ADINI BİLEMDİĞİM KORKU HİKAYESİ #2
Ne kadar zaman geçti bilmiyorum ama birden sıçrayarak uyandım. Burası benim odam değildi. Kasvetli, soğuk ve her tarafı gri renk olan bir odadayım. İçime sinsice giren ürperti tüm vücudumun titremesine sebep oluyordu. Yattığım yerden doğrulup, bacaklarımı karnıma kadar çekip sallanmaya başladım. Neredeydim ben? Bir kâbusun ortasında mı uyanmıştım? Annem, babam neredeler, neden içimdeki korku artarak çoğalıyor? Üzerimde ki kıyafetleri ne zaman giyindiğimi kendimi zorlasam da hatırlayamadım. Kafamı duvara yasladım, duvar da içim kadar soğuktu ama ben üşümenin, sallanmanın ve kendime engel olamadığım titremelerimin dışında sanki betona yapıştırılmış gibi kımıldayamıyordum. Beynimdeki ses uzun bir süreden sonra sessizleşmişti, konuşmuyordu. Buna nedense çocuk gibi sevindim. Ellerimle başımın üstünü tuttum. Ne yapmaya çalıştığımı ben de bilmiyordum ama sanki her şey sona ermişti. Derin bir uykuya dalma isteği duydum. Odada sadece bir sandalye ve masa vardı. Olsun, bunun hiçbir önemi yoktu, beynimdeki ses susmuştu ya oturduğum yerde uyusam ne olacaktı ki?
Gözlerimi tavanda yanan beyaz floresan lambaya çevirdim, garip bir cızırtı çıkarıyordu. Kapının açılması ile birlikte başımı o tarafa döndürdüm. Uzun boylu ve yapılı bir adam içeriye girdi. Elimde olmadan, beni görmesin diye oturduğum yerde ondan saklanmaya çalıştım. Ama bunun hiç bir işe yaramayacağını biliyordum. Adam yavaş hareketlerle gelip tam önümde durdu. Başını sağa sola hafifçe salladıktan sonra dizlerinin üzerine çöküp gözlerini gözlerime dikti. İfadesi sert olsa da bakışlarında şefkat vardı.
“Kendine gelebildin mi Kaan? ”diye sorunca şaşırdım ve başımı salladım. Kendimden geçtiğimi ve buraya nasıl geldiğimi hatırlamıyordum ama sanki başka bir cevabım yokmuş gibi başımı sallamanın doğru olduğuna karar vermiştim.
Tam o sırada beynimin içindeki ses tekrar konuşmaya başladı.
“Sakın ona bir şey söyleme!”
Biraz önce duyduğum sevinç anında kaybolup gitti. Gözlerimi kapatıp kâbusun sona ermesini bekledim. Bir el kolumu tutunca irkilerek gözlerimi açtım, adam ayağa kalkmam için bana yardım ediyordu. Ben de ona bir kukla gibi itaat ediyordum. Her yanım uyuşmuş, titremem de artmıştı.
Masaya yaklaşınca beni sandalyeye oturtup tam karşıma geçerek, “Kaan, şu an nerede olduğunu biliyor musun?” diye sordu bu kez.