiyordum. Ancak gitmeliydim.
Mardin'in soğuk havasını içime doldurup yaklaşık on dakika sonra konağa girdim. Masa toplanmıştı salonu süpüren bir kız vardı.
Merdivenlerden üst kata çıktım. Odada bıraktığım telefonumu da aldıktan sonra en üst kata yöneldim. Çatıda manzaraya karşı oturup yalnız kalmayı hedefliyordum.
En üst katta kimse yaşamıyordu. Yalnızca çalışma odası ve fazlalık eşya deposu buradaydı.
Bir kaç adımla çatının kapısına ulaştığımda çalışma odasından gelen tanıdık sesi duydum. Elim kapı kolundayken durdum.
-"Git başımdan Naze. Yorma beni!"
Kirpiklerimi kırpıp kaşlarımı çattım. Biliyorum dinlemem çok yanlış ama kendime engel olamam ki!
-"Karahan ben senin karınım! Soyadını almadıkça bu evde hakkımda neler konuşuyorlar biliyor musun? Milletin diline düştüm! Böyle evlilik mi olur?"
-"Evlilik yok zaten Naze. Bana sesini yükseltme. Sen benim karım falan değilsin. Babamın emanetisin. Söylenenlerden rahatsız oluyorsan da kapı orada. Boş konuşup beni sinirlendirme."
Gözlerim yuvasından çıkarcasına büyüdü. Karahan'ın bütün katı inleten sesiyle şoka girdim.
Hayır bu ümitlenme falan değildi. Saf bir şekilde şok olmuştum. Evliliklerini tamamen gerçek sanıyordum.
-"Beni başından atacağını mı zannediyorsun Karahan ağa? Bütün Mardin'e ağalarının kısır olduğunu anlatmama ne dersin? Sırf sen rezil olma diye benim çocuğum olmuyor dedik. Senin şerefini kurtardım ben. Soyadını da paşa paşa vereceksin."
Ağzım açıldıkça açıldı. Yere düşecekken duvara tutundum. Duyduklarım akla hayale sığmayacak şeylerdi.
Bu kadın ne diyordu böyle? Karahan'ın nasıl çocuğu olmuyordu? Karnımdaki gökten mi gelmişti?!
Tanrım sen bana akıl ver!
Kulağımla duyduğuma inanmakta zorluk çekerken Karahan yeniden bağırdı.
-"Kes sesini Naze! Sikimde bile değil. Git kime söylüyorsan söyle sen beni tehdit ettiğini mi sanıyorsun?! Elimden bir kaza çıkmadan defol odadan."
Titreye titreye kendimi çatıya atıp sandalyeye çöktüm. Dizlerimde can kalmamıştı.
Uzun yol koşmuş gibi nefes nefese kalmıştım. Saçlarımı yüzümden çekip gökyüzüne baktım. Nefes ciğerlerime ulaşmıyordu.
Karahan nasıl bir oyunun içindeydi?
İnanamıyorum inanamıyorum
İki yana sallanan başımı ellerimin arasına alıp eğildim. Yüzümü avuçladım. Beynim patlayacak kadar zonklama hissediyordum.
Varlığından güç bulma ümidiyle karnımı tuttum. İçimde yaşıyor. Rüya değil. Hayal değil. Karahan'ın bebeğini büyütüyorum.
Bebeğimiz. Burada benimle.
Yapamam.
Söyleyemem.
Hayır.
-"Ne yapıyorsun?"
Olduğum yerde sıçradım. Kendimi tutamadan ağzımdan bir çığlık kaçtı.
-"Korkuttun beni.Ne sessiz geliyorsun?"
Hemen ellerimi karnımdan çekip ayağa kalktım ve durmak bilmeyen göğsümü indirdim.
Dudaklarından sigarayı çekip dumanını üfledi.
-"Bağıra bağıra mı geleceğim?"
Naze gitmiş miydi? Onları duyduğumu anlamış mıdır?
Gözlerimi kuşkuyla etrafta gezdirip zar zor yutkundum. Konuşmadan eğildim ve sandalyeden telefonumu aldım. Çıkıp gitmeyi hedeflemiştim fakat eli koluma dolandı.
Soluğum içimde tıkandı kaldı.
-"Ben geldim diye mi gidiyorsun?"
Parmakları sıcaktı. Hırkamın üstünden bile olsa hissediyordum. Dokunuşları benim için bir mucizeydi. Yani en azından o gece.
Beynimde duyduklarım yankılanırken Karahan'a odaklanamıyordum. Ve olur da eli karnıma değer diye aklım çıkıyordu.
Kendimi mecburen geri çektim.
-"Ne alakası var?"dedim yutkunarak.
Burnundan nefesini üfleyip az önce kalktığım yere oturdu. Ateş yakılan çukura sigarasının külünü attı geriye yaslandı.
-"Otur o zaman."
Keşke her şey farklı olsaydı.
Beynim git diyordu. Kalbim,kal hasret gider. Kalbimi dinlediğim için karnımda bebeği vardı.
Yine yenik düştüm. Yanak içlerimi ısırarak yanındaki koltuk tarzı sandalyeye oturdum. Açık hava olduğundan sigara kokusu esintiyle gidiyordu.
-"Karahan normal iki insan ve ya arkadaş değiliz farkındasın değil mi?"dedim karnımda heyecandan sancı varken.
Aldığı solukta omuzları kalkıp inmişti.
-"Farkındayım. Konuşmamızda bir sakınca mı var?"diye sordu ciddi ciddi.
Gözlerimi büyüttüm.
-"Evlisin sen. Elbette var!" Ben az önce neye şahit oldum öyle?
-"Sikeyim evliliğini." Duymayacağımı sanmıştı. Ağzının içinde gevelemişti ama duymuştum.
Yanaklarımın ısındığını hissettim.
-"Saçmalıyorsun."dedi yanıt olarak.
Omuz silktim.
-"Kime göre."
Öylesine derin bir of çekip sigarasını söndürdü. Ayağını dizinin üstüne atarak tekrar geriye yaslandı.
Kalbim daha fazla onu görmeye dayanamayacaktı. Yüzünü ve kokusunu yeterince hafızama kazıdığıma göre gidebilirdim.
Hiçbir şey demeden kalktım ve yanından gittim. Odaya girdiğimde ilk iş olarak uçak bileti aldım. Yarın sabah sekizde bilet bulmuştum.
Tam biraz uzanayım demiştim ki odadan içeri Zeren girdi.
-"Yat yat kalkma. Yoruldun kaç gündür."
Yan dönüp karşımdaki berjere oturmasını bekledim.
-"Bilet aldım. Daha duramıyorum Zeren. Dayanamıyorum gözümün önünde." Hazırda bekleyen göz yaşım gözümden yanağıma oradan yastığa süzüldü.
-"Ya..Helen. Ne olur gitme yapma bunu. Seni de kaybetmek istemiyorum."
Hemen yanıma sokuldu. Birbirimize sarıldık.
-"Kaybetmek yok. Ama burada kalamam. Bu kadar stresle üzüntüyle baş edemem."dedim titrek sesimle.
-"Abime söyleyelim. Deli olur Helen. Çok mutlu olur."diyince ağlamanın arasında güldüm.
-"Sen delirmişsin bence. Unuttuğun bir şey var ki seven taraf benim. Ve sevdiğim taraf evli."
Yanağı yanağıma yaslı iken başını salladı.
-"Abim bu evliliği hiç istemedi. Ama Baran küçüktü. Halam ölünce Naze'nin babası ona kötü davranmaya başladı. Dövüyordu falan. Alkolik bir adam. En son parayla yaşlı birine satacaktı. Babam halamın emanetini sahipsiz bırakmayacağına söz vermişti. Naze'yi kurtarmak için oğlunu harcadı."
Taşlar artık yerine oturuyordu. Aklımdaki soru işaretleri bir bir silinse de hala büyük bir gerçek vardı. Yalanlar ve sevgisizlik üstüne kurulu olsa da evliydiler.
Tüm bunları geçtik diyelim.
Yıllarca gözü bana değmemiş adam beni mi sevecekti? Bebek var diye bana gelecekse hiç gelmesin.
-"Zamanla birbirlerine alışabilirler."dedim içim acıyarak.
-"Alışmazlar. Nerdeyse bir buçuk yıldır evliler Helen. Abim buraya ayda bir zorla gelir."
-"Bende umut yok Zeren. Yanlış anlama. Hiçbir beklenti içinde değilim. Çünkü Karahan bu bebeği öğrenmeyecek. Bende bebeğimde buraya ait değiliz." Tıpkı Karahan'a ait olmadığımız gibi.
-"İkimizde ayrı dünyaya aidiz."
-"Yazık değil mi? Günah değil mi abime? Yeğenime?"dedi karnımı okşayarak.
Vicdanıma oynamak istiyordu. Gözlerim doluyordu ama ağlamayacaktım.
-"Çocuğumu doğurup Naze'yle birlikte mi büyüteyim Zeren? Biraz mantıklı düşün ne olur sus."dedim gözlerimi sertçe silip.
-"Ayrılırlar."
-"Ayrılmasınlar. Beni ilgilendirmiyor. Bak Zeren olur da ağzından kaçar ne yeğenini görebilirsin ne de beni unutma."dedim kesin bir dilde.
Suskunluğunu korudu.
Bende sustum.
Ertesi güne kadar odadan ayrılmadım. Karahan'ı görmek istemedim. Yeterince yüreğime zor geliyordu.
Hala duyduklarımın etkisindeydim. Eşyalarımı toparlarken beynimin karmaşasından kulağım sağır olmuştu.
Zaten bir tek çantamla gelmiştim. Gelirken üstümde olan yıkanmış temiz kıyafetlerimi geri giyindim. İlk önce Meran hanıma uğradım. Artık yataktan kalkmıştı ama odadan çıkmıyordu.
Aklım Zeren'den çok Meran hanımda kalacaktı. Konuşmuyordu. Sessizdi.
Zeren ise hala yalvarıyordu. Aksinin olmayacağını ona kabullendiremedim. Sabah kahvaltısı yeni kurulurken ben konağın kapısındaydım.
-"Bende gelmek istiyorum."
-"Ne gerek var ki? Gideceğim işte. Üşüme sen hadi gir."
Başını salladı.
-"Bari evimize git. Bende geleyim. Birlikte olalım bu süreçte olmaz mı?"
Yanağını sildiğimde o da uzanıp benim yanağımı sildi.
-"Sen gelirsin. Zaten kimsem yok gidecek yerim yok.Birlikte büyüteceğiz. Vaktimiz bol."dedim gülümseyerek.
Dudağını ısırıp başını eğdi.
-"Abimi son kez görmek istemiyor musun?" Sorusuna olumsuz anlamda başımı salladım.
İstemiyorum diyecekken devasa ahşap kapı otomatik olarak yana açılmaya başladı. Şansım yine yerinde değildi.
Kenara çekildiğimizde önümüzde duran arabadan Karahan indi.
-"Abi? Günaydın."
Bakışlarını üstümde hissedince gözlerimi kaçırdım.
-"Hayırdır sabah sabah?"
Zeren ellerini ellerimden çekip yanıma geçti.
-"Helen gidiyor. Onu havaalanına götürelim mi?"
Eğer müsait bir yer olsaydı ona elimin tersiyle patlatacaktım.
-"Git üstüne bir şey al gel."
-"Ben giderim!"dedim Zeren'i uyarma amaçlı sesimi keskinleştirip.
Ancak Zeren çoktan konağa doğru hızlanmıştı.
-"Ağam alayım arabayı?"
Nerden geldiğini görmediğim adamı Karahan yalnızca el hareketiyle uzaklaştırdı.
-"Bin."dedi bana.
Mecbur kalarak ayaklarımı oynattım. Arka kapıyı açıp oturduktan sonra çantamı yanıma bıraktım.
Neyse ki o binmemişti sigara içiyordu.
Havaalanına giden yol boyu kimse konuşmadı. Camdan dışarısını izlemiş hiç ön tarafa bakmamıştım.
Geldiğimizde de Zeren'e içeri girmesine gerek olmadığını söyledim. Gözlerime bakınca sesini çıkartamadı.
Birbirimize sıkı sıkı sarıldım.
-"İkinizde birbirinize emanetsiniz. Dikkat et olur mu?"diye fısıldadı kulağıma.
-"Olur. Sende kendine iyi bak." Uzaklaşıp yüzünü tuttum ve yanaklarını öptüm gülümsedim.
Karahan'a bilerek yanlışlıkla dahi olsa gözümü değdirmedim. Ona sırtımı dönmek çok zor olmuştu.
İkisinden de hızlıca uzaklaşmıştım.
'
İstanbul'a adım attığımda bir kaç gün dinlenme ihtiyacım vardı. Bu yüzden eve gitmiştim.
Kendi özlediğim düzenimde güzelce yıkanmış yatıp uyumuştum.
Aklım kalbim Mardin'de iken nasıl devam edecektim bilmiyordum. Naze'nin söyledikleri sürekli beynimde yankı yapıyordu.
Duyduklarımı Zeren'e söyleyip söylememek arasındaydım. Ama işler daha da sarpa sarabilirdi. Yeterince yıpranmışlardı.
Sadece anlamadığım şey Karahan çocuğu olmadığına nasıl bu kadar emindi?
-"Niye bu kadar hareketlisin sen?"
Çıplak karnıma dokunup tebessüm ettim.
-"Sende babanı mı özledin yoksa? Annen gibi yokluğuna alışmalısın fasulyem."
İç çekip yataktan kalktım. Bugün gidip bir kaç parça bir şey alacaktım. Evet daha çok vardı ama hevesleniyordum. Minik bedenini giydireceğim günlerin hayalini kuruyordum.
O yüzden önce güzel bir kahvaltı yapmış buradaki kıyafetlerimden üstüme olabilecek triko elbiseyi giyinmiştim. Kabanımı da giyinerek evden çıktığımda burayı özlediğimi hissettim.
Alışık olduğum sokaklar hava şehir. Bebeğimi de burada büyütecektim.
Halasıyla ve annesiyle sevgiye boğulacağı büyük bir ailesi olacaktı.
Kendi kendime gülümsedim. Çağırdığım taksi sitenin önünde durunca beklemeden bindim ve alışveriş merkezine gitmek istediğimi söyledim.
Bugün hava yağmurluydu. Yine de evde durmak istememiştim. Zaten yarına biletim vardı ve gidecektim. Gitmeden miniğime alışveriş yapacaktım. Ardından doktor kontrolüne gidecektim.
Üstümde bir hüzün vardı. Dağılsın diye sanki her şey normalmiş gibi davranıyordum. Halbuki birisi dokunsa oturup ağlayacaktım.
Ama böyle bir lüksüm yoktu. Bebeğim için güçlü bir anne olacaktım.
••
Merhaba herkese❤️
Bugünde sırayı bozmadan bölümle geldim.
Biraz olaylar olaylar yapalım dedim nasıl oldu?
Yorumlarınızı bekliyorummm