İçeriğe geç

KARA SEANSLAR

Bölüm 29 · 5 dk okuma

KARA SEANSLAR

Bölüm 29

29.BÖLÜM

ADINI BİLMEDİĞİM KORKU HİKAYESİ #5

“Bak canım sürekli aynı kelimeleri tekrarlıyormuşsun. Ben yapmadım, anlamıyor musun, ben yapmadım diyerek bağırıyormuşsun.”

Beynimdeki ses, bağırmaya başlamıştı, sen yaptın boşuna kendini kandırma deyip duruyordu. Sesi duymamak için kadının yüzüne bakmaya başladım adı neydi, unutmuştum ama önemli değildi. O da bana bakıp “Sana yardım edeceğime inanıyor musun?” deyince hızla başımı salladım.

O ise tekrar kolumu tutup beni kaldırmaya çalıştı. Bu sefer ona uyarak sandalyeye oturdum. Saçım yüzüme düşmüştü. Elini uzatıp geriye doğru sevgiyle düzeltti. Saçımı tarıyormuş gibi hissettim. Birden çocukluk yıllarımdan kalma bir görüntü gözyaşlarıma eşlik etti. Ana sınıfına başladığım gün annem de saçlarımı bu şekilde sevgiyle geriye doğru eliyle taramıştı. Boş gözlerle kadına odaklanmaya çalışıyordum. Ne söylemem gerektiğini bilmiyordum. Beynimdeki ses yerine onu dinlemek istiyordum. Gözlerinde gördüğüm bir şey ona bakmamı sağlıyordu.

“Kaan sorduğum soruyu hatırlıyor musun, rica etsem hatırladığın kadarını anlatır mısın?”

Evet, evet anlatacaktım. Sonunda güçlükle, “Ben, ben sizi değil başımın içindeki sesi duyuyorum… “ diyebildim. “Korkuyorum, çok korkuyorum. Siz de o sesi duyuyor musunuz? Siz de korkuyor musunuz?”

“Ben korkmaman için buradayım,” dedi yumuşak bir sesle. “Sesi duymuyorum. Sana ne söylüyor?”

“Daha çok şeyler yapacağımızı, artık özgür olduğumuzu. Ve sürekli sen yaptın diyor… Ama ben hiçbir şey yapmadım, yapmadım!” Artık ben de bağırıyordum.

“Sana ne yaptığını söylüyor?”

“Sadece sen yaptın diyor başka bir şey demiyor.”

“Tamam, anneni babanı en son ne zaman gördün bana anlatır mısın?”

“Babamı… Onu bugün görmedim. Annem evde dizi seyredip gülüyordu.”

“Ona dışarı çıkacağını söyledin mi?”

“Hayır… Söylemedim, çünkü salonda kanlar içinde yatıyordu. Onu salladım, sarıldım, bir yerinde bıçak vardı…”

“Devam et canım seni dinliyorum korkma bak ben sana yardım ediyorum, anlıyor musun? Lütfen gözlerime bak, bana bak.”

“Ben anneme sarılınca o bıçak daha derine girdi. Sesini duydum. Ama bu rüyaydı. Gerçek değil ki. Ben hep böyle kâbuslar görüyorum. Beynimdeki ses beni kimsenin anlamayacağını, eğer anlatırsam deli diye oynatacaklarını söylüyor ama ben onu da dinlemiyorum. Anneme, babama kaç kez söyledim beynimdeki sesleri. Korktuğuma onlar bile inanmadı. Normalmiş bunlar. O yüzden kâbuslarımı sadece ben bilirim, kimseye anlatmam. Bu, bu da kâbus, birazdan uyanıp annemin yanına gideceğim… Biliyorum gideceğim.”

“Tabi ki gideceksin ama o kâbusta neler oldu şimdi tekrar hatırlamaya çalış. Sonra gideceksin, ben sana yardım edeceğim.”

“Ben odamdaydım, uyumaya çalışıyordum, sanırım uyudum. İnsan uyanıkken kâbus görmez ki. Rüyamda da uyuyordum, bir şeyin kırılma sesi ile uyandım ve salona doğru yürüdüm. Annem tam koltuğun önünde yerde yatıyordu… Her yerde kan vardı. Korktum ama yanına gidip oturdum, bağırdım, sarıldım ama o bana bakmıyordu… Gözleri kapalıydı. Sonra birini gördüm, terasa çıkan kapının önünden bana bakıyordu. Ben ise annemi yere bırakıp ellerimdeki kanı üzerime silmeye çalışıyordum. Ağlıyordum. Uyanmak istiyordum ama uyanamıyordum. Gördüğüm kişi yanıma geldi beni yerden kaldırdı ve banyoya götürdü, musluğu açtı ve ben ellerimde ki kanı yıkamaya başladım. Sonra bana yardım etti, üzerimdekileri çıkarıp kirli sepetine koydu. Ellerini ilk kez gördüm siyah eldivenleri vardı. Beni orada bıraktı tam banyo kapısının dışına çıkarken bana anneni sen öldürdün dedi… Bu kâbus dedim. Ben neden annemi öldüreyim diye düşünürken beynimdeki ses o seni sevmiyordu hatırla diye konuşmaya başladı. Bunu duymak istemiyordum. Annem beni seviyordu ve bu sadece bir kâbustu. Uyanınca soracaktım… Ama hala devam ediyor. Artık üşüyorum, bana yardım edin uyanayım. Söz veriyorum anneme bir daha ses duyuyorum demeyeceğim duysam bile demeyeceğim… Uyanmak istiyorum…”

“Tamam, canım, sen sakin ol. Peki, kâbusunda gördüğün kişiyi tanıyor musun? Acele etme biraz düşün.”

“Hayır tanımıyorum. Siz rüyanızda gördüğünüz herkesi tanıyor musunuz?”

“Tabi ki tanımıyorum fakat bazen çok küçük bir ayrıntı sabah uyandığımızda bize rehberlik edebiliyor.”

“Benim kâbuslarımda öyle bir şey olmuyor çünkü çoğunu korkudan hatırlamıyorum.”

“Ama bak bunu hatırlıyorsun. Bir daha düşün, zayıf mıydı, uzun muydu, gözleri saçları ne renkti? Annenin bir şey dediğini duydun mu?”

“Hayır, duymadım, duymadım anlamıyor musunuz bu sadece bir kâbus. Neden dikkat edeyim ki, uyanınca hepsini unutuyorum.”

“Tamam, canım sakinleş biraz. Ben seni çok iyi duyuyorum ve anlıyorum ama sana yardım etmek için burada olduğumu unutma lütfen.”

Utandım birden. İlk kez biri duyduğum seslere ve korkunç kâbuslarıma inanıyordu. Tekrar ona bakmaya çalışarak, “Siyah giyinmişti,” dedim. “Saçlarını kapatmıştı, kar maskesi vardı yüzünde. Zayıftı sizin gibi, boyu teyzem kadardı. Teyzem… Teyzem kâbusta olsa neden anneme zarar versin ki? Çok saçma. Bu kâbus bitmeli ben neler diyorum böyle? Neden hala uyanamıyorum? Bu çok gerçekçi, ilk kez böyle oluyor, kâbuslarımda hiç üiümezdim, ama şimdi donuyorum. Ve beynimin içindeki ses bunun kâbus değil gerçek olduğunu söylüyor. Gerçek değil, değil mi? Bana cevap verin gerçek olamaz bu… Yoksa annem gerçekten öldü mü?”

Tekrar sallanmaya başlamıştım ve farkında olmadan ağlıyordum. İçimde bir yer acıyordu. Hiç kâbuslarda insanın içi acır mıydı?

“Çok üzgünüm Kaan, seni sokakta iç çamaşırı ile bulan arkadaşlar üzerindekileri giydirip seni buraya emniyete getirmişler. Üzerinde kimlik yokmuş. Arkadaşlarımız seni buldukları cevrede soruşturunca bir üst mahallede oturduğunu öğrenip aileni görmeye gitmişler. Evinizin dış kapısı açıkmış ve annen gerçekten salonda kanlar içinde yatıyormuş. Babana haber vermişler. Şehir dışında olduğu için hemen gelemedi fakat şu sıralar uçağı inmek üzeredir. Baban gelir gelmez seni hastaneye aldırıp müşahede altında tutacağız. İnan çok üzgünüm.”

Artık onu duymuyordum annem yoktu artık ve ben burada olduğuma göre, bir de beynimdeki ses sen yaptın dediğine göre annemi ben öldürmüştüm. Yok, bu olmaz kesinlikle olmaz ben neden annemi öldüreyim ki? Birden ayağa kalktım odadaki herkes bana bakıyordu. Ben ise bağırmaya başladım.

“O siyahlar giyinmiş olan ve ellerimi yıkayan kimdi? Anneme o zarar verdi ben böyle bir şey yapamam. Ben sadece ses duyuyorum ve kâbus görüp korkuyorum ama anneme bir şey yapmadım anlıyor musunuz yapmadım.”

Artık konuşulanları anlamıyordum. Dudakları oynuyor, kolumu tutuyorlardı fakat ben onları duyamıyordum. Yere çöktüm, dizlerimi karnıma çekip kollarımla ayaklarıma sarıldım. Karanlık bir kuyuya doğru düşüyordum. Önceleri korkuyordum fakat şu an garip bir biçimde huzurluydum. Etrafıma sanki duvar örülmüş gibiydi ve ben o duvarın içine kimsenin girmesine izin vermeyecektim…

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.