İçeriğe geç

KARA SEANSLAR

Bölüm 25 · 3 dk okuma

KARA SEANSLAR

Bölüm 25

25.BÖLÜM

GÖZLERİ OLMAYAN CANAVARIN HİKAYESİ #3

Gençler,köylerine geri döndü ve bu kez Gözleri Olmayan Adam’ın hayaleti hakkında yeni bir hikaye anlattılar. Bu hikaye, köy sakinlerini Kara Orman’ı ziyaret etmekten vazgeçirmişti. İnsanlar artık bu ormanın sırlarına saygı gösterdiler ve o günden sonra Kara Orman’ın derinliklerinden uzak durdular.

Ve böylece, kasaba halkı, Gözleri Olmayan Canavar’ın hayaletinin gerçekte ormanın koruyucusu olduğuna inandı ve korku efsanesi artık bir sır olarak kasaba halkının arasında yaşadı.

*H/A(yazar):Bu hikaye bu kadardı aslında üç bölme ayırmasanda olurmuş:D neyse başka hikayelere geçiyorum ve şuan mükemmel bir tane buldum:D onu yazayım size:)*

ADINI BİLMEDİĞİM KORKU HİKAYESİ #1

Her gece olduğu gibi bu gece de kâbuslarımla buluşmamak için uyumaya direniyorum. Salondaki televizyondan gelen kahkahalar odamın duvarlarına çarparken ben yatağımda, anne karnındaki bir bebek gibi büzülmüş, çarşafımın üzeri dikenlerle doluymuşçasına huzursuz bir halde yatmaya çalışıyorum ama bana hiçbir faydası olmuyor. Çünkü, beynimdeki sesi susturmak için ne kadar çabalarsam çabalayayım, o konuşmakta o kadar ısrarcı. Ellerimle kulaklarımı kapatsam da faydası yok. Sürekli ölü olduğumu fısıldayan bu kaba ve kalın ses, şimdi ne kadar önce olduğunu hatırlamadığım bir zamandan beri, fısıltısını gittikçe yükselterek sanki çevremdeki herkese kendisini duyurmaya çalışıyor. Aynaya bakmaya korkuyorum. Sesin sahibi, içimden bir yerden çıkıp boğazıma sarılacak diye ödüm kopuyor.

Geçenlerde babama biraz anlatmaya çalıştıysam da elindeki gazeteyi bırakmadan, “Normal bunlar. Sen benim bu evi ve sizin geleceğinizi düşünürken beynimin içine girsen beni tımarhanede zannedersin,” deyip sözlerimi ağzıma tıkadı.

Annem ise sadece ders notlarımın düşüşü ile ilgileniyor. Arkadaşlarının yüzüne bu notlarla nasıl bakarmış? Yediğim önümde yemediğim arkamdaymış. Ne sesiymiş? Bunları hiç kimseye söylememeliymişim yoksa maazallah bana deli derlermiş ve ailemizin geçmişinde olmayan bir deliliği ben sırf ilgi çekmek için üzerime yapıştırıp onların da şerefine, toplum içindeki konumlarına zarar verirmişim. Hep bu okuduğum kitaplar sebepmiş buna. O öğretmenim var ya, adı her neyse, o sebepmiş tüm bu safsatalara. Benim ne işim olurmuş klasiklerle, o kitaplar bana göre miymiş? Daha on yedi yaşındaki bir çocuğun okuyacağı kitaplar mıymış bunlar? Ders kitaplarım dururken, neden bilmem kaçıncı yüzyılda yazılmış kitaplarla beynimi yoruyormuşum? Rus romanlarının bana nasıl bir faydası olacakmış?

Anneme beni dinlemesini söylediğimde bana sürekli aynı şeyleri tekrarladığı için artık ona da bir şey anlatmıyorum. Korkuyorum… Hiç kimsenin tahmin edemeyeceği kadar çok korkuyorum. Beynimdeki sesin söylediklerinin gerçek olmasından öyle korkuyorum ki, annemin pişirdiği yemekleri yerken bile öleceğimi, beni zehirleyeceğini düşünmekten artık aç dolaşmaya başladım.

Babam geçen pazar neyim olduğunu sorduğunda ona tekrar uyuyamadığımı, korktuğumu söyledim. Enseme yediğim hafif tokat o an bana gülle gibi ağır geldi. Babam bana, ”Erkek adam korkar mı, bu söylediğini duymamış olayım. Yoksa şapkaları değişiriz. Bu kadar pısırık olma, sen kime benzedin böyle anlamıyorum ki? ”deyip kahvaltı masasından kalktı. Ben ise onun arkasından baka kaldım.

Yatağımda artık hiç kıpırdamadan yatıyorum. Rüzgârın esintisi ile yerinden oynayan tül odamın içine dalan kocaman bir hayalete dönüşüyor. Gözlerimi sımsıkı kapatsam da bana hiçbir faydası olmuyor, gördüğüm hayalet tam başucumda gözlerini bana dikmiş, beynimdeki sesle bir olup bana neler yapmam gerektiğini söylüyor. İçimden annemin odaya gelmesi için ettiğim duayı bile artık duyamıyorum. Biri beynimi kesip bu sesleri susturmalı yoksa ben kendi kafamı keseceğim. Sallanmaya da başladım. Babam ve annem beni sürekli uyarıyorlar fakat yardım çığlıklarıma kulaklarını tıkamış durumdalar. Uyumalıyım hem öyle derin uyumalıyım ki bir daha hiç uyanmamalıyım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.