• Bahar ayının güneşi ısıtırken gölgesi üşütüyordu. Bende arka bahçede güneş alan ahşap koltuğa oturmuş güneşleniyordum Bir elim kase dolusu çileğe gidip gelirken diğer elimde telefon alışveriş sitelerinde geziniyordum. -"Helen.!" Yukarıdan gelen sesle başımı kaldırdım. Yatak odasının balkonundan seslenen kocama baktım. -"Üşüyeceksin ne yapıyorsun?!" Omuz silktim. -"Güneş var ısınıyorum."diyerek önüme döndüm. Burada geçirdiğimiz üçüncü gündü. Bir hayli keyif aldığım çiftlik evi bana iyi gelmişti. Hem bana hem oğluma. -"Senin vücut ısında bir problem olabilir mi?" Omuzlarımı sıkıca saran polar örtüyle kaşlarım çatıldı. Benim keyfim gayet yerindeydi. -"Olabilir çünkü hamileyim." -"Bak sen. Hiç de bilmiyordum."dedi hayıflanarak. Son bir saattir telefon görüşmesi yaptığı için kendi kendime ona tripliydim. Fakat yanıma yerleşip beni kolunun altına alınca affetmiştim. -"Karahan. Oğluma alışveriş yapmak istiyorum."dedim telefon ekranını kilitleyip. Saçlarımın tepesini öptükten sonra çenesini yasladı. -"Öncelikle oğlumuz diyecektin sanırım. İkinci olarak bir kaç gün daha geçirip konağa döneriz sonra alışverişe çıkarız olur mu?" Başımı salladım. -"İnternetten sipariş versem konağa mı vereceğim? Bak çok güzel şeyler beğendim." Favorilerime eklediğim zıbınları tulumları ve takımları gösterirken burnum heyecandan sızlıyordu. -"Çok güzeller." Alnımın kenarında olan dudaklarını oynatıp uzunca saçlarımı kokladı. Gülümsedim. -"Karnımda olmasını çok seviyorum. Ama doğsun da istiyorum." Gözümden bir damla süzülürken dudaklarımda huzurlu bir tebessüm vardı. Avuç içimle karnımı okşarken Karahan büyük eliyle elimi kapattı ve karnımı tuttu. -"İyi ki varsınız." Kısık duygulu sesini duymamla başımı kaldırıp ona baktım. Fırsatı kaçırmadan burnumun ucunu öpmüştü. -"Sende iyi ki varsın Karahan. Senden önce çok yorgun ve çaresiz hissediyordum. Ona yetemeyeceğimi düşünüp korkuyordum." Göz bebeklerime dolan yaşları parmağıyla silip kirpiklerime kadar beni titretecek şekilde öptü. -"Eğer size kavuşmasaydım asıl eksik kalan ben olacaktım. Çünkü oğlumuzun mükemmel bir annesi var." Dudaklarımı ıslatıp gülümsedikten sonra yanağını okşadım. Dolgun dudak çizgisinde parmağımı gezdirirken gözlerini kapatmıştı. Batmakta olan güneşin kızıllıkları altında harikulade bir görüntü oluşturmuştu. Nasıl aşık olmayayım ki? -"Bence babasının hakkını da yemeyelim."dedim imalı imalı. Bembeyaz dişleriyle gülerken gözlerini araladı. -"Çok güzelsin." Ani itiraf ile gülüşüm soldu. Kalbim pır pır uçarken aramızdaki kısacık mesafeyi sonlandırdım ve dudaklarımızı birleştirdim. Onu öpmemi bekliyordu. Beklentisini karşılayarak araladığı dudağını dudaklarımın arasına aldım. Eli karnımdan göğsüme doğru yükselince irkilip geri çekildim ve hemen etrafı kontrol ettim. -"Karahan.."dedim utanarak. Burnundan soluyordu. Öpüşmemizi kesmem hoşuna gitmemiş olmalıydı ki usulca boynuma eğildi ve uzun soluklar almaya başladı. -"Sen bu halde otururken etrafta birinin gezebileceğini düşünüyor musun?" Dudağımı ısırarak başımı omzuna yasladım. -"Olsun yine de müsait bir yer değil."dedim mırıltıyla. Ayağa kalkıp belimden tuttu ve benide kaldırdı. -"O halde odamıza gidelim ne dersin?" Zar zor yutkundum. Zaten onu geceleri zor zapt ediyordum bir de gündüz gözüyle odaya kapanırsak hiç duramazdık. -"İyiydik böyle temiz hava alıyoruz."dedim iki elimle karnımı tutup. İyice ağırlaşmıştı benim pamuk oğlum. -"Yeter bu kadar aldığın güzelim." Telefonumla birlikte örtüyü aldı ve omuzlarımı örttü. Elimi sıkıca kavradıktan sonra taş yoldan eve yöneldik. Karahan'a son günlerde neler oluyordu bilmiyordum ve şaşırıyordum. Biraz da heyecanlandığımı söylemeliyim. -"Ağam." Önümüze çıkan çalışanlardan biri hemen kenara çekilip başını eğdi. -"Bir saate masayı hazırlarsınız."dedi Karahan. Kadın başını kaldırmadan onaylamıştı. -"Emrin olur ağam." Ahşap merdivenleri bana önden çıkartırken elimi bir an olsun bırakmamıştı. -"Neden gidiyoruz? Hem...ee odada uykum geliyor." Kızarmaya dönmüş yanaklarımla konuşmaya çalışırken tutunarak basamakları çıkıyordum. -"Senin her yerde uykun geliyor." Dudaklarımı büzdüm. Doğru. -"Ne yapıyım yoruluyorum." Odadan içeri adım atar atmaz belimden tuttuğu gibi beni duvara yaslarken bir yandan kapıyı kapatmıştı. Hızlı hızlı nefes alıp verdim. Dudakları çoktan yanağımı bulmuştu. Küçük küçük öpücükler bıraktı. Burnunu sürterek boynuma indi. Kulağımın gerisine kadar öperek yol çizdi. Dizlerim titriyordu. Geniş omuzlarına tutundum. -"Seni özledim. Sen kocanı özlemedin mi?" Öpücükleri tenimi boş bırakmazken elleri de rahat durmuyordu. Kalçamın kıvrımında geziniyor ara ara sıkıştırarak okşuyordu. Dudaklarımdan çıkan kısık solukların eşliğinde boynuna sarıldım. Başını kaldırdı. Dudaklarımızı birbirine sürtüp derin bir öpücük bıraktı. -"Özledim."dedim dudaklarım dudaklarına değerken. Benim her anım seni özleyerek geçti Karahan. Yıllardır sana hasretle özlemle yaşadım ben. Burnundan sesli bir soluk aldıktan sonra bir elini sırtıma diğerini belime koyarak beni göğsüne çekti. Karnım müsade ettiğince sıkı bir şekilde sarılmıştı. -"Sensiz bir hayat düşünemez oldum Helen. Onca ay nasıl durdum? Nasıl kendimi tuttum da sana gelmedim bilmiyorum." O kadar ağır bir yükün altında hissediyordum ki. Hiç hafiflemem sanardım. Ama şu iki cümle bile göğsümü ferahlatıyordu. -"Gelmek istedin mi sahiden?" Göğsüne yaslı yüzüm boğuk konuşmama neden olurken kokusunu iyice içime çektim. Başını salladığını hissettim. -"Çok." Başımı kaldırdım ve yüzüne baktım. -"Yeniden başladık. Üçümüz." Beni onayladı. -"Üçümüz." Tebessüm ettim. Karnımda hissettiğim darbeyle tebessümüm kıkırdamaya döndü ve geri çekildim. -"Kaçırdın ya!"dedim hayıflanarak. Hemen tekme attığı yere elini koydum. Heyecanla karnıma bakmıştı. Bir kaç saniye bekledik fakat tekrarı olmadı. -"Baban uzaklaşsın diye uyarı mı yaptın oğlum?" Kendi kendime konuşup güldüğümde Karahan yüzünü astı. -"Bozuşuruz bak." Gülümsemem büyürken önünden çekildim ve yatağa girmeden terliklerimi çıkarttım. Düzelttikleri yatakta süs yastıklarının üstüne başımı yaslayarak tam ortaya yattım. -"Yemek saati yaklaşınca tekmeleri çoğalıyor." Karahan yanıma gelip oturdu ve bir bacağını altına çekti. Eğildiğinde hemen elimi saçlarının arasına koydum. Oğlumuzu tıpkı beni öptüğü gibi uzun uzun öptü. Bir yandan karnımı okşarken bende saçlarını okşayıp seviyordum. -"Bu evi kim yaptırdı?"diye sordum. Dikleşip doğruldu ve yanıma uzanarak beni kollarının arasına aldı. -"Ben konakta kalabalıkta kalmayı sevmem pek. Buraya da çok gelmem ara sıra gelirdim. Babam benim için yaptırdı. Yeter ki gel kalacak yerin olsun demişti. Benden çok kendisi kullandı çok severdi burayı." İç çekip susunca duygusallığımla birlikte gözlerim hemen sulandı. -"Çok güzel bir yer." Başıyla onayladı. -"Tek başına güzel olmuyordu. En son babamla kalmıştık. Şimdi ailemle geldim." Dudaklarımı birbirine bastırıp parmağımın ucuyla gözlerimi sildim ve göğsüne tutunarak hafifçe doğruldum. Göz yaşlarıma rağmen gülümsediğimi görünce gözlerindeki endişe kayboldu. Hüzünlü bakınca kalbim acıyor. -"Daha önce hiç konuşmadık biliyorum ama eğer izin verirsen seninde onayın olursa...oğlumuzun adını Firaz koymak istiyorum." Bunu evleneceğimiz gece düşünmüştüm. Bir türlü söyleyemedim. Hatırlatıp canını yakar mıyım diye çok düşündüm. Öylece baktı bana. Alnında bir damar belirginleşmişti. Kaşlarını kaldırıp indirdi ve derin bir nefes alarak doğruldu. Onunla birlikte oturur pozisyona geldiğimde beni beklemediğim an kocaman kucakladı. Kendimi kollarının arasında kucağında buldum. -"Senin canına kurban olurum izin vermek ne kelime..?" Saçlarımın arasını öperken yüzüne bakmak için geri çekilip ellerimi yanaklarına koydum. Gözlerini öyle bulanık görmek hoşuma gitmedi. Ben anne babasızlığa alışık büyümüştüm ama onun için daha zordu. Babasıyla büyümüş bir çocuktu. -"Dedesinin adıyla büyüsün."dedim titremesine mani olamadığım sesimle. Alt dudağını sertçe ısırmış serbest bırakmıştı. Gözünden bir damla akarken hızlıca sildim ve görmemiş gibi yaparak gülümsedikten sonra yüzünü göğsüme çektim. Bir süre sadece öyle sarıldık. İkimizinde sımsıkı sarılıp sarmalanmaya ihtiyacı vardı. Ardından sessizce yatağa uzandık. Sırtımı göğsüne dayamış kollarının arasında yatıyordum. Boynum öpücüklerinden nasibini alırken gözlerim kapalı halde dinlenme modundaydım. Çok geçmeden yemeğin hazır olduğu haberini almıştık. Akşam yemeğini yine Karahan'ın sol çaprazında yerken kendi tabağında didik didik ettiği balıkları bana vermesini izliyordum. Balığa pişmiş de olsa elimi sürmeyi sevmediğimi söylemiştim. Benim için ayıklıyor yememi bekliyordu. Gülümseyerek somonun lezzetini damağımda hissettim. -"Umarım oğlumuz doğduğunda da bu hizmeti almaya devam ederim."dedim gözlerimi tabağımdan çekmeden. Dudağının kenarıyla güldüğünü görmüştüm. -"Nasıl istersen hanımağam." Kendimi tutamayıp kıkırdadım. -"Benim nasıl bir ayrıcalığım oluyor?" Bilmediğimden merakla soruyordum. -"Bana ait ne varsa senin oluyor güzelim. Eğer burada yaşasaydık konak da senin oluyordu." Kaşlarımı havaya kaldırdım. -"O halde Nare'yi sürgün etme hakkım olur muydu?" Çenesi kasılırken aslında keyfini kaçırmak için söylemediğimi dile getirecektim ancak hafifçe boğazını temizledi. Ardından konuştu. -"Senin için sorun teşkil edecek birisi değil. Konu haline getirmemiz bile saçma."dedi ve konuyu kapattı. Başımı belli belirsiz salladım. Bir dilim domatesi ağzımda evirip çevirip yuttum. Pek beni memnun etmeyen bir akşam yemeği olmuştu. -"Bir şey diyeceğim ama dalga geçme."dedim baştan. -"Ben balıkla doymadım."dedim mahcup ve çekingen halde. Dudaklarını birbirine bastırırken gülmek istemesi sinirlerimi bozmaya yeterli oldu. -"Niye dalga geçeyim güzelim? Ne çekiyor canın söyle?" Dilimi dudağımda gezdirip aklımdan geçen yemekleri düşündüm. Her şey ağzımı sulandırıyordu. -"Mantarlı makarna. Yanında biraz tavuk olabilir.." Aklım hep beni kilo aldıracak yemeklerdeydi. Şimdilik oğlum için kendimi tutmuyordum. Normalde asla bu kadar umursamaz şekilde yemek yemezdim. Karahan kadınlardan birine seslenmiş ve istediklerimi söylemişti. Kadın koşarak mutfağa gittiğinde ben somurtuyordum. -"Çok mu kilo aldım ben?" Limonlu su kasesinde parmaklarını gezdirip peçeteyle sildikten sonra bana baktı. -"Zaten kilo alman gerekmiyor mu?"diyince kaşlarım derince çatıldı. -"Aldım yani." Başını salladı. -"Her hamile kadın gibi evet. Bu kötü bir şey değil. Doğumdan sonra verebilirsin ki vermesen de her halinle çok güzelsin." Hemen gülümsememi sağladı. -"Oğlunun iştahlı olması bana çektiği bir özellik asla değil."diyerek masadan kalkmaya yeltendim. Yemeğim hazır olana kadar bekleyebilirdim. -"Bana çekmiş tabi. İyi özelliklerini senden almıştır." Laf mı soktu o bana? Arkasını dönüp banyoya giderken burnumu kırıştırmış ona pis pis bakış atmıştım ancak görmemişti. Bu saatlerde iyice taşıması zorlaşan karnımla birlikte arkasından ellerimi yıkamaya gittim. -"Gel bakalım ufaklık." Omuz silkip önüne geçtim ellerimi yıkamaya başladım. O da elini ve ağzını dolaptan aldığı havluyla kuruluyordu. Hemencecik arkama geçip ellerini karnımda birleştirdi. Aynadaki görüntümüz fazlasıyla sevimli gelince çekilmedim. -"Koltuğa geç uzan. Benim bir görüşme yapmam lazım. Uzun sürmez." Omzumla boynum arasına minik öpücüklerini kondurdu. Kulağımın altını burnuyla sürttükten sonra huylanıp başımı eğdim gülümsedim. -"Hadi git de gel."dedim istemeyerek. Normalde de ondan ayrı durmak azap gibi gelirdi. Şimdi yan yana olmaya alışınca hiç uzak kalamıyordum. Son kez yanağını öpüp banyodan çıktı. Neredeyse yarım saatte yemeğimi hazırlayan kadına minnettar oldum. -"Çok teşekkür ederim ellerinize sağlık."dedim iştahım kabarırken. Masa çoktan toplanmıştı ve bana yeni bir servis açılmıştı. -"Afiyet olsun hanımağam. Canınız ne çekerse elimden geldiğinde yaparım." -"Sağ olun teşekkürler."dedim gülümseyerek. Daha fazla bekleyemeden küp küp doğranıp pişirilmiş tavukları ağzıma gönderdim. Ben yemeğimle aşk yaşarken bir diğer aşkım olan adam merdivenlerden indi. -"Ay Karahan o kadar mutluyum ki." Yemek yerken mest olma işi hamileyken başıma geldi. Karahan dişlerini göstererek güldü ve yanımda durdu. Başımın üstünü öpüp çıplak omzumu hafifçe okşadı. -"Afiyet olsun. Ama böyle sağlıksız menüleri daha aza indirelim olmaz mı?" Başımı iki yana sallarken makarnadan yiyordum. -"Olmaz nasıl olsun? Senin damak zevkin yok ki." -"Damağımda tek bir tat var. Hatırlatmak ister misin?" Eğilip kulağıma fısıldadığı edepsiz cümleyle makarnayı yutamadım. Öksürerek suya uzandım. -"Sen şöyle biraz soğuğa çık yürü iyi gelir."dedim başımı tabağıma eğip. Elini okşadığı omzumdan çekti ve gözümün önünde yer alan koltuk takımına ilerledi. -"Demesi kolay öyle." Ağzının içinden konuşmuş koltuğa oturmuştu. Yine suratı asılınca içten içe güldüm. Biraz da sen dolaş peşimde Karahan ağa. Ancak söylemem gerekiyor ki tepeme kadar gelmişti zor dayanıyordum. Heykel gibi yatakta tüm seksiliği ile yatarken daha ne kadar dayanabilirdim bilmiyorum. Yemeğin ve düşüncelerimin verdiği ağırlıkla gözlerim kapanır hale gelmişti. -"Oturucak mısın?"diye sordum masadan kalkarak. Gözlerini televizyonda dönen haber kanalından bana çevirdi. -"Erken daha oturalım. Uykun mu geldi?" Yüz ifadesindeki mutsuzluk yine mi uyku der gibiydi. -"Geldi ama duş alacağım. Yatmazsam gelirim." Ayaklarım kendiliğinden ona doğru gitti. Koltuğun arkasından eğilip yanaklarını tuttum ve içimden geldiği üzere iki yanağını da öptüm. Normal şartlarda bende geleyim mi teklifini kulaklarım bekliyordu. O teklif gelmedi. -"Olur dikkatli ol." Omzunda olan elimi tutup avuç içimi öptü. Bu kendini çekmiş hali benim içimi alevlendiriyordu. Ters etki mi yapmıştı neydi bilmiyorum. -"Duşta uyuya kalabilirim. Karını kontrol etmeye gelirsin!" Merdivenlerden çıkmaya başladığım esnada sırıtarak seslenmiştim. Karın.. Kocam oldu bu adam benim! Tanrım hala inanamıyorum şaka gibi geliyor. Ben hayalini kurarken hayali bile imkansızlıklarla dolu olurdu. Şimdi basbaya gerçek. Bana ait. Benim eşim. Yüzümden düşmeyen gülümsememle odada yer alan geniş banyoya girmiştim. Tam karşıda camın önüne konumlanmış jakuzi bana göz kırptı. Ona hayır diyemedim. Hemen suyunu açıp soyunmaya başladım. Tulumumu ve kilodumu sıyırıp kirli sepetine attıktan sonra saçlarımı tepeden dağınık bir topuz yaptım. Dekor amaçlı duran mumları banyo tezgahında yakarak hoş kokularını içime çektim. Mis gibi vanilya kokluyorlardı. Yeterince ışık yaydıklarını düşünerek banyonun ışığını söndürdüm ve jakuzinin içine girdim. Ağıran belim suyun etkisiyle beni inletecek kadar rahatladı. O kadar iyi gelmişti ki. Git gide bel ağrılarım artıyordu. -"Annesinin güzel oğlu." İki elimle karnımı okşarken dudağımı büktüm. Kucağıma alıp kokladığım günler gelsin istiyordum. -"Annen seni çok sevecek. Seni koynumda büyüteceğim söz. Pamuklara saracağım ben oğluşumu." Kendi kendime oğlumla konuşurken gözüm kapıya kaydı. Kollarını göğsünde bağlamış beni izleyen kocam dağ gibi duruyordu. Yutkunup gülümsedim. Geldiğini duymamıştım çünkü suyun fokurdama sesi yüksekti. -"O koynunda büyüyecek ben nerde yatacağım?" Kıskanç. Sırıttım. -"Pabucun dama atılacak üzgünüm kocacım." Gözleri ışıldadı. Usul usul bedenimi inceliyordu. Yalnızca göğüslerimin yarısı suyun üstünde kalmıştı. -"Kocan bunu kabul etmiyor üzgünüm. Önce ben kaptım." Adımları yanımda son bulduğunda dudağımı ısırmış onu izliyordum. Gözlerimiz birbirine kitlenmişti. Kalbim adeta yerinden çıkarcasına atarken yere eğilip bir dizi yere yasladı ve elini yanağıma uzattı. -"Oğlunu mu kıskanıyorsun?"diye sordum güçsüz heyecanlı bir sesle. İyice yaklaştı. Uzaklaşmadım bende yaklaştım. Dudaklarını dudaklarıma sürttü. Seslice öpüp iç çekmiş tekrar öpmüştü. -"Hayır karımı kıskanıyorum. Paylaşamam." Ne çabuk kabullendi alıştı değil mi? Sanki yıllardır ikimizde bu günleri bekliyorduk. Artık kalbim atmıyordu. Göğsüm resmen zangır zangır titriyordu. Uzanıp çenesine dokundum ve sakalını okşadım. -"O halde..koynuma gelmek ister misin?" • İyi geceler bebeklerim ❤️ Umarım iyisinizdir. Ben fazlasıyla yorgun ve uykuluyum ama sizi bölümsüz bırakmak istemedim. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere❤️��
Bölüm 17
K-17
Bölüm sonu
2 yorum
Hani bölüm
Çokkk güzelll birr bölümdü yazarcımm ellerine sağlık ❤️
