İçeriğe geç

KARA KEDİ

Bölüm 4 · 4 dk okuma

KARA KEDİ

Bölüm 4

4.Bölüm: maskelerin düşüşü

Zeynep, elimizdeki cips paketine ve uzattığım havuçlara bakarken gözlerini kırpıştırmaktan başka bir şey yapamadı. Birkaç dakika önce yüzümüze bakmaya çekindiğimiz kız, şimdi ona sarılacakmış gibi tatlı dille konuştuğumuzu görünce iyiden iyiye şaşırmıştı.

— Şey... Teşekkür ederim kızlar, dedi kekeleyerek. Ben şey sandım... Yani küsüz sanıyordum.

Omuzlarımı silkip en masum halimi takındım:

— Aşk olsun Zeynep, ne küslüğü? Alt tarafı ufak bir gerginlikti, uzatmanın anlamı yok. Hem senin şu Aylin’le olan olayları da boş ver, biz bize yeteriz zaten.

Zeynep’in anında yüzü aydınlandı. İçten içe nasıl bir tuzağa düştüğünden bihaber, o aptalca rahatlama hissiyle derin bir nefes aldı. Gözlerindeki o sahte pırıltı geri gelmişti; sanmıştı ki her şey tatlıya bağlandı ve o yine hem bizimle takılıp hem de o havalı popülerliğin peşinden koşabilecek.

O gün okul çıkışına kadar ona karşı o kadar samimi, o kadar ilgili davrandık ki, Zeynep neye uğradığını şaşırdı. Ders arasında yanına oturup dedikodu yaptık, kahkahalar attık. Fakat bu tatlı maskenin altında, Ceren’le Deniz’in her an patlamaya hazır sabırsızlığı yatıyordu.

Zendep tuvalete gittiği an Ceren dayanamayıp kolumu çimdikledi:

— Kızım, bu kadar iyi davranmak midemi bulandırıyor benim! Resmen sarılasım geliyor ama sinirden boğmak istiyorum!

Deniz de ona hak vererek başını salladı:

— Valla ya, kadın Oscar'lık oynuyor resmen. Ama yüzündeki o saf ifadeyi gördükçe intikamın ne kadar tatlı olacağını şimdiden hissedebiliyorum.

Gözlerimi kısıp koridorun sonundaki lavaboya doğru baktım:

— Sabırlı olun kızlar. Büyük darbeyi vurmak için önce inandırmamız lazım. O kendini tamamen güvende hissedip Aylin’in grubuna yaranmaya çalışacağı o kusursuz anı bekleyeceğiz. O zaman yapacağımız hamle, onun o havada uçan hayallerini yerle bir edecek.

Tam o sırada Zeynep koşa koşa yanımıza geri döndü. Yüzünde elleri belinde, bize doğru sırıtan o tuhaf ifadeyle:

— Kızlar, yarın öğle arasında Aylin’ler beni yanlarına çağırıyor, onlarla masaya oturacağım ama siz de gelin isterseniz, arayı tamamen düzeltiriz dedi.

Ceren’le Deniz’e aynı anda bakıp içimizden şeytani bir gülümseme geçirdik. İstediğimiz fırsat tepsimize ayak basmıştı. Başımı sallayıp en tatlı ses tonumla onayladım:

— Tabii ki geliriiz canım, neden gelmeyelim? Sen git otur, biz de arkandan hemen geliyoruz.

Zeynep arkasını dönüp uzaklaşırken, arkasından kıs kıs gülerek bu oyunun ikinci perdesinin çok daha sert geçeceğini biliyorduk.Zeynep, ertesi gün öğle arasında Aylin’in masasına yanaşırken içinde fırtınalar kopuyordu; sanıyordu ki hem bizim saf sevgimizi yeniden kazandı ve her şey yolunda, hem de o çok özendiği popüler grubun masasına kurulacak. Oysa asıl oyun, tam da o masada oynanacaktı.

Zeynep heyecanla yerleşip, "Kızlar, nasılsınız? Şey... ben de sizinle takılmak istiyordum aslında," diye lafa girdi. Masada Aylin’le birlikte o her şeye burun kıvıran iki kafadarı, Pelin ile İrem oturuyordu.

Tam o sırada, planımızın en kritik anını başlatmak için Ceren ve Deniz’le birlikte masaya doğru yürümeye başladık. Yüzümüzde en tatlı, en saf gülümsemelerimiz vardı. Zeynep bizi görünce önce bir irkildi, sonra rahat bir nefes alıp, "Aaa, kızlar siz de mi geldiniz?" dedi.

Derin bir nefes alıp hazırladığımız o sahneye giriş yaptım:

— Evet Zeynepçim, geldik... Çünkü dün gece seninle ilgili düşündük de, sana büyük haksızlık etmişiz. Meğer sen haklıymışsın, bu kızlar gerçekten çok havalı ve eğlenceliymiş. Hatta biz dün akşam Aylin’e, Pelin’e ve İrem’e senin, yani senin aslında nasıl yanıp tutuştuğunu, bu gruba girmek için gece gündüz nasıl çırpındığını tek tek anlattık!

Masadaki herkes bir anda buz kesti. Aylin kibirli bir gülümsemeyle çayından bir yudum alırken, Pelin ile İrem kahkahayı bastı. Zeynep’in yüzündeki o aptalca rahatlama ifadesi anında soldu, rengi kireç gibi beyazladı.

— Ne... ne anlattınız? diye kekeledi Zeynep, sesindeki titremeyi gizleyemeyerek.

Biz ona bakıp hafifçe gülerken, Aylin gözlerini devirip tırnaklarına bakarak küçümseyici bir ses tonuyla lafa girdi:

— Ay, şekercim... Bu kızların bize gelip senin arkandan neler söylediğini bir bilsen, buraya oturmaya yüzün olmazdı. Seni aramıza alacağımızı falan mi sandın gerçekten? Sen kim, bizim grubumuzda takılmak kim ya? Kendini ne sanıyorsun sen?

Zeynep neye uğradığını şaşırdı. Panikle başını bize çevirdi, gözleri dolmak üzereydi:

— Kızlar... Siz... siz böyle şeyler söylemezsiniz, şaka yapıyorsunuz değil mi? Hani biz dosttuk, dün sarılıyorduk?

Deniz kollarını göğsünde birleştirip başını yana eğdi:

— Aşk olsun Zeynep, ne şakası? Her kelimesi gerçek. Senin o iki yüzlü hallerini, bizi nasıl sattığını bu kızlara tek tek anlattık ki gerçek yüzünü herkes görsün.

Zeynep kıpkırmızı kesildi, sandalyeden kalkıp kalkmamak arasında bocaladı. Pelin ile İrem elleriyle ağızlarını kapatıp kıs kıs gülüyorlardı. Aylin ise iyice tepesine binmek için öne doğru eğildi:

— Ee, gördün mü bak? Ne bizimlesin, ne de o arkada bıraktığın enayilerin... Ortada öylece, tek başına kaldın işte. Defol git şimdi başımızdan, midemizi bulandırdın!

Zeynep o an utançtan yerin dibine girdi. Gözyaşları yanaklarından süzülmeye başlarken, arkasına bile bakmadan kafeteryadan dışarı doğru koşmaya başladı.

Arkasından bakarken Ceren ile Deniz dayanamayıp kahkahayı bastılar; salonda yankılanan sesli gülüşmelerine ben de katıldım. Puf noktası tam yerini bulmuştu; dayanamayıp ben de onlara eşlik ettim ve altı kişi birden (Aylinler ve biz) kahkahalarla Zeynep’in arkasından gülmeye başladık. Zeynep ise kaşık kadar kalmış bir halde, o utanışla oradan uzaklaşıp gitti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.